"Gerçekten" haber verir 19 Eylül 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Ekonomi

 

Merkez bankaları piyasaları paraya boğacak

ABD Merkez Bankası, piyasaları yatıştırmak için diğer 5 büyük merkez bankası ile alınan ortak tedbirleri açıkladı.

ABD Merkez Bankası (Fed); Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BOE), Japonya Merkez Bankası (BOJ), İsviçre Merkez Bankası (SNB) ve Kanada Merkez Bankası (BOC) ile Wall Street’teki krizle ortaya çıkan likidite sıkışıklığını yatıştırmaya dönük tedbirleri açıkladı. İlgili bankalardan aynı anda yapılan açıklamalara göre, ECB ve BOE 40’ar milyar dolara kadar gecelik vadede dolar fonlaması yapacak. ECB piyasalara Pazartesi 30 milyar Euro, Salı günü 70 milyar Euro vermişti. Fed ise geçici döviz swap düzenlemesinde 180 milyar dolarlık genişlemeyi onayladı. Japonya Merkez Bankası Fed ile 60 milyar dolarlık, Kanada Merkez Bankası ise 10 milyar dolarlık swap anlaşması imzaladı. Fed, yaptığı bütün karşılıklı geçici döviz swap anlaşmalarının 30 Ocak 2009’a kadar geçerli olacağını açıkladı. Japonya Merkez Bankası ise dünya çapında dolar sıkışıklığına karşı alınan önlemlere paralel olarak piyasaya dolar vereceğini açıkladı. Ortak müdahale sonrasında gecelik dolar fonlama maliyetleri yüzde 2’ye kadar geriledi. Dolar faizleri önceki gün Avrupa’da yüzde 5, bugün ise Asya’da yüzde 8.5’e kadar yükselmişti.

BNP Paribas’ın kıdemli döviz stratejisti Ian Stannard alınan önlemler hakkında, “Elbette sorunun asıl sebeplerini ortadan kaldırmıyor, ancak para piyasalarında oluşan anlık gerilimin bir kısmını rahatlatıyor” dedi. Fed ve 5 merkez bankasının aldıkları önlem dışında dün erken saatlerde Japonya, Avustralya ve Hindistan piyasalara 28 milyar dolar verirken, Çin de hafta içinde para politikasında iki kere gevşemeye gitti.

/ Frankfurt / Tokyo

19.09.2008


 

BİNLERCE İNSAN BİR ANDA İŞSİZ KALDI

ABD'de asırlık dev bankaları iflâs ettiren finans krizi, durumdan olumsuz etkilenen şirketlerin çalışanlarını ve onlara endeksli sektörleri de vurdu. Binlerce insan bir anda işsiz kalırken, bazı büyük şehirlerde bundan dolayı göç dalgaları yaşanabileceği belirtiliyor. Buna bağlı olarak özellikle gelir vergisi tahsilâtında ve ofis-gayrimenkul fiyatlarında büyük düşmeler olması bekleniyor.

1930'DAN SONRAKİ EN BÜYÜK KRİZ

Olumsuz etkilerin bilhassa Wall Street borsasının bulunduğu bölgede, New York'un simgelerinden Manhattan'da kendisini göstereceği ifade edilirken, gelişmeler Amerikan kapitalizminin 1930'lardaki büyük krizden sonraki ikinci derin krizle karşı karşıya olduğu yorumunu güçlendiriyor. Krizin dünyadaki yansımaları da AB üyeleri ve Rusya başta olmak üzere birçok ülkeyi kaygılandırıyor.

Ekonomik kasırga sarsıyor

AMERİKAN mali krizi, sadece şirketleri değil bazı şehirleri ve arka ofis çalışanları olarak da nitelendirilen kesimi de vurdu. Krizden kötü etkilenen şehirlerin merkezlerinin ve ofislerinin bulunduğu şehirler, alım gücünü kaybeden çalışanlardan dolayı oldukça olumsuz etkileniyor. Krizden sadece şirketler değil, şirketin “arka ofis” çalışanları ve şirketle veya çalışanlarıyla büyük küçük bağlantılı olan birçok kurum da olumsuz etkileniyor. Bazı büyük şehirlerde göç dalgası yaşanabileceği belirtiliyor. Amerika’nın kötü giden ekonomisinden en çok etkilenecek yerlerden biri New York. Büyük yatırım şirketlerinin bir bir iflas etmesi sadece üst düzey yöneticileri değil, 12 bin New Yorklunun işini de etkileyecek. Bu şirketlerin büyük bir yer kapladıkları Manhattan’da ofis fiyatlarını yerle bir edebilir. Wall Street çalışanlarının en çok oturdukları New Jersey ve Connecticut, gelecek için karamsar. New York ise, ‘Kara Pazartesi’nden sonra, ekonomisinin lokomotiflerinden biri olan Wall Street’i endişeli gözlerle izliyor.

Wall Street, Pazartesi günü ekonomik kasırga ile savruldu. 1930’daki Büyük Bunalım’dan sonra en büyük mali krizini yaşayan Amerikan piyasası, tahribattın muhtemel ekonomik etkilerini tahmin etmeye çalışıyor. Piyasanın girdiği bu büyük afette belki en çok etkilenecek bölge ise New York. Lehman Brothers’ın iflası, yatırım bankası Merrill Lynch&Co.’nun aniden devredilişi zaten zor günler geçiren New York ekonomisini daha da etkileyecek. New York’un baş hesap kontrolcüsü olan William Thompson kriz için “Bugün üzücü ve çok kötü bir gün” dedi. “Binlerce insan işini kaybetti ve yarının ne olacağını bilemiyor. İnsanların aklına Wall Street deyince, yatırım bankaları veya piyasa hissedarları geliyor. Ancak, unutmayalım ki, Wall Street’de bir de asistanlar ve arka ofis çalışanları da var ve bunlar da şu anda işsiz kalmış durumdalar” diyen Thompson gelir seviyesi çok yüksek olmayan kesimin yaşadığı sıkıntıya dikkat çekti.

Fairfield County İş Konseyi kamu politikası Başkan Yardımcısı Joe McGee ise Connecticut’un krizinden kaynaklanabilecek ekonomik zayiatı değerlendirdi. Connecticut bütçesinin neredeyse dörtte biri Wall Street’den gelen gelir vergisinden sağlanıyor. “Lehman Brothers’da işini kaybeden çalışanların önemli bir kısmının Fairfield County’de yaşadığını” kaydeden uzman, gelir vergilerinde düşüş olacağını belirtti.

Satış vergisi geliri ve emlak değerleri de metro bölgesinde mali kasırgadan nasibini alacaklar arasında. New York, bütün ülkeyi etkileyen ekonomik durgunluktan en az zararı gören yerlerden biriydi. New Heavan’daki DataCore Partners’ın ekonomi uzmanı olan ve Vali Jodi Rell’in Ekonomi Uzmanları Kurulu başkanlığını da yürüten Donald Klepper- Smith’e göre, “Bu zincir (yani istihdamın yer değiştirmesi, emlak kaybı ve çalkantılı piyasa) bir felaket.”

Manhattan ise son ekonomik kasırganın en çok hissedileceği yerlerden biri. Lehman Brothers, Merrill Lynch ve AIG ,bu üçü sadece, Manhattan’ın 9,5 milyon metrekare ofis arazisini kaplıyordu. Bu da ülkenin en güçlü ofis piyasasına sahip Manhattan için, sarsıcı etkiler getirecek.

/ New York

19.09.2008


 

Krizin son kurbanı İngiliz HBOS

İNGİLİZ bankacılık grubu Lloyds, İngiltere’nin en büyük mortgage sağlayıcısı HBOS’i 21.7 milyar dolar değer üzerinden satın aldı.

Küresel finans krizinin son kurbanı İngiltere’nin en büyük mortgage sağlayıcısı HBOS oldu. İngiltere’nin beşinci büyük bankacılık grubu Lloyds, HBOS’i 12.2 milyar sterlin, yani yaklaşık 21.7 milyar dolara satın almak için anlaştığını açıkladı. Lloyds’un HBOS’e ödediği fiyat, HBOS’in dünkü kapanış fiyatının yüzde 58 üzerinde bulunuyor. İki şirketin birleşmesinden doğacak yeni oluşum 50 milyar dolarlık bir şirket olacak. Yeni şirkette CEO görevini Lloyds CEO’su Eric Daniels üstlenecek. İngiltere’nin finansal hizmetler otoritesi FSA, Lloyds’ın HBOS’i satın almasından memnuniyet duyduğunu açıkladı. İngiltere hükümeti, birleşen grubun İngiltere’deki mortgage’ların yüzde 28’ine sahip olmasına rağmen, İngiltere finans sisteminin istikrarını sağlamak için düzenleyici kurumların onay sürecinde kolaylık sağlayacağını belirtti.

/ Londra

19.09.2008


 

Özel sektörün kur riski büyüdü

KÜRESEL ekonomide devam eden olumsuz gelişmeler giderek kriz niteliği kazanırken, Türkiye’nin yüksek kur riski oluşturan ve tamamına yakını özel sektöre ait kısa vadeli dış borç stoku, yılın ilk yedi ayında 14.1 milyar dolar büyüyerek Temmuz sonunda 55.9 milyar dolara ulaştı.

Türkiye’nin tamamına yakını bankalar ile şirketler olmak üzere özel sektöre ait kısa vadeli dış borç stoku, 2007 sonu itibariyle 41 milyar 782 milyon dolar düzeyinde bulunuyordu. Bu yılın ilk yedi ayında söz konusu borç stoku 14 milyar 149 milyon dolar artış göstererek 55 milyar 931 milyon dolara ulaştı. Söz konusu artış da bankalar ve şirketler kesiminin borcundan kaynaklandı. Özel sektör, artan kriz riskine rağmen, kısa vadeli dış borçlanmaya devam etti. Yedi aylık dönemde şirketlerin kısa vadeli dış borcu 6 milyar 607 milyon dolar artarak 26 milyar 787 milyon, bankalara ait borç da 7 milyar 614 milyon dolar artışla 24 milyar 434 milyon dolara ulaştı. Merkez Bankası’nın kısa vadeli dış borcu ise yedi ayda 72 milyon dolarlık bir azalışla 2 milyar 210 milyon dolara geriledi. Kısa vadeli dış borç stoku, Temmuz sonu itibariyle 55 milyar 931 milyar dolara kadar yükseldi.

19.09.2008


 

Teşvik uzamazsa 5 bin kişi işsiz kalacak

DEMOKRAT Parti Trabzon Merkez İlçe Başkanı İbrahim Er, teşvik uygulamasının uzatılmaması halinde Trabzon ve bölgede 5 bin kişinin işsiz kalacağını iddia etti.

DP Merkez İlçe Başkanı Er, yaptığı yazılı açıklamada 5084 Sayılı Kanunla, Teşvik kapsamına alınan Trabzon’un, 2008 yılı sonunda bu hakkını kaybedeceğini hatırlattı. Trabzon’da, 2007 yılı başında, 200 civarında firmada çalışan yaklaşık 5 bin kişi teşvik kapsamında iken, bugün 1500 firma ve 30 binin üzerinde çalışanın bu yasa kapsamında olduğunu vurgulayan Er, bu istihdamın her ay yaklaşık 3 Milyon YTL’nin üzerinde bir girdi sağlandığını kaydetti. Teşvik kanunuyla, 2008 Ocak ayı itibariyle Trabzon’un 42 trilyona yaklaşan önemli bir katkı kazandığını ifade eden Er, Teşvik yasasından toplam bin 491 firma ve 30 bin 959 kişinin yararlandığını belirterek, şöyle devam etti: “Teşvik uygulamasının son bulması halinde ise, her işletmeden en az 5 işçinin çıkarılacağını düşündüğümüzde, en az 5 bin kişi işsiz kalacak demektir. Fındık fiyatının açıklanmasıyla büyük bir hayal kırıklığı yaşayan ilimizde, 5 bin kişinin daha işsiz kalması, çarpan etkisini dikkate aldığımızda, ortalama 50 bin kişiyi doğrudan, yaklaşık 250 bin kişiyi de dolaylı olarak olumsuz anlamda etkileyecektir. Bölgemiz için bu önemli bir rakamdır, bu yüzden teşvik en az 5 yıl daha devam etmelidir.”

Yeni Asya

19.09.2008


 

Rantlara vergi geliyor

GELİR vergisi kanunu büyük çaplı değişikliğe uğruyor.

Şehirsel rantlara vergi geliyor, zirai kazançların vergilendirilmesinde stopaj uygulaması yaygınlaştırılıyor, esnaf muafiyeti genişletiliyor, aralarında taksicilerin de bulunduğu meslek grupları için her ilçede özel komisyonlarca yıllık kazanç tespiti öngörülüyor. Vergi kayıp ve kaçağına karşı da yeni güvenlik müesseseleri devreye sokuluyor. Gelir İdaresi Başkanlığı ve Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü temsilcilerinin de katılımıyla hazırlanan yeni Gelir Vergisi Taslağı, gelir vergisini daha basit ve güncel hale getirirken, menkul kıymet araçlarındaki vergi rejimini aynen koruyor. Ancak şehirsel rantlar, tarım kesiminin ve esnafın vergilendirilmesi, gider bildirimi ve diğer güvenlik müesseseleri konularında radikal değişiklikler içeriyor. Buna göre, şehirsel rantalar vergi geliyor. Değer artış kazancının vergilendirilmesindeki 5 yıllık sınır 10 yıla çıkarken, enflasyondan arındırma kalkıyor. 10 yıla kadarki süreçte de kademeli vergileme öngörülüyor. Buna göre, şehirsel rant gelirinin 1. yılında yüzde 90’ı, ikinci yılında yüzde 80’i ve 9. yılında da yüzde 10’u değerlendirilecek. Zirai kazançların vergilendirilmesinde stopaj yaygınlaşacak, ürün satışlarında çiftçiye makbuz alma zorunluluğu gelecek. Esnaf muafiyeti genişletilerek, küçük esnaf vergi dışı bırakılacak. Aralarında taksicilerin de bulunduğu çeşitli meslek grupları için de her ilçede özel komisyonlarca yıllık kazanç tespiti yapılması ve buna göre vergi alınması planlanıyor. Lüks hayata da, ‘’Bunları nasıl ve neyle finanse ettin?’’ sorusunun sorulacağı gider bildiriminde, yıl içindeki harcamalar, o yıla ilişkin belan edilen gelirle karşılaştırılıyor. Geliri düşük, harcaması fazla olandan da açıklama isteniyor.

19.09.2008


 

Dünyada rekora koşuyor, Türkiye’de azalıyor

DÜNYADA hububat ve buğdayda 2008 yılında rekor üretim beklenirken, TÜİK’in 2008 yılı bitkisel üretim tahminlerine göre Türkiye’de buğday ve arpa üretimi, beklenen düzeyde gerçekleşmeyecek.

Uluslararası Hububat Konseyi’nin (IGC) son raporunda, Temmuz 2008/Haziran 2009 sezonu dünya hububat üretiminin, 1 milyar 749 milyon ton düzeyinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu oran, son 5 yılın en yüksek üretimi olarak belirtiliyor. Rekor üretimle dünya hububat stokları da 282 milyon tondan 300 milyon tona ulaşıyor. Konseyin raporunda, dünya buğday üretimi de rekor düzeyde 672 milyon ton olarak öngörülüyor. Tüketimin üretimin altında olacağı, bu yüzden de dönem sonu buğday stoklarının, geçen yılki 122 milyon ton düzeyinden 151 milyon tona çıkmasının beklendiği belirtiliyor. Dünya bu şekilde üretimde rekora giderken tarım ülkesi Türkiye’de özellikle buğday ve arpa üretiminde düşüşler bekleniyor. TÜİK’in açıkladığı bitkisel üretim tahminlerine göre Türkiye’nin buğday ve arpa üretimi önemli oranda düşüşte. Tahminlere göre Türkiye buğday üretimi, geçen yıla göre yüzde 3,4 artıyor ancak normal üretimin olduğu 2006 yılına göre yüzde 11,3 azalıyor. Bu yıl, 17,8 milyon ton buğday üretimi bekleniyor. Hububat üretiminde asıl sorun arpada görünüyor. Arpa üretiminin, geçen yıla göre yüzde 18,4, 2006’ya göre ise yüzde 37,6 azalarak 5,95 milyon ton düzeyinde gerçekleşmesi bekleniyor. Yulaf üretiminde önemli bir değişiklik beklenmezken, çavdar üretiminde 2006’ya göre yüzde 5.5’lik bir azalma olacağı öngörülüyor.

19.09.2008


 

Özince: Kriz ciddiye alınmalı

TÜRKİYE zamanlar iş yeri kiralarının, satışların tavan yaptığı Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, Türkiye’nin ABD’de yaşanan krizi mutlaka ciddiyetle ele alması, önlemler ve alınması gereken dersler olduğu bilinciyle “tez elden” gereğini değerlendirmesi gerektiğini bildirdi.

Özince, krizin Türkiye’ye yansımaları ve yapılması gerekenlerle ilgili de şu görüşleri aktardı: “Sadece hükümetimiz, devletimiz değil biz Türk vatandaşları, hepimiz gündemimizi daha gerçekçi bir tavırla saptamalıyız. Sadece politik konulardaki çekişmeler değil, sosyal konulardaki çekişmeleri de bir kenara bırakmalıyız. Ancak bütün kuruluşlar, bankacılığımız da, basınımız da, vatandaşlarımız da hepimiz bunun bilincinde olmalıyız. Bu kriz mutlaka ciddiyetle ele alınmalı ve Türkiye Cumhuriyeti de mutlaka krizle ilgili alması gereken dersler ve önlemler olduğu bilinciyle tez elden gereğini değerlendirmeli. Türkiye’nin elini çabuk tutması, böyle bir durumu fırsata çevirecektir. Aksi takdirde birtakım önceliği olmayan konularla uğraşırken, tam ifadesiyle dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olacak şekilde olumsuz etkilenmemiz mevzu bahis olacak.” En az etkilenen sektörlerden birinin bankacılık olacağını savunan Özince, gereği yapılmazsa reel sektörün, özellikle üretimin, ciddi altyapı projelerinin, Borsanın daha kötü etkilenmesinin söz konusu olabileceğini vurguladı.

19.09.2008


 

Çağlar: Tedbirle az etkileniriz

ZİRAAT Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, Türkiye’nin siyasi istikrar ve bütçe disiplini sağlandığı, bankacılık sektörünün de Merkez Bankası ve Hazine’nin borç ve faiz politikası çerçevesinde düzeni sağladığı sürece krizden çok az etkileneceğini söyledi.

İftar yemeğinde gazetecilerin çeşitli konulardaki sorularını cevaplayan Çağlar, Lehman Brothers’in iflasının Türkiye’ye etkilerine ilişkin bir soru üzerine, önemli olanın bu işten en az etkilenerek çıkabilmek olduğunu dile getirerek, bu işin ‘’mali, finans, ve siyasi istikrar’’dan oluşan üç ayağı bulunduğunu anlattı. Çağlar, ‘’Siyasi istikrar ve bütçe disiplini sağlandığı sürece, bankacılık sektörü de Merkez Bankası ve Hazine’nin borç ve faiz politikası çerçevesinde düzeni sağladığı sürece bu işten en az etkileniriz gibi gözüküyor. Yoksa etkilenmemek mümkün değil. Çünkü reel sektörün 130 milyar dolara yakın dışarıdan borçlanması söz konusu. Bu borçlanma devam edecek mi? Ciddi miktarda ihracat hacimlerine ulaşmış bir ülke haline geldik. Bütün bunların yavaşlaması bizi de bir şekilde etkileyecek’’ diye konuştu. Ziraat Bankası’nın son birkaç günde yurt dışından fonlama yapıp yapmadığına ilişkin bir soruya verdiği cevapta ise Çağlar, ‘’Şu anda yurt dışını biz fonluyoruz. Elimizdeki günlük 22,5 milyar dolar likiditeyle Avrupa ve Amerika bankalarını bir anlamda biz fonluyoruz’’ dedi.

19.09.2008


 

İTO: Kriz Türk bankalarını vurmaz

İSTANBUL Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, dünya bankacılık sektörünü vuran büyük krizin, Türk bankalarını kolay kolay vuramayacağını söyledi.

Yalçıntaş, Aktif Grup tarafından düzenlenen iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, geçtiğimiz Pazartesi gününün dünyanın bütün ekonomik başkentlerinde ‘’kara pazartesi’’ olarak adlandırıldığını belirtti. Krizin Türkiye’yi ve bankaları da etkileyeceğini ifade eden Yalçıntaş, ancak, 2001 yılında birçok bankanın batmasından sonra bankacılık sisteminin çok sağlam temeller üzerine oturttulduğu için bankalarımızın, bundan fazla etkilenmeyeceğini belirtti. Türkiye’nin bu durumdan iki türlü etkileneceğini belirten Yalçıntaş, Avrupa ve ABD’deki yavaşlayan ekonomi yüzünden ihracatın düşeceğini ve özel sektörün eskisi gibi yurt dışından ucuz ve uzun vadeli kredi bulamayacağını söyledi. Yalçıntaş, ‘’Aynı şekilde bu yurt içindeki bankalara da Türk firmalarına ucuz (zaten ucuz değildi ama) ve uzun vadeli kredi verme imkanını ortadan kaldıracak’’ diye konuştu.

19.09.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün haberler

Site yöneticisi | Editör
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır