"Gerçekten" haber verir 19 Aralık 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Abdil YILDIRIM

Ağırlıkları sırtımızdan atalım



Bu kadar günahla dolaşma yerde,

Korkarım ki taşıyamaz yer seni

Nazik tenin kara yere düşer de,

Oralarda börtü böcek yer seni.

A.Y.

ayatın, uzun ince bir yol olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu yolculuk ruhlar âleminden başlar, dünyadan, kabirden, mahşerden, sırattan geçer, Cennet veya Cehennem menzillerine doğru uzayıp gider. Aklı başında olan her insanın da gitmek istediği mekân, ebedî saadetler diyarı olan Cennet yurdudur. Bir yolculuğun rahat geçmesi ve yolcunun menziline sağ sâlim ulaşması için, elinde ve sırtında ağır yükler olmaması gerekir. Elde veya belde taşınan bir yük, yol uzadıkça ağırlaşır, gittikçe insana azap vermeye başlar. Bazen de yorgun yolcu, tâkatsiz kalır, başı döner, sırtındaki yükü ile beraber bir uçurumdan yuvarlanır, helâk olur.

İnsanın yükü ağır, yolu uzun, tâkati ise pek azdır. Elindeki ve belindeki ağır yüklerle bu uzun yolculuğa tahammül etmesi pek müşküldür. Dünyanın lüzumsuz meşgaleleri, hırs, tamah, servet ve şöhret tutkusu, fânî muhabbetler, dünyevî dertler, birer yük olarak ruhun omuzlarına biner. İnsan tövbe ve istiğfar ile bu yükleri sırtından atmaz, ağırlıklarını dünyada bırakıp gitmezse, kabirde, mahşerde ve sıratta bu ağır yükleri taşımak zorunda kalacak, sefil ve perişan olacaktır.

Hayat yolculuğunun en önemli etabı, dünyadan geçen kısımdır. Bu yol çok kısa olduğu halde, çok uzun bir seferin bütün hazırlıkları burada yapılır. Bütün erzak ve iâşesi burada temin edilir. Bundan sonraki yolculuğun rahat ve huzurlu geçmesi için gerekli olan ihtiyaçlar dünyada karşılandığı gibi, yolculuğu zora sokacak gereksiz yükler de yine dünyada insanın sırtına yüklenir. Akıllı bir insan, kendisine lâzım olan erzak ve iâşesini yanına alır, lüzumsuz ve zararlı yükleri sırtına yükleyip, uzun yolculuğunu bir azap hâline getirmez.

Balonların yükselmesi ve havada yol alabilmesi için, sepette bulunan gereksiz ağırlıklar aşağı atılır. Böylece yükü hafifleyen balon, havada yükselir ve yoluna devâm eder. Denizlerde batma tehlikesi ile karşı karşıya kalan gemilerde de yine fazla ağırlıklar dışarı atılır, geminin yükü hafifletilerek yüzmesi sağlanır. Bu işlemlere, “safra atmak” denir. İnsanın hayat yolculuğu da, bir balon veya gemiye benzetilecek olursa, güvenli bir yolculuk için sepetindeki safraları atması gerekir. Her gün kalbimizi, gönlümüzü ve ruhumuzu şöyle bir yoklasak, ne kadar zararlı safralarla dolu olduğunu görürüz. Hemen tövbe ederek bu safraları atmazsak, yükümüz gittikçe ağırlaşacak, hem dünyada, hem kabirde, hem mahşerde, hem de sıratta başımıza belâ olacaktır. Allah’ın Rahmet ve Mağfireti imdadımıza yetişmezse, belki de Sırat Köprüsünden başımızı döndürüp Cehennem çukurlarına yuvarlanmamıza sebep olacaktır.

İnsanın gönlüne yerleştirdiği dünya sevgisi, mal mülk sevdası, şan şöhret tutkusu ve fâni muhabbet gibi duygular birer safradır. Kalbine koyduğu kin ve nefret, haset ve husûmet; diline doladığı yalan ve gıybet, ruhuna yüklediği her türlü isyan ve zulmet, birer safradır. Akıl dağarcığına doldurduğu fuzûlî malûmat ve düşüncelerini dumura uğratan zararlı meşguliyetler de birer safradır.

İnsan dünya yolculuğu esnasında yüklendiği bu safraları, kabir kapısına varmadan üzerinden atmak durumundadır. Öyleyse, gün bugündür. Hayatın fırtınalı yolculuğunda yarının ne getireceğini kimse bilemez. Yarın safra atmaya fırsat bulamayabiliriz. Öyleyse, tövbe ve istiğfarla, nedamet ve münâcâtla, kalbimizin ve ruhumuzun omuzlarındaki yükleri atalım. Yoksa bu safralar hayat gemimizi azap denizlerinde gark edebilir.

19.12.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (09.12.2008) - Pencerelerden seyret, içlerine girme

  (26.11.2008) - Hayatın âhengi

  (16.11.2008) - İnsan su gibi olmalı

  (09.11.2008) - ÖMÜRDEN TASARRUF ETMEK

  (01.11.2008) - Sükût her zaman altın mıdır?

  (28.10.2008) - Kafalardaki odun yığınları

  (18.10.2008) - Ülkemizin tanıtımında Risâle-i Nur’un önemi

  (07.10.2008) - Akıllı tüccar

  (01.10.2008) - Bayramların öteki yüzü

  (18.09.2008) - Acıkmak güzeldir

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır