14 Temmuz 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Görüş

Herkesin imtihanı farklıdır

Dünden devam

3. Söylenen sözlere dikkat etmek

Planlarını uygulamak için babalarından kardeşlerini kendileriyle birlikte kırlara oyun oynamak üzere göndermesini istedi-ler. Hz. Yakub (as), çok sevdiği oğlu Yusuf’u (as), gezdirip eğlendirmek bahanesiyle alıp götürmek ve ona kötülük etmelerinden korktuğu oğullarına, “Onu götürmeniz beni elbette üzer. Siz ondan habersizken onu kurt yer diye korkuyorum” demişti. Ertesi gün, çekememezlik (hased) duygularının tesiriyle diş biledikleri üvey kardeşleri Yusuf’tan (as) kurtulmak için onu bir kuyuya atmışlar, ancak gece geç vakitte eve dönüp geldiklerinde babalarına “biz oynarken, bir kurt gelip onu yemiş” diyerek yalan bilgi vermişlerdi. Peygamber Efendimiz (asm) bu hususta şöyle buyurmaktadır: “İnsanların hatırlarında olmayanı hatırlatarak onlara (kötüye kullanacakları) ipucu vermeyin, sonra yalan söylerler. Yakub’un (as) oğulları kurdun insanı yiyeceğini düşünmezken o, kendilerine “onu kurt yemesinden korkarım” dediği için onlar da “Yusuf’u (as) kurt yedi” dediler.”

Bu sebeple, kişi ticarî hayatında, rakiplerinin koz olarak kullanacağı söz ve davranışlardan sakınmalıdır. Bunun yanı sıra, yukarıdaki âyetlerden şunu da anlıyoruz ki, insan sözlerine de dikkat etmelidir. Çünkü, “Belâ insanın ağzından çıkan söze bağlıdır.”

O halde, günümüzde sık sık adından söz edilen “kriz” vb. olumsuz şeyler, bir “belâ” olarak, bir “sınanma aracı” olarak düşünülmeli ve kişi ya da herhangi bir şirket, gerçekte kendini idare edebilecek durumda ise ikide-bir kriz kelimesini gündemine almakla bu belâya dâvetiye çıkarmamalıdır.

4. Herkesin sınavı farklıdır.

Hz. Yusuf (as), iki kez gayri meşrû bir teklife muhatap oluş, her ikisinde de Allah’a sığınarak günah işlemekten korumuştu nefsini… Hz. Yusuf’un (as) sınandığı duyguların bir başka versiyonu da kişinin daha fazla “mal-mülk ve servete sahip olma” arzusu şeklinde tezahür edebilir. Günümüzde ticaret erbabı, kendisine cazip görünen tekliflerle “işini büyütmek / sermayesini arttırmak / daha fazla kişiye istihdam alanı oluşturmak vs.” gibi tekliflere muhatap olmakta ve cazip oranlarda sunulan kredilerle adeta imtihan olmaktadır. Bir tarafta işini büyütmek ve yeni istihdam alanı oluşturmak gibi olumlu gelişmeler, bir tarafta ise Allah’ın âyetlerde açık ve net bir şekilde “yaklaşmayın” diyerek uyardığı faiz günahı… Müslüman bir ticaret erbabı ne yapacaktır bu durumda? İşte bu vb. soruların cevabını da kıssada bulabilmekteyiz. Hz. Yusuf’un (as), gayri meşrû teklife ikinci kez verdiği cevap şöyleydi:

“Rabbim! Bana teklif ettikleri günahı işlemektense, beni atmakla tehdit ettikleri zindana girmeyi tercih ederim. Eğer onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyledip kendime kötülük edenlerden olurum”. Rabbi Yusuf’un (as) duâsını kabul etti ve onların tuzaklarına düşmekten onu korudu. Çünkü her şeyi işiten ve bilen O’dur… (Yusuf / 33 - 34)

Hz. Yusuf (as) Allah’a karşı günah işlemektense zindana girmeyi göze aldı ve neticede hapsedildi. Ancak Mısır’ın Sultanı, önce kuyuda sonra da zindanda olgunlaşacak ve ardından “kemal” mertebesine ulaşmış biri olarak makamına oturacaktı… Nitekim öyle de oldu. Yapmış olduğu mükemmel ve muhteşem rüya yorumuyla o zamanki hükümdarın ilgisini çekmiş, zindandan çıkarılarak önemli bir mevkie tayin edilmişti. İlgili âyetler şöyledir:

“Böylece Yusuf’a (as) orada (Mısır’da) imkân ve kudret verdik. İstediği yerde oturacak bir mevkideydi. İşte biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi böylece nasib ederiz ve biz iyilik sahiplerinin mükâfatını kesinlikle zayi etmeyiz. Bununla birlikte ahirette karşılaşacakları mükâfat ise iman eden ve kulluk şuuru taşıyarak günahlardan sakınanlar için elbette daha hayırlıdır.” (Yusuf / 56 - 57)

Bu âyetlerde dikkat çeken iki husus vardır. Birincisi, her halü kârda, dürüstlük ve sabır sonuçta sahibini daha bu dünyada iken mükâfata nail kılmaktadır. Çünkü Hz. Yusuf (as) evinde yaşadığı insanın, ev sahibinin (efendisinin) gıyabında onun kişilik hakkına riayet ederek kendisine yapılan gayri meşrû teklife rıza göstermemekle dürüstlüğünü ortaya koymuş ve ikinci kez muhatap olduğu gayri meşrû teklife ve günaha karşı Allah’a sığınmış ve atıldığı zindanda yaşadıklarına katlanarak sabır göstermiştir. Allah Teâlâ da Hz. Yusuf’u (as) ve diğer bütün iyi insanları daha dünya hayatında işte böylece güzel mevkilere ulaştırmak suretiyle mükâfatlandıracağını ifade buyurmuştur.

İkincisi ise, böylesine güzel davranışların sahiplerinin, her ne kadar bu dünyada karşılığını almaları söz konusu ise de mükâfatın en güzelinin ahiret hayatında olacağı da vurgulanmakta, iman ve takva sahiplerinin asıl buna talip olmaları istenmektedir.

Bu iki hususu göz önüne alarak diyebiliriz ki, herhangi bir ticaret erbabı, ticarî hayatı süresince zaman zaman muhatap olacağı haram teklifleri sadece Allah için reddedecek olursa, çekeceği birtakım sıkıntılar olsa da sonunda, daha bu dünyada birtakım maddî mükâfatlara kavuşması Allah’ın kendisine va’didir. Allah Teâlâ ise verdiği sözden dönmez. Nitekim bunun pek çok örneğini çevrenizde de bulabilirsiniz.

Herkesin, farklı bir takım maddî-manevî sıkıntılar yaşayabileceği bu dünya hayatı, mü'min için bazen bir kuyu bazen de zindan gibidir. Biz de sözlerimizi kuyudayken nasıl duâ etmesi gerektiğini Hz.Yusuf’a (as) öğreten Hz. Cebrail’in duâsıyla bağlamak istiyoruz. Ruhu’l-Beyan tefsirinde geçen bir kayda göre, Yusuf’un (as) tekrarlayıp durduğu duâ şöyleydi:

“Allah’ım!... Ey her türlü sıkıntıyı kaldıran. Ey her duâya cevap veren. Ey her türlü kırıkları sarıp sarmalayan. Ey her zorluğu kolaylaştıran. Ey her kimsesizin sahibi ve her yalnızın yoldaşı Rabbim! Senden başka ilâh yok. Seni tesbih ve tenzih ederim. Allah’ım! İçinde bulunduğum sıkıntıdan bir ferahlık, tutulduğum belâdan kurtuluş için bir kapı açmanı Senden niyaz ederim. Allah’ım! Senin sevgini kalbime öylesine yerleştir ki, başka hiçbir tasam ve kederim kalmasın. Sevgini kalbimi öylesine doldur ki, başka kimselerin yâdı kalmasın. Allah’ım! Beni Sen koru! Sen merhametlilerin en merhametlisisin.”

PROF. DR. MEHMET EMİN AY

14.07.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.