09 Aralık 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Görüş

Her musîbetin arkasında bir rahmet vardır

Bir Müslüman olarak İsviçre’de alınan minare yasağı kararına üzülmemek mümkün değil. Bu karar İslâm âlemi için bir musîbettir. Çünkü minare İslâmın sembollerinden biridir.

İsviçre’deki minare yasağı bütün dikkatleri İslâm dini üzerine çekmiştir. Şu anda bütün dünyada bu yasak konuşulmaktadır. Dolayısı ile İslâmiyeti bilmeyenler bir yerlerden cami, minare ve İslâm dini hakkında bilmediklerini öğrenmeye çalışmaktadırlar. Yani gündem minare yasağı ile İslâm dini olmuştur. Dolayısı ile gayri müslimler kendileri için kapalı kutu olan İslâmiyetin kapağını açıp; içinde ne var görmek ve bilmek istiyorlar. Kapak aralandıkça içindeki nur gözleri kamaştıracak. Merak edip de kapağı arayanlar bu nurun cazibesi ile İnşallah kurtuluşa erişeceklerdir.

Büyük İslâm âlimi Bediüzzaman, Nur Risâlelerini devamlı gündemde tutmuştur. Bir gün Isparta’da talebelerine “Atları hazırlayın” diyor. Tabiî talebeleri şaşkın, atları hazırlıyorlar. Üstad atına binip birkaç talebesi ile Isparata’nın bir ucundan diğer ucuna kadar gidip dönüyor. Ertesi gün bütün gazeteler “Nurcular ayaklandı, gövde gösterisi yaptı” diye manşet atıyorlar. Dolayısıyla “Nurculuk nedir?” bilmeyenler, Üstadı tanımayanlar araştırma yaparak; Nurculuğun ne demek olduğunu öğrenmişlerdir.

Şimdi İsviçre’deki minare yasağı ile bütün Avrupa ve dünyada İslâmiyet konuşulmaktadır. Dolayısıyla bilmeyenler doğruları araştırdıkça İslâmiyetin parlak hakikatlarıyla kalpleri aydınlanıp Müslüman olmaktadırlar.

Gerek AB’de gerekse dünyadan gelen tepkilerde, insan temel hak ve hürriyetlerinden olan inanç hürriyetine İsviçre’nin getirmiş olduğu yasak çok sert bir şekilde kınanmaktadır. Bu da İslâmiyetin dünyada hızla yayılması için sebep olmuştur. Özellikle önümüzdeki günlerde Avustralya’nın Melbourne şehrinde dünyadan 80 ülkenin katılımıyla yapılacak olan “Dünya Dinleri Parlementosu”nda bu yasak kınanacaktır. Orada yapılacak 40 toplantıda İslâm âlimleri İslâmiyeti diğer din mensuplarına tanıtılmasına vesile olacaklardır.

Minare yasağı dolayısıyla İslâmiyete olan ilgi artmıştır.

KADİR TUNCAY

09.12.2009


Görmek ve görünmek

“Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi” (Sözler, s. 11) sırrınca kâinatı yoktan yaratan Yüce Yaratıcı, kâinatta ayna misâl kendini görmek ve biz mahlûkatı vasıtasıyla da kendi san'atını müşahede etmek, seyretmek arzuluyor. Her ne kadar insan kâinatta merkez olsa da, görevi âyinelikten öteye geçmiyor. Onun için hiçbir şey elimizde durmuyor. Hiçbir şeyi tutamıyoruz. Su buharı, sis, hava, nur, hayal gibi her şey elimizden akıp gidiyor, uçuyor. Ancak resimleri veya tabloları kalıyor. Hakikî ve daimî lezzet de alamıyoruz. Gaye; numuneleri görüp asıllarına talip olmak. Tıka basa yesek de, midemizi çokça doldursak da, dört saat sonra yine acıkıyoruz. Daimî doymak mümkün değil. Demek ki şükür için tadacağız. Hakikî lezzet şükürdedir. Tattıkça, onca nimeti bizlere vereni düşüneceğiz. Soframız ve nimetlerimiz bereketlendikçe; cennetteki asıllarını arzulayacağız. Kopyalarına değil asıllarına talip olacağız. Tâ ki yine elimizden uçup gitmesin. Kaybolmasınlar. Değişik tablolar gibi zihnimizde iyice yer etsin. Arşivleyelim. Yok olan gölgelerle uğraşmak yerine, asıllarını istemek... Asıllarına, ebedî olanına arzu duymak, talip olmak... Aslımıza rücu etmek, özümüze dönmek... İçimizdeki gerçek beni bulabilmek. Hayallere takılmamak, takılı kalmamak.

Tek, vahid, eşsiz, benzersiz ve misilsiz birinin kapısını çalmak... Müşahede etmek... Görmek... Bakmak... Mütalâa etmek... Düşünmek... Sonra yine O’na sığınmak... Çünki kâinat elbirliği ile O’nu gösteriyor, O’na işaret ediyor. Işığın, aydınlığın güneşe işareti gibi. Varlığını, O’nu bildiğimizi ibadetlerimiz ile de bildirmek... Mi'raca çıkıp, Yüce Arşın gölgesine başvurmak... Belgelemek. Şiddetinden şefkatine sığınmak. Rahman ve Rahîm olduğunu düşünmek, esirgeyen ve bağışlayan olduğunu hatırlamak. Hissetmek. Yalnız O’na yönelmek. Yüzünü sadece O’na çevirmek...

Fabrika sahibi bütün mallarını sergilemek ister. Sanayi fuarında, vitrinlerde teşhir eder. Tâ ki nümuneleri görülen mallara, asıllarına talip olunsun. Devamı bilinsin. Değişik versiyonları fark edilsin. Görmek ve görünmek fiili; seyircilerin de, müşahade edicilerin de devamını ve ebedî seyretmelerini ister. Onca nimete şahit olanların, şehadetinin, müşahadesinin, gözlemlerinin devamını, sürekliliğini arzu eder. Tâ ki seyredilen hazan ve bahar sahifeleri, kış sahneleri; insanla, hayvanla, bitki, taş, toprak ve dağlarla yapılan ilânâtlar ebedîleşsin. Yağmurun, karın, dolunun, depremin, tusunaminin, yanardağı lavlarının, şimşeklerin duyurusu yerini bulsun. Ses getirsin. Vazife tamamlansın.

CİHAT ERDOĞ - cihaterdog@yahoo.com

09.12.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl