|
Güncel |
Balyoz dâvâsı başlıyor |
Balyoz dâvâsı başlıyor
“Balyoz Planı’’ iddialarına ilişkin eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan ile Genelkurmay Muhabere ve Elektronik Bilgi Sistemleri (MEBS) Başkanı Koramiral Kadir Sağdıç ve Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu ve Albay Dursun Çiçek’in de aralarında bulunduğu 196 şüphelinin 15 ile 20’şer yıl arasında hapis cezasına çarptırılmaları talebiyle yargılanmasına 16 Aralık Perşembe günü başlanacak. Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcıları Mehmet Ergül, Süleyman Pehlivan, Ali Haydar ve Murat Yönder tarafından hazırlanan 968 sayfalık iddianameyle 196 kişi hakkında açılan dâvânın ilk duruşması, 16 Aralık Perşembe günü İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki salonda yapılacak. Dâvânın sanıkları arasında, Millî Savunma Bakanlığı tarafından açığa alınan Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu İle İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alınan Jandarma Tümgeneral Halil Helvacıoğlu da bulunuyor.
“HÜKÜMETİ YIKMA AMAÇLANIYOR” ‘’Balyoz Planı’’ iddialarına ilişkin hazırlanan iddianamede, ‘’Balyoz’’ yapılanmasının, askeri bir müdahale için öncelikle ülkeyi günden güne kaos ve kargaşa ortamına çekerek ortamı şekillendirmeyi planladığı, bu amaçla ‘’Oraj’’, ‘’Suga’’, ‘’Çarşaf’’ ve ‘’Sakal’’ eylem planlarının hazırlandığı öne sürüldü. İddianamede, “Dönemin Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının dâhil olmadıkları anlaşılan, şüphelilerin ordu bünyesindeki askerî hiyerarşi dışında bu amaçla bir yapılanma oluşturdukları, kurulan bu suç örgütünün darbe yaparak hükümeti yıkmaya, yönetimden uzaklaştırma amacıyla çok kapsamlı ve ayrıntılı bir plan hazırladığı görülmektedir” deniyor. |
|
12.12.2010 |
ÖNCELİKLE ABLUKA KALDIRILSIN |
TAZMİNAT KARARI ZATEN ÇIKACAK
Tazminat söylemlerinin samimî olmadığını, bu tazminatların zaten suçun cezalandırılmasında gündeme geleceğini ve İsrail'in tazminat ödemeye mahkûm edileceğini söyleyen Doğan, buradan gelecek paranın bir kuruşuna bile dokunulmadan öncelikle Gazze’deki insanların ihtiyaçları için harcanacağını iflade etti.
Önce ambargo kaldırılsın
İsraİl askerlerinin Gazze’ye insanî yardım götüren Mavi Marmara gemisine yaptığı baskında vefat eden Furkan Doğan’ın babası Ahmet Doğan, “İsrail bir jest yapacaksa önceliği Gazze ve Filistin’e olan ambargo ile ablukayı kaldırmak olmalıdır” dedi. Şehit Furkan Doğan’ın babası Ahmet Doğan, İsrail’in, saldırıda katlettiği şehitler için ödemek istediği tazminat miktarından önce başka adımlar atması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “İsrail’in Türkiye ile ilişkileri düzeltmek ve Mavi Marmara olayındaki mağdurlara tazminat ödeme, özür dileme konusunda son dönemlerde ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle bizim de görüşümüz alınıyor. Bizim görüşümüz açık. Mavi Marmara’da şehit olanlar İsrail askerleri tarafından katledildi. Uluslararası sularda suç işlenmiştir. Dolaysıyla suç çok açıktır. İsrail bunu kabul edip özür dilemesi gerekir. Bundan önce İsrail şayet bir jest yapmak istiyorsa, ‘Özrü ve tazminatı jest olarak’ ifade ediyorlar. Öncelikle Gazze’ye ve Filistin’e ambargo ve abluka kaldırılmasını sağlarsa en büyük jest bu olacaktır. Bunun ardından özür ve suç kabulü olup, tazminatın da can alıcı şekilde ve miktarda olması gerekir diye düşünüyoruz. Telâffuz edilen tazminat miktarı da Türkiye ve şehit yakınları ile alay etme anlamına gelir. Bizim acımızdan hakaret olarak değerlendiriyoruz. Bunu ağza almak ve konuşmak dahi bizi incitiyor. Yaralayıcı oluyor. Biz tazminatın miktarı ya da adının bile konuşmak istemiyoruz. Burada suçun kabulü, ambargonun kaldırılması, suçluların cezalandırılması ve tazminatı cezanın bir parçası olarak görüyoruz. Bizim canımız yandı. Onların canını yakacak tazminatın daha yüksek olması gerekir.” Doğan, İsrail’i tazminat ve özür dileme konusunda samimî görmediklerini ve oluşturmak istedikleri kamuoyu ile farklı amaçlar hedeflediklerini söyledi.
“TAZMİNATI FİLİSTİN İÇİN HARCAYACAĞIZ”
İsrail’e şehit yakınları olarak ilk şartlarının Gazze’ye ambargonun kaldırılması olduğu yönünde çağrıda bulunan baba Ahmet Doğan, “Gelecek tazminat bizim zenginleşmemiz adına değildir. Ben kendi adıma konuşuyorum. Ama diğer şehit yakınlarının da böyle düşündüğünü sanıyorum. Gelecek tazminatın bir kuruşu bile faydalanılmadan yani Gazze ve Filistin için harcanacaktır. İhtiyaç sahipleri için harcanacaktır. Ya da başka bağış ve hayır işlerinde kullanılacaktır. O konuda hiçbir tereddüt yoktur” şeklinde konuştu.
“BİZİ EN ÇOK ÜZEN, ABD’NİN İLGİLENMEMESİ”
Furkan’ın şehit olmasından sonra birçok ülkeden idarecilerin ve vatandaşların kendilerini aradığını aktaran Doğan, kendilerini en çok üzenin ise Amerika Birleşik Devleti’nde herhangi bir davanın açılmaması ve Amerika’nın kendileri ile ilgilenmemesi olduğunu dile getirdi. Doğan, “Asıl tepki vermesi gereken Amerika idi. Furkan’ın ABD vatandaşı olması nedeniyle bu tepki olmalıydı. Ama bizimle ilgili hiçbir konuda bilgi vermedi. Gelişme olmadı. Soruşturma açma olmadı. En son ABD büyükelçiliğinden bizi aradılar. ‘Furkan’ın ölüm belgesini gönderiyoruz’ dediler. Onun dışında hiçbir gelişme olmadı” dedi.
“FURKAN’IN ÖZLEMİ HER GEÇEN GÜN BÜYÜYOR”
Furkan’a ailece olan özlemlerinin sorulması üzerine gözyaşlarına hakim olamayan baba Ahmet Doğan, Furkan’ın yokluğunu gün geçtikçe daha çok hissettiklerini belirtti. Acılı baba, “Bunu kelimelerle anlatmak zor. Biz aslında yaşamıyor gibiyiz. Son olaylar bizi de mahvetti. Furkan’ın özlemi her geçen büyüyor” diye konuştu.
GAZİANTEP'TE BİR PARKA, “GAZZE” ADI VERİLDİ
6 ay önce Gazze’ye giderken 9 kişinin vefat ettiği “Mavi Marmara” gemisinin anısına Gaziantep’te yeni yapılan bir parka “Gazze” adı verildi. Parkın içerisinde gemi şeklinde yaptırılan oyun grubuna da “Mavi Marmara” isminin konulması kararlaştırıldı. Parkta yer alan bir elektrik trafosunun dış cephesine de saldırıyı anlatan resim yapıldı. |
|
12.12.2010 |
Batman'da bir terörist etkisiz hale getirildi |
Batman’In Gercüş ilçesinde çıkan çatışmada, bir terörist etkisiz hale getirildi. Edinilen bilgiye göre, Gercüş ilçesine bağlı Çalışkan Köyü kırsalında arazi arama tarama çalışması yürüten güvenlik güçleri, bir grup teröristle karşılaştı. Güvenlik güçlerinin ‘’teslim ol’’ çağrılarına ateşle karşılık verilmesi üzerine çıkan çatışmada, bir terörist etkisiz hale getirildi. Teröristle birlikte uzun namlulu bir silâh, 5 şarjör ve 2 el bombası da ele geçirildi. Bölgede operasyon başaltıldı. |
|
12.12.2010 |
İnşaatta roketatar mermisi |
Mardİn’İn Midyat ilçesinde bir inşaatta gizlenmiş roketatar mermisi bulundu. Edinilen bilgiye göre, işçiler, inşaatı devam eden bir sitede, malzemeler arasına gizlenmiş roketatar mermisi bulunca durumu polise bildirdi. Roketatar mermisi, ekiplerce imha edildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor. |
|
12.12.2010 |
Sami Selçuk’a AİHM’de önemli görev |
YargItay Onursal Başkanı Sami Selçuk’a, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) seçilecek yargıçların seçiminde önemli görev verildi. AİHM yargıç adaylarını inceleyecek panel üyeleri belli oldu. Avrupa Konseyi daimî delegeler komitesi tarafından seçilen yedi kişilik panelde, Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk’un yer alması kararlaştırıldı. Panel, üye ülkelere AİHM yargıçlığı için sundukları adayların, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 21. maddesinde öngörülen yargıç seçilme yeterliliği kriterlerini taşıyıp taşımadıkları konusunda görüş bildirecek. Panel, AİHM üyeliğine seçilecek yargıçların en üst nitelikte olması için çalışacak. AİHM yargıçlığı konusunda son sözü, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) veriyor. Türkiye’nin, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığını devraldığı devir teslim toplantısında, söz konusu panelin kurulması karalaştırılmıştı. |
|
12.12.2010 |
Eylemlerde ölçü kaçmamalı |
Gül: İsteyen istediği gibi konuşabilmeli
CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, “İsteyen istediği gibi konuşabilmeli, giyinebilmeli, ama başkalarına saygılı olmalı. Eylemlerin üniversitelerin güzel havasını bozacak hale gelmesine izin verilmemeli” dedi. Cumhurbaşkanı Gül, Çukurova Üniversitesi Teknokent açılışında yaptığı konuşmada, üniversitelerin bilimsel düşüncenin yuvası olduğunu söyledi. Üniversite ortamında insanların hür ve serbest olmaması durumunda gelişmenin de olmayacağının altını çizen Gül, şunları söyledi: “Üniversitelerde bilimsel düşünceyi engelleyecek faaliyet olmamalı. Her türlü düşünceyi, aykırı düşünceyi bile ifade etmek farklı bir şey. Ama eylemde ölçü kaçarsa tasvip etmek mümkün değil. O zaman üniversitelerin beklenen fonksiyonu yerine gelmez. Üniversitelerin fonksiyonu, gençlerin yetiştirilmesi, bilim üretme ve araştırma olmalı. Üniversitelerde her türlü düşünce serbestçe konuşulabilmeli. İsteyen istediği gibi konuşabilmeli, giyinebilmeli. Ama başkalarına saygılı olmalı. Eylemlerin üniversitelerin güzel havasını bozacak hale gelmesine izin verilmemeli. Gençlerin heyecanını anlamak gerekir. Ancak onlardan yaşlı insan gibi davranmalarını beklemek de doğru olmaz.” |
|
12.12.2010 |
Kuzu: 200'den fazla sivil itaatsizlik metodu var |
Daha zeki olsalar, daha farklı yöntemler bulabilirler” dedi. Burhan Kuzu, Kamu Hukukçuları Derneği ve İstanbul Üniversitesi tarafından rektörlük binası doktora salonunda düzenlenen “Kamu Denetçiliği (Ombudsmanlık) Sempozyumu”nun ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. İfade özgürlüğünün özgürlüklerin temeli olduğunu belirten Kuzu, “Sadece benim ifade özgürlüğüm engellendiği için söylemiyorum. Evvelden beri söylediğim, kitaplarımda olan bir konu. Tablo şu; bir insanın bütün hak ve özgürlüklerini elinden alsanız, sadece yaşam hakkını bir kenarda bırakmak kaydıyla sadece ifade özgürlüğünü verseniz, bütün diğer özgürlükleri zaman içinde konuşa konuşa elde eder. Ancak ifade özgürlüğünü aldığınız zaman iletişim kopmuş demektir. Diyalog koptuğu zaman da çatışma başlar. Bunu üniversiteler, bu bina çok acı yaşadı. O bakımdan ifade özgürlüğünü önemseyelim” dedi. Kuzu, 200’den fazla sivil itaatsizlik yöntemi olduğunu belirterek, “Tahtaya bir resim çizersin, altına Burhan Kuzu yazarsın, bu da ayrı bir tepkidir. Belki ötekine göre daha sağlıklı bir yöntemdir. Salona gelirsin, daha farklı bir yol bulursun. Ancak bir şey atmak en kaba, en kötü yöntemlerden birisidir. Bu zeka bakımından da çok gelişmediğini gösteriyor. Daha zeki olsalar, daha farklı yöntemler bulabilirler. O bakımdan bu yöntemden vazgeçmeleri gerektiğini söylüyorum” diye konuştu. |
|
12.12.2010 |
“Çarşaf liste” istediler |
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ve eski Genel Sekreter Önder Sav ile TBMM’de bir araya geldi. Baykal ve Sav, kurultayda Parti Meclisinin çarşaf liste yöntemiyle belirlenmesini istediler. Baykal, Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeden sonra TBMM’de düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Baykal, kurultayın temel gündem maddesinin PM seçimi olduğunu söyledi. Baykal, kurultayda ‘’Genel Başkan seçimi konusunda bir talep ya da beklenti bulunmadığını’’ dile getirdi. ‘’Parti Meclisimiz çarşaf liste denilen bir yöntemle oluşacak olur ise o PM’nin kurultayı temsil etme şansını elde edebileceğine inanıyorum. O nedenle bu kurultaya giderken uygulanması gereken yöntemin çarşaf liste yöntemi olduğuna inanıyorum’’ diyen Baykal, herkesin aday olabileceği bir yöntemin parti için yararlı olacağını kaydetti. Deniz Baykal, örgütün seçtiği bir PM ve partideki bütünleşmenin sağlandığı bir kurultayın ardından seçimden güçlü çıkılabileceğini söyledi. ‘’Bloklaşmanın çatışmayı ve ayrışmayı beraberinde getireceğini’’ savunan Baykal, ‘’Bence blok liste ayrıştırır, çarşaf liste bütünleştirir’’ diye konuştu. Baykal, blok listeyle PM’nin oluşturulmasının genel seçim öncesinde partide ayrışmalara yol açabileceği uyarısında bulunarak, ‘’Blok liste fevkalade sakıncalı olur’’ diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Baykal ile görüşmesinin ardından eski Genel Sekreter Önder Sav ile TBMM’de bir araya geldi. Sav, 40 dakika süren görüşmeden sonra “Örgüt, çarşaf listeyi sempatiyle karşılar” dedi. |
|
12.12.2010 |
HSYK Kanun Tasarısı kabul edildi |
HAKİMLER ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yeni yapısına ilişkin düzenlemeler içeren ‘’Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu Tasarısı’’ TBMM Genel Kurulunda sabaha dek süren çalışmalar sonucu kabul edilerek yasalaştı. Yasaya göre, HSYK 22 asıl, 12 yedek üyeden oluşacak. Kurul, 3 daire halinde çalışacak. Kurulun Başkanı Adalet Bakanı olacak. Adalet Bakanlığı Müsteşarı kurulda tabii üye olarak yer alacak. Müsteşar bulunmadığı zaman kendisine vekalet eden kişi kurul toplantılarına katılacak. Önceki HSYK tarafından haklarında meslekten çıkarma cezası verilen hakim ve savcıların, bu cezanın kaldırılması için idari dava açmadan önce tasarının yasalaştığı tarihten itibaren 60 gün içinde Kurula başvurması gerekecek. Genel Kurul bu başvuruları kabul ya da reddedebilecek. Başvurunun kabulü halinde önceki karar kaldırılacak. Hakimlik ve savcılık mesleğine kabulde aranan niteliklerin kaybedilmemiş olması şartıyla ilgilinin bu mesleklere tekrar atanmasına karar verilecek. Başvurunun reddedilmesi durumunda Danıştay’da dava açılabilecek. Danıştay bu davaları acele olarak görecek. Mesleğe dönüş kararlarına karşı ise dava açılamayacak.Kurula 591 kadro tahsis edilecek. |
|
12.12.2010 |
Mahkeme, sözleşmeli öğretmeni haklı buldu |
MAHKEME, sözleşmeli öğretmenin, 30 günü aşan hastalık izni kullandığı gerekçesiyle sözleşmesinin feshine ilişkin işlemi iptal etti. Eğitim-Bir-Sen, sözleşmeli rehber öğretmen olarak 100. Yıl Ali Rıza Efendi İlköğretim Okulu’nda görev yapan üyesi Ramazan Akarsu’nun, hastalığı sebebiyle 40 gün rapor aldığı gerekçesiyle sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin, usul ve yasaya, Anayasa’ya ve Devlet Memurları Kanunu’na aykırı olduğu iddialarıyla iptali ve yoksun kaldığı tüm ek ders, maaş, sağlık ödemeleri ile diğer mali ve özlük haklarının ödenmesi talebiyle İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nde dâvâ açmıştı. Davayı sonuçlandıran mahkeme, Hizmet Sözleşmesi’nin 10. maddesi ve 06.06,1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın 10. maddesinde öngörülmesi mümkün olmayan hastalık hali izninin 30 günle sınırlandırılmasının üst hukuk normu olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yer verilen hastalık iznine ilişkin hükme aykırılık oluşturduğuna hükmetti. |
|
12.12.2010 |
AB’ye sivil toplumun desteğiyle gireceğiz |
AVRUPA Birliği Genel Sekreteri Büyükelçi Volkan Bozkır, sivil topluma seslenerek, “Biz AB sürecinde kararlıyız. Sizlerin sahiplenmesi ve hepimizin ortak çabalarıyla ülkemiz AB üyeliğine de ulaşacaktır’’ dedi. Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin (ABGS) kuruluşunun 10. yıldönümü dolayısıyla Cevahir Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘’4. Sivil Toplumla Diyalog Toplantısı’’nda konuşan Bozkır, bugün yapılan toplantının, şimdiye kadar yapılan üç toplantının devamı olmaktan öte, özel bir önem taşıdığını kaydetti. ABGS’nin ilk on yılında gösterdiği performanstan gurur duyduğunu anlatan Bozkır, şunları söyledi: “5 yıllık müzakere sürecimiz boyunca açılan her fasıl, aslında Genel Sekreterliğimizin sessiz, ama kararlı mücadelesinin bir yansımasıdır. Genel Sekreterliğimiz, Avrupa Birliği üyeliğine giden uzun, ince yolda, genç ve cesur bir itici güçtür. AB sürecine sivil toplumun etkin katılımının, her zaman ABGS’nin önceliklerinden biri olduğunu anlatan Bozkır, ‘’ABGS’nin bu alandaki aktif politikası, Bakan’ımızın bize verdiği teşvik ve cesaretle sivil toplum kuruluşlarıyla son iki yılda yapılan dört toplantıya ve sivil toplum kuruluşlarının AB sürecine etkin katılımına büyük katkıda bulundu. Sivil toplum temsilcileri, hep birlikte, birikimlerinizin ve uzlaşma kültürünüzün doğal sonucu olan bir ‘yol haritası’ çizeceksiniz bizlere. Biz de AB sürecinde kararlıyız. Sizlerin sahiplenmesi ve hepimizin ortak çabalarıyla ülkemiz AB üyeliğine de ulaşacaktır.’’ |
|
12.12.2010 |
Küreselleşme, insanları duyarsızlaştırdı |
Bağcılar Belediyesi ve Basın Yayın Birliği’nin ortaklaşa düzenlediği “Babıâli’den Bağcılar’a, Küreselden Yerele” konulu uluslar arası sempozyumda konuşan Ruşen Çakır, 25 yıl önce gazeteciliğe başladığını, bugünkü gazeteciliğin çok farklı olduğunu ifade etti. Medyanın küreselleşmesiyle birlikte insanların duyarsızlaştığını ifade eden Çakır, “Eskiden Filistin’deki katliamın ne durumda olduğunu anlamak için insanlar çaba sarf ederdi. Şimdi Mavi Marmara baskını canlı veriliyor. Ama insanlar duyarsızlaştı ilgilenmiyorlar. Daha fazla kabuklarına çekiliyorlar. Bu da her seferinde erteleniyor” dedi. Çakır, küreselleşmeyle birlikte gazetecilik yapmanın zorlaştığını belirterek, geçmiş yıllarda ilgilendikleri konularda yayımlanan bütün eserleri takip ettiklerine dikkati çekti. Çakır, “Şimdi bunun imkanı yok, ilgi alanına uyguna haberleri takip etmek profesyoneller açısından bile mümkün değil” dedi.
PROF. DR. DURSUN: KÜRESELLEŞME AHLAKİ SORUN GETİRDİ RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun ise insanların küreselleşmeye taraf olup olmama alternatifinin bulunmadığını belirterk, küreselleşmenin yararlı taraflarını alıp, olumsuz yanlarına karşı engel konulabileceğini söyledi. Prof. Dr. Dursun, “Küreselleşmeyle birlikte ciddi bir ahlakilik sorunu ortaya çıktı Basın dünyasında da bilimde de ticarette de sıradan kamu hayatının her alanda ahlak sorunu kendini gösterdi” diyerek küreselleşmenin getirdiği imkanların yanında zararları olduğunu da vurguladı.
MILLS: ASSANGE GAZETECİ Mİ? Uluslararası Basın Enstitüsü Basın Özgürlüğü ve İletişim Direktörü Anthony Mills ise küreselleşmeyle birlikte medyada güç kayması olduğunu, eskiden iktidarın yön verdiği medyanın, artık halk adına denetim yapma görevi üstlendiğini söyledi. Son yıllarda ortaya çıkan “vatandaş gazeteci” kavramının tartışmalı olduğunu ifade eden Mills, tüm dünyanda Wikileaks’in kurucusu Jullian Assange’nin gazeteci olup olmadığı konusunda fikir ayrılıkları yaşandığını bildirdi. Mills şöyle konuştu: “Turist olarak farklı bir ülkeye giden normal insanlar cep telefonu kameralarıyla bir olayı görüntülüyor. Sonra bu görüntüleri youtube gibi video paylaşım sitelerine yüklüyor. Bunlara ‘vatandaş gazeteci’ deniyor. Çekilen film, yapılan haber gerçek mi değil mi belli değil. Doğruluğu kanıtlanmamış. Burada editöryal süreç gereklidir. İnsanlar haber ve görüş arasındaki farkı bilmiyor.” |
|
ELİF NUR KURTOĞLU / İSTANBUL 12.12.2010 |
Atina’ya cami açma sözümüzü tutacağız |
Atina’da cami olmaması Yunanistan’ın utancıdır
Atİna’ya cami yapılmasına karşı çıkan aşırı sağcı LAOS Partisi lideri Yorgos Karacaferis’in sorusunu cevaplandıran Başbakan Yorgo Papandreu; cami inşaatına karşı çıkan, göçmen Müslümanlara karşı düşmanlık yapan ve Müslümanları terörle ilişkilendirmeye çalışan kesimlere Meclis’te yaptığı konuşmayla adeta ders verdi. 25 yıldan fazla bir süredir babası ve eski başbakanlardan Andreas Papandreu’nun Attika bölgesine cami yapılması sözü verdiğini hatırlatan Papandreu, “25 yıldan fazla bir süre böyle bir mekan, bir bina, bir yer oluşturamamayı bir ‘utanç’ olarak değerlendiriyorum” dedi. Bu süreci hızla ilerlettiklerini ve bu konuda geniş bir mutabakat olduğunu anlatan Papandreu, “Bu bir haktır. Başbakan yardımcısının (Theodoros Pangalos) bana verdiği bilgiye göre ‘geçici bir yer olacak’. Hükümet adına konuyu takip ediyor” ifadelerini kullandı. Papandreu, şöyle devam etti: “Tekrar söylüyorum. Bu bir utançtır. Böyle bir mekânın yokluğu çok sayıda gayrıresmî ibadethane olmasına, en sonunda bu insanların parklara çıkmalarına sebep oluyor. Bu da bir başkaldırı gibi ya da bir eylem gibi algılanmasına yol açıyor.” Cami konusunun sadece ülkeye gelen ve burada yerleşen muhtemel göçmenleri ilgilendirmediğine dikkat çeken Papandreu, “Aynı zamanda Attika bölgesine çalışmaya gelen ve burada yerleşen bir kısım Trakya Müslümanlarını da ilgilendiriyor” diye konuştu.
ÖNCE GEÇİCİ CAMİ, ARDINDAN ANA CAMİ
Yunanİstan, yakın dönemde Atina merkezine yakın Votanikos semtinde yaklaşık 17 dönüm araziyi cami yapılması için tahsis etmişti. Önceki hafta gündeme gelen ‘geçici cami’ yapılması meselesi ise ‘ara bir çözüm’ olarak ele alınıyor. Bu plana göre geçici cami, ‘ana cami’ inşa edilene kadar Müslümanlara hizmet verecek. Geçici ‘mini caminin’ 6 ayda bitirilmesi hedefleniyor. Böylece geçen Kurban Bayramı’nda Atina meydanlarında namaz kılmak zorunda kalan Müslümanlar, gelecek yıl Ramazan bayram namazını bu geçici mescitte kılabilecek. 2011 yılının Ocak ayında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile start alacak ‘ana cami’ projesi ise 2012-13 yıllarında bitirilerek hizmete girecek. Atina, Avrupa’da ibadete açık camisi olmayan tek başşehir olarak biliniyor.
AŞIRILIĞI ENGELLER
LAOS lideri Karacaferis’in cami konusunun muhtemel terörist faaliyetlere zemin hazırlayabileceğine dair iddiasına da cevap veren Papandreu, cami yapılmasının aslında muhtemel bu konulara karşı tam tersine yararlı sonuçlara zemin hazırlayacağını söyledi. Papandreu, insan haklarına dikkat etmek ve korumak zorunda olduklarını da kaydetti. Yunan Başbakanı, çok sayıda Müslümanın temel haklarını ve ibadet yapma özgürlüklerini yerine getirmek için bodrum katlara ya da parklara gitmek zorunda kaldıklarına dikkat çekti. “Ortaya çıkan görüntünün ne Müslümanlar için ne de Yunanlılar ve Yunanistan için iyi bir görüntü oluşturmadığını ve insana saygıyı içermediğini” belirten Yunan Başbakan, bunun daha büyük huzursuzluklara ve gerilimlere sebep olabileceğini ifade etti. Cami konusunun günümüzün meselesi olmadığını hatırlatan Papandreu, cami yapılmasının yasa gereği planlandığını belirtti. Terörizm ve şiddetin yanlış kullanıldığını ve herhangi bir dine mal edilemeyeceğini vurgulayan Papandreu, “Şiddeti bir din ve toplumla ilişkilendiremeyiz” vurgusunu yaptı. Papandreu, şiddetin ne Hıristiyanlık, ne Müslümanlık ne de başka din ya da grupla ilişkisi olmadığını söyledi. |
|
12.12.2010 |
Kırık yumurtalara müzikle tedâvi |
Konya’da bir tavuk çiftliği, kırık yumurta sayısını en aza indirmek için tavuklara müzik dinlettiriyor. Merkez Meram ilçesi Alakova Köyündeki bir çiftlikte, tavuklarda panik oluşturan uçak sesi, gök gürültüsü ve şiddetli dış sesler gibi durumların önüne geçmek için düzenli olarak müzik yayını yapılıyor. Çiftlikte çalışan işçiler, sabah saat 08.00 ile 17.00 arasında her gün işletmedeki tavuklara müzik dinlettiriyor. Konya Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı ve firma sahibi Ali Aydoğan da, tavuklara müzik dinlettirilmesinin çok eski bir uygulama olduğunu ancak son yıllarda Konya’daki çiftliklerde yaygınlaştığını bildirdi. Aydoğan, müzik yayını sayesinde hastalık sebebiyle kabuk kalitesinin gelişememesi dışında tavukların paniklemeleri dolayısıyla kırılan yumurtalarda yüzde 90 oranında azalma sağladıklarını belirtt. |
|
12.12.2010 |
Kurutulmuş meyve tüketimi artıyor |
Gelİşen yetiştirme şartları sayesinde meyveleri mevsimi dışında da bulmak mümkün olmasına rağmen, uzmanlar bunun yerine kurutulmuş olsa da mevsiminde yetişmiş olanların tüketilmesini tavsiye ediyor. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi diyetisyeni Özgen Arı, her meyvenin mevsiminde tüketilmesi gerektiğini, mevsimi dışındakilerde ise kurutulmuş olanları tavsiye ettiklerini söyledi. Arı, ‘’Zaten mevsiminde yetişmeyen meyveden aynı lezzeti ve aromayı almak da mümkün olmuyor. Bu durumda kurutulmuş meyveler devreye giriyor. Uygun koşullarda kurutulan meyveler, tadının yanı sıra lif ve vitamin değeri yönünden daha konsantre hale geliyor’’ dedi. Arı, kurutulmuş meyvede dikkat edilmesi gereken tek hususun kurutma işlemi sırasında kimyasal ilaç kullanılmaması olduğunu vurguladı. |
|
12.12.2010 |
Havaalanındaki rötarlara çözüm |
ULAŞTIRMA Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), Atatürk Havalimanı’nda yaşanan gecikmelerin en aza indirilmesi amacıyla yeni bir uygulamayı yürürlüğe sokmaya hazırlanıyor. Alınan bilgiye göre, Avrupa’nın en yoğun havanları arasında yer alan ve saatlik iniş/kalkış kapasitesi 40 uçak olan Atatürk Havalimanı’nda yaşanan gecikmelerin azaltılabilmesi için yeni bir sistem faaliyete geçirilecek. Buna göre, mevcut kapasitenin emniyetli, verimli ve maksimum seviyede kullanılabilmesi için en fazla iniş/kalkış yapılan 05 ve 35R pistleriyle ilgili çalışmalar sonunda ‘’Tercihli Pist Sistemi’’nin devreye sokulmasına karar verildi. İniş/kalkış konfigürasyonu ve kuyruk arka rüzgârı bileşeni kapsamında, Atatürk Havalimanı’nda iki pistin iniş ve kalkışlarda daha uzun süreli ve etkin kullanılabilmesi amaçlandı. Tercihli Pist Sistemi, ilgili hava trafik ünitesi tarafından aksi bildirilmedikçe kullanılacak pistin kuru ve arka rüzgâr bileşeni ile ıslak ve arka rüzgâr bileşeninin belirlenecek değerlerde olması, ayrıca frenleme değerinin de ‘’iyiiyi-iyi’’ kriterlerine sahip olması durumunda uygulanacak. Trafik durumu, yerel meteorolojik şartlar, çevresel kısıtlamalar, teknik alt yapı, gürültü kontrolü, yer rüzgârı gibi faktörler dikkate alınarak hava trafik kontrol (ATC) ünitesi tarafından belirlenecek tercihli pisti kullanıp kullanmama kararı ve sorumluluğu kapsamında pilotlara da büyük görev düşecek. SHGM’nin başkanlığında Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü, Türk Hava Yolları, Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği, Türkiye Havayolları Pilotları Derneği gibi kurum/kuruluşlarla işbirliği yapılarak hayata geçirilen bu uygulamayla, gecikmelerin en aza indirilmesi, yakıt ve zaman tasarrufu sağlanması, yolcu mağduriyetlerinin azaltılması ve maksimum kapasite kullanımı amaçlanıyor. Düzenlemeyle ayrıca gecikmeler dolayısıyla, Türkiye hava sahasında trafik akış yönetimine, ülke ekonomisine, karbondioksit yayılım oranının düşürülmesiyle de çevre sağlığına önemli katkı sağlanması öngörülüyor. SHGM, yeni düzenlemenin bir an önce hayata geçirilmesi amacıyla Tercihli Pist Sistemi ile ilgili bilgileri yayımlaması için DHMİ Genel Müdürlüğü’ne gönderdi. Uygulamanın yeni yıla girmeden başlaması bekleniyor. |
|
12.12.2010 |
Çöplükten tarih çıktı |
Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde, daha önceki yıllarda çöplük olarak kullanılan alanda, ihbar üzerine başlatılan kazı çalışmasında, Bizans döneminden kalma şapel (küçük kilise) ve çeşitli buluntular gün ışığına çıkarıldı. İl Kültür ve Turizm Müdürü Aysun Çelenk, Karamağara mevkiindeki alanın çok eski yıllarda çöplük olarak kullanıldığını, bir vatandaşın kendilerini arayarak bu bölgede mozaik bulduğu yönünde ihbarı üzerine, araştırma yaptıklarını söyledi. Çelenk, Bakanlıktan sağlanan 25 bin TL ödenekle Karamağara mevkiinde mozaik kalıntılarından yola çıkarak başlayan kazıda, Bizans döneminde kullanılan şapeli gün ışığına çıkardıklarını kaydetti. Şapellerin kilisenin yanı sıra bir okula, vakfa ya da nekropole (mezara) ait olabileceğinin altını çizen Çelenk, şöyle devam etti: ‘’Yaklaşık 20 yıl önce belediye tarafından çöplerin döküldüğü yer olan bu alanda, 15 günden bu yana yaptığımız kazıda, yaklaşık 8 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde ve ilk bulgulara göre M.S. 6. yüzyıla ait olduğunu tesbit ettiğimiz bir şapel bulduk. Zaman içerisinde kaçak kazılarla tahrip edildiğini gördüğümüz şapelin etrafında burada görevli rahip ya da rahibelere ait olduğunu sandığımız üç adet mezar tesbit ettik. Bu nedenle şapelin bir mezara ait olduğuyla ilgili düşüncemiz daha da güçlendi. Kazılarımızda şapelin tabanında İncil’e göre cennet sahnesinin tasvir edildiği figürlere rastladık.’’ Hatay / aa |
|
12.12.2010 |
5 dükkân yandı |
BURSA'NIN merkez Osmangazi ilçesinde, bir çiçekçi dükkânında başlayan yangında toplam 5 dükkan kullanılamaz hale geldi. Alınan bilgiye göre, Muradiye Mahallesi’ndeki Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastahanesi karşısında bulunan bir çiçekçi dükkânında henüz belirlenemeyen bir sebeple yangın çıktı. Hastahane personelinin ihbarı üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yangını kısa sürede kontrol altına aldı. Yangın sırasında zaman zaman meydana gelen patlamalar, çevredeki vatandaşlara korku dolu anlar yaşattı. Çiçekçi ile çevresindeki 4 dükkânın da kullanılamaz hale geldiği yangınla ilgili soruşturma başlatıldı. |
|
12.12.2010 |
Çocuklara Şiddetin Önlenmesi toplantısı Ankara’da yapılacak |
BAŞBAKANLIK Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK), Belçika Federal Hükümeti ve UNICEF’in iş birliğiyle 13-14 Aralıkta ‘’Çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi ulusal eylem planı hazırlık toplantısı’’ Ankara’da yapılacak. Alınan bilgiye göre, ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, çocuk hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve uzmanların katılımıyla yapılacak toplantıda, çocuklarla çalışan hükümet kurumlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarından temsilciler, ulusal ve uluslar arası uzmanlar, saha çalışanları farklı il ve bölgelerdeki durumla ilgili bilgi verecek. Toplantıda farklı konularla ilgili çalışma grupları da bir araya gelerek çocukların hayatını etkileyen ortamlar hakkında tartışacak. Oluşturulacak, ‘’aile ortamı, çocuklara hizmet sunulan yarı zamanlı ortamlar, tam zamanlı hizmetler, çalışma ortamı, medya ve şiddet’’ çalışma gruplarında katılımcılar ulusal strateji ve eylem planı için gerekli ilk tartışmaları başlatacak. SHÇEK’in başkanlığında, Belçika Federal Hükümeti’nin finansal, UNICEF’in teknik destek verdiği toplantı, Türkiye Barolar Birliği Litai Konukevinde gerçekleştirilecek. |
|
12.12.2010 |
Sigorta dökümünü üçüncü kişiler göremeyecek |
SOSYAL Güvenlik Kurumu (SGK), sigorta dökümlerinin e-devlet üzerinden başkalarının görmesinin engelledi. SGK tarafından yapılan açıklamada üçüncü kişilerin sisteme girmesinin önüne geçildiği aktarıldı. SGK açıklamasında şu ifadelere yer verildi: ‘’Yeni sistemde uygulama, kişinin kendisince görülebileceği şekilde hizmete sunulmuş ve böylece de, üçüncü kişilerin sisteme başkaları adına girme imkânları kalmamıştır. Bu uygulama değişikliğine yönelik çalışmalar kurumumuz ile TÜRKSAT Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş. arasında ortak bir çalışmaya dayanmaktadır. Mevcut durum itibariyle belirli sorgulamalara yönelik TÜRKSAT tarafında sunuculardan kaynaklı sorunlar yaşandığında, bu işlemlere yönelik çalışmalar Kurumumuz ile TÜRKSAT arasında koordineli bir şekilde yürütülmektedir.’’ |
|
12.12.2010 |
Aydıncık’ta cenaze yıkama ve kefenleme kursu |
YOZGAT'IN Aydıncık İlçe Kaymakamlığı ve Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından açılan kursta cenaze yıkama ve kefenleme uygulamalı gösterildi. İlçede ilk defa açılan kursa bayanların ilgi gösterdiğini belirten Halk Eğitim Merkezi Müdürü Erol Ateş, “Halk Eğitim Merkezi’mizde açtığımız cenaze yıkama kursuna bayanlarımız yoğun ilgi gösterdi. Bu kursu bayan cenazelerin yıkanıp kefenlenmesi ve defnedilmesinde yaşanan sıkıntıların ortadan kaldırılması için düzenledik.” dedi. Yoğun ilgiden dolayı cenaze yıkama kursunu çevre kasaba ve beldelere de açmayı planladıklarını ifade eden Ateş, şöyle konuştu: “İlçede cenaze yıkama konusunda bilgili kadın sayımız bu düzenlenen kurslar sayesinde daha da artacaktır. Amacımız, her belde, mahalle ve köyde cenaze yıkama ve kefenleme konusunda sertifikalı birkaç kişinin bulunmasıdır.” 30 kursiyerin katıldığı ve 40 saat sürecek cenaze yıkama ve kefenleme kursunu tamamlayanlara sertifika verilecek. |
|
12.12.2010 |
Özürlü çocuğu olan ailelere, davranış eğitimi |
İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Özürlüler Müdürlüğü (İSÖM), özürlü çocuğu bulunan ailelere “Özürlü Çocuğuma Nasıl Davranmalıyım” eğitimi veriyor. Projeyle her yıl, özürlü çocuk sahibi 100 aileye ücretsiz eğitim veriliyor. İSÖM’ün 2004 yılında hayata geçirdiği Küçük Adımlar Erken Eğitim Projesi’yle, özürlü çocuğu bulunan anne-babalara özürlü çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği anlatılıyor. Zihinsel Engellilere Destek Derneği ile Marmara ve İstanbul Üniversitelerinin de destek verdiği projede üniversitelerin rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü öğrencileri, programa kayıt yaptıran özürlü çocuk sahibi aileleri ziyaret ederek ailelere çocuğun gelişimini takip edilmesi ve gelişim sürecinde ihtiyaç duyacakları danışmanlık konularında eğitim veriyor. Gelişimsel geriliği olan çocukların anne - babaları için hazırlanmış bir erken eğitim programı olan Küçük Adımlar, 8 kitaptan oluşuyor. Programa katılmak isteyen aileler İSÖM’ün 0212–4499656 ve 212-4499672 numaralı telefonlarını arayarak ön kayıtlarını yaptırabiliyor. |
|
12.12.2010 |
Belediyeler AB'ye hazırlanıyor |
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile Türkiye Belediyeler Birliği ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, ‘’Belediyeler AB’ye Hazırlanıyor Projesi’’ne ilişkin protokolü imzaladı. Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin kuruluşunun 10. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen ‘’4. Sivil Toplumla Diyalog Toplantısı’’ Cevahir Kongre Merkezi’nde yapıldı. Toplantının açılış konuşmalarının ardından Egemen Bağış ile Kadir Topbaş, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ile Türkiye Belediyeler Birliği koordinasyonunda hayata geçirilecek olan ‘’Belediyeler AB’ye Hazırlanıyor Projesi’’nin protokolünü imzaladı. |
|
12.12.2010 |