Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 16 Ağustos 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Barış gücüne asker felâket olur

Amerika, var olan askerî gücünü kullanarak geleceğin dünyasını kuruyor ve bu işi Ortadoğu’da yapıyor. 19. yüzyılda emperyalizm çağında sömürgeler hammadde deposu ve mamul madde pazarı idi. Bugünün küreselleşme çağında, entegre olmuş dünya ekonomisi, merkezi New York ve Londra olan bir finans-kapital ağı ile işliyor. Rekabet eden güçlerin yerini tek süper gücün hegemonyası aldı. İslâm dünyasının petrol zengini bölümleri bu neo-liberal düzen ile bütünleşmiş, ayrı ve bağımsız bir irade gösteremeyecek durumdalar.

Bir bütün olarak İslâm dünyası tarihinin en parçalanmış, en kaotik dönemini yaşıyor. Hegemonya gücünü iktisatlı kullanmak için, İslâm dünyasındaki zaafları ve kaosu derinleştirmeye çalışıyor. Amerika’nın Şii dünyası ile Sünni dünya arasına koyduğu mesafeyi aşacak bir irade görünmüyor. Bir fikir ve ideal birliğine, ortak bir düşünce iklimine de rastlanmıyor.

Türkiye yol ayrımına ve kader anına yaklaşıyor. Amerikan hegemonyası, Türkiye’ye “mayın merkebi” muamelesi yapıyor. Bir asır bile geçmeden, terk ettiğimiz topraklara İsrail’in güvenliğini tesis eden BM barış gücü olarak gitmenin başka ne anlamı olabilir? ABD’nin İsrail ile elbirliği ederek itibarını beş paralık ettiği BM’nin bayrağını taşımak, kime güç kazandırır? Bölge halkı ile, Hizbullah ile kutuplaşmak Türkiye’yi nereye taşır? BM barış gücünde yer alan bir Türk askerinin maazallah cenazesinin Türkiye’ye gelmesinin siyasî yükünü kim kaldırabilir? Türkiye’nin parçalanmış İslâm dünyasının atomlarından biri haline gelmesi, bölge güvenliğine ve kendi güvenliğimize ne kazandırır? Lübnan’a gönderilecek BM barış gücü içinde yer alma meselesi, geleceğimizi toptan ipotek altına alacak bir karar anını ifade ediyor. İsrail’in Lübnan’a saldırısı nasıl Ortadoğu savaşı ise; Türkiye’nin Güney Lübnan’da koruyacağı çıkarlar da, İslâm dünyasının bir daha toparlanamayacak şekilde bileşenlerine ayrılması demek. Bu karar anı, bütün ümitlerin tükenmesi anlamına gelebilir.

19. yüzyılın direnişçileri, sivil halkı hedef almayı akıllarından bile geçirmemişti. General Gordon’un ordusunu esir alan Sudanlı Mehdi, askerlere bile ölçülü davranmıştı. Bugün terör İsrail’in Filistin ve Lübnan’da gösterdiği gibi, Irak’ta ABD gücü ile sistemli hale getirildiği gibi öfkeyi ve düşmanlığı derinleştiriyor. Hegemonyanın İslâm dünyası ile aynileşmiş bir terör imajına ihtiyacı var. Bush’un “İslâmî faşistler” gafının içinin doldurulması gerekiyor. Geleceğin devleri Çin, Hindistan; bugünün etkili aktörleri Rusya ve Avrupa, hegemonya tarafından içlerindeki Müslüman azınlıklar ile korkutuluyor. Hegemonya geleceğin dünyasını kuruyor; kurarken İslâm coğrafyasını üs, İslâmiyet’i de tehdit olarak kullanıyor.

Gücü abartmamak, zayıf durumda olanı da hafife almamak gerekir. 19. yüzyılın güçler dengesi içinde güç oyunu akıl dolu bir oyun olarak sürmüştü. Hegemonya rakibi olmadığı için, aklını test edemiyor. Amerika bugünün gücü, yarının değil. Bugünkü gücü ile yarınını kurtarma telaşında. Ve bu güç, komplo teorileri ile her taşın altında Amerika’yı arayanların zannettiği gibi zaaftan ari değil. Yüzyıl başında, ABD’nin Milletler Cemiyeti’ni sürdürememesinden başlayarak giriştiği işlerin büyük kısmı fiyasko ile sonuçlandı. II. Dünya Savaşı’nda Almanya ile Japonya’nın sonuna kadar ezilmesi hata idi. Vietnam Savaşı, Domuzlar Körfezi Çıkarması hata idi. Soğuk Savaş döneminde Arap ülkelerinin Sovyetler’in kucağına itilmesi, Irak-İran Savaşı’nda Irak’ın desteklenmesi hep hata idi. ABD’nin ezmeye çalıştığı bugünün İran yönetimi de, Şah zamanında yapılan ABD patentli hatalarla ortaya çıktı. Bu kadar çok hata yapan güç, yeni hatalara da gebedir. ABD hegemonyası ekonomik üstünlüğe dayanıyor; ekonomik üstünlük ise küresel ölçekte güçlü olan şirketlere. Bu şirketlerin Amerikan halkının ve devletinin âlî çıkarları ile kendi kârları arasında tercih yapmak zorunda kaldıkları zaman, hegemonyanın projelerinin sekteye uğrayacağını öngörmemiz gerekir.

Gücün zaafı gücüdür. Hegemonya, kendi gücü ile zaafa uğrayacak. İslâm dünyasının zaafı, halkına uzak ve yabancı yönetimler. Onun çaresi ise, İslâm halklarının kendi kaderlerine el koyması. Yaşanmış olan tarih, yeteneklerinizin asgari sınırını gösterir. Her toplumun kendinden önce gelenleri aşması, devraldığı mirasa yenilerini eklemesi mümkündür. Herkesin bir hesabı var. İnce hesaplar, kılı kırk yaran hesaplar, hassas dengelere dayanan hesaplar. Bir de Cenab-ı Hakk’ın hesabı var. Bugüne kadar yaşadığımız tarih kimin hesabının tuttuğunu bize gösteriyor. Doğru hesabın tutması için bizim de doğru hesap yapmamız, hiç olmazsa hesap yapmaya başlamamız gerekiyor.

Zaman, 15.8.2006

Mümtaz’er TÜRKÖNE

16.08.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Barış gücüne asker felâket olur

  İsrail yenilgisi ve Türkiye

  Yok mu arttıran?

  Ateşkes değil, tuzak!

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004