Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 29 Haziran 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

Erdoğan: Barış içinde yaşayalım

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 11 Eylül saldırılarının ardından İslâm ve Batı dünyası arasında yaşanan çatışmalara artık bir çözüm bulunması gerektiğini ifade etti. Erdoğan, “Barış içinde yaşamanın yollarını arayıp bulmalıyız. Gelecek korkular üzerine bina edilemez. Zaman, ortak aklın ve sağduyunun sesini yükseltme zamanıdır. Birbirimizi daha iyi anlayıp hassasiyetlerimize saygı göstermeliyiz. ‘Onlar’ ve ‘ötekiler’ türünden zihniyetler oluşturmaktan kaçınmalıyız” şeklinde konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “İfade özgürlüğünün hakaret özgürlüğü olarak kullanılıp anlaşılması üzerinde ciddiyetle yeniden düşünmeliyiz. Eleştiri farklıdır. Hakaret farklıdır. Hakaretle eleştiriyi birbirine kesinlikle karıştırmamamız gerekiyor. Eleştiriye evet ama hakarete hayır” dedi.

Başbakan Erdoğan, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde (AKPM) "İfade Özgürlüğü ve Dini İnanışlara Saygı’’ konulu raporun genel kurulda tartışılmasından önce bir konuşma yaptı. Erdoğan, Medeniyetler İttifakı çerçevesinde gündeme gelen konuların genel kurulda ele alınmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Önümüzdeki dönemde Medeniyetler İttifakının geliştirilmesine yönelik pratik önlemlere daha da yansıyacağına inandığını belirten Erdoğan, şunları söyledi: “Altını çizerek kullanmak istediğim bir ifade var, ‘çeşitlilik içinde birliktelik’ ya da ‘çokluk içinde birlik’ ilkesi, bizim kültürümüzde çok köklü bir prensip olarak bu günlere kadar yaşamıştır. Bir arada barış içinde yaşama tecrübemizin de tarih boyunca temel zeminini teşkil etmiştir. Sizlerin de savunduğu bu çok kültürlülük ideali, Avrupa’nın hem kendi iç huzur ve barışını koruması, hem de dünya barışına katkı sağlaması için bu anlamda hızlı ve somut adımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle Müslüman nüfusun Avrupa ülkelerinde giderek arttığı bir dönemde ve mevcut yanlış algılamalar temelinde bunun ciddi bir mesele teşkil etmeye başladığı göz önünde tutulduğunda, karşılıklı anlayış ve hoşgörünün, AB’nin tüm kurum ve kuruluşlarıyla sağlamlaştırılması gereği, açık bir şekilde hissedilmektedir. Avrupa’nın göçmenlerle sorununun bir İslam sorunu olmadığını görebilmek önemlidir. Sorun, ‘öteki’ olarak görülen toplumların aslında dışlanmışlığıdır. Bu soruna nefretle, ayrımcılıkla yaklaşmak çözüm değildir. Ülkeler, gettolarda yaşayan gruplara daha fazla şefkat göstermek ve toplumsal yaşama dahil etmek için yeni yollar ve araçlar bulmak zorundadır.’’

AŞIRI UÇLAR İSTİSMAR EDİYOR

Başbakan Erdoğan, 11 Eylül sonrasındaki gelişmelerin, özellikle batı ile İslam dünyası arasında giderek derinleşme eğilimi gösteren fay hattının bulunduğunu gösterdiğini söyledi. Aşırı uçların, her iki tarafta da bu durumu sorumsuzca istismar ettiğinin açıkça ortaya konulduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Şuna hep birlikte inanmamız gerekir. Aşırılıklar her zaman zarar verecektir. Aslolan orta yolu bulabilmektir. Bir yanda dini veya kültürel değerleri maske olarak kullanan terörist eylemler, diğer yanda kendisi gibi düşünüp yaşamayanları ötekileştirerek, farklılıklarımızı düşmanlık sebebi gibi gösterenler durumu bir krize dönüştürmeye çalışmaktadırlar. Sonuçta batıda her geçen gün güçlendiğini gördüğümüz İslam karşıtlığı ve buna bağlı olarak gelişen yabancı düşmanlığı, İslam dünyasında ise ‘Kendi değerlerine yönelik bir saldırı altında olduğu algılaması’ bizi tehlikeli bir çatışma ortamına sürmektedir. Bu, kin ve nefret duygularını tahrik etmektedir. Her toplumun kutsalları vardır. Dolayısıyla bu zaman olur din, zaman olur kültürel değerler, zaman olur gelenek. Bu değerlere, bu kutsallara saldırma hakkına kimsenin hakkı yoktur. Çünkü özgürlüğün de bir sınırı vardır. Sınırsız özgürlük asla olamaz. Bu teori bazında olabilir ama pratikte, bunun pratiği hayat boyunca, tarih boyunca olmamıştır. Eğer bir başkasının özgürlük sınırına tecavüz ettiğinizde en azından bu kin ve nefreti, kin ve nefreti aştığı zaman da bireysel terörü doğurur. Bu toplumlar arasında olduğunda toplumsal terörü doğurur. Tahrik eder, teşvik eder. Özellikle ifade özgürlüğünün hakaret özgürlüğü olarak kullanılıp anlaşılması üzerinde ciddiyetle yeniden düşünmeliyiz. Eleştiri farklıdır. Hakaret farklıdır. Hakaretle eleştiriyi birbirine kesinlikle karıştırmamamız gerekiyor. Eleştiriye evet ama hakarete hayır. Özellikle ifade özgürlüğünün hakaret özgürlüğü olarak anlaşılıp kullanılması üzerinde ciddiyetle yeniden düşünmeliyiz.’’

/ STRASBOURG

29.06.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Kretschmer: Süreç başarıya ulaşacak

  Dindarlar zarar görecek

  Erdoğan: Barış içinde yaşayalım

  Ağar: Merkez sağda çatı DYP’dir

  Bartholomeos: Deprem ilâhî ceza

  Türkiye demokrasiyi yerleştirecek

  Rektörler Köşk’e çıkacak

  Koray Aydın’dan da siyasete dönüş sinyali

  Gül: Karşılıklı şantajlar çözüm getirmez

  Üniversite gençliğe beceri veremiyor

  Akdağ: Sağlık harcamalarında tasarrufu düşünmüyoruz

  AKP önüne TMK yürüyüşü

  Hastanelerde enfeksiyonun kaynağı yetersiz personel

  Müzakere sürecine İngiliz katkısı

  Hakkari’de çatışma 1 er şehit oldu

  Silâhı satan da gözaltında

  Habur’da rüşvet operasyonu: 35 gözaltı

  Hastanede yangın paniği

  Türkiye sağlıkta tedbirsiz

  İstanbul’da toplu ulaşım rahatlaycak

  Basın Konseyinden reyting raporu

  Klimalar hasta edebilir

  Hafızlar mezun oluyor

  Çocuklara camiler sevdirilecek

  TSE belgeli şifa kaynağı

  Sigaranın dumanı da öldürüyor

  İlk defa deniz gördüler

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004