Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 18 Ağustos 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

İsrail inişe geçti



İsrail, Hizbullah’la yaptığı savaşta kesin bir üstünlük sağlayamadı. İsrail’in savaşında insan gücü yoktu. Tamamen teknolojiye dayalı bir savaştı. Dolayısıyla Hizbullah’a zarar vermek yerine, altyapıya ve sivillere zarar verdi. Ve sonuçları itibarıyla, tam bir fiyasko yaşandı. Güya İsrail’in muharrik unsuru, kaçırılan iki İsrail askerini Hizbullah’ın elinden kurtarmak ve Hizbullah’ın silâhsızlandırılmasıyla ilgili BM kararını yerine getirmekti. Ateşkes sağlandığında, bu iki amaç da hasıl olmamıştı. Şimdi sınırın ötesinden İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, Hizbullah’ın esir askerleri bırakması temennisinde bulunmaktadır. Bu laf u güzâfla, yani boş lafla meselenin peşini bırakmadıklarını ihsas ettirerek, İsrail kamuoyunu bir kez daha kandırmayı deniyorlar. Herkesin de dediği gibi, İsrail’in Hizbullah operasyonu iki askerin kurtarılmasını amaçlamıyordu. Bu, sadece bir bahane idi. İsrail saldırıları motivasyondan yoksun olduğu nisbette, Hizbullah iyi direndi. Ölümüne karşı koydu. Olmert harekâtın sonucuna zafer diyemezken, Bush bunun bir zafer olduğunu ileri sürdü. Buna mukabil, Ahmedinejad ve Beşşar Esad İsrail’in Hizbullah karşısında yenildiğini ileri sürdüler. Aslında, ‘İsrail’in yenilmezliği efsanesi’ Moşe Dayan’ın düşüşüyle birlikte sona ermişti. İsrail bu efsaneyi 1967 yılında kazanmıştı ve ondan sonra da kaybetti. Esasen 1948 yılında gönüllüler, fedailer veya direnişçiler her cephede iyi savaştılar. İsrail bu savaşı uluslararası camianın iradesiyle, yani devletler oyunuyla kazandı. Yoksa Irak ordusu Tel Aviv’e doğru ilerliyordu ve şehrin düşmesine ramak kalmıştı. Ordunun önünde bir engel bulunmuyordu. O zaman da Mısır cephesinde ihanet ve şike vardı. İsrail karşısında savaşmayan Mısır ordusu, suçu İngilizlerin verdiği çakar almaz bozuk silâhlara atıyordu. Ama Gazze cephesinde savaşan Müslüman Kardeşler bugünkü Hizbullah gibi silâhsızlandırılmak bir tarafa mükâfat olarak cepheden dönünce, Mısır zindanlarına atıldılar.

***

1967 savaşı ise, tam bir şike savaşıydı. Mısır ordusu sivillerle askerler arasındaki kopukluktan dolayı gafil avlanmıştı. Baba Esad ise, Golan cephesini toptan satmıştı. Ürdün’de ise, Gallup Paşa vardı ve Ürdünlüler adına o savaşıyordu. Dolayısıyla Abdulkadir Hüseyni’nin direnişi fayda vermedi. Ama 1973 yılından beri İsrail için talih tersine döndü. Girdiği savaşları bir bir kaybetti. En son Lübnan’ı ve Gazze’yi terketmişti. Bu sönen balonunu yeniden şişirmek ve imajını tazelemek için hem HAMAS’ın bulunduğu Gazze Cephesine, hem de Hizbullah’ın mevzilendiği Lübnan’ın güneyine yeniden saldırdı. Ama bin bir pişman oldu. İkinci Kana katliamının mimarı, birinci Kana katliamının mimarı Şimon Peres’le aynı kaderi paylaşabilir. Zaten şimdi halef-selef olarak onlar aynı kabinenin üyeleri. Şimon Peres 1996 yılındaki Kana katliamından sonra girdiği seçimleri Netanyahu lehine kaybetti. Siyasî bir mevta ve kadavra olarak bir daha tutunamadı. Şimdi aynı akibet Olmert’i bekliyor. Onun siyasî iktidar günleri de sayılı olabilir. Netanyahu yeniden çıkış yapabilir. Rus-Yahudi asıllı ünlü Ortadoğu uzmanı Primakov, İsrail’in amacının harekatla birlikte Lübnan’ı iç savaşa sürüklemek olduğunu belirtiyor. Aslında Filistin cephesinde de İsrail’in beklentisi bir iç savaştı. Aksine bu harekat iki cephede de nısbî olarak kenetlenmeye hizmet etti. HAMAS nihayet yanlışını gördü ve millî mutabakat hükümeti noktasında Fetih’le anlaşıyor. Buna mukabil, Sinyora da harekat boyunca millî bütünlük adına Hizbullah karşısındaki tutumunu tadil etti. Şimdi Saad Hariri Esad’ın Lübnan’a iç savaşa sürüklemek istediğini söylemesi ve Sinyora’nın da “devlet içinde devlet istemiyoruz” demesiyle, iç cephe yeniden tutuşma emareleri gösterse de, en azından harekat esnasında İsrail iç cephenin bütünlüğüne hizmet etti. Elbette, savaş sonrası hem İsrail’de, hem de Lübnan’da dereceli bir iç hesaplaşma yaşanacak. Ama harekattan Hizbullah’ın daha güçlü çıktığını söylemek mümkün. Bu itibarla, hem Litani’nin güneyinden çekilmek istemediğini, hem de silâhsızlandırmaya karşı olduğunu ilan etti. Gerçekten de ABD, Irak’ta İran’ı; İsrail de Lübnan’da Hizbullah’ı güçlendirdi. İran için ön, Hizbullah için önleyici savaş fiyasko ile neticelendi. İsrail bir örgüt karşısında yenildi. Ayrıca ‘terörist’ dedikleri örgüt, güya devlet statüsünde olan İsrail’e nazaran siviller karşısında daha ‘temiz’ bir savaş çıkardı. İki tarafta da ölen sivillerin mukayesesi bunun ispatına kâfidir.

***

İsrail ağzının payını aldı ve burnu sürtüldü. Bir kez daha yenilmezlik efsanesi yara aldı ve karizma çizildi. Bunun İsrail iç politikasında yeni çalkantılara yol açması mukadderdir. İsrail’in savaşı kaybetmesinin temel nedenlerinden birisi, komuta kademesindekilerin acemi çaylak olmaları. Olmert ve Paretz savaş acemisi oldukları gibi, Halutz da karacı değil, havacıdır. Genelkurmay Başkanı yolsuz olduğu gibi, savaş acemisi çıkmıştır. Görevinden alınan kuzey bölgesi komutanı da motivasyon yoksunu idi. Hizbullah da İsrail’e karşı Vietnam taktiği uygulamış ve kazdığı tünel ve hendeklerle onu pusuya düşürmüş ve zayiatını arttırmıştır. Bunu Pasdaran’ın Kudüs Tugayları Komutanı Kasım Süleymani’nin planladığı söylenmektedir.

İsrail nihaî iniş aşamasına geçti. En erken 10, en geç ise 20 yıl içinde kaderi belli olur.

18.08.2006

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (17.08.2006) - Tetikçi olmadan gitmek

  (24.07.2006) - İbni Teymiyye meselesi

  (23.07.2006) - İsrail, Suriye’yi de vuracak mı?

  (21.07.2006) - Ortadoğu’da aktör aranıyor

  (20.07.2006) - İsrail kalıcı olabilir mi?

  (19.07.2006) - Ortadoğu’nun sıcağı Abant’a yansıdı

  (18.07.2006) - Yıllar sonra Abant’ta

  (14.07.2006) - Gilad'a karşı bir millet

  (13.07.2006) - İslâmophobic eylemler

  (12.07.2006) - Hamza Yusuf

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004