Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 14 Kasım 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

TCK 301’e dair

Öyle görünüyor ki hükümet TCK’nın 301. maddesinin uygulamada yarattığı sakıncaların ortadan kaldırılması için genellikle önerildiği gibi, bu maddenin ifade özgürlüğünü genişletecek şekilde düzeltilmesi düşüncesine sempatiyle bakmaktadır. Bu yazıda bu sorunu gözden geçirmek istiyorum.

Her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki 301. maddede öngörülen suçun ‘aşağılama’ kavramını merkeze almış olması isabetsizdir ve hüküm bu haliyle eski kanundakinin bile gerisindedir. Çünkü eski kanunda kullanılan ‘tahkir ve tezyif’ şeklindeki ibare eleştirel ifadeleri daha az kısıtlama potansiyeli taşıyordu. Oysa ‘aşağılama’ kelimesi, ‘tahkir ve tezyif’ sayılacak kadar ağır olmayan eleştirel ifadeleri bile kapsayacak şekilde yorumlanmaya elverişlidir. Onun için madde bu haliyle politik eleştiriyi neredeyse büsbütün ortadan kaldırabilecek niteliktedir.

İkinci olarak, bazı devlet kurumlarına ille de böyle bir koruma sağlanacaksa, bu korumanın hiç değilse Türkiye Büyük Millet Meclisi ve yargı organlarıyla sınırlı kalması daha doğru olur. Aynı korumanın yürütme ve idare alanına da teşmil edilmesi, en fazla eleştiriye açık olması gereken kamu kurumlarına dokunulmazlık sağlanması anlamına gelir. Bu arada yürütme ve idare içinden sadece askeriyenin ve güvenlik teşkilátının korunmasının tercih edilmiş olması talihsiz olarak, karakteristik vasfı cebire başvurabilme olan devlet araçlarına özel olarak değer verildiğini de ima etmektedir.

Maddenin son fıkrasında yer alan eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç olmadığına ilişkin hüküm de işaret edilen sakıncaları ortadan kaldıramaz. Nitekim kaldırmıyor da. Çünkü mesele, ‘eleştiri amacıyla’ yapılmış olmayan devlete yönelik rahatsızlık verici ifadelerin niçin yasak olması gerektiğinde ve böyle bir ayrımın gerçekte yapılıp yapılamayacağındadır. Sanıldığının aksine, öyle bütün ‘haricî’ veya ‘ilgisiz’ unsurlardan arınmış, saf akılcı bir eleştiri de yoktur. Onun için eleştiriyi eleştiri olmayandan net bir biçimde ayırmak imkânsızdır. Kamu otoritelerini rahatsız eden ifadeler zaten aynı zamanda eleştiriyi de içerirler ve çoğu eleştiri de başka haşin veya saldırgan sözlerle içiçe geçmiş olarak karşımıza çıkar.

Daha temelde devletin kurumlarının ‘aşağılanması’ düşüncesinin kendisinin isabetini sorgulamamız gerekir. Kurumları ve makamları soyut olarak yani kişilere atıf yapmaksızın ‘aşağılamak’ herhangi bir insanî değere saldırı teşkil etmez. Çünkü kurumlar insan değildirler, onlar sadece insanların yaptığı veya yarattığı araçlarıdır. Cisimleşmiş politik iktidardan başka bir şey olmayan devlet -dolayısıyla kurumları- kutsal bir varlık değildir, onun için dokunulmazlığı da olmamak gerekir.

Kaldı ki insanların devletin uygulamalarından hayal kırıklığına uğramaları veya haksızlıklar karşısında kızgınlık duymaları gayet insanî bir durumdur. Bir demokraside bu gibi hayal kırıklıklarının veya kızgınlıkların devlete yönelik öfkeli sözlerle dile getirilmesini doğal karşılamak gerekir. Devletin bunları cezalandırmak yerine, yaptığı yanlışları düzeltmesi için birer uyarı veya vesile olarak alması gerekir.

Onun için daha önce de yazdığım gibi, devleti aşağılamak gibi gerçekte bir mağduru olmayan suçlar ihdas etmekten kaçınmalıyız. En doğrusu, kamusal tartışma ve eleştiri imkánını ortadan kaldırmaya elverişli olduğunu da göz önüne alarak, devlete ve onun kurumlarına dokunulmazlık sağlayan 301. maddeyi tamamen kaldırmaktır.

Star, 13.11.2006

Mustafa ERDOĞAN

14.11.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Atatürkçülük demokrasiye izin vermez

  TCK 301’e dair

  Meğer Bush’u ne çok severmişiz


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004