Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 22 Kasım 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Dünya

 

İran’dan ABD’yi kızdıran manevra

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Irak ve Suriye devlet başkanlarını Tahran’a davet ederek, üçlü bir zirve yapılması çağrısında bulundu. Amerikan ABC News’in internet sitesinde, “İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın yeni bir manevrası” olarak gösterilen girişimin, “muhtemelen ABD yönetiminin bölge üzerindeki etkisini amaçladığı” yorumu yapıldı.

Iraklı yetkililer, Ahmedinejad’ın Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ı bu hafta sonu Tahran’a dâvet ettiğini, toplantının olması halinde, Irak’taki kaosun sona erdirilmesi için izlenecek yolların ele alınmasının planlandığını söylediler.

Amerikan ABC News’in internet sitesinde, “İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın yeni bir manevrası” olarak gösterilen girişimin, “muhtemelen ABD yönetiminin bölge üzerindeki etkisini amaçladığı” yorumu yapıldı. Haberde, girişim, “Irak’taki Sünni direnişe destek vermekle itham edilen Suriye’nin Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in Bağdat’a yaptığı ziyaretle aynı döneme rastlayan diplomatik bir manevra” olarak nitelendi.

Ahmedinejad’ın, iki ülke devlet başkanlarını Tahran’a davet ederek, zaten Suriye ile Lübnan’da büyük bir etkisi olan ülkesinin Orta Doğu’daki nüfuzunu da artırma amacında olduğu belirtilen haberde, “Tahran, Irak’ta ABD’yi batağa saplayan küçük çaplı kaosun kendisine fayda getireceğini düşünüyor. Ancak aynı zamanda, fazla kan dökülmesinin, Kürtlerin huzursuz olduğu sınır bölgesinde sorun çıkarmasından endişe ediyor” ifadeleri kullanıldı. Talabani’ye yakın Iraklı bir yetkili, zirve teklifinin, Tahran’ın bölge üzerindeki rolünü güçlendirme ve ABD’nin Sünni Suriye ile Şiî İran’ın arasını bozmasını engelleme amacını taşıdığını söyledi. Talabani’nin sözcüsü Kamuran Karadağı da, Talabani’nin teklifi kabul ettiğini ve Cumartesi günü Tahran’a gideceğini söyledi. Karadağı, Suriye Devlet Başkanının toplantıya katılmayacağını, görüşmenin, Talabani ile Ahmedinejad arasında yapılacağını belirtti. Sözcü, Talabani’nin Beşşar Essad ile görüşme teklifini de kabul ettiğini ve Şam’da planlanan bu görüşmenin tarihinin henüz belirlenmediğini kaydetti.

İran’ın zirve teklifine kuşkuyla bakan ABD Dışişleri Bakanlığının sözcü yardımcısı Tom Casey, kararı Irak’ın vereceğini belirtti. Casey, “Bu, onların çağrısı, onların kararı. Bu tür bildirilere geçmişte birçok kez rastladık ve İran ile Irak arasında birkaç üst düzey temas oldu. İran’ın, ‘Irak’taki şiddeti azaltma arzusuna dair’ açıklamaları, gerçeklerle uyuşmuyor” dedi. Tom Casey, sorunun, “İran’ın söylediklerinden değil, yaptıklarından kaynaklandığını” savundu. İran ile Suriye’nin, Irak’taki Şiî ve Sünni gruplar üzerinde önemli etkileri olduğuna inanılıyor.Uluslararası baskılar neticesinde, Suriye’den Irak’a geçen direnişçileri az da olsa engellediği belirtilen Şam yönetimi, direnişçilere finansman ve silah sağlamakla suçlanan, Saddam Hüseyin döneminin üst düzey yetkililerinin Suriye’ye sığınmalarına izin vermişti.İran ise Irak’taki iki büyük Şiî gruba, eğitim, silah ve para vermekle itham ediliyor. Saddam Hüseyin döneminde Irak’ı terk etmek zorunda kalan birçok Şiî yetkilinin İran’da sürgün hayatı yaşadığı biliniyor.

Irak-Suriye arasında ilişkiler yenilendi

Bu arada Irak ve Suriye, 25 yılın ardından diplomatik ilişkilerini yeniden kurdu. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ile Bağdat’ta yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında, “Çeyrek asırdır kesintiye uğrayan diplomatik ilişkilerin tamamen yeniden kurulmasına ilişkin bir karara varmış bulunuyoruz” dedi.Zebari, “Irak bayrağı Suriye’de dalgalandığı gibi, Suriye bayrağı da Irak’ta dalgalanacak” diye konuştu.

/ ANKARA

22.11.2006


 

İsrail içten yıkılıyor

İsrail’de, Adalet Yüksek Mahkemesi, yurt dışında evlenen beş eşcinsel çiftin başvurusunu onaylayarak, evliliklerinin geçerli sayılmasını kararlaştırdı. Ordu Radyosu’nun haberine göre, karar, mahkemede bire karşı 6 oyla kabul edildi.

Kararla, daha önce birçok eşcinsel tarafından yapılan ve bazı ülkelerde yasal sayılan eşcinsel evliliklerinin, devletçe karşı cinsten kişilerin evlilikleri gibi geçerli sayılması yolundaki başvuruları sonuçlandırmış olduğu belirtildi. Eşcinsel çiftler adına dilekçe veren İsrail Medeni Haklar Derneği, mahkemede İçişleri Bakanlığı’nın bu evlilikleri geçerli saymama kararının, eşcinsellerin eşitlik ve aile kurma haklarını ihlâl ettiğini ve “insanlardan ürkme üzerine kurulu bir toplumsal bakış açısına dayandığı” görüşünü dile getirdi. Mahkemede devlet temsilcisi ise İsrail’in “bu türlü evlilikler için gerekli yasal altyapıya sahip olmadığı” gerekçesiyle bu evliliklerin kayda geçirilemeyeceği tezini savundu. Medeni Haklar Derneği, verilen kararın geçenlerde Kudüs’te yapılan ve İsrail’de büyük çalkantılara sebep olan eşcinseller yürüyüşünü izlemesi sebebiyle daha da büyük önem kazandığını açıkladı.

İsrail’deki eşcinsel topluluğunun önde gelen temsilcilerinden olan ve partneriyle Kanada’da evlenen İtay Pinkas da “Bunun eşcinsel toplumu ve demokrasi için tarihî bir gün olduğunu” belirtti ve eşcinsellerin öteki alanlarda da eşitlik mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. Karar, sağ kesimde büyük tepkilere sepep olurken, sol kesimi sevindirdi. Din işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Yitzhak Kohen, kararı kınayarak, mahkemeyi Yahudi gelenek ve inançlarını ayaklar altına almakla suçladı. Bakan, “Yahudi devletini koruyan baraj, kara cüppelere bürünmüş Yahudilik düşmanı bir tufanı arzuladığı anlaşılan Yüksek Mahkeme’nin elleriyle çökertilmiştir” diye konuştu. İsrail’in önde gelen aşırı sağ eylemcilerinden Baruch Marcel, kararı şiddetle eleştirirken, Yüksek Mahkeme’yi, “Hamas’tan daha kötü” olarak niteledi. Marcel, “Hamas bizi fiziken tehdit ederken, Yüksek Mahkeme, bir Yahudi devleti olarak İsrail’in varlığını ruhsal açıdan tehdit ediyor” dedi. Marcel, Yüksek Mahkeme Başkanı Dorit Beiniş’i hedef alarak, “Beiniş çetesinin ülkemizi ayaklar altına alıp mahvetmesine dur denmesi gerekiyor” diye konuştu. Sağdaki “Birleşik Tevrat Yahudiliği” partisi milletvekillerinden Avraham Ravitz de benzer görüşleri dile getirerek, “Biz dışarıda Filistin ve İranlılarla savaşırken, Yüksek Mahkeme bizi içerden yok ediyor” görüşünü savundu ve mahkemenin, İsrail’in “Yahudi kimliğini yok ettiğini” ifade etti.

/ KUDÜS

22.11.2006


 

‘ABD, Irak’ı Kaide’ye teslim etti’

Umman Dışişleri Bakanı Yusuf Bin Alevi, ABD’yi Irak’ı El Kaide’ye teslim etmekle suçladı. Alevi, El Hayat gazetesine yaptığı açıklamada, ‘’ABD’nin Irak politikası, bu ülkeyi El Kaide’ye teslim etti. ABD’nin Irak’taki sorunu, burada kök salan ve tüm bölgeleri denetimi altında tutan El Kaide’dir’’ dedi.

Irak’taki durumun kötüleşmesinden Washington yönetimini sorumlu tutan Alevi, konuya ilişkin bir soru üzerine, ‘’Washington yönetiminin bunu kabul ettiğini ve 7 kasımdaki seçim sonuçlarına göre Amerikan halkının da bunu anlamış olduğunu’’ söyledi. Alevi, ‘’ABD’nin Irak politikalarını gözden geçirmesini ümit ediyoruz’’ dedi. İran konusundaysa Alevi, bu ülkeye askeri müdahale ihtimaline ilişkin olarak, ‘’Kimsenin İran’a askeri müdahalede bulunacağını düşünmüyorum’’ diyerek, sorunun İran ile ABD ve Batılı ülkeler arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklanmış olabileceğini ifade etti. Ancak Alevi, İran Savunma Bakanı Mustafa Muhammed Neccar’ın savunma ve güvenlik alanında bölgesel anlaşma teklifini reddettiğini kaydetti. Orta Doğu konusundaysa Alevi, Washington yönetimini, önceki yönetimlerin aksine barış sürecini açık fikirlilikle yönetmemekle suçlayarak, Ortadoğu konusunun ele alınacağı yeni bir barış konferansı düzenlenmesi çağrısında bulundu. Bununla beraber, Alevi, Umman’ın başkenti Maskat’ta 6 yıldır kapalı olan İsrail ticaret bürosunun yeniden açılmasına karşı çıktığını da ifade etti.

/ DUBAİ

22.11.2006


 

Rusya ile Batı arasındaki balayı bitti

İngiliz basını Rusya ile Soğuk Savaş sonrasında başlayan ve Yeltsin’le açılış yapan balayı döneminin bittiğine dikkat çekti. Daily Telegraph ise “Rusya, yoksa Batı’yla ilişkilerini mi zehirliyor?” diye sorarak İngiltere’nin alması gerektiğini düşündüğü tutuma dikkat çekti.

Haberde, “İngiltere hükümetinin, bir vatandaşının bazı yabancı ajanların karıştığını düşündüren, ölümcül bir saldırıya uğradığı bir ortamı kabullenmesi mümkün değil. İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı, bu olayı mümkün olan en sert şekilde ve en üst kanallardan ele alıp Rus yetkililerden istedikleri her tür açıklamayı talep etmeli. Aksi halde İngiltere’nin, önümüzdeki 10 yıl içinde tüm Avrupa’nın enerji kaynaklarını kontrol altına alma ihtimali olan Rus rejimine karşı gelmeye dahi cesaret edemediği fikri oluşacaktır” denildi. Daily Telegraph’ta dikkat çeken diğer bir yorum, Soğuk Savaş döneminin en ünlü KGB muhaliflerinden, örgütün o dönemde Londra’daki iki numaralı ismi Oleg Gordievski’ye ait.

/ LONDRA

22.11.2006


 

Annan: ABD, Irak’ta kapana kısıldı

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Washington’un Irak’ta daha fazla kaosa girilmeden ülkeden çıkmak için doğru zamanı bulmak zorunda olduğunu söyleyerek ABD’nin Irak’ta kapana sıkıştığını söyledi.

Cenevre’de basın toplantısı düzenleyen Annan, ABD’nin, Irak’tan askerlerini çekmesi baskıları ile aynı zamanda ülkeden ayrılmadan önce durumu istikrarlı hale getirmesi çağrıları arasında kaldığını belirterek, şunları söyledi: “ABD, bir şekilde Irak’ta kapana kısıldı. Ne kalabiliyor ne gidebiliyor. Varlığının bir sorun olduğunu söyleyenler ve acele ayrılırsa durumun kötüye gideceğini söyleyenler var. “Annan, çekilmenin, güvenliğin daha fazla bozulmasına sepep olmaması için Washington yönetiminin ülkeden çekilme zamanını çok dikkatli düşünmesi uyarısında bulundu. Kofi Annan, hem Suriye hem de İran’a da “Irak’ta çözümün bir parçası” olmaları ve mezhep çatışmasının sona ermesi için Bağdat hükümetine yardım etmeleri çağrısında bulundu.

/ CENEVRE

22.11.2006


 

Hollanda’da burka terör tehdidi sayılacak!

Hollanda’da burka, terör tehdidi sayılacak. Hükümetin, birkaç gün içinde burka giyilmesini yasaklayan bir yasa tasarısının sunulacağı yönündeki planlarını açıklamasının ardından Hollanda, bu yasağı getiren ilk Avrupa ülkesi olmaya hazırlanıyor.

Hollanda Kabinesi önceki gün, burkanın ‘terör tehdidi’ oluşturduğunu ve giyenlerin yüzlerini gizleyerek güvenliği tehdit ettiği yönünde karar almıştı. Burka adı verilen kapalı giysi Hollanda’da yasaklanıyor. Hükümet tarafından hazırlanan yasa tasarısının önümüzdeki birkaç gün içerisinde oylamaya sunulacağı kaydedilirken, Hollanda, bu yönde kısıtlama getiren ilk Avrupa ülkesi olacak.

/ LAHEY

22.11.2006


 

Berlusconi başbakan olduğuna bin pişman

Eski İtalya başbakanı Silvio Berlusconi’nin, merkez-sağ koalisyonun yeniden iktidara gelmesi halinde yeniden başbakan olmayacağını, ayrıca devlet başkanlığına da adaylığını koymayacağını açıkladığı bildirildi.

Libero gazetesinin haberine göre, Berlusconi arkadaşlarına, “iktidara yeniden döneceklerini, ancak ne olursa olsun başbakanlık makamına oturmayacağını” söyledi. Üzerine düşeni yaptığını ve bunun kendisi için yeterli olduğunu belirten Berlusconi, lideri olduğu merkez-sağ koalisyonun başbakanlık için bir adayı olduğunu söyledi, ancak adını açıklamadı. Haberde, Berlusconi’nin İtalya Cumhurbaşkanlığı için de hiçbir zaman aday olmayacağını, bu makam için adayının başbakanlık yaptığı dönemde yardımcısı olan Gianni Letta olduğunu söylediği belirtildi.

/ MİLANO

22.11.2006


 

İngilizler: Herkes inandığı gibi giyinebilir

Çok sayıda Müslümanın da yaşadığı İngiltere’nin başkenti Londra’da yapılan bir ankete göre, halkın yüzde 75’i, herkesin inancına uygun giyinebileceğini düşünüyor. Halkın yüzde 82’si herkese, diğerlerine karışmamak kaydıyla istediği gibi yaşama hakkı tanınması gerektiğini belirtti.

Londralıların yüzde 18’i ise bu fikre karşı çıktı. Halkın yüzde 82’si herkese, diğerlerine karışmamak kaydıyla istediği gibi yaşama hakkı tanınması gerektiğini belirtti. Yüzde 13 ise bu görüşe karşı çıktı.

Ankete katılanların yüzde 76’sı hükümetin, halka nasıl bir hayat sürmesi gerektiği konusunda baskı yapmaya hakkı olmadığını kaydederken, yüzde 15’i baskı yapabileceğini ifade etti. Katılımcıların yüzde 94’ü de basının ve medyanın insanlara hayat biçimi dikte etmeye hakkı bulunmadığını ifade etti. Yüzde 4 oranındaki Londralı ise medyanın halkın eğilimlerini ve hayat biçimini “yönlendirmeye” hakkı bulunduğu yolunda görüş bildirdi.

MORI enstitüsü tarafından Londra Belediye için yapılan ankete katılanların yüzde 94’ü İngiltere’de herkesin düşünce, ifade, inanç gibi temel özgürlüklere sahip olduğunu da belirtti. Londralılar, bu hakların, başkalarının haklarının başladığı yerde bittiğini, kimsenin aynı haklardan yararlanmasına bir başkasının engel olmaması gerektiğini ifade etti.

Sonuçları değerlendiren, “Kızıl Ken” lâkaplı Londra Belediye Başkanı Ken Livingstone, anketin, Londralıların dinî, kültürel ve etnik çeşitlilik içinde yaşamaktan ne kadar memnun olduklarını bir kez daha teyit ettiğini söyledi.

/ LONDRA

22.11.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004