Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 17 Ocak 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Erdoğan: Halk bizden, tam demokrasi istiyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Hızla değişen gündem içinde bazı temel meselelerimiz ne yazık ki çabuk unutuluyor. Biz eksiksiz ve tam bir demokrasi yolundayız. İmtiyaz değil, adalet isteyen halkımız da bizden bunu bekliyor” şeklinde konuştu.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, bugün toplumsal hayatın, barış ve demokrasi anlayışının, özellikle halka yansıması bakamından çok önem verdiği bazı olumlu gelişmeleri paylaşmak istediğini bildirerek, şunları söyledi: “Önce bu iyi gelişmelerin arkasında yer alan bir hususu, özellikle dikkatlerinize getirmekte yarar görüyorum. Hızla değişen gündem içinde bazı temel meselelerimiz ne yazık ki çabuk unutuluyor. Biz eksiksiz ve tam bir demokrasi yolundayız. İmtiyaz değil, adalet isteyen halkımız da bizden bunu bekliyor. Türkiye’nin kalkınması ve refahı, gelişmesi...

Bütün bunların önünde kurumsal engellerin yanı sıra zihni engeller de bulunduğunu da biliyoruz. Bu engelleri aslında kısmen aştık ama geride kalanları da hızla aşmak zorundayız. Ne var ki zihinsel engellerin aşılması, bazen kurumsal engellerin aşılmasından daha zor olabiliyor. Yönetimde şeffaflık ilkesinin sağlanması, halkın bilgiye ulaşma kanallarının aşılması, bize göre Türkiye’nin en önemli meselelerinden biridir.’’

Bu alanda büyük mesafeler aldıklarını herkesin kabul ettiğini ifade eden Erdoğan, yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadelede, yönetimin şeffaflığı ve saydamlığının çok önemli olduğuna işaret etti. Ne yasakların ne yolsuzlukların ve ne de yoksulluğun gerekçesinin, mazeretinin ‘’hikmet-i hükümet’’ olamayacağını kaydeden Erdoğan, ‘’Biz, hikmet-i hükümet mantığının arkasına saklanan bir hükümet hiç olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Böyle bir niyetimiz yok’’ diye konuştu.Hukuk devletinin ‘’sırlar dünyasında’’ değil, şeffaf bir zeminde olacağını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:’’Bugün hala ülke olarak bedellerini ödediğimiz, geçmişteki bazı yolsuzluklar, bazı yasaklar, ‘devlet sırrı’ tanımının ardına saklanarak yapılmıştır. O uygulamaların, o yaklaşımın tabii sonu olarak, insanımızın ekmeği küçülmüş, kendisi de yoksul hale gelmiştir. Ülkemizin acil meseleleri yüzünden üzerinde yeterince duramadığımız bu mesele, bize göre çok ama çok önemlidir. Bize göre, ‘sırlar dünyası’, açık ve şeffaf bir yönetimin, demokratik bir hukuk devletinin bir düzeni olamazdı. Biz bu yanlış gidişatı değiştirdik. Halkın bilgi edinme kanallarını açtık. Demokrasinin, kalkınmanın, gelişmenin ancak şeffaflaşmayla mümkün hale geldiğini icraatımızla ortaya koyduk. Siyasetin şeffaflaşması, bürokrasinin şeffaflaşması için gerekli olan bir çok yasal düzenleme yaptık. Şeffaf devlet yönetiminin hayata geçirilmesinin ilk adımlarından biri olarak Bilgi Edinme Hakkı Yasasını geldiğimizde yürürlüğe koydum.’’Kamu Görevlileri Etik Kurulu ile ilgili kanunun da bu çerçevede yürürlüğe girdiğini anlatan Erdoğan, bu alanda atılması gereken başka adımları da her zaman gündemlerinde tuttuklarını bildirdi.

SİYASETİN FİNANSMANI ŞEFFAF HALE GELECEK

Başbakan Erdoğan, bazı AKP milletvekillerinin, siyasetin finansmanında daha çok şeffaflık sağlanması ve mal bildirimiyle ilgili şeffaflık çerçevesinin genişletilmesiyle ilgili bir yasa teklifi hazırlığı yaptıklarını söyledi.

Erdoğan, TBMM içinde bir ‘’Siyasi Etik Komisyonu’’ kurulmasını da öngören bu teklifi, Türk demokrasisinin geleceği için önemsediklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi:’’Zira mal bildirimlerinin erişilebilir olması, sadece siyaset erbabı için değil, toplumsal sorumluluk alan herkes için önemlidir. Bu anlamda siyasi partilerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri başta olmak üzere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarımızın merkez ve taşra yönetimleri, gazete, radyo, televizyon gibi kitle iletişim araçlarının sahipleri ve yöneticileri ile mahkemelerimizce atanan bilirkişiler için de mal bildirimlerinde daha açık düzenleme getirilmesini önemsiyoruz. Bu teklif, olgunlaşma sürecinde yeni katkılarla şekillenecektir.’’

/ ANKARA

17.01.2007


 

Meclis Irak’ı görüşecek

AKP Ankara Milletvekili Faruk Koca ve 28 milletvekili, Irak’taki gelişmelerle ilgili genel görüşme önergesi verdi. CHP, de Irak ve özellikle Kerkük’ün durumunun TBMM’de görüşülmesi amacıyla hazırladığı genel görüşme önergesini Meclis Başkanlığına sundu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve grup başkanvekillerinin imzasını taşıyan önergede, Irak’taki son gelişmelerin, bir iç savaş olasılığını yakın bir tehlike olarak ortaya çıkardığına dikkat çekildi.

TBMM Başkanlığına sunulan önergelerde, Irak’ta uzun süreden beri çok olumsuz gelişmeler yaşandığı, bunun Irak’ın bütünlüğünü ve halkının geleceğini tehlikeye düşürecek seviyelere ulaştığı kaydedildi. Bölge ve dünya açısından giderek daha ciddî bir istikrarsızlık kaynağı haline dönüşen Irak’taki bu olumsuz gelişmelerin Türkiye ve diğer komşularını olumsuz etkilediğine dikkat çekildi. CHP önergesinde, mezhepler arası çatışmaların, her gün 100’e yakın insanın hayatına mal olduğu, Amerika’nın ve koalisyon güçlerinin müdahalesinden sonra yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiğine dikkat çekildi.

/ ANKARA

17.01.2007


 

Plassnik: 2005 yılında müzakere sürecinin yeni bir dönemine girdik

Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, “Türkiye’ye kapıyı kapatmadan gerçekçi hedeflere ulaşılmasının daha akıllıca olacağı görüşündeyiz” dedi. Plasnik, "2005 yılında müzakere sürecinin yeni bir dönemine girdik. Bu yolda ilerlemek, reformları uygulamaya geçirmek ve vaatleri yerine getirmek sırası şimdi Türkiye’de” diye konuştu.

Yeni kurulan koalisyon hükümetinin programına ilişkin Avusturya basınına açıklama yapan Plassnik, Avrupa perspektifinin, istikrarın korunması konusunda önem taşıdığını belirterek, “İstikrar konusunun bilincindeyiz. Kırk yıldan beri Türkiye ile ilişkilerimiz üzerinde çalışmamızın nedeni de zaten bu. 2005 yılında müzakere sürecinin yeni bir dönemine girdik. Bu yolda ilerlemek, reformları uygulamaya geçirmek ve vaatleri yerine getirmek sırası şimdi Türkiye’de” diye konuştu.

Hükümet programında, “Türkiye’nin üzerine göre biçilmiş bir Türkiye-Avrupa ortalığından söz edildiği, bunun imtiyazlı ortaklığın farklı bir tanımı olup, olmadığı” şeklindeki soruya ise Plassnik şu cevabı verdi:”Avusturya, şimdiye kadar hedef olarak yalnız katılımın alınmaması, başka ihtimallerin de göz önünde bulundurulması için çaba harcadı. Burada söz konusu olan Türkiye karşıtı bir tutum değil, gerçekçi bir zaman dilimi içinde nelerin yapılabileceğinin sorgulanması. Biz kapıyı kapamadan, gerçekçi hedeflere ulaşılmasının daha akıllıca olacağı görüşündeyiz.”

Plassnik, “Türkiye ile Avrupa Birliğinin birbirinden güçlerini aşacak şeyler istememeleri gerektiğini” kaydetti. Avrupa Birliğinin enerji ihtiyacını karşılamayı geniş bir zemine oturtmak istediğini, ancak “AB üyesi bir Türkiye olmaksızın bunun düşünülemeyeceğini” kabul eden Plassnik, “Tabi ki bunun için kaynakları olan diğer ülkelerin ille de AB üyesi olması gerekmiyor. Türkiye bölgesel bir güç ve yakın bir ortak olarak önemli bir rol oynuyor. Ama üye olması gerekmiyor” görüşünü savundu. Plassnik, “Türkiye’nin AB’ne katılımı konusunda başka seçeneklerin de ihtimal dahilinde tutulması gerektiğini” ifade ederek, “Türkiye’nin günün birinde üye olup olmayacağı konusunda şimdiden ciddi bir değerlendirme yapmam mümkün değil. Benim için bu henüz kesinlik kazanmış bir konu değil.” dedi.

/ VİYANA

17.01.2007


 

AB’nin göç korkusu yersiz

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Türkiye’nin AB üyeliğinin gerçekleşmemesi halinde öngörülen göç düzeyinin, AB üyeliği ve serbest dolaşım alternatifine göre çok daha yüksek çıktığını kaydetti.

TÜSİAD’ın hazırladığı ‘’Türkiye-AB İlişkileri Bağlamında Uluslararası Göç Tartışmaları’’ konulu rapor, düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

Yalçındağ, toplantıda yaptığı konuşmada, AB’de Türkiye ile ilgili göç tartışmalarının önemli bir boyutunu serbest dolaşımla birlikte muhtemel bir göç dalgasının AB’de siyasal, ekonomik ve toplumsal uyum sorunları meydana getirmesi endişesinden oluştuğunu ifade etti.

Türkiye demografisinin ve muhtemel göç dalgalarının AB içindeki demografik küçülme süreci içinde tamamlayıcı bir rol oynayıp oynayamayacağının da tartışıldığını dile getiren Yalçındağ, ayrıca Türkiye’nin göç vermenin yanı sıra göç alan ve göçe geçiş alanı sağlayan ülke özelliği taşıması sebebiyle AB merkezli uluslar arası göç ve sığınma rejimlerine uyumlu politikaları uygulamada ne ölçüde başarılı olacağının da gündeme getirildiğini söyledi.

İş gücünün serbest dolaşımının sağlanması durumunda Türkiye’den AB’ye yönelecek göçün miktarı ve niteliğinin elbette bir tartışma konusu olduğunu belirten Yalçındağ, Türkiye’nin AB üyeliği gerçekleşmese dahi, halen AB ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin uyum sorunları, bu ülkelerin Türkiye’den olası göç dalgalarının gelecekte nasıl seyredeceği tartışmalarının da devam edeceğine işaret etti.

Yalçındağ, Avrupa’da yaşlı nüfus oranının arttığına ve iş gücünün yaşlandığına dikkat çekerek, bugün 227 milyon kişilik AB iş gücü piyasasının hiç göç almaması durumunda 2025’e kadar 26 milyon, 2050’ye kadar 67 milyon daralacağını kaydetti. Bu iş gücü kaybının telâfisi için tek başına iş gücüne katılım oranlarının artırılmasının veya emeklilik yaşının yükseltilmesinin yeterli olmayacağının görüldüğüne işaret eden Yalçındağ, bu çerçevede AB’nin iyi kurgulanmış bir göçmen politikasına ihtiyaç duyduğunun çok açık olduğunu aktardı. Yalçındağ ‘’Oysa AB’nin siyasî ve ideolojik nedenlerle bu konuda adım atmadığını, AB ülkelerinin her birinin kendi çözümünü üretmeye çalıştığını görüyoruz. Ayrıca AB’nin göçmen politikası tasarlamaktaki bu zafiyetinin AB içinde ırkçı veya aşırı sağ akımları beslediğini de düşünüyoruz’’ diye konuştu.

Arzuhan Doğan Yalçındağ, diğer yandan Türkiye’de 2000’de 42 milyon olan çalışma yaşındaki nüfusunun 2030’a kadar 60 milyona çıkacağının öngörüldüğünü, dolayısıyla bu büyümenin iş gücü arzının da yükselmesi anlamına geldiğini vurguladı.Türkiye’deki bu iş gücü arzının demografik bir fırsat penceresi ortaya çıkaracağını ifade eden Yalçındağ, bunun Türkiye’deki sosyo ekonomik göstergelerde gözlenen iyileşmelerle birlikte göç etme eğilimleri azaltıcı bir etkisi de olabileceğini belirtti.

/ İSTANBUL

17.01.2007


 

Aksu: Kalkınma ve göç birbirine ilintili

İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, kalkınma ve göç konularının birbirine daha ilintili hale geldiğini söyledi. Bakan Aksu, Almanya’nın Dresden kentindeki Avrupa Birliği (AB) adalet ve içişleri bakanları gayriresmi toplantısında yaptığı konuşmada, ‘’zengin ve yoksul ülkeler arasındaki uçurum büyüdükçe göç hareketleri de yaygınlaşmakta, kalkınma ve göç konuları birbirine daha ilintili haline gelmektedir’’ dedi.

Doğu’dan Batı’ya yasadışı göçün büyük boyutlara ulaştığına dikkat çeken Aksu, yasadışı göçün uluslararası bir sorun olduğunu, bu sebeple uluslararası işbirliğini ve yük paylaşımını zorunlu kıldığını vurguladı.

Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının küçümsenmeyecek kısmının uzun yıllar yaşadıkları ve çalıştıkları ülkelerde kalmayı istemediklerinin yapılan araştırmalarla ortaya çıktığını belirten Aksu şunları kaydetti: “Meselâ Almanya’daki Türk asıllı göçmenlerin yüzde 30’nunun Türkiye’ye dönmek istedikleri belirlenmiştir. Ancak, vatandaşlarımızın, emeklilik ve sağlık sigortalarının aynı düzeyde devam etmeyebileceği yönündeki kaygıları nedeniyle bu isteklerini gerçekleştirmedikleri de bilinmektedir.’’

AB’nin, üçüncü ülkelere yasal göçü destekleyen düzenlemeleri ve diğer bazı teşvik edici unsurları içeren ortak anlaşmaları önermesinin yerinde olacağını düşündüklerini belirten Aksu, sürdürülen çalışmalarda, AB ülkelerinin ortak önceliklerini ve amaçlarını içeren bir model anlaşmanın temel alınmasının da uygun olacağını söyledi.

/ DRESDEN

17.01.2007


 

Elektriğin fiyatı yükselecek mi?

DYP Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan, elektrik dağıtımının özelleştirilmesinden sonra, elektrik fiyatlarının yükselip yükselmeyeceğini sordu.

Kandoğan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, Erdoğan’ın, ‘’Özelleştirmeyi alan şirketler elektriğe zam yaparlar, bu da bizim üstümüze kalır’’ dediği, bu nedenle elektrik dağıtım ihalelerinin ertelendiği yönünde, basında haberler yer aldığını kaydetti.

Özelleştirme sonrası, özel sektörün elektrik fiyatını kendi bildiği gibi mi belirleyeceğini; şartnamede buna ilişkin bir tedbir alınıp alınmadığını öğrenmek isteyen Kandoğan, ‘’Size göre, her özelleştirme sonrasında halka satışlarda fiyatlar yükselecek mi?’’ diye sordu.

Elektrik dağıtımının özelleştirmesinin ertelenmesinin, üretim santrallerinin özelleşmesini de imkânsız kıldığını savunan Kandoğan, özetle şunları kaydetti:

“Kime elektrik satacağını bilmeyen özel sektör, üretime nasıl talip olacaktır? Böylece Hükümet, elektrik üretimi özelleştirilmesinden de vazgeçmiş midir? Politikalarınız sonucunda 2007 yılında ortaya çıkacak elektrik kesintileri karşısında, vatandaşa şimdiden önereceğiniz bir tavsiyeniz var mı?’’

/ ANKARA

17.01.2007


 

Ağar: Türkiye etrafında olup bitenleri göremiyor

Arı Hareketi tarafından düzenlenen sohbet toplantısına katılan Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Mehmet Ağar, Türkiye’nin iç çatışma alanlarını besleyen sunî siyaset kavgası içinde etrafında olup bitenleri göremediğini söyledi.

Türkiye’nin bölgede husumet yerine birliktelik sağlaması gerektiğini belirten Ağar; “Türkiye, sürekli iç çatışma alanlarını besleyen suni siyaset kavgasıyla altın zamanlarını tüketiyor. Bunlar devam ederken hemen yanı başımızda istikrarsız bir Irak bulunuyor. Türkiye’nin bu duruma ilgisiz kalmaması gerek” dedi.

PKK konusuna da değinen Ağar: “Bizim yapmak istediğimiz devri daim mekanizmasını bozmak, dağa yeni kadroların çıkmasını engellemek. Farklı siyasî partiler insanlara ölüm teklif ediyor, biz yaşam teklif ediyoruz. Türkiye’nin bütün çocukları yaşasın” şeklinde konuştu.

Ağar konuşmasının ardından toplantıya katılanların sorularını ceapladı. Kimin Cumhurbaşkanı olmasını istersiniz şeklindeki soruya Ağar, toplumun en az yarısından fazlasının desteklediği kişinin olması gerektiğini söyledi. Ağar: “Türkiye’de bugün var mı? Böylesi biri derseniz bu yok. O yüzden seçim olsun istiyoruz. 2002’yi var eden güç, bugün Türkiye’de yok. Hükümet masa başı anketlerle mezarlıktan geçerken ıslık çalan adam misali durumu kotarmaya çalışıyor” dedi.

Okullardaki uyuşturucu konusuna da değinen Ağar, özellikle büyükşehirlerde uyuşturucu kullanımının oldukça arttığını belirterek, “Bunun önüne geçmek dağıtanları dümdüz etmektir. Kim dağıtıyorsa yapamaz hale gelecek. En şiddetli şekilde önüne geçeceğiz. Topyekûn bir mücadele fiilen ticaretini yapanları yapamaz hale getireceğiz. Uyuşturucunun önünü almak için özel hapishaneler ve mahkemeler kurulmalı” diye konuştu.

/ İSTANBUL

17.01.2007


 

Ketenci: İşçilere kadro verilmesi oy avcılığıdır

SHP Genel Sekreteri Ahmet Güryüz Ketenci, ‘’215 bin işçiye kadro verilmesi, işçiyi düşünmek değil oy avcılığıdır’’ dedi.

Ketenci, yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, İTO toplantısında, seçim ekonomisi uygulamayacaklarını söylediğini belirtti.‘’Aradan daha 24 saat geçmeden, Bakanlar Kurulunda 215 bin işçiye kadro verileceği açıklanıyor’’ diyen Ketenci, bunun ‘’oy avcılığına yönelik’’ olduğunu ve devlete 650 milyon YTL ek yük getireceğini savundu.

Ketenci, şunları kaydetti: “İşçilerin sorunlarıyla elbette ilgilenmek gerekir ama bu sürekli olmalı, seçime beş kala akla gelmemelidir. Şimdiye kadar neredeydiniz? Bu, işçiyi düşünmek değil, oy avcılığıdır. AKP hükümetinin elektrik dağıtımının özelleştirilmesini ertelemesi de aynı şekilde seçim ekonomisinin bir parçasıdır. Özelleşme şimdi olursa elektriğe zam yapılır, bu da oy kaybına neden olur diye düşünülüyor. Bir yandan da elektriğe zam yapılması gerektiği bürokrasi tarafından hükümete öneriliyor. Ancak seçim ekonomisi gereği bu özelleştirmenin ertelenmesi gerekiyor.’’

/ ANKARA

17.01.2007


 

Başbakan için 2 kurban kesti

AKP Ağrı İl Başkan Yardımcısı Nihal Yeter Bulut, geçen aylarda rahatsızlanan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iyileşmesi için adadığı 2 koyunu kurban kesti.

AKP Ağrı İl Başkanlığı binası önünde partililerle bir araya gelen Bulut, iki kurbanlık koyunu dualar eşliğinde kestirdi.

Bulut, Başbakan Erdoğan’ın geçen aylarda rahatsızlanmasından büyük üzüntü duyduğunu ifade ederek, ‘’Başbakanın iyileşmesi durumunda 2 kurbanlık koyunu keseceğimi adamıştım. Başbakan iyileşerek sağlığına kavuştu. Ben de adağımı yerine getirdim’’ dedi. Kesilen koyunların kanını Başbakan Erdoğan’ın posterine süren Bulut, kurban etinin kentteki yoksullara dağıtılacağını söyledi.

/ AĞRI

17.01.2007


 

Gazeteci Ergun Babahan'a beraat

Gazeteci Ergun Babahan, Sabah Gazetesi’nde yayınlanan bir köşe yazısında, Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal’a, “hakaret’’ ettiği iddiasıyla yargılandığı davada, beraat etti.

Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki davanın bugünkü duruşmasına, Babahan’ın avukatı Simay Tezcan ile Haberal’ın avukatı Fatma Hülya Efe katıldı. Avukat Efe, daha önceki iddialarını tekrarlayarak, Babahan’ın cezalandırılmasını talep etti. Tezcan ise beraat kararı verilmesini istedi. Cumhuriyet Savcısı Yücel İldeniz, Babahan aleyhinde, Sabah Gazetesi’nde, 18 Haziran 2006 tarihinde yayınlanan “Tuhaf İlişkiler’’ başlıklı köşe yazısında Haberal’a “hakaret’’ ettiği iddiasıyla dava açıldığını hatırlattı. Savcı İldeniz, dâvâ konusu köşe yazısının, hakaret unsuru taşımadığını ve eleştirel nitelikte olduğunu belirterek, Babahan’ın beraatini talep etti. Yargıç Mehmet Nuri Öztürk, köşe yazısının, toplumu bilgilendirme ve haber sınırları içerisinde eleştiri mahiyetinde kaleme alındığını ve Haberal’ın kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığını kaydederek, Babahan’ın “yayın yoluyla hakaret’’ suçundan beraatine karar verdi.

/ ANKARA

17.01.2007


 

Marmara yoğun sis altında

Marmara Denizi’nde dün sabah saatlerinden itibaren etkili olan yoğun sis hayatı olumsuz etkiledi. Karayollarında görüş mesafesi yer yer 20 metreye kadar düşerken, Bölge Trafik ekipleri de sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.

Sis sebebiyle denize açılamayan Bandırma, Erdek ve Kapıdağ Yarımadası’ndaki balıkçı tekneleri, sisin dağılmasını limanlarda bekledi. Yoğun sis Bandırma’nın Bursa, Çanakkale va Balıkesir ile olan karayollarında da etkili oldu. Karayollarında görüş mesafesi yer yer 20 metreye kadar düşerken, Bölge Trafik ekipleri de sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Bolu merkezinde de yoğun sis ulaşımı olumsuz etkilerken, şehrin bazı bölgelerinde görüş mesafesi zaman zaman 5 metreye kadar düştü. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre, bölgede yoğun sis hafta sonuna kadar devam edecek.

/ BALIKESİR

17.01.2007


 

Today’s Zaman yayına başladı

Günlük İngilizce yayın yapacak olan Today’s Zaman yayın hayatına tanıtım toplantısı ile başladı.

Ankara Sheraton Otel’de düzenlenen toplantıya, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül başta olmak üzere çok sayıda siyasetçi, bürokrat, diplomatik temsilciler, işadamları ve gazeteciler katıldı.

Yeryüzünde yaşanan gerilimlerde iletişimsizliğin büyük rolü olduğuna dikkat çeken Today’s Zaman’ın Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş, “Türkiye kendini ifade etmekte geri kaldığı sürece bu boşluk iyi niyetli olmayan çevrelerce doldurulmaktadır. Türkiye gerçeklerini uluslar arası platforma taşıyacak olan Today’s Zaman sadece köşe yazılarını ve diplomatik olayları değil, yaşamın bütün renklerini yansıtacak” dedi.

Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ise, gazetenin dünya standartlarını zorlayacağını ifade etti. Dumanlı, Today’s Zaman’ın Türkiye’nin sesi olacağını ve dünya ile köprü kuracağını vurguladı. Gecede bir konuşma yapan Başbakan Tayip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de Today’s Zaman’a başarılar diledi.

Yeni Asya / ANKARA

17.01.2007


 

Rektör atamalarına Sezer freni

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM’ye iadesinin ardından, Genel Kurulda aynen kabul edilen, yeni kurulan 15 üniversiteye kurucu rektör atanmasına ilişkin kanunu onayladı.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Sezer’in, yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdiği 5573 sayılı kanunun iptali ve yürürlüğünün durdurulması için Anayasa Mahkemesi’nde ‘’iptal’’ dâvâsı açacağı bildirildi.

Kanuna göre, yeni kurulan üniversitelerin kurucu rektörleri 2 yıl görev yapacak. YÖK Genel Kurulu, yasa yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde 4’te 3 çoğunlukla 6 rektör adayı seçecek. YÖK’ün seçtiği 6 adayı, Milli Eğitim Bakanı 3’e indirerek, Cumhurbaşkanına sunacak. YÖK’ün, aday belirleme işlemini bir ay içinde sonuçlandıramaması durumunda, Milli Eğitim Bakanı tarafından belirlenecek 3 aday, Cumhurbaşkanına sunulacak. Söz konusu kanun TBMM Genel Kurulu’nda 15 Kasım 2006 tarihinde kabul edilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığına onay için gönderilmişti. Sezer’in bir kez daha görüşülmesi için TBMM Başkanlığı’na geri gönderdiği kanun, 11 Aralık’ta TBMM Genel Kurulu’nda değişiklik yapılmadan kabul edilmişti.

/ ANKARA

17.01.2007


 

Bursa’nın 50 günlük suyu kaldı

Bursa Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi(BUSKİ) Genel Müdürü İsmail Hakkı Çetin Avcı, hiç yağış olmaması halinde Bursa’nın 1,5 aylık su rezervinin bulunduğunu söyledi.

Çetinavcı, uzun süre daha yağmur yağmazsa ‘münavebeli kesinti’ uygulamasını başlatacaklarını kaydetti.

BUSKİ Genel Müdürü Çetin Avcı, son günlerde mevsimin kurak geçmesi sebebiyle kamuoyunda yaşanan Bursa’nın su ihtiyacı ile ilgili endişelere açıklık getirdi. Avcı, şehrin su ihtiyacının yüzde 85’nin karşılandığı kaynak olan Doğancı Barajı’ndaki birikmiş su rezervinin şu anda 4 milyon metreküpün üzerinde olduğunu kaydetti.

Su sıkıntısı ihtimaline karşı BUSKİ’nin B planının da hazır olduğuna dikkati çeken Avcı, “Şu anda hem rezervdeki su hem de yeraltı suları Bursa’nın ihtiyacını fazlasıyla karşılıyoruz. Ancak risk olması halinde ‘münavebeli kesinti’ dediğimiz sistemi uygulamaya koyarak mevcut kaynakların daha uzun süreli kullanımı sağlayabiliriz. Fakat şu anda bunu uygulamaya koymaya ihtiyaç duymuyoruz” dedi. Nilüfer Barajı’nın 2007 yılı sonunda su tutmaya başlamasıyla birlikte şehrin 2014 yılına kadar, yüzde 95’i biten Çınarcık Barajı’nın devreye girmesiyle 2022 yılına kadar olan su ihtiyacının giderilmiş olacağını belirten Avcı, DSİ’nin tamamlayıp BUSKİ’ye devredeceği Gölbaşı Barajı’nın gövdesinin yükseltilmesi ile ilgili projesinin bitmesiyle de Bursa’nın 2040 yılına kadar olan su rezervlerinin garanti altına alınmış olacağını söyledi.

/ BURSA

17.01.2007


 

Yardım kuyruğu bezdiriyor

Adana’da vatandaşlar, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nca iki ayda bir verilen eğitim ve sağlık yardımlarını alabilmek için Ziraat Bankası önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Yardımı alabilmek için saatlerce kuyrukta beklediklerini söyleyen Aydın Maruldağ, “Üç kuruş para veriyorlar ama canımızı alıyorlar” dedi.

Sosyal Riski Azaltma Projesi çerçevesinde yürütülen Şartlı Nakit Transferi uygulaması kapsamında muhtaç ailelere verilen sağlık ve eğitim yardımları için, vatandaşlar sabahın ilk ışıklarıyla yardımın dağıtıldığı Ziraat Bankası Yüreğir Şubesi önünde beklemeye başlıyor. Kış ortasında banka önünde uzun kuyruklar oluşturarak saatlerce bekleyen vatandaşlar, “Sabah ezanı okunduktan sonra geldik. İki ayda bir kuyruk işkencesi çekiyoruz” dedi.

1999 yılında geçirdiği iş kazası sonucu sakat kaldığını söyleyen 53 yaşındaki Aydın Maruldağ, “Sakat sakat kuyrukta bekliyorum. Arkadaşlarım bana acıdı da sandalye verdiler. Yoksa ayakta duracak gücüm yok. Saatlerce bekliyorum ama banka hala açılmadı. Üç kuruş para veriyorlar ama canımızı alıyorlar” diye konuştu.

Seyhan ve Yüreğir Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı yetkililerinden alınan bilgiye göre, 18 bin 900 aileden 36 bin 350 kişi eğitim yardımı alırken, 14 bin 250 aileden 19 bin kişiye sağlık yardımı veriliyor. Eğitim yardımı olarak ilköğretime devam eden erkek çocuk için aylık 18 YTL, kız çocuk için 22 YTL, ortaöğretime devam eden erkek çocuk için aylık 28 YTL ve kız çocuk için aylık 39 YTL ödeniyor.

/ ADANA

17.01.2007


 

Radyolar daha net dinlenecek

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), birbirine çok yakın frekanslardan yapılan yayınlar sebebiyle İstanbul’da dinlenemez hale gelen radyo yayınlarını yeniden düzenleyecek.

İstanbul'da yayın yapan 132 radyonun, frekans aralıklarının darlığı ve radyoların yasal şartları yerine getirmemeleri sebebiyle yayınların net olarak dinlenemediğini belirleyen RTÜK, ildeki radyo frekanslarını yeniden düzenledi. RTÜK, yeni düzenlemeyle öncelikle, radyo emisyon merkezlerini Çamlıca’ya toplayacak. İstanbul’daki bütün radyolar aynı seviyeden ve aynı noktadan yayın yapacak. Bu şekilde izinsiz yayın yapan radyolar da kolayca tespit edilebilecek. RTÜK Başkanı Zahid Akman, İstanbul’da yapılan düzenlemenin, benzer sorunların yaşandığı tüm illerde de devam ettirileceğini belirtti. “Altı aydır yaptığımız görüşmeler sonucunda özellikle radyo yayıncılarının çatı kuruluşlarından olan RATEM’in de katkılarıyla kurumumuzdan izin almış tüm radyoların birbirini enterfere etmeyeceği bir yayın ortamını İstanbul için oluşturduk" diyen Akman, bu uygulamaya Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere diğer tüm sorunlu illerde de devam edeceklerini bildirdi. Düzenleme, 4 Şubat 2007 tarihinden itibaren başlayacak.

/ ANKARA

17.01.2007


 

Meslekî eğitimde Kore örneği

YÖK Üyesi ve Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Ekrem Özkul, Kore’nin, yaşadığı sorunlar ve süreç yönünden Türkiye’ye benzer bir ülke olduğunu belirterek, meslekî ve teknik eğitim alanında Kore’de uygulanan sistemin önümüzdeki yıllarda Türkiye’ye ışık tutabileceğini söyledi.

YÖK’ün düzenlediği Mesleki ve Teknik Eğitim Konferansı’nda, Kore ve Japonya’da uygulanan modelleri anlatan Özkul, her iki ülkenin de Türkiye’ye benzer yanları bulunduğunu ifade etti. Japonya ve Kore’nin tabiî kaynakları az, yüzölçümü açısından Türkiye’den küçük ülkeler olduklarına ve gelişimlerini nitelikli insan gücüne dayandırdıklarına dikkati çeken Özkul, “Kore’de eğitim sistemi ‘6+3+3+4’ şeklinde yapılanmıştır. 1990’lı yıllarda Kore’nin kalkınmada en üst seviyeye çıktığı dönemde meslek liselerinde de önemli artış olmuştur” dedi.

Kore’de meslek yüksek okullarına ciddi şekilde önem verildiğini vurgulayan Özkul, meslekî eğitimin ekseninin meslek liselerinden meslek yüksek okullarına kaydığını anlattı. Özkul, “Kore, sorunları ve yaşadığı süreç bakımından Türkiye’ye benzer bir ülke. Kore’deki sistem önümüzdeki yıllarda bize ışık tutabilir” diye konuştu.

/ ANKARA

17.01.2007


 

Rizeliler bilişime ayak uyduruyor

Rize İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nün Avrupa Birliği (AB) Socrates- Grundtvig Yetişkin Eğitimi Programı kapsamında İspanya ve İtalya’dan 3 eğitim kurumu ile ortaklaşa hazırlamış olduğu ‘Bilgisayar Geri Dönüşümü’ projesi kabul edildi.

Proje ile kamu, sivil toplum kuruluşları ya da vatandaşlarda bulunan eski ve atıl durumdaki bilgisayarlar düzenlenecek bir kampanya ile toplanacak ve bunlar teknik donanım olarak iyileştirilecek. Daha yoksul, engelli ve belirli bir yaşın üstündeki vatandaşlar tespit edilerek bilgisayar eğitimi verilecek ve toplanan bilgisayarlar da hediye edilecek.

Rize İl Millî Eğitim Müdürü Rasim Çelik, proje ile ihtiyaç sahibi ve yaşlı vatandaşların sosyal ve mesleki yönden toplumla bütünleşmelerinin sağlanmasının hedeflendiğini söyledi.

Projenin finansmanın tamamının AB fonlarından karşılanacağını kaydeden Çelik, topladıkları bilgisayarları muhtarlıklar vasıtasıyla tespit edecekleri belli bir yaşın üzerindeki ihtiyaç sahibi vatandaşlara hediye edeceklerini söyledi.

/ RİZE

17.01.2007


 

107 yaşında hacı oldu

Türkiye’nin asırlık hacı ninesi Mihriban Kızıldağ hacdan döndü. 107 yaşındaki Mihriban Kızıldağ’ı, Mersin ve Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen yakınlarından oluşan büyük bir kalabalık karşıladı.

Türkiye’nin asırlık hacı ninesi Mihriban Kızıldağ, havaalanında, çok sayıda yakını tarafından karşılandı. 107 yaşındaki Mihriban Kızıldağ’ı, Mersin ve Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen yakınlarından oluşan büyük bir kalabalık karşıladı. Hacı nine, 46 torununun da hazır bulunduğu havaalanında, kapıda göründüğü andan itibaren uzun süre alkışlandı. Sevgi gösterisinde bulunan kalabalık, asırlık Mihriban Nine’nin kollarından tutarak Mersin’den gelen araca kadar götürdü. Mihriban Nine “Herkesten Allah razı olsun. Rabbim herkese hacı olmayı nasip etsin,” diye duâ etti.

/ ADANA

17.01.2007


 

Uzungöl’de piknik yasağı

Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden olan Uzungöl kenarında gelişigüzel piknik yapmanın yasaklanacağı bildirildi.

Yayla ve dağ turizminde önemli bir merkez olan ve koruma altına alınan Uzungöl’de piknik alanlarına düzenleme getiriliyor. Uzungöl Belde Belediye Başkanı Mehmet Nuri Alibeyoğlu, Trabzon’daki Uzungöl’ün sadece gölü ile değil her yönüyle tam bir turizm merkezi olması için çok yoğun bir şekilde çalıştıklarını söyledi.

Alibeyoğlu, bu yönde birçok proje ürettiklerini ifade etti.

/ TRABZON

17.01.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004