Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 14 Mart 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

Laiklik baskı aracı olmasın

Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet Liderlik Okulu tarafından bu sene üçüncüsü düzenlenen Siyaset Okulu programının 9. haftasında “mezhepler ve cemaatler” konulu bir konferans veren gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular, dinin özerk olmasını gerektiğini ifade ederek, “İnsanlıkta din ve vicdan hürriyeti geliştiği için inancına karışılmasını istemez. İşte laiklik din ve vicdan hürriyetinin teminatı olması yönüyle makbuldür” dedi.

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Kutlular, Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet Liderlik Okulu tarafından bu sene 3.’sü düzenlenen “Siyaset Okulu” Programının 9. haftasında “Mezhepler ve Cemaatler” konulu bir konferans verdi. Hükümet Liderlik Okulu Direktörü İsmail Şakcı’nın yönettiği oturumda konuşan Mehmet Kutlular, mezheplerin İslamiyet’in başlangıcından beri var olduğunu ve yeni bir din anlamına gelmediğini, dolayısıyla İslâmda bölünmelere ve ayrılıklara sebep olmaması gerektiğini ifade etti. Kutlular, “Mezhep dediğimiz şey sadece İslâmın farz ve nasları haricindeki meselelere farklı yorumlar getirilmesidir” diye konuştu.

Tarikatları ise ahlâkî faziletlerin inkişaf ettirilmesi için kurulmuş dini müesseseler olarak tanımlayan Kutlular, cemaatlerin de bundan farklı olarak aynı düşünce etrafında toplanan insanların oluşturduğu birlikler olduğunu kaydetti.

“DİN ÖZERK OLMALI”

Laiklik meselesinde de görüşlerini belirten Kutlular, bu konuda Bediüzzaman Said Nursi’nin daha Cumhuriyetten önce belirttiği önemli noktaları aktardı. Özetle dinin özerk olması gerektiğine vurgu yapan Kutlular, “Avrupa’nın laiklik konusunda sıkıntı yaşamamasının sebebi kilisenin özerk olmasıdır. ‘Din umumun mukaddes malıdır, dolayısıyla bir partinin tekelinde olamaz, olursa büyük ekseriyet dinin aleyhine geçer’ diyor Bediüzzaman. Din evrensel olduğu için bir partinin tekeline alınmaz” şeklinde konuştu.

Bediüzzaman’dan “Dinin yüzde 99’u iman, ahlâk, fazilet ve ibadettir ancak yüzde biri siyasete taalluk eder, onu da idareciler düşünsün” sözünü aktaran Kutlular, “Bugün Türkiye’de bu tarz bir anlayışa ihtiyaç vardır” dedi.

“BİN SENEDİR MÜSLÜMANIZ”

Türk milletinin bin seneden beri Müslüman olduğunu, İslamiyete sahip çıkan, hem koruyucusu hem de yayıcısı olma görevini hakkıyla yerine getiren bir millet olduğunu hatırlatan Mehmet Kutlular, “Buna rağmen ecdadımızın kurduğu devlet bile bugün söylenen şeriat devleti gibi değildir. Osmanlı’da padişah büyük bir âlimi Şeyhülislam olarak atar ve onu danışmanlık göreviyle görevlendirir. Ne İran gibi ne de Suudi Arabistan gibi bir mantıkla yönetilmemiştir Osmanlı. Biz seksen senelik bir devlet değiliz, böylesi eski bir gelenekten geliyoruz” sözleriyle Türkiye’deki yanlış anlamalara açıklık getirdi.

“İSLÂM, SOSYAL DEVLET ANLAYIŞINI GETİRDİ”

Bu konuda yine Bediüzzaman’ın “Ben meşrutiyeti İslâm namına alkışlarım” sözlerini aktaran Kutlular, şunları kaydetti:

“Hürriyetin, adaletin en kusursuz haliyle İslam’da da var olduğunu görüyoruz. Adaletin şahikasına çıkılmış özellikle Osmanlı döneminde. Padişahlar gayrimüslimlerle bile mahkeme edilebilmiş. Seçim İslam’da da vardır, halifelerin hepsi seçilerek başa gelmiştir. Çünkü işi ehline vermek Hadis-i Şeriflerde de vardır. Dindar olanı yönetici yapın demiyor, ehil olanı yönetici yapın diyor.”

Kutlular, ayrıca İslam’ın sosyal devleti getirdiğini çünkü idareciliği hizmetkarlık olarak tanımladığını da hatırlattı.

“LAİKLİK, DİN VE VİCDAN

HÜRRİYETİNİN TEMİNATI OLMALI”

Laiklik konusunda da görüşlerini ifade eden Kutlular, laikliği şöyle tanımladı:

“İnsanlıkta din ve vicdan hürriyeti geliştiği için inancına karışılmasını istemez. İşte laiklik din ve vicdan hürriyetinin teminatı olması yönüyle makbuldür. Avrupa’da kilise ve idare tek bir mezhepin etrafında şekillenip diğer mezhep ve dinlere nefes aldırmayınca ve bunlar üzerinde baskılar kurunca laiklik fikri gelişmiş ve dolayısıyla devletin dinlere eşit mesafede durması ve karışmaması olarak ortaya çıkmış. Din bu konuda rahat bırakılırsa laiklikten bir şikayeti olmaz kimsenin. Eğer devlet de sosyal bir devletse kendi halkının inançlarına karışmaz zaten.”

“LAİKLİK, BASKI ARACI OLARAK

KULLANILMAK İSTENİYOR”

Mehmet Kutlular, Türkiye’de laikliğin devlet tarafından baskı aracı olarak kullanıldığına dikkati çekerek, “Bir yerde baskı varsa bazı şeyler gizlice gelişir. İnkılaplar medrese, tekke ve türbeleri kapatmış. Ancak bunları ıslah etmek daha doğru olacaktı. Çünkü bu toplum dine, su ve hava gibi ihtiyaç duymaktadır. Bu konudaki baskılar netice vermemiş çünkü seneler sonra baktığımızda bugün resmi olmasa da bütün bu kurumların faaliyetlerine daha yaygın bir şekilde devam ettiğini görüyoruz” sözleriyle baskıların sonuç getirmediğini kaydetti.

Siyasal ve radikal İslâma ilkesel olarak karşı olduklarını ifade eden Kutlular, bu görüşünü “din namına siyaset yapılamayacağı ve parti kurulamayacağı görüşünde” olmasına bağladı. Kutlular “Din, siyasete âlet edilmediği gibi siyaset de dinsizliğe alet edilmemelidir” diye konuştu.

“İRTİCA ABARTILI BİR MESELE”

İrtica konusunu da demokrasiyi kesintiye uğratmak için büyütülüp abartılan bir mesele olarak tanımlayan Kutlular, “Çünkü Türkiye’de İslamdan kaynaklanan bir rejim tehdidi ve ayaklanma hiç olmamıştır. Müslüman asla devlete düşman olmaz” dedi.

Kutlular, Türkiye’nin laiklik anlayışını yeniden gözden geçirmesi gerektiğinin altını çizerek, “Çünkü Türkiye’de laiklik din aleyhinde kullanılmaktadır. Din bir tehdit olarak görülmemelidir. Herkes inancında özgür olmalı ve başkasına zarar vermediği sürece dinine ve ritüellerine karışılmamalıdır” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’YE BU ELBİSE DAR GELİYOR”

“70 milyonluk Türkiyeye bu elbise dar geliyor ve hiç şık değildir. Hiçbir darbe başarılı olmamıştır, darbelerle indirilenler daha sonra güçlenerek geri gelmişlerdir” diyen Kutlular, Avrupa Birliği meselesinde de bunun ekonomik ve siyasi bir mesele olduğundan dini bakımdan karşı çıkmanın bir anlamı ve geçerli bir sebebi olmadığı görüşünü dile getirdi.

“BAŞÖRTÜSÜ ALLAH’IN EMRİ”

Konferasın sonunda soruları da cevaplandıran Mehmet Kutlular başörtüsü konusundaki bir soru üzerine şunları söyledi; “Başörtüsü Allah’ın emri ve farzdır, bu konuda kimsenin kimseye karışma hakkı yoktur. Takana da takmayana da karışmak olmaz.”

Program sonunda Hükümet Liderlik Okulu Direktörü İsmail Şakcı, Mehmet Kutlular’a bir plaket takdim etti.

Umut YAVUZ / İSTANBUL

14.03.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Ağar: Çankaya sürecinde demokrasi zedelenmesin

  Tahrikler boşa çıkarılmalı

  DTP Mardin İl Başkanı tutuklandı

  Yargıtay’ın iş yükü ağır

  Acaristanbul’a yıkım kararı

  Laiklik baskı aracı olmasın

  Prof. Dr. Yayla hakkında dâvâ açıldı

  Bağış: Tasarı kabul edilirse ilişkiler baltalanır

  Türkiye-AB ilişkileri Antalya’da tartışılacak

  Erdoğan’a diyalog ödülü

  Doğu Anadolu sallanıyor

  Bir doktora 3 bin hasta

  Hedef, iyi yönetici, iyi STK

  Yeşil kartlılara eğitim

  OKS’ye başvurular, 26 Mart’ta başlayacak

  Kaskodan para almak için kaza yaptılar

  Sınır ötesine ABD yine ‘hayır’ dedi

  Hekimlerin buruk bayramı

  Mektuplar rota değiştirdi

  Asi Nehrine asma köprü

  Ekmekleri zirvede

  Hayvanlar âleminden şaşırtan gerçekler

  Satılık kuş cenneti

  Meke Gölü kurtulacak mı?

  Öğrenciler dişlerine bakmıyor

  Anne sütüne eşdeğer bir besin yoktur

  Ucuz oyuncaklar tehlike saçıyor


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004