Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 28 Mayıs 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Röportaj

İsmail BERK

Siyaset, ekonominin önüne geçmesin

Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şadan Eren sorularımızı cevaplandırdı.

*Bugüne kadar dünyanızda neleri başardınız?

1987 yılında politika hayatım başladı. DYP Haysiyet Divanı Başkan Yardımcısıydım. 1991’de il başkanlığı, daha sonra yine DYP grubunda İl Genel Meclisi üyeliği ile Meclis Başkan Vekilliği yaptım. Bana çok haz veren bir olay vardır. O dönem il genel meclisine seçildiğimizde 11 DYP’li, 26 ANAP’lı, 20 RP’li üye vardı. ANAP’ın da desteği ile 38 oyla meclis başkan vekilliğine seçildim. Trabzon’da çalışana değer veriyorlar. 1999 Kasım ayında Ticaret Odası Meclisine seçildim ve o dönemden beri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı yapıyorum. Trabzon gibi bir yerde 20 yıl üst düzey görevlerdeyseniz demek ki insanlara bir şey veriyorsunuz ki insanlar sizi seçiyor. Tabi ki yanlışımız, eksiğimiz, görmediğimiz olaylar vardır. Her zaman şunu söylemişimdir: “Biz bizim bildiğimiz kadarını yapıyoruz. Siz de kendi bildiklerinizi bizim bildiklerimize eklerseniz güzel şeyler yaparız.”

*Bir anlamda sinerji oluşturuyorsunuz?

Herkes ne düşünüyorsa, aklına ne proje geliyorsa bize söylesin, anlatsın. Trabzon için yapmamız gerekende birleşelim. Sinerji oluşturalım, ülkeyi kalkındıralım. Hele son zamanlarda Türkiye’de gelinen noktada hiç kimse çözümü başkasından beklemesin. Herkes kendi çocuğunun geleceği için bulunduğu makamda taşın altına elini koymalı.

*’Herkes bireye öncelik vermeli’ mi diyorsunuz?

Her birey önce kendini düzeltsin. Ülke ve insanlık için, dürüstlük, ahlâk için uğraşacak… Sonuçta bireylerden meydana gelecek olan tablonun dört dörtlük olacağına inanıyorum. Ebru san’atı gibi olmalıyız. Ebru gibi her şey birbirinin içine girmeli kardeşçe, dostça, insanca, diniyle, ahlâkıyla yaşaması lâzım.

*Birey merkezli davranışın ilk adımı ne olmalı? Bireye en çok ne lâzım?

Eğitim ve dürüstlük.

*Trabzon bir anlamda Doğu Karadeniz’in merkez ili konumunda. Bölge açısından ve kendi iç sorumluluğu itibariyle Trabzon’un 2007 yılı itibariyle üstlenmesi gereken görev nedir?

Şimdi Türkiye’deki başka illere bakın. İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Gaziantep Erzurum… Hepsi göç alan şehirler. Gümüşhane, Bayburt, Artvin ise göç veren şehirler. Trabzon’un tek bir farklılığı var hem göç alıyor hem göç veriyor. Bu bölgede belirli aşamaya gelen insanlar İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlere göç ederken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin, Rize gibi illerinden de devamlı göç geliyor.

*Ülke ölçeğinde göç veriyor, bölge düzeyinde göçmü alıyor?

Evet. Trabzon’un nüfusuna baktığınız zaman yıllar içinde hemen hemen aynı veya biraz yükseliyor. Ama mevcut insanların yapısında eğitim, öğrenim, sosyal yapı her geçen gün değişik oluyor. İyi eğitilmiş veya para kazanmış, belli noktaya gelmiş insanlar gidiyor yeni insanlar geliyor. Trabzon’un uzun vadede iyi eğitim verecek bir şehir olması lazım.

*TTSO ve aynı zamanda TOBB Yönetim Kurulu Üyesi olarak, Trabzon için AB süreci içinde daha özgün, daha sivil, katma değeri yüksek bir eğitimle ilgili ne düşünüyorsunuz?

1999’da göreve geldiğimizde oda olarak “Trabzon için ne yapabiliriz” dedik. Ne eksik? Öncelikle işe ve çabuk paraya dönecek şeye ihtiyaç var. Kısa vadede hedef olarak şunu belirledik; Trabzon’u kongre, konferans, toplantı, fuar ve turizm şehri yapmak. İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (DTM) ile işbirliği yaparak Türkiye’deki üçüncü DTM’yi Trabzon’a yaptık. Şu anda ilimizde yılda 10 tane ihtisas fuarı yapılmaktadır, 2000 yılında bir taneydi. Ayrıca Fransızların bir şirketiyle anlaştık yap-işlet-devret modeliyle 5 yıldızlı otel yapılıyor. Bu hedeflerimizde Trabzon’daki bir çok kurum yardımcı oldu. En çok üniversite yardımcı oldu. Üniversitede de çok güzel bir kongre merkezi yaptık. 1999’da 10 birim kongre yapılıyorsa bu 100 birime çıktı. Yurtdışını gezdiğimizde baktık ki bazı şehirlerin yıllık 1.5 milyar dolar toplantı ve kongre gelirleri var. Bu rakamı yakalayamazsak da en azından 150 milyon dolar bile bu bölge için çok para. Bir de Trabzon arazisi olmayan bir şehir. “Sanayi olur ama büyük sanayi olmaz. O zaman sağlık ve eğitim merkezi haline getirelim” dedik. Bu anlamda bütün kurumlarla bir araya gelerek çalışmalarımızı yapmaya başladık. Eğitim ve sağlık hususunda çalışmalarımız var. Yeni bir devlet hastahanesi ile iki tane özel hastahanenin yapım çalışmaları var. Onkoloji, kalp hastahaneleri yapılıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde fakülteler açıldı. Doğu Karadeniz Üniversitesi, İpekyolu Üniversitesi adında iki tane vakıf üniversitesi kurma çalışmaları var.

*Trabzon’un bugüne kadar dışarıya transfer ettiği beyin ve işgücü bir anlamda geri mi gelecek?

Yavaş yavaş dönecek.

*İki vakıf üniversitesinin fonksiyonları ne olacak?

Birbirlerini tamamlayıcı üniversiteler olacak. Birbirinden farklı bölümler olacak. Eğitimde rekabet her zaman kaliteyi getirmez. Birbirinden çalıp, birbirini engellememeli, birbirini tamamlamalı. Bunu yapmak zorundayız.

*Meslekî ve okul öncesi eğitime de girilecek mi?

Tabi ki. Türkiye’de zaten bir yanlış var. Dünyanın her yerinde meslek liseleri yüzde 70, üniversiteler yüzde 30 oranındadır. Bizde ise bunun tam tersi.

*Çarpıklık mı var?..

Evet. Bugün Trabzon’da korkunç derecede işsizlik var. Ama bir o kadar da vasıflı eleman arayan insan var. Ara eleman, meslek okulu mezunu aranıyor. Bayındırlık Bakanımız Faruk Özak’ın katkılarıyla İbrahim Bodur Beyle birlikte Endüstri Meslek Liselerimizde eleman yetiştirmeye başladık. Oda olarak Trabzon’da hangi kollarda işçi arandığına dair bir araştırma yaptık. Daha çok satış, pazarlama, bilgisayar, muhasebe gibi ihtiyaçlar çıktı. Sonra hocalar ve sanayicilerle bir araya geldik. “Siz ne istiyorsunuz, siz ne yetiştiriyorsunuz” diye sorduk. Bu çalışmalar hâlâ devam ediyor. AB fonlarına müracaatlarımız da devam ediyor. Eğer kabul edilirse 2 milyon dolarlık proje hazırladık.

*Daha önce benzer bir AB projesi yaptınız mı?

42 bin Euro’luk pazarlama ve satış elemanı yetiştirmek için proje aldık. Şu anda 25 kişi yetiştiriyoruz. Daha önemli bir çalışma var kimseye söylemedik.

*Bilmemizde bir sakınca var mı?

Sizle başlayalım o zaman. İstanbul Sanayi Odası ile beraber bir çalışma başlattık. Sanayi elemanı yetiştireceğiz. Daha projeyi bir yere oturtamadık ama bunu yapacağız. İSO Başkanı Tanıl Küçük aslen Trabzonludur ama İstanbul’da doğup büyümüş, Trabzon’u bilmez.

*Trabzonlu olup da Trabzon’u bilmeyenlerle, Trabzonluların işbirliği bir çok şeyi çözecek herhalde?

Şunu söyleyeyim; şu anda TBMM’de nüfus cüzdanında Trabzon doğumlu olan 47 milletvekili var. Karadeniz doğumlu dersem bu 100’ü geçer.

*Trabzon medyaya sürekli olumsuz bir şekilde yansıyor. Niye bahsettiğiniz bu pozitif enerji hissedilmiyor?

İnsanlar münferit olayları büyüttükleri an yanlış yansıyor. O yansıttıklarına zaman içerisinde kendileri de inanıyor. Mesela futbolla başlayalım. Her takımın sahasında bir sürü olay oluyor. Trabzon’da küçük bir olay olsa bile bir bakıyorsunuz çok büyütülüyor.

*Neden peki?

Trabzon meşhur bir yer. Artistlerin hayatındaki olaylar nasıl medyayı meşgul ediyor, normal insanların hayatı meşgul etmiyorsa onun gibi. Trabzon’un da çok önemli özelliği olduğu için.

*Nedir o özellikleri?

Trabzon bir marka. Marka hakkında bir şey söylemenin insana puan kazandırdığını zannediyorlar. Basın da bunu kullanıyor. Yapısı, karakteri, doğallığı, sevecenliği, kendini aşmış olması, kendiyle ilgili fıkra anlatabilmesi, hamsisi, horonu, cevizi... Diyarbakır da doğunun markası mesela. Doğudaki olaylara bakın yüzde 80’i Diyarbakır doğumlu değildir ama her şeyde sanki Diyarbakır varmış gibi gösterilir.

*Türkiye’de demokratikleşmeyle birlikte toplumun enerjisi üretime, sanayiye, kalkınmaya ve bireye tam dönüşeceği bir noktada çekim merkezleri üzerinden bir şeyler mi oluyor?

Trabzon için milliyetçi, devletine bağlı deniyor. Trabzon bağlı da Türkiye’nin başka bir şehri bağlı değil mi? Böyle bir şey yok. Ben hep buna dikkat çekmişimdir. Biz de her yer gibi bağlıyız. Giresun, Ankara bağlı değil mi? Aksi durumu bölücülük gibi görüyorum. Bu toplumda milliyetçilik duyguları olan çocukları kandırmak zor mu? Bu anlamda Trabzon seçilmiş.

*Trabzon’a Diyarbakır karşıtı bir rol vermek toplumun dinamiklerine ne kadar uyar?

Huzuru bozmak isteyen güçler çeşitli oyunlar oynuyorlar. Bu tür oyunlara milletimiz ve başta basın dikkat etmesi gerekir.

*Yeni bir açılım anlamında en çok ne yapmamız lâzım?

Tarihte herkes beraber yaşamış. Öküz altında buzağı aramaya da gerek yok. Kardeşçe bu topraklarda dün nasıl yaşamışsak bugün de böyle yaşayıp devam edeceğiz. AB’nin sınırları kalkıyor. Doğuya gelince sınır çekiliyor. Bu oyunları hepimizin görmesi lâzım artık.

*2015 yılında hayalinizdeki Trabzon’da neler var?

İlimizde belli bir süredir çok güzel bir birlik ve beraberliğimiz var. Bakanımız, milletvekillerimiz, STK’lar, vali, belediye başkanı, iktidar ve muhalefet partisi... 6 ayda bir, bir araya gelip Trabzon’un sorununu konuşup çözümler üretiyoruz. Bir sonraki toplantıda bir önceki kararlarımızda neler yapıldı, ne aşamada ve yeni eklenen sorunlar neler onları konuşuyoruz. Hayalimdeki Trabzon; eğitimiyle, sanayisiyle, kongre ve fuarlarıyla işsizliğin olmadığı bir Trabzon. Eğer GAP’ta üretilen ürünler Karadeniz üzerinden Rusya’ya gönderilirse, burada organize sanayileri yapılır, bir yılda 20 fuar yapılır. İstanbul’daki Trabzonlulardan para istemiyoruz. “Güçlerimizi birleştirelim, yapabileceğiniz eğitimleri, bayi toplantınızı, kongrenizi gelin burada yapın” diyoruz. Böyle destekler istiyoruz.

*AB Sürecini nasıl görüyorsunuz?

İnce uzun bir yol. Çok bağlanmamamız yok da saymamamız lâzım. Faydalı kısımlarını aldığımız müddetçe bunu hem hedef olarak görür hem de yolumuza devam ederiz. Çok kolay olmayacak bir yol.

*Genel gidişatı nasıl görüyorsunuz?

Şu anda bir istikrar yakalanmıştır. 4-5 yılda yüzde 36 büyümüşüz ama bunun yüzde 5’i devlet eliyle geri kalan büyük kısmı özel sektör eliyle gerçekleşmiş. Özel sektör artık kendi ağırlığını koymuş. Siyasetin ekonominin önüne geçmemesini istiyoruz. Geçerse sıkıntılar yaşarız.

İsmail BERK

28.05.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Röportaj

  (27.05.2007) - 27 Mayıs zihniyeti yine iş başında

  (24.05.2007) - Terö rün hedefi toplumu bölmek

  (21.05.2007) - Şizofrenik bir durum...

  (18.05.2007) - Turizmde gelecek, yaylalarda

  (16.05.2007) - Televizyonunuza seyirci kalmayın!

  (15.05.2007) - Tekstil sektörüne gümrük engeli

  (14.05.2007) - Son kozlarını oynuyorlar

  (11.05.2007) - Kiradan kurtulmaya hazır mısınız?

  (07.05.2007) - CHP ideolojisi çöktü

  (30.04.2007) - Halk darbe istemiyor

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004