Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 01 Haziran 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Darbe yapmak milleti esir almaktır!

Türk Ordusu’nun “Peygamber ocağı” olduğunu söylemek doğru mu? Bu söylem onların her türlü eylemlerini, askeri darbelerini, ülkede siyaseti şekillendirmelerini dindarlar nezdinde meşru göstermekten başka işe yaramıyor.

Kaldı ki hem Türk Ordusu “peygamber ocağı” gibi davranmıyor, hem de öyle olmadıklarını zaten çeşitli biçimlerde, açık ya da kapalı biçimlerde ifade ediyorlar. TSK’da TSK’yı peygamber ocağı gibi kabul edenler olabilir. Ama bilmiyorum onlar, TSK’nın hangi icraatına bakarak bu kavrama ulaşıyorlar! TSK’nın peygamber ocağı olmadığını dile getiriyorlar. Onlar “peygamberin değil Atatürk’ün Mehmetçiği” olduklarını söylüyorlar. Doğru söylüyorlar... İnkâr etmiyorlar. Ne iseler onu ifade ediyorlar...

İstiklal Marşı’nın Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmasından bile rahatsızlık duyacak kadar bu kimlikten uzak olduklarını zaman beyan ediyorlar. Onun için, onlar kendilerini nasıl tanımlıyorsa bizim de öyle tanımlayıp öyle kabul etmemiz gerekmez mi? Değilse bu durum bir Kürd’e “Hayır sen Türksün” demek gibi bir şey. Ha.. OIması gerekeni söylüyoruz diyorsanız, bunu söylemenin size hiç bir faydası olmadığını da bilmeniz için TSK daha ne yapsın. Aslında bu konu tatsız. Tıpkı üçüncü dünya ülkelerinde orduların rolleri konusu gibi tatsız, hatta oldukça acıklı bir konu. Kim söylemişti, şimdi hatırlamıyorum, ama “Üçüncü dünya ülkelerinin kaderi kendi ordularına esir olmaktır” denilmişti. Bunu nasıl yapıyorlar... İçe dönük olarak yapılanarak. Ve gerekli gördüklerinde darbe yaparak. O halde şunu soramaz mıyız: Her bir askeri darbe aslında milletin kendi askeri tarafından esir alınması anlamına gelmez mi? Gelir...

Bu tür orduların asli görevleri kendi toplumlarını kontrol altında tutmaktan daha ötede değildir. Mümkün olduğunca sivil araçlarla kontrol etmek peşindedirler. Ama bunlarla kontrol edemeyeceklerini anladıkları zaman tankların motorlarını çalıştırıp onlarla caddelere çıkarlar. Yönetime el koyduklarını söylerler. Böylece ülke bir anda yarı açık bir cezaevi haline geliverir. Dünya’da iki çeşit ordu var. Savaşan ordular, ve kendi halklarını kontrol etmek için kurulan ordular. İngiliz ve Amerikan ordularını savaşan ordular olarak, Türkiye ve Cezayir ordularını ise kendi milletlerini kontrol eden ordulara örnek gösterebiliriz.

Atatürk’ün ordusu bugüne kadar bir kere savaştı. Bknz. Kıbrıs Barış Harekâtı! Ama kaç defa hükümet darbesi yaptı, muhtıralar verdi, başbakanlar astı. Darbe yapmak savaşmaktan daha kolay olmalı! Benim asıl şaşırdığım nokta şu: Bu kadar güçlü bir ordu neden PKK belası ile baş edememektedir, ya da etmemektedir, anlamakta güçlük çekiyorum!

Bugün, 31 Mayıs 2007

Nuh GÖNÜLTAŞ

01.06.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Üniversitenin görevi “Atatürkçü yetiştirmek” değildir

  Gelsin 301’inci madde

  Bürokratik elit sınıflar rakip istemiyor

  Darbe yapmak milleti esir almaktır!

  Darbeye ‘gerek’ var mı?

  Kayıp yıllar


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004