Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 20 Haziran 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

AKP askerin önünü açtı

Tetikleyici hadiseleri hepimiz biliyoruz. Onları “skandallar” olarak adlandırdık.

Bunlar arasında en kritik olanı Şemdinli skandalıydı.

Şemdinli hadisesi önemli üç gelişmeye tanıklık yaptı.

1. Şemdinli iddianamesinde adı geçen dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı ve kurmayları olayın hemen sonrasında askerî karargâha hâkim oldu, böylece yeni bir yapılanmanın ilk filizleri atıldı. Bir süreç, Şemdinli süreci başladı. Bu süreç askerî otoritenin siyasi alanda tasfiye politikalarıyla yeniden aktif hale geçmesini ifade ediyordu. Nitekim Büyükanıt Genelkurmay Başkanı olurken yaptığı konuşmada askerin rolünün üzerinde hassasiyetle duracaktı. Ve o günden itibaren asker tarafından atılan her adımın büyük siyasi operasyonun parçası olduğu daha sonra anlaşılacak ve Türkiye kendisini bir anda askerî vesayet krizinin ortasında bulacaktı

2. AK Parti anlaşılmaz bir şekilde bu konuda askerin önünü açtı. Özellikle Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in yönetiminde, skandalın üzerine siyasî ve idarî açıdan gitmeyi tümüyle devre dışı tuttu. Büyükanıt-Başbakan görüşmesi bir yanda Cemil Çicek’in temasları sonrası hükümet askerin taleplerini yerine getirdi. İddianameyi hazırlayan savcı görevden alındı ve ömür boyu hak mahrumiyeti cezasına çarptırıldı. Özetle hükümet askerî bürokrasiyle, daha doğrusu Büyükanıt ekibiyle ittifak yolunu seçmişti.

3. Askerle yapılan bu ittifak ve Şemdinli Skandalı karşısındaki pasif tutum AK Parti’nin farklı toplumsal kesimlerle yaptığı ittifakın bitişini de simgeliyordu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru yalnızlaşan, yaptığı ittifaka ve kurduğu kişisel ilişkilere gereğinden fazla önem atfeden, bildik bir tuzağa düşen bir başbakan ve siyasi iktidar vardı karşımızda…

Önü açılan asker rahatça yürüdü…

Yaşadığımız krizin gelişimini böyle okumak da mümkündür.

Hatta böyle bir okuma, krizi anlamak için biraz da zorunludur.

Elbet kriz sadece bu tür güç ilişkilerinden, bu ilişkiler içinde yaşanan askerî alan genişlemesi ve siyasî alan daralmasından ibaret değildir.

Bu sütunlarda daha önce birçok kez dile getirdiğimiz gibi krizin yapısal yönleri bulunuyor. Bunlar, bize, yukarıdaki skandallar, örneğin Şemdinli hadisesi olmasaydı da krizin geleceğini anlatır. Ancak krizleri harekete geçiren ilişki ve gelişmelerin onların kazandığı görünümü ve gücü belirlediğini unutmamak gerekir.

Bakın nasıl?

Hep birlikte izliyoruz:

Siyasete yönelik askerî eylem kendi meşruiyetini oluşturmaya yöneliyor. Öncü kuvvetleri kullanıyor, eskilerin deyişiyle kendisine uygun koşullar ve zemin hazırlıyor. Ardından bu hazırlanan sahaya gerekli ve düzenleyici güç olarak giriyor.

28 Şubat sürecinde öncü kuvvet basındı. Şimdi ise “sivil toplum örgütleri…”

Atatürkçü Düşünce Dernekleri’nden türlü Kuvayı Milliye örgütlerine kadar uzanan yüzlerce kuruluş devlet eksenli bir çalışma içinde bulunuyor. Nokta Dergisi’nin son sayındaki dosyadan biliyoruz ki, bunlar askerî karargâh tarafından destekleniyor ve yönlendiriliyor. Yine biliyoruz ki, bunların en etkililerinin başında daha birkaç yıl önce darbe yapmaya soyunmuş emekli kuvvet komutanları var. Birçok dernekte emekli askerler yönetici konumunda… Ankara, İstanbul mitinglerini temel olarak bu örgütler organize etti… Türkiye’de bir kutuplaşma havası ve görüntüsünü bu gruplar oluşturuyor, en azından tetikliyor.

Sorun odur ki, askerî-siyasî seferberliğe soyunan bu örgütlerle yukarıda andığımız skandallar arasında ciddi bağlar bulunmaktadır

Üç tür bağdan sözedebiliriz.

İlk bağ hemen her skandalda ulusalcı, özel harpçi ve Kuvayı Milliye örgütleriyle ilişkili isimlerin karşımıza çıkmasıdır.

İkinci bağ bu örgüt yelpazesinin içinde yer alan kimi kişilerin, dönemin Gladyosu’nu andırır biçimde mühimmat depolaması, para-militer örgütlenme içinde olması, bu işleri sivil alanın göbeğinde yapmasıdır.

Üçüncü bağ bu isimlerin karıştığı tüm skandal ve olayların hemen her zaman üstü kapalı kalması, münferit diye geçiştirilmesidir.

Bu tür isimlerin karıştığı ya da anıldığı olaylar dizisi ortada. İlk önce Trabzon’da rahip cinayeti işlendi, ardından Danıştay saldırısı yapıldı, sonra sıra Hrant Dink suikastine geldi, çok geçmedi Malatya’da misyonerler vahşi bir şekilde boğazlandı.

Arada üç vahim skandal yaşandı: Sauna, Atabeyler ve Şemdinli…

Bu skandallar yanında sıkça, ortalama iki ayda bir yapılan bir baskınla şurada ya da burada emekli askerler, yeni ulusalcı simalardan oluşan garip gruplar, askerî mühimmatlarla ele geçirildiler…

İşte size son örnek:

Bir hafta önce Ümraniye’de bir gecekondunun çatısında 27 adet taarruz tipi el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler yakalandı. Bunların “sahibi” emekli astsubay Oktay Yıldırım’dı. Oktay Yıldırım ismini, Danıştay saldırısında ismi azmettirici olarak geçen Muzaffer Tekin bıçakla intihara kalkıştıktan sonra hastaneye kaldırılınca yardımına ilk koşan kişi olarak hatırlıyoruz. Ümraniye’deki taarruz tipi el bombalarının, Alparslan Arslan ve arkadaşları tarafından Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan patlayıcılarla aynı seriden olduğu söyleniyor.

İlginç bir bilgi de Oktay Yıldırım’a ilişkin: Yıldırım Özel Harpçi, Özel Harp Kuvvetler Komutanlığı’nda helikopter pilotu olarak görev yaparken yaralanmış, malulen emekli edilmiş, ardından ulusalcı hareketin vazgeçilmez simalarından birisi haline gelmiş…

Dahası var: Yıldırım 2006 yılının Mayıs ayında, emekli Tuğgeneral Veli Küçük’le birlikte, Hrant Dink’in yargılandığı ‘Türklüğe hakaret’ davasının görüldüğü mahkemeye, müdahil olmak için başvuranlardan…

AB aleyhtarı gösterilerde ve Kıbrıs mitinglerinde de boy göstermesi, Perihan Mağden, Orhan Pamuk ve Elif Şafak’ın yargılandığı davalarda da adliyenin önünde, gösteri yapanların en önünde yer alması işin cabası…

Buz katmanının üzerindeki asker-sivil çatışması ve askerî kuşatma bir yana; devlet içinde Emasya, toplumun göbeğinde gladyo ve para-militer laikçi ulusalcı örgütlenme…

Bu üçgen ölümcüldür…

Ve Türkiye bugün bu sarmalın krizini yaşıyor.

Aksiyon, 18 Haziran 2007

Ali BAYRAMOĞLU

20.06.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  AKP askerin önünü açtı

  İspanya dersleri

  Senaryolar ve gerçekler

  Senaryonun devamı

  Deli saçması mı?


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004