Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 04 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Eğitim

Öğrenciler verimli çalışmayı bilmeli

Hangi derslere, haftanın hangi günleri çalışacaklarını, geçmiş konuların tekrarına ne zaman yer vereceklerini, sınav tarihlerini, hazırlayacakları ödevlerin neler olduğunu ve zamanını, planlarına aldıkları, ancak çeşitli sebeplerden ötürü zamanında yapamadıkları çalışmalarını ne zaman tamamlayacaklarını, dinlenme, müzik dinleme, televizyon izleme, spor yapma, sinema ve tiyatroya gitme gibi ders dışı faaliyetlere ne zaman yer vereceklerini göstermelidirler. Günlük çalışma çizelgelerinde; okulda geçen saatler, ders çalışma, eğlenme, dinlenme, ev işlerine yardım ve uyku saatleri gösterilmiş olmalıdır.

Çalışmaya başlayacağı zaman kendini yorgun ve isteksiz hisseden öğrenci çalışma saatlerini yanlış seçmiş demektir. Beklemeden günlük çalışma çizelgesinde gerekli değişikliği yapmalıdır. Planlı çalışarak her işe gerektiği kadar zaman ayırabilir, yapmak isteyip de yapamadıklarınıza zaman kalmasını sağlayabilirsiniz. Daha huzurlu olur, ne yapacağımızı düşünerek yitirdiğiniz zamanı kazanabilirsiniz. Bir dersi bırakıp diğerine geçmez, her derse gerektiği kadar zaman ayırmış olursunuz. Günü gününe çalıştığınız için sınavlar öncesinde aşırı çalışmaya gerek kalmaz. Çok fazla sınav paniği yaşamazsınız. Çalışma veriminiz artar, öğrendikleriniz daha kalıcı ve etkili olur. Bu sebeplerle ortaya çıkan anne ve babalarımız ile yaptığımız tartışmalar da ortadan kalkar.

Zamanı verimli kullanma

Öğrenciler bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından birbirlerinden farklıdırlar. Bir öğrencinin isteyerek çalıştığı ve hemen öğrendiği bir dersi bir başka öğrenci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse çabuk yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu sebeple bir ders ya da konu içinde ayrılacak süre öğrenciden öğrenciye değişir. Her öğrenci zamanı kendine göre ayarlamalıdır. Bir saat çalıştıktan sonra araya 5–10 dakikalık dinlenme koymak yararlı olur. Bu sayede bir saatlik çalışma sonunda dağılan dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır. Ders çalışmak için gerekli gücün toplanabilmesi bakımından eğlenmeye ve spora da zaman ayrılmalıdır. Ancak bu süre gereğinden fazla olmamalıdır.

Verimi azaltıcı etkenleri ortadan kaldırma…

Harcadığınız gayretin değil elde ettiğiniz sonuçların üzerinde durun. Çalışmaya başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, sızı, elem duygusu, korku, öfke, aşırı kaygı, fazla heyecan, endişe, açlık, aşırı tokluk, aile dertleri, normalin altında ve üstündeki fizikî şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi) acelecilik, telâş, araç ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir. Zorlandığınız derslere bir not hesabıyla yaklaşmayın. Kendinizi zorlayın ve o dersleri de sevin. Hayat bir bütündür. Bu derslerin tamamını hayatımızın bir uzantısında göreceğinizi unutmayın. O derslerden de kolayca öğrenebileceğiniz konular vardır. Anlayabileceğiniz konuları öncelikle seçerek bu konuların üzerine gidin. Bu konularla ilgili daha fazla sorular çözerek yetkinleşmeye çalışın. Ruh ve bedenin bir bütün oluşturduğu bilimsel olarak ispatlanmaktadır. Amerikalı araştırmacılar, dolaysız bir bilgi değişikliğinin sinirler ve vücudun bağışıklık sisteminden sorumlu hücreler tarafından algılandığını ortaya koymuşlardır. Duygusal durumumuz sağlık durumumuzu etkilemektedir. Duygusal olarak uyumlu ve bunu göstermeye hazır olan kişi, sadece kendi sağlığı için iyi bir şey yapmış olmakla kalmaz, aynı zamanda başarı düzeyinin artmasını sağlar.

04.09.2007


Lise alanımı belirlerken nelere dikkat etmeliyim?

OKURLARA CEVAPLAR

Lisede alan tercihi yapmak, sözel ve sayısal ders notları arasında büyük fark olmayan öğrenciler için oldukça zor bir süreçtir. Bu kararın bütün sorumluluğu öğrencilere yıkılmamalı, öğretmen ve aile rehberliğiyle gençlere destek sağlanmalıdır. teklif ve düşüncelerini [email protected] elektronik mektup adresine gönderen tüm okuyucularımıza teşekkür ediyoruz.

Lisede alanımı değiştirmek

istiyorum, ne yapmalıyım?

Lisede alan tercihi yapacak öğrencilerin dikkatli olmaları gerekmektedir. Çünkü alan tercihi, okuyacağınız üniversiteyi, mesleğinizi yani bütün hayatınızı etkileyecektir. Öğrenciler öncelikle okulda hangi alanların olduğunu öğrenmelidir. Fen bilimleri, Türkçe-Matematik, Genel Kültür, Spor, Sosyal Bilimler vb. pek çok alan bulunmaktadır. Okulların büyük bölümünde Fen, TM, Sosyal alanları bulunmaktadır. Diğer alanların açılmasında, öğrenci sayısı, öğrencilerin talebi ve öğretmen sayısı dikkate alınarak karar verilmektedir. Öğrencinin derslerdeki başarısı ve derslere ilgisi, gelecekteki beklentileri alan tercihinde etkilidir. Meselâ, Fen (Fizik, Kimya, Biyoloji) derslerinde başarılı olamayan, matematiği sevmeyen öğrencilerin sayısal alanı seçmemesi gerekir. Bazen de öğrenciler, ailelerinin isteklerine ya da popülerliğe göre alan tercihi yapmaktadır. Rehberlik öğretmeninizle iletişim kurun, Fen alanını seçecekseniz Fizik, Kimya ve Biyoloji öğretmenlerinizin görüşünü öğrenin. Spor alanı için Beden Eğitimi öğretmeninizle iletişim kurun. Alanınızı belirledikten sonra ailenizle de konuşarak son kararınızı verin.

Bize sorusunu ileten arkadaşımız alan tercihini yıl sonunda yaptığını ama karar değiştirdiğini söylüyor. Yukarıda belirttiğimiz noktalara dikkat ettiğinizde pişman olmanıza gerek kalmaz. Kimi okullar öğrencilerin tercihlerini sene sonunda kimileri de yeni eğitim dönemi başında isterler. Öğrencimizin okul idaresiyle görüşerek alanı değiştirmek istediğini belirtmesi gerekir. Okul idaresi gerekli işlemleri yürütecektir. Eğitim dönemi başlamadan önce öğrenciler sınıflara yerleştirildikleri için öğrencilerin bu karar değişiklikleri okul yönetimini zor durumda bırakabilir. Yapmanız gereken, tercih ettiğiniz alanla ilgili bütün bilgileri edinip, daha sonra belgeyi okula teslim etmektir.

İşaret dili öğrenmenin iş

başvurularında katkısı olur mu?

Yeni işaret dili alfabesiyle ilgili çalışmalar, insanları bu konuda daha duyarlı hale getirmeye başladı. İşaret dilinin her iş başvurusunda katkı sağlayacağını söyleyemeyiz. Ancak, halkla ilişkiler gibi alanlarda çalışanlar için önemli bir avantaj sağlayabilir. Bu alanda çalışan kişiler pek çok insanla sürekli iletişim halindedirler. İşaret dili öğrenenler tercüman olarak da iş bulabilmektedir. Meselâ; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Taşra Teşkilâtı birimlerinde görevlendirilmek üzere sözlü sınav ile (81) adet sözleşmeli personel aldı. En az lise mezunu olmak, tercümanlık yapacak seviyede işaret dilini bildiğini gösteren geçerli belge veya sertifikaya sahip olmak (Türk İşaret Dili Bilim ve Onay Kurulunca onaylı tercümanlık yapacak seviyede işaret dilini bildiğini gösterir geçerli belge veya sertifika) kurumun başvuranlarda aradığı özellikler arasındaydı. İşaret dili gibi eğitimler, sadece referans olmakla kalmayıp, iletişim yeteneğini de geliştirmektedir. Mutlu bir hafta geçirmenizi temenni ediyoruz…

04.09.2007


Hepimiz, aynı mahallenin çocuklarıyız

Önce okula birlikte yürüdük, aynı sınıfı ve sıraları paylaştık. Lisedeyken bazılarımızın yolları ayrıldı. Meslek liseli, fen liseli, genel liseli olduk. Üniversiteyle birlikte iyice birbirimizden uzaklaştık. Mühendis, doktor, öğretmen ya da işsiz olduk. Hayat kavgası, geçim derdi derken umut etmeyi unuttuk. Bazılarımız akşam eve gelince ceplerini karıştırdı, kimisi metroda düşürdüğünü ya da otobüste unuttuğunu düşündü mutluluğunu. Zamanla birbirimizi anlamayı, konuşurken gülümsemeyi unuttuk. İşaret parmağımızı tokat gibi savurduk.

Hayatın hepimiz için bir sınav olduğunu görüyorduk ama kopya çekmenin binlerce yolunu aradık. Kimileri kazandığını, kimileri kaybettiğini zannetti. Siyasî meseleleri bütün aşkımızla sahiplenip, ne kendimizi ne de başkalarını dinledik. Yavaş yavaş birbirimize güvenmeyi unuttuk. Kuşkulu bir bakış düştü gözlerimize, yardımlaşmayı ve arkadaşlığı kaybettik. Farklı seslere, kapılarımızı sıkıca kapattık.

Oysa derste aynı kalemi kullanan, harçlıklarını paylaşan biz değil miydik? Seksek oynarken arkadaşımız taşını bir adım daha ileriye atsın diye yüreğimiz umutla çarpmaz mıydı? Şimdi işe birlikte yürüyor, aynı sokağı paylaşıyoruz. Sabahleyin evden çıkıp farklı yönlere dağılsak da akşam yine aynı sokakta bir araya geliyoruz. Yarın, sonraki gün hep bu mahallede yan yana yaşayıp, yüz yüze bakacağız. Bir selâm, bir güzel söz, bir tebessümle…

[email protected]

Mustafa OĞUZ

04.09.2007


Terzinin ölçüsü

Bilgeye sormuşlar: “Dünyada en çok kimi seversiniz?” “Terzimi severim” diye cevap vermiş. Soruyu soranlar şaşırmışlar: “Aman üstat, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor? O da nereden çıktı? Neden terzi?” diye sormuşlar. Bilge, bu soruya şöyle cevap vermiş: “Evet dostlarım, ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye kadar da, beni hep aynı gözle görürler.”

04.09.2007


Kendine dost olan, herkese de dosttur

Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olmazsa, insan da acı çekmeden olgunlaşamaz (Konfüçyüs). İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor… Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için… Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için (W. Shakespeare). Düşünceleriniz pozitif olsun, çünkü düşünceleriniz sözleriniz olur. Sözleriniz pozitif olsun, çünkü sözleriniz davranışlarınız olur. Davranışlarınız pozitif olsun, çünkü davranışlarınız alışkanlıklarınız olur. Alışkanlıklarınız pozitif olsun, çünkü alışkanlıklarınız değerleriniz olur (Gandhi). Çaresiz kaldığım zamanlarda gider bir taş ustası bulur, seyrederim. Adam belki yüz kere vurur taşa. Ama değil kırmak, küçücük bir çatlak bile oluşturamaz. Sonra birden, yüz birinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir. İşte o zaman anlarım ki, taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir (Jacob Riis). Sevmek birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır (A. Saint Exupery).

04.09.2007


Limana dönen balıkçı tekneleri

Soğuk bir kış sabahı sahilde bulunan küçük bir koydan bir balıkçı filosu denize açıldı. Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu ve gece olduğunda balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti. Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer ellerini ovuşturup kaybolan sevdiklerini kurtarması için Allah'a (c.c) yakararak rüzgâra açık kıyıda bir aşağı bir yukarı dolandılar. Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı, erkekler olmadığı için yangını söndürüp kulübeyi kurtarmak mümkün olmadı.

Ancak gün ışığında, herkesin sevinçle gördüğü gibi balıkçı teknelerinin tümü de sağlam olarak limana döndü. Fakat orada ümitsiz bir kişi vardı. Bu kişi yangında evi kül olan adamın eşiydi. Kocası karaya çıkarken şöyle bağırıyordu: “Aman Allah’ım, mahvolduk! Evimiz, içindeki her şeyle birlikte yangında kül oldu!” Adam ise, kadını şaşırtan şu sözleri haykırdı: “O yangına şükürler olsun! Yanan kulübemizin ışığı sayesinde bütün tekneler yolunu buldu ve sağ salim limana döndük”

04.09.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri