Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 03 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Röportaj

Hasan Hüseyin KEMAL

Fehmi Koru: Gül, tarizlere aldırmaz

Çetrefilli bir süreçten sonra Abdullah Gül 11. Cumhurbaşkanımız olarak köşkteki yerini aldı. Sergilenen antidemokratik tavırlar millet tarafından cezalandırılırken artık asker “Millet bize kızar” cümlelerini kurmaya başladı. Elbette ki demokrasinin ve cumhuriyetin ülkemize büyük katkıları var, ancak kimse kendini cumhuriyetin ve demokrasinin bekçisi göremez. Gül’ün cumhurbaşkanı olmasıyla Türkiye’nin demokrasiye ve cumhuriyete bir adım daha attığı kanaatindeyim.

u haftaki röportajımızın konuğu Abdullah Gül’ün arkadaşı, dostu Fehmi Koru. Gençlik yıllarından başlayan bu dostluk bugünlere kadar uzanmış. Biz de Koru’dan devletin tepesindeki isim olan Gül hakkında bilgiler almaya çalıştık. Koru Gül’ün bilgili, kararlı bir insan olduğunu, kararlarını verirken değişik görüşlere itibar ettiğini söylüyor. Bunun yanında Gül’ün güçlü bir kişiliği olduğunu vurgulayan Koru, “Gül'ün sağduyulu olduğunu biliyorum. Herkesi dinliyor, herkesin görüşüne itibar ediyor, saygı gösteriyor” diyor.

Çetrefilli bir süreçten sonra Abdullah Gül 11. Cumhurbaşkanımız olarak köşkteki yerini aldı. Sergilenen antidemokratik tavırlar millet tarafından cezalandırılırken artık asker “Millet bize kızar” cümlelerini kurmaya başladı. Elbette ki demokrasinin ve cumhuriyetin ülkemize büyük katkıları var, ancak kimse kendini cumhuriyetin ve demokrasinin bekçisi göremez. Gül’ün cumhurbaşkanı olmasıyla Türkiye’nin demokrasiye ve cumhuriyete bir adım daha attığı kanaatindeyim.

Bu haftaki röportajımızın konuğu Abdullah Gül’ün arkadaşı, dostu Fehmi Koru. Gençlik yıllarından başlayan bu dostluk bugünlere kadar uzanmış. Biz de Koru’dan devletin tepesindeki isim olan Gül hakkında bilgiler almaya çalıştık. Koru Gül’ün bilgili, kararlı bir insan olduğunu, kararlarını verirken değişik görüşlere itibar ettiğini söylüyor. Bunun yanında Gül’ün güçlü bir kişiliği olduğunu vurgulayan Koru, “Gül'ün sağduyulu olduğunu biliyorum. Herkesi dinliyor, herkesin görüşüne itibar ediyor, saygı gösteriyor” diyor.

*Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildikten sonra “Bizim evden cumhurbaşkanı çıktı” diyorsunuz. Bunun anlamı nedir?

Abdullah Gül gençlik yıllarımdan itibaren hayatımda önemli bir yere sahip. 1960’lı yıllarda öğrenci örgütlerinin içinde çalıştık, Millî Türk Talebe Birliği döneminde beraberdik. Hiçbir zaman irtibatımızı koparmadık. Gül’ün İngiltere’de olduğu dönemlerde ben de İngiltere’ye gitmiştim, havaalanında beni karşılayan Gül olmuştu. O dönemde ev tutup beraber oturduk. “Bizim evden çıktı” demek kardeş kadar yakın olduğumuz anlamına gelir.

*Cumhurbaşkanının sizin evden çıkmasının getirisi nedir?

Sayın Gül’ün cumhurbaşkanı olmasının bize getirisi büyük bir iftihardır. Hiçbir zaman Gül’le aramızda meslekî anlamda yakın bir ilişki olmadı. Böyle bir durumu ne ben, ne de Sayın Gül tasvip ederdi. Gülün cumhurbaşkanı olması beni daha dikkatli olmaya sevk ediyor.

*Arkadaşımın cumhurbaşkanı olması meslekî açıdan beni daha dikkatli olmaya sevk ediyor diyorsunuz, ancak başta Yeni Şafak olmak üzere, muhafazakâr kesim gazetelerini hükümet gazetesi olarak niteleyenler var...

Bunun tam tersi var. İktidar bizimle irtibatlı bir iktidarsa bizim çıkardığımız bir iktidardır. Bunun içinden birileri başbakan olmuşsa bizim çıkardığımız başbakandır. Bugün cumhurbaşkanı aynı parti içinden çıkmışsa bizim bunda büyük bir katkımız vardır. Ama onların gazetecisi değiliz. Onlar bizim savunduğumuz ilkelere sahip çıkmalarıyla ve bizim halkı ikna etmemizle bulundukları yerlere geldiler. Sizin sorduğunuz türdeki ilişkiler çıkar ilişkisidir. AKP ile çıkar ilişkimiz yoktur. Biz belli esasları savunuyoruz. O esaslar içinde politika yapanlar bizim arzu ettiğimiz çizgide politika yapıyorlar demektir yoksa biz “Onlar istiyor, onlar sevinecek” diye yazmıyoruz yazılarımızı. Tersi bir etkilenme sözkonusu...

*Bekir Coşkun olayında Ertuğrul Özkök’ün Başbakan’a muhafazakâr medyadan tepki gelmedi diye eleştirisi oldu...

AKP’yi, hükümeti eleştiren yüzlerce yazımız ve yazım var. Geçmişe baktığımızda başbakanı eleştiren belki yüze yakın yazım vardır. Biz belli bir çizgiyi savunuyoruz, hükümet, başbakan ve bakanlar bu çizgide hareket ettiğinde onları destekliyoruz, her sapmada da itiraz ediyoruz...

*İtirazlarınız neler?

Şu an geçmişe dönük hatırlayamayabilirim, ama geleceğe yönelik olarak önceliklerin farklı olması gerektiğini söylüyorum. Geçen dönemde ekonomik öncelik, istikrarı bozabilecek güçlü kesimleri ürkütmemekti. Geçen dönemde zenginler daha zengin oldu, fakirlerse istenilen seviyeye taşınamadı. Bu sefer önceliğin daha az gelirli olanların, memurların, işçilerin refahını yükseltmek için kullanılması. Zenginler zaten zengin oldular bununla yetinmeyi bilsinler diyorum. Kurulacak hükümet bu önceliği göstermezse eleştireceğim.

*Cumhurbaşkanlığına dönecek olursak sürecin başında Gül’ün adaylığı bazı kesimler tarafından kabul gördü, hatta Hürriyet’ten Ertuğrul Özkök Gül’ü kabul ettiklerini söyledi. Ama kısa bir müddet sonra Gül’e cumhurbaşkanı olmaması konusunda telkinlerde bulundular. Siz bu olayları nasıl yorumladınız?

Bu sorunun cevabının derin anlamları var. Biliyorsunuz Erdoğan aday olmasın diye büyük bir muhalefet yürütüldü. Erdoğan da partinin başında kalma kararı vererek Gül’ü cumhurbaşkanı adayı gösterdi. Gül’ün adaylığından sonra kopan gürültüyü hep beraber izledik. Ertuğrul Özkök gibi isimler Erdoğan aday olsaydı aynı şiddette ona da itiraz edeceklerdi. Bilmiyoruz ama AKP Gül dışında düşük profilli bir aday çıkarılsa ona da itiraz edileceğine kalıbımı basarım.

*Kalıbınızı basarak ortaya koyduğunuz tezin altında yatan sebep nedir?

Şu aralar yaşananlar ders alınacak olaylarsa görüyoruz ki Çankaya Köşkü’nü Gül gibi olanlara pek uygun görmüyorlar. Milletin seçtiği parlamentonun onayladığı cumhurbaşkanı yerine daha dar bir çevrenin çıkarlarının kesişme noktası olarak görülen adayları tercih ediyorlar. Geriye baktığımızda bizim gözlerimizin görmediği bir alanda, nasıl bir deneme mekanizması çalıştı bilmiyorum, cumhurbaşkanlarını seçmek için bir mekanizma çalışmış. Yani geçmiş cumhurbaşkanlarını Meclis seçmemiş aslında sadece onları onaylamış. Demek ki bazı kesimler başka yerlerde kendisini seçime tabi tutmadıkları için Gül’ü Çankaya’da görmek istemediler.

*Yurt içinde Gül’e kimin itiraz ettiğini, kimin bildiriler yayınladığını millet biliyor. 27 Nisan’da asker tarafından yayınlanan muhtıraya açık bir şekilde karşı çıkmayan ABD’nin bu süreçteki etkisi nedir?

AKP cumhurbaşkanı adayını açıklamadan bir gün önce Amerikan dışişlerinin önemli isimlerinden, Türkiye’yle ilgilendiğini bildiğimiz Matt Bryza Yunan gazetesinde çıkan mülâkatında “AKP tercihlerini doğru yapsın, kendi içlerinden bildiğimiz insanları empoze etmesin, biz onlara doğru bir tercih sunalım, Hikmet Çetin’i cumhurbaşkanı yapsınlar” demişti. Ertesi gün Gül aday olarak gösterildiğinde ABD bundan mutlu olmamıştır herhalde...

*Ama cumhuriyet mitinglerinde ABD’nin gülü sloganları atıldı ve AKP için ılımlı İslâm projesinin bir parçası olduğu söylendi...

Bunlar tamamen saçmalık. En az bir buçuk yıl önce ABD’ nin BOP’dan vazgeçtiği, demokrasi getireceğini söylediği ülkelerde demokrasiden yana olan güçlerle değil, daha diktatörce olan kesimlerle anlaşma yoluna gittiğini gördük.

*Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olması, bölge ve dünya siyasetine nasıl yansıyacak?

Güzel bir soru. Öncelikle Gül’ün Türkiye’yi nasıl dönüştüreceği önemli. Gül bütün toplum kesitlerinin, sektörlerin, güç odakların kesiştiği bir noktada cumhurbaşkanı olmadı. Pek çoklarına rağmen oldu. Rağmen gözüyle bakanlar Gül’ün cumhurbaşkanı olduğu gerçeğini ne kadar içlerine sindirecekler. Sindirdikten sonra ne derece hükümetle, cumhurbaşkanıyla birlikte çalışacaklar. Eğer bu beklentiler içerisinde bir gelişme olur, Türkiye’de kurumlar anayasada çerçevesi çizilmiş uyum içerisinde çalışırlarsa Türkiye’nin kazanacağı gücün dünyaya yansımaları olacaktır.

*Ya uyum olmazsa...

Eğer ülke kavga, gürültü içinde yönetilecekse, CHP Meclisi hiçe sayan davranışını icraatlar konusunda da sürdürecekse, asker-sivil arasındaki güvensizlik devam edecekse onun da yansımaları kötü olacaktır. Abdullah Gül, Türkiye için hem büyük bir şans ve fırsattır, hem de büyük bir risktir. Risk mi, yoksa fırsat mı ağır basacak bunu hep birlikte göreceğiz.

*Sizin öngörünüz nedir?

Ben olaya olumlu, umutlu bakıyorum. Türkiye halkı tercihini yaptı. Bu tercihten dönülmez olduğunu görüyorum. Bunu anlamak zorundalar.

*Bunu anlayabilecekler mi?

Anlıyorlar zannediyorum. Büyükanıt’ın “Millet sonra bize kızar” açıklamasını hep beraber okuduk. Milletin kızmasını önemseyen bir askerî yönetimin ona göre tavır sergilemesi gerekiyor.

*Peki umutluyum diyorsunuz, umutlu olmanızda arkadaşınız Gül’ün rolü yok mu?

Evet. Gül karakterinin bu süreçte olumlu bir rol oynayacağını biliyorum.

*Nasıldır Abdullah Gül’ün karakteri?

Kanaate ulaşma sürecini biliyorum, sağduyulu olduğunu biliyorum. Herkesi dinliyor, herkesin görüşüne itibar ediyor, saygı gösteriyor, ama değişik görüşler arasında birini seçti mi, kanaati oluştu mu gerçekleşmesi için sonuna kadar çalışır. Gül kafası karışık “Bunu şöyle mi yapsam, böyle mi yapsam?” diyen bir insan değildir. Ayrıca güçlü bir kişiliği vardır, sağdan soldan gelecek tarizlere fazla aldırmaz. O selâm vermiş, o vermemiş bunları fazla önemsemez, eğer doğru olduğuna inanıyorsa fikrini sonuna kadar savunur. Türkiye’nin tarihî dönemecinde cumhurbaşkanlığında Gül gibi birinin oturması şanstır...

*Gül’ün 5 Eylül’de eşsiz dâvet vermesini nasıl okumalıyız?

Bunlara fazla eğilmenize gerek yok. Bunlar bir süreçtir, bir ay sonra başka bir tablo çıkar karşınıza. Daha geniş bakmanız lâzım...

*Bazı davranışlar Sayın Gül’ün nasıl bir yol izleyeceğinin göstergesi değil mi?

Hiçbir şeyin işareti değil. Denize girerken önce baş parmağınızı sokarsınız, soğuk mu sıcak mı ona göre davranırsınız. Bunları öyle göreceksiniz.

*Bir yöntem yani...

Bizler eşlerimiz çok fazla ön planda tutan insanlar değiliz. Gereken saygıyı gösteririz, kendi kişilikleri içerisinde onlar da faal olabilirler. Ben son birkaç yıl içerisinde olduğu kadar siyasetçinin eşini ön plana çıkardığını görmemiştim. Tekrar belki o günlere döneceğiz. Politikaya atılan kadınlar olacak, politikadan hoşlanmayan kadınlar olacak.

*Toplumun büyük çoğunluğu Ahmet Necdet Sezer’i başörtülü eşleri olan milletvekillerini eşsiz dâvet etmesi nedeniyle eleştirdi...

Gül daha dün oturdu koltuğuna... Çankaya’ya daha taşınmadı, bile hâlâ dışişlerinde oturuyor. Bazı şeylerin netleşmesi için biraz beklememiz gerekiyor.

*Gazeteci olarak siyasetçilerin tavırlarını takip etmek ve sorgulamak zorundayız ama...

Ben de cevabını veriyorum zaten (gülüyoruz)

*Bu dâvet şekli siz bizim eşimizi çağırmazsanız, biz de sizin eşlerinizi çağırmıyoruz havası doğurmaz mı?

Olabilir. Bunların kimsede cevabı yok şu anda. Gül’de de olduğunu zannetmiyorum. Duruma göre nasıl davranıyorlar o da ona göre davranış tarzı belirleyecektir. Böyle davranıyorlarsa böyle davranacaktır. Demek değildir ki onların istedikleri gibi. Belki tam tersini yapacak. Kendi sağduyusuyla doğru yolu bulacaktır. Gül’ün bu konularda keskin hatları ve yol haritası olduğunu düşünmüyorum.

*Peki Cumhurbaşkanımız Gül’e son dönemde saygısızlık yapıldığını düşünüyor musunuz?

Evet, yaşananlarda cumhurbaşkanlığına bir saygı eksikliğini gördük, ama millet o saygısızlığı hipodromda alkışlarıyla telâfi etti. Ben bundan sonra milletin devrede olacağını düşünüyorum. Milletin devrede olduğu bir ülke demokrasinin işlediği bir ülkedir, demokrasinin işlediği bir ülkede yanlışlar daha az yapılır.

*Hükümetle, AKP’yle, Gül’le ilişkinizi konuştuk, ama Genelkurmayla ilişkinizi konuşmadık. Genelkurmayla aranız nasıl?

28 Şubat’a kadar mükemmel bir ilişkimiz vardı. Genelkurmayın bütün etkinliğine çağrıldığımı biliyorum. Dar kapsamlı dâvetlere bile dâvet edilirdim. Genelkurmay Başkanlarının bana mülâkat verdiğini hatırlıyorum. 28 Şubat bunu kökten değiştirdi. Ben bugünkü Genelkurmay Başkanımızı daha henüz albay rütbesindeyken tanıyorum. Geçtiğimiz yıllarda, Büyükanıt Washington’da bir panelde konuşmacıydı daha sonra kendisi onuruna Türkiye Büyükelçiliğinde bir dâvet verildi. O dâvete benim katılıp katılamayacağıma kendisi karar verdi. Buradaki Genelkurmay akreditasyon sınırlaması orada bizzat genelkurmay tarafından benim için kaldırıldı. Oraya girdiğimde de birkaç kez yanıma gelerek yaptığı konuşma konusunda görüşlerimi aldı. Ben övücü birkaç cümle söyleyince bundan memnun kaldığını ifade etti.

‘Yeni imajınız mübarek olsun’

*Gül’ün bıyıksızlığınıza verdiği tepki ne oldu?

Başbakanın tepkisini verebilirim. Gül’ün Cumhurbaşkanlığına çıktığı ve benim de içeri sızdığım iddia edilen resepsiyonda başbakan beni görünce “oooo yeni imajınız mübarek olsun” dedi. Ben de Gül’ü göstererek beyefendi hiç tepki vermedi dedim. Gül de, “Zaten varlığıyla yokluğu birdi” diye tepki verdi.

Hasan Hüseyin KEMAL

03.09.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Röportaj

  (01.09.2007) - Tanıtım ve Pazarlama Müdürü Recep Taşçı: Radyo ve tv’lerde Kur’ân-ı Kerim hediye edeceğiz

  (27.08.2007) - Protokolde görünmek başörtüsüne yaramadı

  (22.08.2007) - Ramazan'a Kur'ân'lı merhaba

  (20.08.2007) - Tezkereciler AKP’ye yakınlaşıyor

  (19.08.2007) - Büyüklerle konuşulmalı

  (13.08.2007) - Devlet ve zenginler daha az tüketmeli

  (09.08.2007) - Ev tekstili ürünleriyle Osmanlı nakış sanatını dünyaya tanıtıyorlar

  (23.07.2007) - Avrupa Birliği yolundan çıkarsak Türkiye için de, Avrupa için de iyi olmaz

  (21.07.2007) - ‘Her eve bir külliyat’

  (16.07.2007) - Demokrasinin ve özgürlüklerin önü açılmalı

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri