Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 15 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Eğitim

Siz yine de hazırlıklı olun...

Öğrenci karnelerinde yenilikler var: Eğitim-öğretim döneminin ilk yarısı 25 Ocak'ta sona erecek. Öğrencileri karne heyecanı sardı, sınavlar yoğunlaştı. Her yıl, karne korkusu yüzünden evden kaçan, karnesini saklayan ve hatta intihar girişiminde bulunan öğrencilerin haberlerini üzülerek izliyoruz. Bu hafta karne alan öğrenciye nasıl yaklaşılması gerektiğini ve karne kaygısının nasıl azaltılabileceğini açıklamaya çalışacağız.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğrencilere yeni düzenlenmiş karneler vermeye hazırlanıyor. Karnelerde, öğrencilerin o yıl okudukları sınıfın dönem sonu notlarının yanı sıra son üç sınıfın yıl notları da yer alacak. Bu yarıyılda karneler öğrencilere yeni düzenlenmiş şekliyle verilecek ancak son üç yılın notları yer almayacak. Son üç yılın notlarının eğitim-öğretim yılı sonunda verilecek karnelerde yer alması için yetiştirilmesine çalışılacak. Yeni karnelerde öğrencinin daha önceki sınıflarda gösterdiği başarı durumunun da sergilenmesini hedefleniyor. Yeni karnelerin hem öğrencilerin kendileri, hem de öğretmenler ve velilerin, öğrencinin başarı durumunu görmeleri açısından faydası olacağı ifade ediliyor.

Karne ile ilgili yaşanan sıkıntılar bütün ülkeleri farklı tedbirler almaya zorlamaktadır. İngiltere'de ilk ve orta dereceli okullarda yılın belli dönemlerinde verilen karneler, yerini ailelere elektronik postayla gönderilen karnelere bırakacak. E-postayla gönderilen karneler, daha güncel bilgiler içerecek, çocuğun ders ve devamlılık durumu sürekli güncellenebilecek. Uygulamayla ayrıca, davranışlarla ilgili değerlendirmeler de ailelere yansıtılabilecek. Yetkililer, etkin uygulamanın orta dereceli okullarda 2010, ilkokullarda 2012 yılını bulabileceğini açıkladı. Bakan Jim Knight, e-postayla gönderilecek ve çocuğun en güncel durumunu yansıtacak karnelerin okulla aile arasındaki duvarları yıkacak bir uygulama olacağını söyledi.

Millî Eğitim Bakanlığı'nın, velilerin çocukların okula devam ve derslerdeki başarı durumlarını internet üzerinden takip etmelerine imkân sağlayacak, ''bilgiye erişim portalı'' projesini unutmamak gerek. Projenin uygulandığı okullarda okuyan öğrencilerin velileri, kendilerine verilecek şifreyle çocuklarının sınav notlarını, devamsızlık durumlarını cep telefonlarına veya e-postalarına iletilmesini isteyebilecekler. Öğrenciler kendilerine ayrılan servisten yazılı, sözlü ödev notlarını, bütünleme ve yıl sonu sınavlarını ve geçmişe dönük sınav notlarını görebilecekler. Öğrenciler muhtevayı internetten verilen dersleri takip edebilecekler. Öğretmenlere yönelik serviste ise derslere girecekleri okulların listeleri, öğrencilerin ilgili derslerdeki sınav notları bulunacak.

Karne, eğitim dönemi içinde öğrencinin performansı izlendikten sonra, öğrencinin eksik yönlerini gösteren, öğrenciyi ve ebeveyni bilgilendirici bir belgedir. Bir başka deyişle öğrencinin çalışmalarını herkesin anlayabileceği biçimde sunan bir değerlendirme yöntemidir. Bu belgedeki notlara bakarak çocuğun yeteneklerini, zekâsını ölçmek mümkün değildir. Zaten karneye böyle bir anlam yüklemek, çocuğun gelişiminin engellenmesine sebep olabilmektedir. Karne aynı zamanda aileye de verilmektedir. Ebeveynlerin çocuğa karşı görevlerini (onu sevmek, destek olmak, ilgi göstermek, yardımcı olmak, sorumluluk vermek, güvenmek) yerine getirip getirmedikleri hususunda ipucu verir. Çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını karşılamanın, onun okulda başarılı olabilmesi için yeterli olduğunu düşünmemeliyiz.

Mustafa Oğuz

15.01.2008


Öğrencilerin yüzde 55'i "Ailem büyüdüğümü kabullenmez" diyor

Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi (EARGED) tarafından yapılan ''Öğrencilerin aile beklentisi'' konulu araştırma, karne gününde öğrencilerin anne ve babalarından neler beklediğini ortaya koyuyor. Adana, İstanbul, Kahramanmaraş, Erzurum, Denizli, Yozgat, İzmir, Tekirdağ, Sinop, Bartın, Kilis, Kırıkkale, Bingöl ve Siirt'te 24 ilköğretim ve 24 lisede okuyan bin 283 öğrenci üzerinde yapılan araştırma, velilerin öğrencilere ne tür cezalar verdiğini de belirledi. ''Anne ve babanızın yerinde olsaydınız çocuklarınıza nasıl davranırdınız?'' şeklinde soru yöneltilen öğrenciler, ''Çocuk olduklarını unutmazdım, onlara güvenirdim, verdiğim sözleri tutardım, yakın ve hoşgörülü olurdum, açık sözlü olurdum, onlara zaman ayırırdım, çocuklarımı küçük düşürmezdim, arkadaşlık ilişkilerine dikkat ederdim ve eğitimi ile yakından ilgilenirdim'' diye cevap verdi.

Öğrencilerin verdiği cevaplara göre ailelerin yüzde 8,3'ü fiziksel, yüzde 34'ü sözlü, yüzde 30'u ise davranış olarak çocuklarına ceza veriyor. Çocuğunu harçlığını keserek cezalandıran aileler de (yüzde 7,5) çıkarken, öğrencilerin yüzde 20'si ailesinin kendisine televizyon izlememe cezası verdiğini belirtiyor. Ailelerin kendilerine verdikleri cezalara ilişkin öğrencilerin açıklamaları şöyle: ''Evden dışarı çıkmama izin vermez (yüzde 15), arkadaşlarımla görüşmeme izin vermez (yüzde 10), odadan çıkmama ile cezalandırır (yüzde 3), misafirliğe gitmemi engeller (yüzde 12).'' Başka bir soruya verdikleri cevapta ise öğrenciler ''annem ve babam yaramazlık yaptığımda beni tokatlar'' (yüzde 16) diyor. Öğrencilerin yüzde 24'ü ''hatalı davranışını açıklamak için ailesinin kendisiyle konuşmadığını'' belirtirken, yüzde 20'si ailesinin kardeşler arasında ayrım yaptığını düşünüyor. Öğrencilerin çoğunluğu (yüzde 55) ''ailem büyüdüğümü kabullenmez'' derken, sadece yüzde 11'i 'ailem beni hiçbir şekilde cezalandırmaz' görüşünü dile getiriyor.

Öğrencilerin yüzde 47'si ailesinin kişisel kararlarına her zaman saygı gösterdiğini kaydediyor. Aileyi ilgilendiren konularda görüşlerine her zaman başvurulan öğrenci oranı ise yüzde 30. Ailesinin kendisini nasıl ödüllendirdiği sorulan öğrencilerin verdiği cevaplar da şöyle: ''Harçlığımı artırarak ödüllendirir (yüzde 20), ailem beni davranışları ile ödüllendirir (yüzde 55), tatil ile ödüllendirir (yüzde 18), çok istediğim bir şeyi alarak ödüllendirir (yüzde 54).''

15.01.2008


Yarıyıl tatil planınız var mı?

Yarıyıl tatili, ilk dönemdeki yoğun ders stresinden kurtulmak ve dinlenmek için en uygun zaman dilimidir. Karnenizde zayıf notlarınızın olması, bütün tatili ders çalışarak geçirmeniz gerektiği anlamına gelmez. Önemli olan başarmayı istemek ve öğrenmek için çaba harcamaktır. Biraz gayret ve doğru programla başarılı olmak sizin için işten bile değil!

Yılsonunda ders notlarını düzeltmek çok zordur. Çünkü ilk dönemdeki ders konularının üzerine ikinci dönem konuları da yığılır. İlk konular tam olarak öğrenilmediği için sonrakileri anlamak da mümkün olmaz. Oysa yarıyılda hem konular daha azdır, hem de çalışarak sonraki konulara hazırlık yapılmış olur. Sadece ders çalışırken değil, her zaman programlı olmak ne zaman neyi yapmanız gerektiği hususunda kaygıya düşmenizi engeller. Ders çalışmak için kendinize özel bir zaman ayırın. Yani her gün aynı saatte çalışın. İki sözel ya da iki sayısal ağırlıklı dersi arka arkaya çalışmayı tavsiye etmiyoruz. ''Birkaç gün akşama kadar çalışayım, tatilin geri kalanında dinlenirim'' derseniz daha dersin başında sıkılıp, çalışmaktan vazgeçersiniz. Ama üniteleri daha geniş zamana yaydığınızda hazmederek daha iyi öğrenebilirsiniz.

Tatilde mutlaka kitap okumaya vakit ayırın. Çünkü kitap okumak ufkunuzu genişletir ve kendinizi daha rahat ifade etmenizi sağlar. Öncelikle Türk ve dünya edebiyatından sizin için seçilen kitapları okumalısınız. Ailenizle birlikte bulunduğunuz yerdeki tarihî-turistik yerleri gezin, büyüklerinizi ve akrabalarınızı ziyaret edin. Tatil, günlük tutmaya başlamak için çok uygundur. Yaptığınız aktiviteleri, düşüncelerinizi, gördüklerinizi, hayallerinizi günlüğe yazın. Anne ve babanıza yardımcı olun. İmkânı olan öğrenciler, eğitim kurumlarınca yarıyıl tatiline özel hazırlanan kış okullarına devam ederek hem güzel vakit geçirebilir, hem de yeni arkadaşlar edinebilirler.

Bütün öğrencilerimize başarı dolu yarınlar diliyoruz.

15.01.2008


Velilerin yapması ve yapmaması gerekenler

Öğrencilerin karne almalarına kısa süre kala onları tehdit etmekten kaçının: ''Sen şımar bakalım, ben seninle karneyi alınca görüşeceğim. Karnende zayıf varsa gözüme gözükme. Teşekkür belgesinden daha aşağısı kurtarmaz! Karnen kötüyse seni sanayide işe sokacağım'' türünden konuşmalar çocuğu kaygılandıracak ve karne korkusu yaşamasına sebep olacaktır. Çocukların karne korkusu yaşamasındaki temel sebep, anne ve babanın karneyi görünce vereceği tepkilerden korkmalarıdır.

Karnesinde zayıf olan çocuğunuzu aşağılamayın, lâkap takmayın ve kesinlikle dövmeyin. Onu kardeşleriyle, arkadaşlarıyla, komşu ve akraba çocuklarıyla kıyaslamayın. Başkalarının yanında karnesindeki zayıflardan söz açarak çocuğu rahatsız ve mutsuz etmekten kaçının. Başarı kadar, başarısızlık da öğrenmenin bir adımıdır. Çocuğunuzu yüreklendirin ve düzenli çalışarak başarılı olabileceğine inandırın. Karnedeki düşük notların sizi üzdüğünü nazik bir dille ve çocuğu incitmeden ifade edin.

Ona güvendiğinizi ve destek olduğunuzu hissettirin ve ''sana güveniyorum'' demekten çekinmeyin. Sorunlarını çözmesinde ona yardımcı olun. Çocuğunuzun karnesiyle ilgili düşüncelerini ve beklentilerini dikkatle dinleyin. Çocuğunuzun bilmediğiniz bir sorununu böylelikle öğrenebilir ve öğretmenleriyle konuşarak sorunu ortadan kaldırabilirsiniz. Sadece çocuğunuzun zayıflarını düzeltmesini istemek için öğretmenle konuşmaya gitmeyin. Öğretmen ve okul yönetimiyle çocuğunuzun yanında tartışmaktan kaçının.

Ona uygun çalışma ortamını hazırlayın. Televizyon, bilgisayar, telefonla daha az ilgilenmesini sağlayacak tedbirler alın. Bunları tamamen yasaklamak ve sosyal faaliyetlere katılmasını önlemek çok yanlıştır. Zayıfı var diye çocuğunuza tatil yapmayı yasaklamayın. Dinlenmek ve eğlenmek onun da hakkıdır. Öğretmeniyle sürekli iletişim halinde olun. Öğretmen, sizin çocuğa uygun bir çalışma programı hazırlamanızda yardımcı olacaktır. Çocuğunuzla eğitimin öneminden konuşun ve öğrenmenin bütün hayatımız boyunca devem eden bir süreç olduğunu vurgulayın. O ders çalışırken siz de kitap okuyun, onun yanında olun ve yardım istediğinde geri çevirmeyin. Başarılı olan öğrenciler ödüllendirilmek isteyebilir. Çok abartılı hediyeler almak, onun öğrenmek için ders çalışmasını engelleyerek, sadece kendi çıkarını düşünmesine sebep olabilir.

Değerli eğitimciler; karnelerde öğretmenlerin düşüncelerini, öğrenci ve velilerle paylaşmak amacıyla ayrılan bölüm çok değerli ve önemlidir. Bu bölüme gereken önem verilmemekte ve tüm karnelere ''başarılarının devamını dilerim'', ''daha çok çalış, düzenli çalış'' gibi cümleler yazılmaktadır. Öyle ki bazı öğretmenler işi aceleye getirip başarısız öğrencilerin karnelerine ''tebrikler'' gibi çelişkili sözcükler iliştirmektedir. Şunu unutmamalıyız ki o karneler öğretmenin bir yıllık emeğinin karşılığıdır. Karneyi gören ailelerin, öğrencinin durumu ile ilgili bakacakları ilk yer neresidir dersiniz? Ebeveyn baştan savma yazılmış yazıyı nasıl yorumlar, kimbilir ne düşünür? Aynı zamanda öğrencilerin kendilerini ne kadar değersiz hissettiklerini hayal edebiliyor musunuz? Öğretmen, karnedeki bölüme öğrenciyle ilgili düşüncelerini yazarken kafa yormalı ve öğrencinin bir yarıyıl boyunca nasıl bir performans sergilediğini hatırlamalıdır. Yazıya sadece öğrencinin olumlu davranışları ve olumsuz görülen yönleri kısaca özetlenebilir. Yazı yapıcı olmalı ve hareket içerici sözcüklerden özellikle kaçınılmalıdır. Öğretmenin aileden bir isteği var ise onu da belirtebilir. Çocukların her zaman desteğe ve sevgiye ihtiyacı olduğunu unutmamalıyız. Öğrenciler yıllar sonra bile öğretmenin yazdıklarından çok önemli dersler çıkarabilirler.

15.01.2008


Kırık notlar kime ait?

Yetişkinlerin öncelikle, çocuğun öğrenme ile ilgili problemleri olup olmadığını gözlemlemeleri gerekmektedir (Öğrenme zorluğu çeken çocuklar tembel ya da geri zekâlı değildir). Öğrencinin görme ya da duymasında bir sorun var mı? Ders çalışırken dikkatini toplamakta güçlük çekiyor mu? Sözel, sayısal mı yoksa pratik zekâsı mı daha ön planda? Çocuğumla iletişim kurabiliyor muyum? Onunla yeterince ilgilendim mi? Ondan neler bekliyorum? Çocuğumdan beklentilerim gerçekçi mi? Çevredekilerin düşüncelerimi, yoksa çocuğumun mutluluğu mu benim için daha önemli? Çocuğum okulda arkadaşları ve öğretmenleriyle iletişim kurabiliyor mu? Öğretmenin çocuğumla ilgili düşünceleri ve teklifleri neler?

Anne ve babanın çocukların yanında tartışmaları ve aile içi huzursuzluklar, çocuğun okuldaki başarısını olumsuz etkiler. Anne ile çocuk arasındaki iletişim zamanla sıradanlaşır. Bu durumda baba otoritesine (iletişim kurarak ve konuşarak) ihtiyaç duyulur. Babanın ''yorgunum, annen ilgilensin'' şeklinde çocuğu başından savması ve annenin çocuğu babaya şikayet etmekle tehdit etmesi kısır bir döngü oluşturur. Anne ve babanın birbiriyle iletişim kuramadığı, ebeveynlerin mutsuz olduğu bir ailede çocuklardan büyük başarılar beklememek gerekir. Mutlu çocuklar, mutlu ailelerde yetişirler.

İlkokuldan ortaokula ve liseye geçiş dönemlerinde bir uyum problemi ortaya çıkabilmekte ve öğrencinin notlarında düşme olmaktadır. Sınav kaygıları bu dönemde pek çok öğrenciyi olumsuz etkiler. Bu yaşlar aynı zamanda ergenlik dönemine denk gelmektedir. O güne kadar iyi notlar getiren çocuklar birden dersleri boş verip, her şeye tepki gösterebiliyorlar. Bu durumda çocuklara biraz anlayış göstermekte fayda vardır. Çocuklara erken yaşlardan itibaren küçük sorumluluklar almayı öğretirsek, okula giderken kendi çalışma düzenlerini oluşturmaları daha kolay olacaktır. Kötü alışkanlıklar, kötü arkadaş grupları, çok fazla televizyon seyretmek, öğretmenlerin ve okul yönetiminin tutumları, saatlerce bilgisayar başında oyun oynamak ve ders çalışma programı yapmamak da başarısızlığa sebep olabilmektedir. Ergenlik dönemi hassas bir gelişim basamağıdır (Depresyon, manik depresif ve şizofreni gibi pek çok ruhsal hastalık bu dönemde ortaya çıkar).

15.01.2008


Yeteri kadar sebebiniz varsa, her şeyi yapabilirsiniz

Amacımız imkânsızı mümkün, mümkünü kolay, kolayı da zarif ve zevkli yapmanın yollarını bulmaktır (Dr. Feldenkrais). Ne kadar çok çalışırsanız, o kadar çok talihli olursunuz (David Thomas). Kişiler tembel değildir, sadece kendilerine esin kaynağı oluşturacak kadar güçlü amaçları yoktur (Anthony Robbins). İnsanı insan eden gayret ile çalışmak, fakat işin zor yanı çalışmaya alışmak (Anonim). Başarı, sevdiğiniz işleri ne kadar severek yaptığınıza değil, sevmediğiniz işleri nasıl bir bilinçle yaptığınıza bağlıdır (John Maxwell). Siz kafanızı büyük hayallerle doldurmaya bakın, kafanız sonradan cebinizi parayla dolduracaktır (Benjamin Franklin). Ancak "şimdi"ye hakimiz. "Şimdilik durmak" değil, "şimdiden başlamak" gerekir (Peyami Safa). Engeller beni yıldıramaz. Her engel beni daha iyiye doğru kaçınılmaz bir değişime iter. Gözünü bir yıldıza dikmiş kişi, kararını değiştirmez (Leonardo da Vinci). İradesi kuvvetli insanlar, en dayanılmaz şartlar altında dahi başarıya ulaşabilirler (Milton).

15.01.2008


TEBÜSSÜM

*Çocuğun elindeki karneyi alan babanın rengi kıpkırmızı oldu: ''Böyle bir karne getirmeye utanmıyor musun?'' diye söylendi. Çocuk kendinden emin ve gülümseyerek cevap verdi: ''Ben neden utanayım babacığım, bu karne senin, annem sandıktan çıkarmış!''

*Yılsonunda öğrenci, uzaktaki ailesine gönderdiği faksta şunları yazıyordu: ''Babacığım okullar kapandı. Öğretmenler beni çok seviyorlar. İmtihanlara tekrar bekliyorlar.''

*Ders yılı sonunda sınıfta kalan öğrencilerden biriyle öğretmen arasında şu konuşma geçti. Öğretmen: ''Bir daha sınıfta kaldığını görmeyeceğim, anladın mı?'' Öğrenci: ''İstifa mı ediyorsunuz, öğretmenim?''

15.01.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri