Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 15 Mart 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

BEDİÜZZAMAN'I RAHMETLE ANIYORUZ

Bediüzzaman Said Nursî, vefatının 48. yıldönümünde, yurt çapında düzenlenen toplantılarla anılıyor. İlki dün Isparta’da yapılan anma toplantılarının ikincisi yarın Ankara’da gerçekleştirilecek. Açış konuşmasını gazetemiz imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular’ın yapacağı programa Bediüzzaman’ın talebelerinden Mustafa Sungur ve Mehmet Fırıncı da katılıp selâmlama konuşması yapacaklar.

Yeni Asya Ankara Temsilciliğinin düzenlediği programda, hukukçu- yazar Nihat Derindere, 1908’den 2008’e son yüzyılda Meşrutiyetten Cumhuriyete Türkiye’nin demokrasi serüveni içinde Bediüzzaman’ın ve Nur talebelerinin ilmî ve fikrî mücâhadesini anlatacak. Programda ayrıca, Bediüzzaman’ın hürriyet ve demokrasiye bakışını özetleyen bir sinevizyon gösterisi de sunulacak.

15.03.2008


 

İslâm ve demokrasi çelişmiyor

İslâm Konferansı Teşkilâtının Senegal’in başkenti Dakar’da toplanan 11. zirvesinde kabul edilen yeni kuruluş şartında, yeni kavramlar yer aldı. Bunlar arasında medeniyetler arası diyalog, demokrasi, hukukun üstünlüğü, kadın hakları, çevrenin korunması, İslâmî ılımlılık ve terörle mücadele maddeleri öne çıkıyor.

Belgede, 1969’da kurulan örgütün 1972’de yürürlüğe giren tüzüğündeki İslâmî referanslar ve İslâmî dayanışma ideali korunurken, bunlara, hem 11 Eylül saldırıları ile değişen uluslararası ortamın meydan okumalarına hem de daha geniş anlamda 21. yüzyılın ihtiyaçlarına cevap verme amacını taşıyan güncel hedef ve ilkelerin eklendiği görülüyor. Dört sayfadan ibaret olan eski kuruluş şartında olmayıp, bunun dört katı uzunluğundaki yeni belgeye girdiği görülen güncel kavramlar arasında ilk bakışta; uygarlıklar arasında diyalog, demokrasi, hukukun üstünlüğü, kadın hakları, çevrenin korunması, İslâmî ılımlılık ve terörle mücadele dikkat çekiyor.

Üye ülkelerin ortak siyasî iradesini oluşturma ve bunu uygulamaya geçirme konusunda kurulduğu günden bu yana yetersiz kaldığı görülen İKÖ, yeni kuruluş şartı uyarınca genel sekreterin genişletilen yetkileri, kolaylaştırılacak karar alma süreçleri, etkin kılınacak komiteler, bağımsız komisyonlar ve bağlı kuruluşlar sayesinde, küresel düzeyde inisiyatif alan aktif bir yapıya sahip olmayı hedefliyor.

15.03.2008


 

Gül: Müslümanlar hedef oluyor

İKT’nın Senegal’in başkenti Dakar’da yapılan 11. Zirvesi’nin, başkanlık yaptığı oturumunda Türkiye adına konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şiddet ve terörizm, ülkeleri tehdit etmeye devam ettiğini belirterek, ‘’Bu iki belâ, bir yandan halklarımızı hedef alırken, kimi zaman da İslâmiyetin adını lekelemeye tevessül etmektedir’’ dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, ‘’Müslümanlar, bazı ülkelerde İslâmofobya denen kampanyanın, yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın hedefi olmaktadırlar’’ diye konuştu.

Konuşmasında Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecine de değinen Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti:

‘’Bir İKÖ üyesi olan Türkiye’nin Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerine başlamış olması da son beş yıl içinde meydana gelen çok önemli bir gelişmeyi teşkil etmiştir. Gerçekten de bu gelişme hem İslâm dünyasında, hem Avrupa’da sevinç ve umut yaratmıştır. Türkiye, bir yandan AB ile tam üyelik müzakerelerini sürdürürken, İslâm ülkeleri ile ilişkilerini yakın tarihteki en mükemmel aşamaya ulaştırmış bulunmaktadır. Bu durum dünyadaki uyum, barış, istikrar ve refahının geleceği bakımından umut vericidir. Bu vesileyle, Türkiye ve Avrupa Birliği’ni tam üyelik müzakerelerine başlamaları için teşvik eden İslâm ülkeleri liderlerine ve halklarına teşekkürlerimi sunarım.’’

15.03.2008


 

Rusya İslâm âleminin bir parçası

Senegal’in başkenti Dakar’da gerçekleşen İslâm Konferansı Teşkilatı (İKT) Devlet ve Hükümet başkanları zirvesinde bir konuşma yapan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın İslâm dünyasının bir parçası olduğunu, bunun değişmesine hiç bir zaman izin vermeyeceklerini söyledi.

Çok milletli ve çok inançlı yapısı ile Rusya’nın her zaman İKT kararlarına saygılı olduğunu ifade eden Lavrov, “Şartlar ne şekilde gelişirse gelişsin, ya da birileri bunun olmasını istemese de Rusya, İslâm dünyasının bir parçası olarak kalmaya devam edecek.” dedi. İslâm dünyası ile Rusya’nın sistematik ya da medeniyet açısından hiç bir sorunu olmadığına değinen Lavrov, “Çok dinli ve çok milletli yapısı ile Rusya, zaten tarihi derinlik içinde de İslâm dünyasının bir parçası idi.” değerlendirmesinde bulundu.

PUTİN’DEN İŞBİRLİĞİ MESAJI

İKT Dakar zirvesine bir mesaj gönderen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de zirvenin bölgesel ve uluslararası sorunların çözümüne katkı sağlaması dileğinde bulundu. Rusya’nın İslâm dünyası ile ilişkilerini geliştirme düşüncesinin stratejik politik hedeflere uygun olduğuna değinen Putin, “İKT’de gözlemci statüsü elde etmemizin ardından İslâm dünyası ile ilişkilerimiz yeni bir ivme kazandı. Uluslararası ilişkilerde biz de Birleşmiş Milletler’in rolünün artırılmasını istiyoruz. 21. yüzyılın daha güvenli ve yaşanabilir olması için terörün her çeşidi ile birlikte mücadele etmeliyiz.” dedi.

FİLİSTİN’E RUS DESTEĞİ

Putin, “Filistin topraklarında işgalin sona ermesi, yaşayabilir bir Filistin devletinin kurulması, Ortadoğu barışının sağlanması için zorunlu. Bu, İsrail’in de barış ve güven içinde yaşamasına katkı sağlayacak. Irak’ın etnik ve dinî parçalar şeklinde bölünmesine karşı durulması gerekir. İran nükleer sorununa barışçıl çözüm üretilmesi, tüm körfezin güvenliğine katkı sağlar.” açıklaması yaptı.

Rusya lideri, mesajında, “Rusya ve İslâm dünyası arasındaki diyalog, medeniyetler arasında yükseltilmeye çalışılan tansiyonu düşürebilir.” ifadelerine yer verdi.

Rusya, 20 milyon Müslüman nüfusu ile İKT’de gözlemci statüsü ile bulunuyor.

/ MOSKOVA

15.03.2008


 

Ekonomik çözüm tek başına PKK’yı bitirmez

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Dış Politika Etütleri Araştırmacısı Nihat Ali Özcan, “Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim yok sayılırsa PKK sorununun iyi yönetilemeyeceğini ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki ekonomik sorunların çözümünün PKK terör örgütüne katılımı tamamen ortadan kaldırmayacağını” söyledi.

Özcan, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’nin geçen hafta yaptığı Türkiye ziyaretine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Irak’ın kuzeyine yaptığı kara harekatına ilişkin olarak soruları cevapladı. Terör örgütü PKK’nın Mayıs 2004’te artan saldırılarıyla beraber Türkiye’de son yıllarda çok ciddi tartışmalar olduğunu belirten Özcan, bütün bu tartışmaların sonunda Irak’ın kuzeyine operasyon yapılması kararının alındığını ifade etti. “Çünkü PKK tarzı örgütler güvenlikli bölgeleri olmadığı takdirde varlıklarını uzun süre koruyamaz” diyen Özcan, operasyon öncesinde hükümetin uzun süre hem ABD ile, hem de Irak hükümetiyle müzakereler yaptığını belirtti.

Özcan, “Dolayısıyla, bu meseleye bir günde karar verilmiş, ertesi gün operasyon yapılmış, ardından da Talabani gelmiş değildir. Bu uzun bir süreçtir” diye konuştu.

Talabani’nin iki farklı kimliği bulunduğuna dikkati çeken Özcan, bunlardan birinin Irak Devlet Başkanı, diğerinin ise Irak’ın kuzeyindeki Kürt gruplarından birinin lideri olduğunu söyledi. Nihat Ali Özcan şöyle konuştu:

“Politikalarınızı tasarlarken, tabii ki Talabani’nin kuzey Irak’taki Kürt gruplardan birinin lideri olduğunu görmek durumundasınız. Talabani’nin kişisel geçmişi, bu dönemdeki politik faaliyetleri, Türkiye’deki karar alıcılar için bu işin nasıl sürdürülmesi konusunda rehber olacaktır. O yüzden Talabani’nin Türkiye ziyareti, bizim bütün sorunlarımızı çözecek kadar önemli değil, ama göz ardı edilecek bir ziyaret de değildir. Bu, Türkiye’nin meşru Irak devletine ve onun temsilcisine gösterdiği ilgiyi ortaya koyuyor. Bu ziyaretin önemli ayaklarından bir tanesi, terör meselesinin resmî bir muhatapla görüşülmesi ve Talabani’nin hukuki ve siyasi sorumluluklarını hatırlatan bir iklimin oluşturulmasıdır. O nedenle Talabani’nin ziyaretini bu anlamda ciddiye almak lâzım.”

“İLİŞKİ BİÇİMİ GELİŞTİRME

KONUSUNDA KARAR VERMEK LÂZIM”

Özcan, günümüzde özellikle güvenlikle ilgili sorunların sadece “devletten-devlete” ilişkiyle denetim altına alınamayacağını savunarak, bu sorunların Afganistan, Irak gibi ülkelerde de bulunduğunu ifade etti. “Aşiretler de, devlet dışı gruplar da, terör örgütleri de artık dünyamızın gerçekliğidir, bunlar da birer oyuncudur” diyen Özcan, dolayısıyla bu sorunların çözülmesi için bu oyuncuların karakterine, gücüne ve niteliklerine uygun bir ilişki biçiminin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu ilişki biçiminin bazen güç kullanarak, bazen de diplomatik araçlarla olabileceğini ifade eden Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama PKK sorununu çözmek, denetim altına almak, hasarını en aza indirmek istiyorsanız, bu gerçekliği göz ardı etmeniz mümkün değil. Çünkü kuzey Irak’taki federal yönetim, Irak anayasasının bir parçası. Dolayısıyla bu gerçeklik üzerine politikanızı inşa etmek zorundasınız. Onları yok sayarsanız, onları ciddiye alınmaması gereken bir oyuncu olarak görürseniz, bu sorunuzu iyi yönetemezsiniz. PKK üzerine baskı kurmak, denetim altına almak, ülkenizde eylem yapmasını engellemek istiyorsanız, o zaman onun dışındaki aktörlerle nasıl bir ilişki biçimi geliştirmeniz gerektiği konusunda bir karar vermeniz lâzım.”

“EKONOMİ İYİ BİR ADIM,

FAKAT BÜTÜN SORUNLARI ÇÖZMEZ”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı Güneydoğu Anadolu Bölgesine yapılması plânlanan 12 milyar dolarlık yatırım paketini de değerlendiren TEPAV Araştırmacısı Özcan, “niyetin iyi olduğunu, ancak bunun sahaya yansımasının görülmesi gerektiğini” belirtti. Özcan, “ekonomik sorunların çözülmesinin iyi bir şey olduğunu, ancak bunun terör örgütlerine katılımı tamamen ortadan aldırmayacağını” savunarak, “Ekonomi iyi bir açılım ve adımdır, fakat sizin bütün sorunlarınızı çözmez” diye konuştu.

Bölgede işsizlik gibi birçok sorun bulunduğunu ve uzun sürede değil, bir an önce bölgeye çözüm getirilmesi gerektiğini vurgulayan Özcan, sözlerine şöyle son verdi:

“Devlete meydan okuyanların, bunun çıkmaz sokak olduğunu görmesi lâzım. Devletin ekonomik yatırımların yanı sıra kendine meydan okuyanlara asla kendi egemenliğini paylaşmayacağını göstermesi gerekiyor. Eğer PKK terör örgütünün 50 yıl daha süreceği iddia ediliyorsa, devletin de ‘Benim de 51 yıllık ısrarım var’ demesi gerekir diye düşünüyorum.”

/ ANKARA

15.03.2008


 

Şemdinli dâvâsına erteleme

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde, 9 Kasım 2005 tarihinde meydana gelen olaylarla ilgili Van Askeri Mahkemesinde görülen dava ertelendi.

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 9 Kasım 2005 tarihinde Umut Kitabevine el bombası atılması olayıyla ilgili tutuksuz yargılanan astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve terör örgütü PKK itirafçısı Veysel Ateş’in, Van Askeri Mahkemesinde yargılandıkları davanın ikinci duruşması, dün yapıldı. Duruşmada, 3 sanık, sanık avukatları ile müdahiller Seferi Yılmaz, Metin Korkmaz ve Hamide Korkmaz hazır bulundu.

Müdahil avukatlarının katılmadığı duruşmada, Mahkeme Başkanı Yarbay Yücel Savrul, Seferi Yılmaz ve Metin Korkmaz’ı tanık olarak dinlemek istedi.

Yılmaz, Korkmaz, daha önceki ifadelerine başka bir şey eklemeyeceklerini belirterek, soruları cevaplamak istemediklerini ifade ettiler. Mahkeme Başkanı Savrul, müdahil Seferi Yılmaz ile Metin Korkmaz’ın bir sonraki celsede, avukatları ile ifade vermek üzere mahkemede hazır bulunmaları gerektiğini, hazır bulunmamaları durumunda zorla getirileceklerini söyledi. Mahkeme heyeti, sanıkların görev yerlerinin ve ikametgahlarının uzaklığı sebebiyle duruşmalardan vareste tutulmalarını, Hakkari, Şırnak ve Van İl Jandarma Komutanlıkları ile Emniyet Müdürlüklerine, olay tarihi ve öncesinde ele geçirilen, özellikle bu olayda kullanılmış olan el bombalarının herhangi bir terör faaliyetinde ele geçirilip geçirilmediği ve bu olay dışındaki başka bir bombalama olayında kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi amacıyla ayrı ayrı müzakerelerin yazılmasına, olaydan sonra teslim olan terör örgütü üyelerinden Sabri Adanır, Hasan Salar, Abdurrahman Yeşilyurt, Orhan Gezer ve Arif Kaçım’ın ifadelerinin tespiti için ilgili birimlere yazı yazılmasını kararlaştırarak, duruşmayı 6 Haziran tarihine erteledi.

/ VAN

15.03.2008


 

Türkçe cepte

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türkçe harflerin cep telefonlarında tanınmasının kabul edildiğini açıkladı.

Hollanda temaslarını sürdüren Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Lahey Büyükelçiliğinde Türk basını ile bir araya geldi. Büyükelçi Selahattin Alpar ve Müsteşar Hakan Çakıl’ın da hazır olduğu basın toplantısında Bakanı Yıldırım, ziyarette ulaşım alanında, ikili çok iyi anlaşmaların imzalanmasının yanı sıra iki ülke arasındaki kalcı dostluk konularının pekiştirildiğini belirtti.

Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Türkçe harflerin cep telefonlarında tanınmasının kabul edildiğini de açıkladı. Yıldırım, uluslararası cep telefonları üreticileri birliğinin, geçen ay Meksika’da yaptığı toplantıda, ç, ş, ü, ı ve İ gibi Türkçe karakterlerin cep telefonlarında tanınmasını benimsediğini belirterek “Bundan böyle üretilen bütün cep telefonlarında Türkçe harfler yer alacak” dedi.

Yıldırım, cep telefonlarında halen Türkçede kullanılan harflerin tamamı olmadığı için Türkçe geçilen mesajlarda daha fazla ücret alındığını ifade ederek, kabul edilen bu kararla Türkçe olarak mesaj geçmek isteyen herkesin önemli oranda tasarruf sağlayacağını söyledi.

İlk cep telefonu hayatımıza girdiğinden bu yana bunun yapılması gerektiğini belirten Yıldırım, “Biz bu dönemde başardık. Bunu hala birçok ülke başarmış değil. Örneğin İspanyollar da uğraşıyor, Araplar da. Ama henüz başaramadılar” diye konuştu.

/ LAHEY

15.03.2008


 

Barolar Birliği bildirisi değiştirildi mi?

Sivas Barosu Başkanı Mustafa Coşkun, 15. Baro Başkanları Toplantısının ardından yayınlanan bildiride değişiklik yapıldığını öne sürdü. Coşkun, toplantıda kabul edilen bildiri ile basına dağıtılan bildire arasında ciddi değişikilikler olduğunu söyledi.

Sivas Barosu Başkanı Avukat Mustafa Coşkun, toplantıda bir çok Baro Başkanının Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok’un aksine üniversitelerde yaşanan kılık kıyafet sorununun uzlaşılarak ve zamana yayılarak çözümlenmesi gerektiğini savunduğunu hatırlattı.

Mustafa Coşkun, bu düşüncelerin sonuç bildirisine şu şekilde yansıdığını söyledi: “Esasen zamana bırakılarak çözümlenmesi gereken bu olgunun bir Anayasa değişikliğinin konusunu teşkil etmesi sadece yukarıdaki sakıncaları içermekle kalmayacak, Anayasa tekniği açısından asla kabul edilmeyecek bir kötü örnek” olarak hukuk tarihimizde yer alacaktır.” Coşkun, basına duyurulan ve TBB web sayfasında yayınlanan bildiri metninde ise “Esasen zamana bırakılarak çözümlenmesi gereken bu olgunun” ifadesinin “Esasen yargı kararları ile çözümlenen bu olgunun” olarak değiştirildiğine dikkat çekti.

Coşkun, bildirinin toplantıda kabul gören ve “uzlaşma metni” olarak onaylanan şekliyle tekrar düzenlenmesini istedi.

/ SİVAS

15.03.2008


 

Polis çetelere ‘aman vermiyor’

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekipleri, geçen yıl organize suç örgütlerine yönelik düzenlediği 167 operasyonda toplam 2 bin 463 kişiyi gözaltına aldı.

Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının (KOM) yayımladığı rapora göre, ekipler geçen yıl çetelere yönelik 47 ilde 167 operasyon yaptı. Bu operasyonlarda 2 bin 463 kişi gözaltına alındı. Operasyonlar kapsamında 133 kamu görevlisi hakkında da ‘’çetelerle işbirliği yaptıkları’’ gerekçesiyle işlem yapıldı Gözaltına alınan kişilerle birlikte 436 tabanca, 4 uzun namlulu tüfek, 124 av tüfeği, 14 bin 539 fişek, 100 kuru sıkı tabanca, 4 el bombası, 74 sahte kimlik, 2 bin 865 çek-senet ile 12 kelepçe ve 14 çelik yelek ele geçirildi. Operasyon sayısı, gözaltına alınan kişi ve ele geçirilen suç unsurlarında bir önceki yıla oranla genel olarak bir azalma olduğu dikkat çekerken ekiplerin 2006 yılında yaptığı çalışmalarda, 53 ilde 228 operasyon gerçekleştirilmiş, 2 bin 957 kişi adalet karşısına çıkartılmıştı.

/ ANKARA

15.03.2008


 

Türkiye’ye reformları hızlandırma çağrısı

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye raportörü hükümete reformları hızlandırması çağrısında bulundu.

AP’nin Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijiten tarafından kaleme alınan taslak raporda, hükümetin 2008’in reform yılı olacağı yönündeki taahhüdü hatırlatıldı ve parlamentodaki çoğunluğun reformlar için kullanılması istendi.

Yeni anayasa hazırlıklarıyla ilgili çalışmalara da yer verilen raporda, sivil toplumun geniş biçimde bu sürece dahil edilmesi tavsiye edildi.

Taslakta, yeni anayasanın insan hakları, temel özgürlükler ve hukuk devleti ilkelerini garanti altına alması gerektiği belirtiliyor.

Din ve devlet işlerinin birbirinde ayrılmasının önemine dikkat çekiliyor. Yargı reformunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’yle aynı çizgiye getirilmesi istenen raporda, kadınların iş hayatına katılımının artırılması da tavsiye ediliyor. Rapor, önümüzdeki aylarda oylanacak.

/ STRASBOURG

15.03.2008


 

AB’de 102 bin Türk girişimci var

Türkiye Araştırmalar Merkezi Vakfı Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen, vakıf tarafından gerçekleştirilen AB ve Almanya’da Türk girişimcilerin ekonomik gücü araştırma sonuçları ile buna ilişkin kitabın tanıtımında, 2 milyon 700 bini Almanya’da olmak üzere 5 milyon 200 bin Türk kökenli vatandaşın AB ülkelerinde yaşadığını ve bunların 1 milyon 800 bininin yaşadığı ülkenin vatandaşlığına geçtiğini anlattı.

Şen, “Almanya’da 1987-2007 yılları arasında yüzde 175 büyüme meydana geldi ve 25 bin 500 olan Türk girişimci sayısı 112 sektörde 70 bin 300’e çıktı. 2007 yılı itibariyle AB ülkelerindeki Türk kökenli girişimci sayısı 70 bin 300’ü Almanya’da olmak üzere 102 bine ulaştı. Bu girişimciler 470 bin kişiyi istihdam ediyor” dedi.

/ İSTANBUL

15.03.2008


 

Flört evlilikleri boşanmayla bitiyor

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hasan Herken, evlenmek istediğini söyleyen birçok kişinin eş mi yoksa çocuğuna anne veya baba mı aradığını bilmediği söyledi.

Herken, “flört veya aile gözetimindeki evlilik daha uzun sürüyor” şeklindeki görüşlerin yanlış olduğunu da söyledi.

Denizli Belediyesi ile Kadın Gelişim ve Kültür Derneği (KAGED), eş seçiminde ve evlilikte dikkat edilmesi gerekenlerin anlatıldığı bir toplantı düzenledi. Doç. Dr. Herken, eş seçimi konusunda yapılan yanlışlıkları ve evliliğin ilk yıllarında çiftlerde görülen problemleri anlattı. Gerek erkeklerin gerekse kadınların eş seçerken ne istediğini bilmeden hareket ettiğini ifade eden Herken, “Birçok evlenecek erkek, eş mi arıyor anne mi belli değil. Eş aradığını söylüyor ama farkına varmadan anne arıyor. Kızlar da koca mı baba mı arıyor belli değil. Hem korusun, sevsin saysın hem de her isteğini karşılasın isteniyor. Bunu baba yapar, koca yapmaz; hatırlattığımızda travma geçiriyorlar. Baba ile koca, anne ile kadın farklı şeylerdir. Her ikisinin de benzer yanı yok aslında. Bunun farkına varılmadan yapılan evlilik girişimi ciddi sıkıntılara yol açıyor. Birçok çift, kendisininki gibi bir aile kurmak istiyor” dedi.

GÖRÜCÜ USULÜ EVLİLİKLER

DAHA SAĞLAM OLUYOR

Hasan Herken, eş seçiminde her iki tarafın da evleneceği kişinin aile yapısına bakması tavsiyesinde bulunarak şunları söyledi: “Anasına bak, kızını al gibi sözler boşuna söylenmemiştir. Kavgayı normal kabul edip iletişimin bir parçasıymış gibi düşünen aileler var. Aynı zamanda çok narin olup ufak bir şeyde kırılanlar da. Şimdi bu iki ailenin çocukları evlendiğinde, evliliğin yürümesi çok zordur. Evlilik şeklinde ailelerin gözetiminde çiftlerin görüşmesi ya da flört, geleceğin belirlenmesinde tek etken değil ancak genellikle görülen budur. Flörtle evlilik ya da ailelerin gözetimindeki evlilik daha uzun sürüyormuş gibi görüşler doğru değil. Flörtle evlenenler, daha çok serbestliği benimsemiştir. Bunlar genellikle boşanmaya yatkındır. Görücü usulüyle evlenenler, daha uzun süre evli kalıyor. Bu insanlar boşanmaya karşıdır.”

ÜÇ FARKLI AİLE YAPISI

Türk toplumunda üç farklı aile yapısı bulunduğu kaydeden Herken, “Bizde babanın sözünün dinlendiği ya da anaerkil dediğimiz anne sözünün geçerli olduğu aile yapıları var. Bunun dışında ataerkil başlayıp anaerkil devam edenler de mevcut. Evliliğin ilk döneminde erkekler baskınken çocuklar büyüdükçe onların baskın hâle geçtiği bir yapı görülebiliyor. Bir de çok psikoloji kitabı okuyup Avrupa’daki aile yapısını uygulamaya çalışan aileler var. Burada ne annenin ne babanın sözü geçiyor, çocukların her dediği yapılıyor. Anne baba kaybolmuş, aileyi çocuk yönetiyor. Üstelik çocuğu da memnun edemiyorlar, etmeleri de mümkün değil zaten” şeklinde konuştu.

/ DENİZLİ

15.03.2008


 

İlkokul öğrencilerine tansiyon taraması

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim görevlileri ve Tıp Fakültesi öğrencileri, Bozyaka semtindeki Şehit Gazeteci Hasan Tahsin İlköğretim Okulu’nda 7-15 yaş arası çocuklarda hipertansiyon taraması yaptı.

Dünya Böbrek Günü kapsamında geliştirilen projede, bin öğrenci taramadan geçirildi. Taraması sırasında anne ve babalara da böbrek hastalıkları konusunda bilgi verildi. Çocuk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevgi Mir, velileri idrar yolu enfeksiyonu ve çocuklarda tansiyon ölçümünün önemi konusunda bilgilendirdi. Prof. Dr. Mir, toplumdaki çocukta tansiyon olmayacağı önyargısının yanlışlığını vurgulayarak, tansiyon ölçümünün çocuk muayenesinin de bir parçası olduğunu söyledi.

/ İZMİR

15.03.2008


 

Töre cinayetlerinde bölge farkı yok

Dicle Üniversitesi (DÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mazhar Bağlı, “Töre ve Namus Cinayetlerinde, cinayetlerin işlenme oranında bölgeler arasında eğitim, gelir seviyesi ve etnik kökene bağlı bir farklılık yok’’ dedi.

Doç. Dr. Mazhar Bağlı başkanlığındaki 8 kişilik ekip, Töre ve Namus Cinayetlerine ilişkin araştırma kapsamında 36 cezaevinde töre ve namus cinayeti işleyen 170 kişiyle görüştü. Bu konuda yapılan ilk akademik araştırma olduğunu belirten Bağlı, amaçlarının Türkiye’de çok konuşulan töre ve namus cinayetleri ile ilgili bilinmeyen yönleri açığa çıkararak bu sorunun önlenmesi için yapılacak çalışmalara yön verecek veriler

oluşturmak olduğunu bildirdi.

Ağustos ayında tamamlanacak projede cinayetlerin kamuoyunda ifade edildiği şekliyle gerçekleşmediğini tespit ettiklerini aktaran Bağlı, 170 tutuklu ve hükümlünün işlediği cinayetten dolayı pişmanlık duymadığını söylediğini bildirdi.

Doç. Dr. Mazhar Bağlı, töre ve namus cinayetlerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile özdeşleştiğini, ancak 12 ay süresince yürüttükleri araştırmalarda Türkiye’nin bütün bölgelerinde töre ve namus adına cinayet işlendiğini tespit ettiklerini ifade etti.

Töre ve namus cinayetlerinin yüzde 23’ünün Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yüzde 19’unun Marmara ve yine yüzde 19’unun Ege Bölgesi’nde işlendiğini, Türkiye’de işlenen töre ve namus cinayetlerinin bölgesel dağlımında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini Marmara ve Ege bölgelerinin takip ettiğini kaydeden Doç. Dr. Bağlı, ‘’Cinayetlerin işlenme oranında bölgeler arasında eğitim, gelir seviyesi ve etnik kökene bağlı bir farklılık yok’’ dedi.

/ DİYARBAKIR

15.03.2008


 

Ekmek israfı had safhada

Ekmek israfının Türkiye’de büyük boyutlara ulaştığını belirten Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Hububat İşletme ve Mühendisliği Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sezgin Ünal, “Genellikle taze yediğimiz ekmeği, soğuyup sertleştiği zaman bayat kabul ederek istemiyoruz. Türkiye’de fırın sayısının fazlalığı sebebiyle günlük ihtiyaçtan çok fazla ekmek üretilmesi, israfın en önemli sebebidir” dedi.

Toplu tüketim yerlerinde yeterince planlama yapılmaması ve taze ekmek yeme alışkanlığı fazla olan evlerde soğuk ekmeklerin atılmasının israfı arttırdığını vurgulayan Prof. Dr. Ünal, "Bayat kabul edilen ekmekler değişik şekillerde değerlendirilirse israf olmaz” şeklinde konuştu.

/ İZMİR

15.03.2008


 

Anayasayı çiğneyen rektöre istifa çağrısı

Eğitim-Bir-Sen üyeleri, Mersin Üniversitesi giriş kapısı önünde yaptığı basın açıklamasında, “Rektör Süha Aydın, tam 19 gündür Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını çiğnedi bu yüzden Eğitim-Bir-Sen olarak anayasa ve kanunları uygulamakla görevli olan Cumhuriyet Savcılarını göreve davet ediyoruz ”dedi.

Bir grup sendika üyeleri ile birlikte açıklama yapan Eğitim-Bir-Sen Mersin Şube Başkanı Fırat Yaman da, Rektör Süha Aydın’ın istifa etmesini, özgür üniversitenin ve bilimin önünden derhal çekilmesini istedi. Sendika üyeleri de “Rektör istifa”diyerek alkışlarla başkan Yaman’a destek verdiler. Basın açıklamasının ardından sendika başkan ve üyeleri üniversite içerisine girip Rektörlük binası önüne bir anayasa kitapçığı bırakmak isteyince, güvenlik görevlileri ile kısa süren bir arbede yaşandı. Ancak daha sonra sendika yetkililerinden üç kişilik bir heyetin içeri girmesinde anlaşma sağlandı. Heyet, rektörlük binasına girip anayasa kitapçığını Rektör Süha Aydın’a vermek istedi, fakat genel sekreter Prof. Dr.Yüksel Özdemir “Yerinde değil” iddiası üzerine kitapçığı okunmak üzere Prof. Özdemir’e takdim etti.

YENİ ASYA / MERSİN

15.03.2008


 

Taksicilerden trafiğe çözüm teklifi

Ankara Umum Otomobilciler ve Esnaf Şoförler Odası Başkanı Ali Ekber Akyol, Ankara’da 7 bin 751 taksi bulunduğunu bu rakamın gerekenden yaklaşık yüzde 50 fazla olduğunu söyledi.

Taksilerin Ankara’da trafiği olumsuz etkilediğini kabul ettiklerini anlatan Akyol, ‘’Trafiğin yoğun olduğu yerlerde taksiciler için indirme-bindirme yerleri yapılsın. Belediye başkanımız Sayın Melih Gökçek’ten rica ediyoruz, bir an önce bu konuyu gündeme alsınlar’’ diye konuştu.

/ ANKARA

15.03.2008


 

Gelibolu'ya 40 bin ziyaretçi bekleniyor

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Alan Kılavuzları Kooperatifi Başkan Yardımcısı Kamil Uzelli, bu yıl 18 Mart törenleri dolayısıyla Gelibolu Yarımadası’na, yaklaşık 40 bin kişinin gelmesini beklediklerini söyledi.

Çanakkale 18 Mart Deniz Zaferi Haftası sebebiyle Mart ayında şehre gelen ziyaretçi sayısının her yıl arttığını belirten Uzelli, ‘’Geçen yıl Mart ayında 30 bin kişinin ziyaret ettiği Gelibolu Yarımadası’nı bu yıl 40 binden fazla kişinin ziyaret etmesini bekliyoruz’’ dedi.

Çanakkale’yi, 15 Mart’ta İstanbul’daki belediyelerin organizasyonuyla 15 bin, 22 Mart’ta ise Antalya Büyükşehir Belediyesi organizasyonuyla 7 bin 500 kişinin ziyaret edeceğini kaydeden Uzelli, yine Mart ayında çeşitli illerden de 16 bin 500 ziyaretçinin geleceğini belirtti.

/ ÇANAKKALE

15.03.2008


 

Çanakkale Boğazı’nda deniz yeniden köpürdü

Çanakkale Boğazı’nda 3 ay önce meydana gelen ve sahillere yayılan köpük şeklindeki madde yeniden ortaya çıktı. Çanakkale’de boğaz içerisinde görülen ve özellikle Gümrük iskelesi ile Kilitbahir iskelesinin bulunduğu bölgede yoğunluk gösteren köpük şeklindeki madde, vatandaşları şaşkına çevirdi.

Havaların ani ısınmasıyla birlikte deniz içinde görülen köpük şeklindeki maddenin sebebini anlamaya çalışan bazı vatandaşlar bunun deniz analarının ölüp parçalanmasından kaynaklandığını iddia ettiler. Çanakkale Boğazının girişinden çıkışına kadar görülen köpük şeklindeki maddenin balıkçıların ağlarına zarar verdiği öğrenilirken, tekneleri ile denize açılan balıkçıların ağlarını toplamakta güçlük çektiği ifade edildi.

/ ÇANAKKALE

15.03.2008


 

Asırlık ağaçlar proje değiştirtti

Marmaris’te, Karayolları ekiplerinin duyarlılığı sayesinde, ‘’endemik’’ bir tür olan onlarca sığla ağacı kurtarıldı.

Gökova-Marmaris arasındaki genişletilmiş yol çalışmalarında, eczacılık sektöründe de kullanılan sığla yağının elde edildiği asırlık Sığla ağaçlarının zarar görmemesi için projede değişiklik yapıldı. Karayolları 2. Bölge Müdürü Erol Altun, yaptığı açıklamada, projelerini, çevreye mümkün olduğu kadar az zarar verecek şekilde yürüttüklerini söyledi.

/ MARMARİS

15.03.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri