Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 25 Mart 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

Yargı devletten bağımsız olmalı

Reşat Petek: “Yargı mensuplarının bir kısmının devletin ajanı, devletin tarafını tutan bir görevli gibi hareket etmelerinden kaynaklanan sıkıntılar vardır. Yargı mensubu maaşını elbette devletten alır, devletin bir görevlisidir bir anlamda, fakat ifa ettiği görev açısından devletten de bağımsız ve tarafsız hareket etmesi gerekir.”

Konjonktüre göre güncel tartışmaların arasına zaman zaman hukukun girmesi normaldir. Yargıya konu olan meselelerde en az iki taraf olduğu için bir taraf karardan memnun olmayacaktır. Ancak yargının özellikle siyasi polemiklere konu olması olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Yıllarca Cumhuriyet Başsavcılığı yapan Reşat Petek’e tartışmanın odağındaki yargıyı ve sonuçlarını sorduk.

*Yargının son zamanlarda olduğu gibi tartışmaların odağında bulunmasının nedeni nedir?

Yargının, yargı kararlarının, yargı mensuplarının gündemdeki diğer konular gibi sık sık tartışmaya alınması hukuk devleti açısından olumlu gelişmeler değil. Yargının gerçekten tarafsızlığı ve bağımsızlığı –bu iki kavram beraber telaffuz edilmesi lazım- yerleşmiş olsa tartışma konusu olmaz. Bu düzeye gelmesi hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti anlayışının da yerleştiğini gösterir. Ülkemizde ise yargı gerçekten hep tartışılır olmuştur. Tabi sorumluluğu tek başına tartışanlara yüklemek haksızlık olur.

*Yargının da bunda katkısı var…

Maalesef. Öyle ki bizim kanunlarımızda yargının bütün kararları gerekçeli olması gerekirken verilen kararlar milleti tatmin etmemiştir. Bazen de kararlarda bağımsızlık ve tarafsızlık konularında hassasiyet gösterilmediği olmuştur. Özellikle yargı mensuplarının bir kısmı Türkiye’de devletin ajanı, devletin tarafını tutan bir görevli gibi hareket etmelerinden kaynaklanan sıkıntılar vardır. Yargı mensubu maaşını elbette devletten alır, devletin bir görevlisidir bir anlamda, fakat ifa ettiği görev açısından devletten de bağımsız ve tarafsız hareket etmesi gerekir.

*Bu tartışılmayı bitirir mi?

Daha az tartışılır olacaktır. Bunu derinleştirmek mümkün. Bir başbakanla iki bakanın idam kararını veren mahkemeden günümüze kadar tartışılan pek çok kararlar olmuştur. En son Anayasa Mahkemesi’nin verdiği 367 kararı gibi.

*Dâvâdaki gerekçelerin tatmin ettiği kararlar var mı?

Bir insana müebbet verirsiniz. “Ben bunu hak etmiştim, gerekçeleriniz yerinde” diye ilgili kişinin teşekkür ettiği de olmuştur. Adaletin işte o zaman tecelli ettiğini söyleyebiliriz.

*Gerekçelerin yetersiz olmasının sebebi ne olabilir? Aceleye mi geliyor?

Yargıda bir zihniyet değişikliği gerekli. Çağımız evrensel hukuk anlayışına ayak uydurmada sıkıntılar olduğu anlaşılıyor. Anayasanın 90. maddesine göre uluslararası anlaşmalar iç hukukumuzda uygulanabilecektir. Bu normların anayasaya aykırılığı iddia edilemez ilkesi 82 Anayasasında vardır. Yargımız kararlarını verirken üst normları dikkate alması gerekir. Teknik ve münakaşalar nereden kaynaklanıyor? Bir bakıyoruz yargı başörtüsü kararında Leyla Şahin dosyasını öne çıkarıp, “AİHM kararları üst normdur uyulmalı” diyor. Parti kapatma meselesine geldiği zaman, RP hariç diğer kapatılan tüm partilerde Türkiye AİHM tarafından sözleşmenin 11. maddesini ihlal ettiği için yaptırıma çarptırılmıştır. Bu konu değerlendirilmediği zaman “acaba çifte standart mı var” sorusu ister istemez tartışılıyor. Yargı zihniyet değişimini sağlayıp hakikaten hangi dava olursa olsun tutarlı, objektif, tarafsız ve bağımsız örnek kararlar vermeyi sürdürmeli. Bu yerleştiği oranda tartışmaların biraz daha dışında kalacaktır.

*Başsavcılık da yaptınız. Genel itibariyle yargıda bahsettiğiniz zihniyet çok mu yaygın yoksa kritik yerlerde olduğu için mi bu kadar göze çarpıyor?

Şahıslar bazında değil de ilke üzerinde konuşmak lazım. Bir dava açan veya soruşturma yapan yargı mensuplarının direk hedef alınıp yıpratılmasını doğru bulmuyorum. Ama bu konuda bir çifte standart da uygulanmamalı. Yargı mensuplarının göreve alınmasından yetiştirilmesine ve bu konuda tam uzman haline gelmeleri konusunda demek ki çok daha ciddi bir çalışma ve gayret gerektiği anlaşılıyor. Bu konuda yargıda da bir eksiklik olduğunu hissediyorum. Çünkü birbiriyle çok çelişkili kararlar ortaya çıkabiliyor. Adaletten şüphe doğmaya başladığı zaman “tuzun kokması” gündeme gelir. Güvensizlik artar.

*Halk nezdinde böyle bir intiba yaygınlaşırsa ne gibi sonuçları olur?

İnsanlarda hukuk yoluyla haklarını elde edemeyeceği kanaati yaygınlık ölçüsüne erişirse toplumda bir kaos ve kargaşa meydana gelir. Ne olursa olsun yargının saygınlığı korunmalı. Hakarete varmayan sınırlı ölçüler içinde yargının yanlışlıkları da dile getirilmeli ki daha iyi yargılama yapılsın ve adalet tecelli etsin.

*Yargı da buna katkıda bulunsun diyebilir miyiz?

Elbette. Yargıya büyük görev düşüyor.

Kemal BENEK / ANKARA

25.03.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Cheney niye geldi

  Yargı devletten bağımsız olmalı

  Toptan’dan sağduyu çağrısı

  Perinçek cezaevine konuldu

  Alemdaroğlu'na adlî kontrol

  Nevruz olayları esnafı vurdu

  CHP, Vakıflar Kanununu da mahkemeye taşıdı

  Kuraklık Meclis gündeminde

  Akgündüz: Bediüzzaman laikliğin tanımını yaptı

  Said Nursî toplumun hafızasını tazeledi

  Konya ve İstanbul'da 21 kişi ‘kapan’a kısıldı

  Profesör evinde öldürüldü

  Çanakkale'ye ziyaretçi akını

  Berdimuhamedov’a Pembe Köşk’te karşılama

  Darülaceze'ye baklavalı ziyaret

  MEB, OKS'yi kaldırdı, yerine SBS’yi getirdi

  Kullanmadıkları eşyalarını paylaştılar

  Turistlere namaz dersi

  Kanserin kaynağını belirleyecek test bulundu


 Son Dakika Haberleri