Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 06 Haziran 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Çoğunluğun din özgürlüğü sorunu yok mu?

‘Laikçi’lerin Dışişleri Bakanı’nın malum konuşmasına gösterdikleri şiddetli tepkiye rağmen, gerçek şu ki ülkemizde gerek Sünnilerin gerekse Alevilerin gayet ciddi din özgürlüğü sorunları vardır. Doğrusu, Türkiye’deki Müslüman çoğunluğun böyle bir sorunu olmadığını söyleyebilmek için, devletçi-laikçi ideolojik bağnazlığın insanın gözünü kör etmiş ve vicdanını karartmış olması gerekir.

Öyle ya, binlerce genç kızın yüksek öğrenim haklarının sırf başlarını örttükleri için ellerinden alındığı ve kamu makamları tarafından sürekli aşağılandıkları, başörtülü annelerin ‘Mehmetçik’lerin kışlalarına yaklaştırılmadığı, hatta zaman zaman başörtülü ‘şehit anaları’nın bile saygısızlığa maruz bırakıldıkları, sırf imam-hatip mezunları yüksek tahsil yapamasınlar diye mesleki eğitimin budanmasının bile göze alındığı, mahalle aralarında kur’an kursu açılmasına binbir türlü engel getirildiği, periyodik ‘irticacı av’ların yapıldığı, medyanın sürekli olarak devlete ‘irticacı’ kişi, mahal veya kurum ihbarında bulunduğu, bırakınız dinin sivil alanda serbestçe örgütlenebilmesini dindarlığın özel olarak izlenmesi ve teşhir edilmesi gereken bir anormallik ve tehlike olarak gösterildiği, ‘dinci’ parti kapatmanın artık bir alışkanlık halini aldığı, ‘cem evi’nin ibadethane olup-olmadığına devletin karar verebildiği ve Aleviliğin de Sünnilik gibi devletleştirilmeye çalışıldığı... bir ülkede insan nasıl olur da Müslümanların din özgürlüğü sorunlarını göremez!...

Bütün bunların ve başka benzerlerinin temelinde Türkiye’ye özgü bir ‘rejim sorunu’ vardır. Bu sorunu anlamak için Anayasa’nın 24. maddesine -özellikle onun son fıkrasına- bakmak yeterlidir. Bu, aslında Türk hukuk sistemindeki dinle ilgili meselelere ilişkin bütün düzenlemelerinin arkasındaki temel belirleyici hükümdür; buradaki düşünce ve zihniyet hukuk sistemimizin her yerine nüfuz etmiştir. Daha önce defaatle belirttiğim gibi, dini sadece insanların vicdanında kalması ve ‘dünya işleri’ne kesinlikle karış(tırıl)maması gereken bir ‘duygu’dan ibaret gören bu hüküm sivil ve kamusal alanda dinle ilişkilendirilebilecek her türlü tezahür ve örgütlenmeyi ‘istismar’ veya ‘kötüye kullanma’ sayarak yasaklamaktadır. Yine aynı mantık yüzündendir ki, medeni ülkelerde din özgürlüğünün olağan bir parçası sayılan cemaat örgütlenmesine ve cemaatlerin öğretim ve eğitim kurumları kurmasına da Türkiye’de izin yoktur.

Medeni dünyada eşi-benzeri olmayan böyle bir hükmün Türkiye’deki rejim için bir hayat-memat meselesi olarak görülmesi bile, kendi başına, din özgürlüğü konusundaki bize özgü bu garabeti anlamayı kolaylaştırabilir. Keza, uluslararası insan hakları sözleşmelerine Türkiye’nin mutad olarak koyduğu ihtirazi kayıtlardan birinin mevcut ‘Tevhid-i Tedrisat’ sisteminin muhafazasına ilişkin olması da böyledir.

Türkiye’de ‘Müslüman çoğunluk’un din özgürlüğünün sınırlı olduğunun başka bir göstergesi de, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığında somutlaşan ‘resmi din’ kurumudur. Türkiye Müslümanları dinlerini bu devlet kurumunun yorumladığı şekilde anlamak ve uygulamak durumundadırlar. Bu haliyle Diyanet sistemi sadece Aleviler için değil, Sünniler için de özgürlük karşıtıdır. Çünkü, devlet birincileri bu sistemi kendi iradelerine rağmen mali olarak desteklemeye, ikincileri ise resmi din yorumunu kabul etmeye zorlamaktadır.

Star, 5.6.2008

Mustafa Erdoğan

06.06.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Kutlu Doğum Haftası Pdf

Bütün haberler

Başlıklar

  ASYA YÜZYILI

  Çoğunluğun din özgürlüğü sorunu yok mu?

© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır