"Gerçekten" haber verir 02 Temmuz 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Dizi Yazı

Mustafa Gökmen

DÜNYAYI PEŞİNDEN SÜRÜKLEYEN TAT: ŞEKER -2-

İnsanlık için en önemli gıda maddelerinden birisi olan şeker'in üretildiği şeker kamışı ve şeker pancarı bitkisel kökenli enerji hammaddesi olarak geleceğin petrolü olarak görülüyor.

Yüzyıllarca önce Hint yağının kandillerde yakılmasıyla başlayan biyoyakıt kullanımı günümüzde gelişmiş ülkeler başta olmak üzere pek çok ülkede enerji, çevre ve tarım politikalarında önemli yer edinmiş durumda.

Dr. Rudolph Diesel, 1892 yılında dizel motorun patentini alıp petrol kökenli yakıtların yanı sıra bitkisel yağları da yakıt olarak kullandı. 1898’te Paris Dünya Fuarı’nda yer fıstığı yağını yakıt olarak kullanan dizel motoru sergilendi.

R. Diesel 1911’de bitkisel yağların motor yakıtı olarak kullanımının ülkelerde tarımın gelişmesinde ciddî bir katkısı olacağı tezini ileri sürdü ve 1912’de “Bitkisel yağların motorlarda kullanımı günümüzde önemsiz görünebilir, ancak bitkisel yağlar zamanla petrol ve kömür katranı kadar önem kazanacak” ifadelerini kullandı.

Günümüzde bu tezin gerçekliği gün gibi ortaya çıktı. Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) baskısıyla yeniden düzenlenen AB’nin yeni şeker politikalarında 2006 yılından itibaren önemli değişikliklere gidildi. Söz konusu değişiklikleri anahatlarıyla şöyle özetlemek mümkün:

* Şeker pancarının şeker üretimine yönelik olmayan, enerji amaçlı üretilmesi (biyoetanol) yani gıda dışı mahsul olarak yetiştirilmesi halinde hektara (10 dönüme) 45 euro ödeme yapılacak. Kimyasal ve eczacılık endüstrileri ile bio-etanolün üretimi için yapılan şeker üretimlerinin kota kapsamı dışında tutulacak.

* 2014-2015’e kadar şeker kota sistemi uzatılacak. Daha önce 5’er yıllık belirlenen kota ve fiyat sistemi 10 yıla çıkarılacak.

Avrupa’nın bu politikalarından hareketle Türkiye’ye göz atacak olursak 2000’li yılların başlarından itibaren biyodizel üretimi ülkemizde büyük ilgi görmüş, ancak sektörde bazı sıkıntılar yaşandı ve yaşanmakta. Yerli hammaddeyle üretilen biyodizelin % 2’lik harmanlama oranı ÖTV’den muaf olmakla birlikte 2 Kasım 2007 tarihinden itibaren biyodizel kullanımı 0,72 YTL/lt ÖTV’ye tabi. Ülkemizde 200 civarında biyodizel tesisi mevcut olup kurulu kapasite 1,5 milyon ton/yıl civarında. Ancak yakın bir geçmişe kadar yerli hammadde sıkıntısı sebebiyle pek çok biyodizel tesisinin çalışmadığı biliniyor. Üstelik mevzuat konusunda da ciddî sıkıntılar var.

Mevzuatla ilgili konuların netleşmesi bekleniyor. Butün bu projelerin hedefi yerli ham maddeden biyodizel ve bio benzin üretilmesi hedefleniyor. PANKOBİRLİK Genel Müdürü Mikdat Çakır, Türkiye’nin iyi bir planlama ile tükettiği benzini tarımsal üretimden elde edebileceğini ifade ediyor ve şeker pancarının bu yönüyle de desteklemeyi hak ettiğini vurguluyor.

Daha önceki pamuk dosyamızda da bu konuya temas etmiş, tarım-enerji bağlantısı üzerinde durmuştuk. Çukobirlik’in kurduğu biodizel tesisinin fotoraflarını yayınlamıştık. Tarımın gelecekte en büyük enerji kaynaklarından birisi olacağını dikkat çekmiştik. Gerekli mevzuat tamamlanırsa Türk tarım sektörü tarıma dayalı enerji yatırımlarına dünden hazır. Yetkililerin atacağı adımları bekliyor.

Pankobirlik’in gündeminde biyoetanol üretiminin yanı sıra biyodizel ve biyogaz üretimi ile ilgili yatırımların yapılması da planlanda var. Ancak mevzuatın netleşmesi gerekiyor. Ayrıca Uluslar Arası Hidrojen Enerji Teknolojileri Merkezi ile tatlı sorgumdan biyohidrojen üretimi ile ilgili bir proje önerisi de hazır. Bütün bu çalışmaların yanı sıra dünyadaki teknolojik, bilimsel ve politik gelişmeler izlenerek biyokimyasallar ve biyorafineriler konusunda da çalışmalar yapılıyor.

BREZİLYA YAPIYORSA BİZ DE YAPABİLİRİZ

Brezilya’da şeker kamışından üretilen Biyoetanol 1930’lu yıllardan beri ulaştırma yakıtı olarak büyük oranda kullanılmakta. Benzinle son yıllara kadar % 85 oranında harmanlanarak kullanılan biyoetanol için fleksi araçlar tasarlanmış durumda. Bu ülkede son yıllarda biyoetanol kullanım oranı % 26 olarak yasalarla belirlenmiş durumda. Brezilyalı otomobil kullanıcıları bizdeki LPG’li araçlarda olduğu gibi basit bir düzenekle hem şekerden elde edilen enerjiyi hem de bildiğimiz benzini kullanabiliyor. Birkaç yıla kadar dünyanın en büyük etanol pazarı olan Brezilya, birkaç yıldır Amerika ile bu büyük pazarı paylaşıyor. Dünya biyoetanol üretiminde bu iki ülkeyi AB, Hindistan ve Çin izliyor.

1990’lı yıllarda AB ülkelerinde üretilerek kullanılmaya başlayan biyodizel sektörünün dünyadaki en büyük aktörü AB ülkeleri olup, hammadde olarak genellikle kanola (kolza) bitkisi kullanılmaktadır. AB’deki en büyük biyodizel üreticisi ülke Almanya’dır. Bunu Fransa ve İtalya izlemektedir. Pek çok ülkede olduğu gibi AB ülkelerinde de biyodizel ve biyoetanol üretim ve tüketimi çeşitli teşvik mekanizmalarıyla destekleniyor. Hammaddelerinin gıda hammaddesi olması ve üretim teknolojileri sebebiyle günümüzde üretilen biyodizel ve biyoetanol birinci kuşak biyoyakıtlar kategorisinde değerlendiriliyor.

BİTKİSEL YAKIT SEKTÖRÜNÜ AÇLIK YAŞANACAK KORKUSU FRENLİYOR

Dünyada artan nüfus ve beraberinde getirdiği açlık endişesi sebebiyle gelecekte ikinci kuşak biyoyakıt kullanımı öngörülmekte ve bu yönde politikalar oluşturulmakta. AB tarafından 8 Şubat 2006’da yayımlanan Biyoyakıt Stratejisinde (COM (2006) 34) 2. kuşak biyoyakıtların AR-GE çalışmaları ve pazara girmelerinin desteklenmesi strateji belgesinin amaçlarından biri olarak belirlenmiş durumda.

BM Raporuna göre ikinci kuşak biyoyakıtlar ligno selülozik biyokütleden, ileri teknik prosesler kullanılarak üretilen biyoyakıtlar olarak tanımlanmakta. AB tarafından 2010 yılına kadar birinci kuşak biyoyakıtların teknolojik gelişimlerinin tamamlanması ön görülmekte. Diğer yandan sürdürülebilir gelecek için yeni bir yaklaşım olarak biyorafiner öneriliyor. Biyorafineriler tarım ile kimya arasında bir köprü olarak sunuluyor. Entegre biyorafinerilerde biyokütleden yakıt, elektrik ve kimyasal madde üretilmemesi ve insanlığın hizmetine sunulması hedefler arasında.

Günümüzde pek çok ürünün ham maddesi petrol. Ham petrolün parçalanmasıyla elde edilen naftanın kimyasal dönüşümü prosesi sonucunda monomer ve polimerlere ulaşılarak pek çok nihaî ürün elde edilmekte. Bununla birlikte tarımsal ürünün nişasta ve şekere dönüştürülmesiyle ve uygulanan biyokimyasal proses sonucu monomer ve polimerler elde edilerek kimyasal süreçte pek çok ürüne biyolojik ve kimyasal olarak erişilebilmekte. Bu da gelecekte enerji kaynağı olarak bitkisel üretimden faydalanmanın yolunu açıyor. Bu yol açıldığı takdirde en önemli bitkilerden birisi şüphesiz şeker pancarı olacak.

Ülkemizde toplam 32 milyon dekarlık alanda şeker pancarı tarımı yapılmaktadır. Bir münavebe bitkisi olan şeker pancarı aynı tarlaya dört yılda bir kez ekilmektedir. Yani, her yıl sözleşmeli üretim modeli ile 8 milyon dekarda şeker pancarı üretimi yapılabilecek durumdadır. Bunun 3,5 milyon dekarı şeker üretimi için kullanılıyor. Geriye kalan 4,5 milyon dekardan elde edilecek şeker pancarı ile biyoetanol üretmek mümkün. Ülkemizin şeker pancarından biyoetanol üretim potansiyeli en kötü senaryoya göre 2-2,5 milyon ton civarında. Brezilya’daki biyoetanol uygulamasından esinlenen PANKOBİRLİK Türkiye’nin potansiyelinin bir kısmını enerji tarımına yönlendirmek, “biyoyakıt’’ üretmek için önemli bir girişime imza atmış durumda. Konya Şeker Fabrikası’nın sahibi olduğu Çumra Şeker Fabrikası sahasında, hammaddesi şeker pancarı olan 84 Milyon litre/yıl üretim kapasiteli “etanol’’ yatırımı tamamlandı. Yine yıllık 100 bin ton üretim kapasiteli “biyodizel’’ yatırımının fizibilite çalışmaları da son aşamada. İlgili mevzuat tamamlanırsa yatırımlara hız verilecek. Ülkemizde biyoetanol 2004 yılından beri mısır ve buğdaydan üretilmekte. Bu iki ürün de Türkiye açısından son derece önemli. Enerji kaynağı olarak görülmesi ve değerlendirilmesi faydadan çok zarar getirecek nitelikte. Küresel ısınma ve iklim değişikliklerinin beraberinde getirdiği sıkıntılar Türkiye’nin buğday üretiminde rekolte düşüşlerine sebep olmuş durumda. Mısır üretimimizin de yeterli olduğu söylenemez. Bu bakımdan şeker pancarı üretiminin arttırılarak, fazla üretimin enerji hammaddesi olarak kullanılması en akıllı yollardan birisi gibi gözüküyor.

TÜRKİYE VE ŞEKER TARIMI

Şeker üretiminde kullanılan şeker pancarı iki yıllık, yazlık bir sanayi bitkisidir.

Şeker endüstrisinin hammaddesi olan şeker, şeker pancarının kök ve gövdesinden elde edilir. Şeker pancarının işlenmesi esnasında melas ve küspe gibi değerli yan ürünler elde edilir. Küspe (posa) besleyici bir hayvan yemidir. Melas ise kimya, alkol ve maya sanayiinde kıymetli bir hammaddedir.

Şeker Pancarı; Yıllık 500–600 mm yağış miktarına sahip olan yerlerde iyi gelişir. Yağış dağılımı uygun olmayan ülkemizde tarımı, sulamayla yapılabiliyor. Yılda 3-5 defa sulanıyor. Şeker pancarı fazla ışık ve sıcaklık isteyen bir bitkidir. Bu bakımdan Anadolu toprakları sahil şeridi hariç şeker pancarı için elverişli. Bitkinin optimum sıcaklık isteği 20-25 0C’dir. Şeker pancarı, tarımda ana itici güç ve şeker tarımının yapıldığı yörelerde iyi bir örnek üretim koludur. Ülkemizde tüketilen toplam gübrenin % 10’u şeker pancarı tarımında, yine toplam tüketimin de % 20’si pancar üreticileri tarafından kullanılmaktadır. Tarımda planlı üretimin ve münavebe uygulamasının öncüsü, sulu ziraatın yaygınlaştırıcı unsuru şeker pancarıdır.

Bir dekarının fotosentez yoluyla havaya verdiği oksijen, 6 kişinin bir yılda tükettiği oksijene eşdeğer olup, aynı orman alanından 3 kat fazla oksijen üretir. Bu sebeple iyi bir çevre dostu, tarımının yapılması zorunluluk arz eden önemli bir endüstri bitkisidir.

Yan ürünleri, baş-yaprak, yaş pancar posası ve melası hayvan yemi olarak kullanılır ve bir dekar pancardan 50 kg. et veya 500 lt. süt üretimini sağlayacak hayvansal besin maddesi sağlanır. Bir dekarı yaklaşık 10 işgücü istihdam sağlar. Endüstri bitkileri içinde sağladığı katma değer bakımından 2. sırada yer alır. Kendinden sonra ekilen hububatta % 20 verim artışı sağlar. Baş ve yapraklarının toprakta bırakılması halinde dekara 4 kg. saf fosfat, 15 kg. saf potasyuma eşdeğer besin maddesi sağlar.

Yılda yaklaşık 25 milyon tonluk taşıma hacmi meydana getirerek, taşıma sektörüne büyük bir pazar oluşturur. Sulama suyu arayışlarını teşvik ederek yeraltı ve yerüstü su kaynaklarından istifade imkânını arttırır. Yılda yaklaşık 450 bin aile tarımını yapmakta ve fabrikalarda da 30.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. Ekim sahalarının % 40’ında aile içi iş gücü değerlendirilir. Toplam 64 il ve yaklaşık 7000 yerleşim biriminde ve ülkemizin Ege-Batı Karadeniz-Doğu Karadeniz-Akdeniz ve Güneydoğu bölgeleri haricinde kalan bütün sulanır alanlarında tarımı yapılır. Şeker pancarı buğdaya göre 6 ayçiçeğine göre 3,5 kat fazla katma değer sağlayan bir üründür. Münavebe bitkileri olan buğdaya kıyasla 13, mısıra göre 8 ve ayçiçeğine kıyasla 5 kat daha fazla istihdam imkânı sağlamaktadır.

YARIN: Şeker patronu: Pankobirlik

Mustafa Gökmen

02.07.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Dizi Yazı

  (01.07.2008) - DÜNYAYI PEŞİNDEN SÜRÜKLEYEN TAT: ŞEKER -1-

  (22.06.2008) - Gizemli Ülke HİNDİSTAN -4-

  (21.06.2008) - Gizemli Ülke HİNDİSTAN -3-

  (20.06.2008) - Gizemli ÜLKE HİNDİSTAN -2-

  (19.06.2008) - Gizemli Ülke HİNDİSTAN -1-

  (14.06.2008) - ALMANYA'DA RİSALE-İ NUR GÜNLERİ -3-

  (13.06.2008) - ALMANYA'DA RİSALE-İ NUR GÜNLERİ -2-

  (12.06.2008) - ALMANYA'DA RİSALE-İ NUR GÜNLERİ -1-

  (11.06.2008) - Beşinci Kıta: AVUSTRALYA (3)

  (10.06.2008) - Beşinci kıta: Avustralya (2)

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Gezi Eki Pdf
© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır