Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 10 Haziran 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Dizi Yazı

Dr. Selahattin KARABIÇAK

Beşinci kıta: Avustralya (2)

Çok kültürlülüğü zenginlik sayıyorlar

Söz uzayıp duruyor. Haddim olmayarak çok iyi bilmediğim hususlarda biraz ahkâm kestim galiba. Sürç-ü lisan ettikse affola. Avustralya’nın Melbourne şehrinde 2008 Ocak sonu Şubat başında düzenlenen "Asya Pasifik Ülkeleri Kalp Yetersizliği Konferansı”na katılmak üzere hazırlanıyordum. Tam o günlerde Kâzım Güleçyüz Ağabey ve muhtereme eşleri hizmet amaçlı Avustralya gezilerini yapıyorlardı. Gazetemizde yazdıkları intibalarını takip etmiştim. Kâzım Ağabeyi arayarak tavsiyelerini almak istedim. O da gerekenleri anlatarak selâm söyledi. Dönüşte seyahatimle ilgili izlenimlerimi yazmamı rica etti. Kendilerinin zaten Avustralya’yı yazdıklarını söyledim.

Farklı bir bakış açısı ile yazmanın faydalı olacağını belirttiler.

Öğrencilik ve asistanlık yıllarımda (yaklaşık 18-20 yıl önce) bazı yazılarım gazetemizde yayınlanmıştı. Bu yazı denemesini de inşallah başarabilirim.

Avustralya ülkemizden yaklaşık yirmibin km. uzakta, dünyanın “öbür ucunda,” güney yarım kürede bir kıt'a-ülke. Türkiye ile arasında 9 saat fark var. Yani saatler bizden 9 saat ileri. Türkiye’de saatler 7’yi gösterirken Avustralya’da 16 oluyor. Biz burada işe gitmeye hazırlanırken, Avustralya'dakiler ikindi namazını kılıp çaylarını yudumluyor, uydudan Türk tv kanallarındaki sabah haberlerini izliyorlar.

Bu uzak ülkeye uçakla yaklaşık 23-25 saatte uçuluyor. Aktarma yapılan havaalanlarındaki bekleme sürelerine göre seyahat uzayabiliyor. Havayolu şirketi olarak birkaç alternatif var. THY ile Singapur’a uçup, oradan Avustralya’nın Qantas havayolları ile uçulabilir. Dubai bağlantılı olarak Emirates’le uçulabilir. Malezya’nın da Kuala Lumpur bağlantılı Avustralya seferleri var.

Ben Emirates’le yolculuk yaptım. İstanbul-Dubai arası yaklaşık 4 saat sürüyor. Birkaç saat sonra Melbourne uçağına biniyorsunuz. Yaklaşık 7 saatte Singapur’a iniliyor. İndirme-bindirme işlerinden sonra yaklaşık bir 7 saatte de Melbourne’a ulaşılıyor. Görüldüğü gibi oldukça meşakkatli bir yolculuk.

Uzun süren uçak yolculukları daracık koltuklarda hep sıkıcı ve yorucu olmuştur. Uçak yolculuğunu bir nebze rahatlatabilmek için bazı tedbirler alabiliriz. Her şeyden önce uçakta uyuyabilmek en büyük avantaj. En güzel uçak yolculuğu uyuyarak yapılanı olsa gerek. Hem sıkılmazsınız, hem de gideceğiniz yere kısmen de olsa dinlenmiş olarak varırsınız. Zaten önemli saat farkı olan bir yere gittiğimizden biyolojik dengemiz altüst oluyor.(Jet-Lag Etkisi). Yanımızda sıkılmadan okuyabileceğimiz bir-iki kitap bulundurmak, bulmaca çözmek yolculuğu kolaylaştırabilir.

Uzun uçak yolculuklarında daracık koltuklarda saatlerce hareketsiz kalmak bazı hassas bünyeli şahıslarda bacak venlerinde (toplardamarlar) kan pıhtısı (tromboz) oluşturabilir. Buradan kopan kan pıhtıları akciğer damarlarını tıkayarak emboli dediğimiz tehlikeli rahatsızlıklara sebep olabilir. Buna mani olmak için kolları-bacakları hareket ettirmek, kasıp-gevşetmek; mümkünse biraz yürümek tavsiye edilir. Mide problemi olmayanlar uçuştan önce bir bebek aspirini alabilirler.

Uzun ve yorucu seyahatlardan sonra sağ-salim evimize döndüğümüzde çekilen zahmetlere değmiştir artık. Çünkü yolculuğun zahmeti gitmiş, güzel hatıraları kalmıştır. Öte yandan yeni gittiğimiz bir yer hakkındaki hükmümüzü yorgun-argın olduğumuz varış anında vermek yanıltıcı olabilir. En iyisi dinlenip kendimize geldikten sonra o beldeyi gezip bir kanaate ulaşmaktır.

Bir Pazartesi akşamı Emirates Havayolları ile İstanbul-Dubai-Singapur bağlantılı olarak Avustralya’nın Melbourne şehrine uçtuk. Singapur-Melbourne uçuşu esnasında bir ara yarı uykulu vaziyette iken bir anons duyar gibi oldum. Uçakta doktor biri varsa rahatsızlanan bir yolcuya yardım için uçağın arka kısmına gitmesi isteniyordu. Uçağın arka kısmına gittiğimde bir bayan hasta ile başka bir doktor arkadaşın ilgilenmekte olduğunu gördüm. Allah’tan hastanın ciddî bir problemi yoktu. Bana da ihtiyaç kalmamıştı. Uzun uçuşlarda böyle âcil durumlar gelişirse hastaların hali nice olur diye hep düşünmüşümdür. Artık, takdir-i İlâhî ne ise o olacak.

Melbourne’a sabaha yakın bir saatte 03-04:00 sularında vasıl olduk. Havaalanından şehir merkezine düzenli otobüs servisi var. Taksiye göre dört kat daha ucuz. Ben de otobüsü tercih ettim. Son durağı otelimin yakınında idi. Yolda yürürken iki işçi gördüm. Otelin yolunu sordum. Tarif ettiler. Meğer ikisi de Türkmüş. Yıllar önce göçmüşler.

Otele yerleştikten sonra pusulamı çıkarıp kuzeybatıya dönerek sabah namazını kıldım. Allah kabul etsin. Eğer Avustralya’da da ters istikamete yönelmişsem işler sakat demektir. Vehbi Horasanlı kardeşimiz izah etsin artık.

Bilâhare öğle saatlerine kadar deliksiz uyumuşum. Uyandığımda epeyce kendime gelmiştim. Öğle namazını kıldıktan sonra köylüm olan öğretmen Yusuf Kırca’yı aradım. Yusuf Kırca Türkiye’de birkaç okulda İngilizce öğretmenliği yaptıktan sonra yıllar önce Avustralya’ya yerleşmiş. Şu anda İlim College isimli okulun müdürlüğünü yapıyor. Okulun değişik Müslüman ülkelerden öğretmen ve öğrencileri var. Okul öğrencilerinin üniversite sınavlarında oldukça başarılı olduğunu söyledi. Okulu bana gezdirdi. Bazı öğretmenlerle tanıştık.

Bu arada Yusuf Kırca’nın damadı Özkan Pir kardeş de geldi. Zaten kendisini İstanbul’dan tanıyordum. Nur derslerinin müdavimlerinden. Türkiye’de medikal işiyle uğraşmakta iken evlenince Avustralya’ya yerleşmeye karar vermişler. O sıralar ısınma aşamasında idi. İngilizce öğreniyordu. Avustralya’ya yeni göçenlere devlet İngilizce öğretiyor. Belli bir süre sonra sınavları geçerse asıl mesleğini yapmasına izin veriliyormuş. Diyelim mühendissiniz. Hemen mesleğinizi icra etmenize izin verilmiyor. Adaptasyon safhası ve sınavdan geçiriliyorsunuz.

Avustralya’da çok değişik ülkelerden insanlar var. Ana iskeleti ülkeyi kuran İngiliz asıllılar teşkil ediyor. Bu arada ülkenin asıl sahipleri yerli Aborjinleri unutmamak lâzım. Hükümetin, katliâma uğratılan Aborjinlerden özür dileme çalışmaları yaptığı söyleniyordu.

Avustralya çok kültürlülüğü ülkenin zenginliği olarak görüyor. Herkesin âzamî derecede hürriyetlerini verip maddî-manevî mutlu olmalarını amaçlamışlar. Melbourne’da gezinirken kocaman bir binanın cephesinin tamamen renkleri, giyimleri farklı farklı insan fotoğrafları ile süslenmiş olduğunu gördüm. Bina adeta Avustralya’nın çok kültürlülüğünü sembolize ediyordu.

Melbourne güney-batı Avustralya’da Yara Nehrinin denize döküldüğü yerde 1835’de kurulmuş, şu an 3,5 milyon nüfusuyla Avustralya’nın ikinci kalabalık şehri. Victoria eyaletinin başşehri. Dünyanın huzurlu yaşanabilir şehirleri arasında daima ilk sıralarda geliyor. Şehir merkezi (downtown) hariç evler hep villa tarzında. Bahçeli ve bir-iki katlılar. Yüksek bahçe duvarları ve tel örgüler yok. Bu da şehrin huzurlu ve güvenli olduğunun bir göstergesi olsa gerek.

Melbourne’da birçok spor kompleksi var. Yara nehri boyunca dizilmişler. Daha önce 1956 olimpiyatlarına ev sahipliği yapmış bir şehir. Formula 1’in bir ayağı da burada yapılıyor. Birçok tenis turnuvaları düzenleniyor. Yusuf Kırca’nın oğlu Tahir bana buraları gezdirdi. Kendisi elektronik mühendisi. Genç yaşında haccı da eda etmiş.

Melbourne‘da kaldığım süre zarfında Yusuf Kırca hocam, amcası Ahmet Kırca (o da öğretmenlik yapıyor), Özkan kardeş benimle çok ilgilendiler. Evlerine misafir ettiler. Yemeklerini yedik. Hepsine minnettarım. Bizimkilerin evlerinde İngilizce konuşup anlaşmaları biraz garibime gitti. Genç nesil zaten ana dilinden daha iyi İngilizce biliyor.

Çarşamba ve Cuma akşamları Özkan Pir kardeş beni nurlu sohbetlerin yapıldığı mekânlara götürdü. Fatih Yargı ve diğer ağabey-kardeşlerle tanışıp sohbet ettik. Gayet güzel ve geniş hizmet binaları var. Cemaat şevkle hizmete devam ediyor. Dünyanın öbür ucunda da olsa nurun sevdalıları büyük bir gayret içindeler. Allah yar ve yardımcıları olsun.

Avustralya’daki hürriyet ortamında her dinî cemaat rahatlıkla örgütlenebiliyor. Camisini, okulunu kurabiliyor, gazete çıkarabiliyor.

Avustralya huzurlu ve imkânları iyi bir ülke olmasına rağmen ben yine de insanlarımızı vatan hasreti içinde gördüm. ”Bülbülü altın kafese koymuşlar, gene de vatanım demiş” misali. Türkiye’den gelen herkesi bağırlarına basıyorlar. Bunu her vesileyle müşahede ettim. Anavatanla yakından ilgileniyorlar. Siyasî gelişmelerden, ekonomiden hava durumuna kadar, çıkarılan kanunlara kadar her şeyi yakinen takip ediyorlar. Şahsen ben onlar kadar Türkiye’deki gelişmeleri takip edemiyorum. Avrupa’da yaşayan gurbetçilerimizde de aynı halet-i ruhiyeyi müşahede etmiştim.

Kongre Cuma günü başlıyordu. Arada bir gün boşluk vardı. Ben de o günü Sydney’i ziyaretle değerlendirmeye karar verdim. Yirmi bin kilometre mesafeden gelip dünyanın en güzel şehirlerinden birini görmemek olmazdı.

Hemen Yusuf Kırca Hoca’nın yardımıyla Virgin Blue Havayollarından sabah erken ve akşam da geç saate bilet aldık. Sabah namazından sonra havaalanına giderek uçağa atladım. Melbourne Sydney arası yaklaşık 800 km, karayoluyla 10 saate kadar sürüyormuş. Avustralya’da katı bir hız sınırlaması olduğu söyleniyor, trafik ise soldan akıyor. Birçok İngiliz sömürgesinde de olduğu gibi. Trafikte sağdan yaklaşmakta olan araca kesinlikle öncelik tanınıyor.

Neyse sözü uzatmayalım. Melbourne Sydney arası uçakla yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Uçak Sydney’e inmek için alçalmaya başlayınca şehrin gerçekten güzel olduğu ayan beyan görülüyordu. Okyanusun koylarla yaptığı girinti çıkıntılar sabah sesiyle birleşince şehre ayrı bir güzellik katıyordu.

—Devami Yarin—

Dr. Selahattin KARABIÇAK

10.06.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Dizi Yazı

  (09.06.2008) - Beşinci kıta: Avustralya (1)

  (07.06.2008) - Osmanlı'dan Günümüze 'İPEK BÖCEKÇİLİĞİ' -3-

  (06.06.2008) - Osmanlı'dan Günümüze tarihi miras "İPEK BÖCEKÇİLİĞİ" -2-

  (05.06.2008) - Osmanlı'dan günümüze tarihi miras "İPEK BÖCEKÇİLİĞİ" -1-

  (04.06.2008) - 'NUR MENZİLLERİ' GEZİ NOTLARI -1-

  (02.06.2008) - DEMİRKIRAT ve "YASLIADA" ARASINDA DEMOKRASİ -7-

  (31.05.2008) - DARAĞACINDA SALLANAN BİR DEMOKRASİNİN HKAYESİ -5-

  (30.05.2008) - DARAĞACINDA SALLANAN BİR DEMOKRASİNİN HKAYESİ -4-

  (29.05.2008) - Mürekkebinden bilgi yerine zehir akan Akis Dergisi DARAĞACINDA SALLANAN BİR DEMOKRASİNİ HİKAY

  (28.05.2008) - TUNUS NOTLARI

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Kutlu Doğum Haftası Pdf
© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır