"Gerçekten" haber verir 09 Eylül 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Yargı reformu çağrısı

Hukukçular Birliği Vakfı Yönetim Kurulu, 2008–2009 Adli Yılının başlaması münasebetiyle bir “Açılış Bildirisi” yayınladı. Bildiriyi, Hukukçular Birliği Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Sinan Kılıçkaya açıkladı.

Bildiride, Türkiye’de kuvvetler ayrılığı ilkesinin yerini bulamadığı belirtilerek, “Demokratik rejimlerde hak ve özgürlükleri korumak için bazı önlemlerin alınmasına gerek duyulmuştur. Bu bağlamda, yasama, yürütme ve yargı erkleri demokrasiye geçişle birbirinden ayrılarak birbirinin kontrol mekanizması haline getirilmiştir. Maalesef ülkemizde, kuvvetler ayrılığı ilkesinin yerini bulduğunu söylemek zordur. Yakın zamanda yargı erki Anayasa Mahkemesi, yasama tarafından yapılan Anayasa değişikliğini iptal ederek yasamanın alanına müdahale etmiştir. Ayrıca yasamanın da yürütmeden bağımsız olduğu söylenemez” denildi.

1982 Anayasasının toplumsal mutabakatın sağlanmasıyla değiştirilmesi gerektiği kaydedilen bildiride, “1982 tarihli Anayasamız, yapılan değişikliklerle yamalı bohça haline getirilmiştir. Anayasa’nın yargı bölümü de dâhil olmak üzere yeni bir metin olarak düzenlenmesini gerekli görüyoruz. İktidar ve muhalefet partilerinin ve tüm sivil toplum örgütlerinin katılımı ve toplumsal mutabakatın sağlanması ile daha sivil ve daha özgürlükçü bir Anayasa yapılması konusunda ümit ve beklentilerimiz devam etmektedir” ifadelerine yer verildi.

Hukukçular Birliği Vakfı bildirisende, yeni adli yılda yargının daha iyi işlemesi ve adaletin sağlanması için yapılması gereken değişiklik ve yenilikler ise şöyle sıralandı:

* Siyasi partiler hakkındaki kanun ve ilgili Anayasa maddeleri AİHM içtihatları doğrultusunda yeniden düzenlenmelidir. Bu bağlamda, milletvekili adaylarının belirlenmesi yöntemi düzenlenerek siyasi parti başkanlarının milletvekilleri üzerindeki mutlak hâkimiyetleri kaldırılmak suretiyle kuvvetler ayrılığı ilkesinin daha sağlıklı işlemesi sağlanmalıdır. Ayrıca siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin hükümler demokratik ilkelere uygun olarak değiştirilmeli ve tek kişilik iradeyle parti kapatma davalarının önüne geçilmelidir.

* Anayasa Mahkemesi üye sayısının arttırılması ve üyelerin belirlenmesi konularında yasal düzenlemeler yapılıp, bu üyelerin görev süreleri 5 yıl ile sınırlandırılmalıdır.

* İdari yargı ve tüm hakimler kesinlikle hukukçu olmalıdır.

* Askeri yargı hakimlerinin bağımsız görevlerini yürütmeleri için hakimler rütbelere bağlı olmamalıdır. Ayrıca hukukçu olmayan subaylar askeri mahkemelerde üye olmamalıdır.

* Yargı mensupları tarafsızlığın zedelenmemesi ve yargıya olan güvenin azalmaması açısından, özellikle yüksek yargı mensuplarının görevlerinin dışında açıklama, bildiri ve beyanat gibi konularda sınırlama ve yasak getirilmelidir.

* Avrupa Birliği sürecine daha sıkı bağlanılmalı ve bu sürece hız verilmelidir.

Cemil YÜZER / ANKARA

09.09.2008


 

RAMAZAN BARIŞ GETİRSİN

Adlî yılı açış konuşmasına, Ramazan ayının bütün insanlığa barış, sevgi ve kardeşlik getirmesini dileyerek başlayan Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, ardından “seküler toplumda Tanrı'dan nakledildiği öne sürülen ve bu nedenle mutlak gerçek olarak kabul edilen kurallar” yerine akla dayalı ilkelerin geçerli olduğunu, dinsel kuralların devlet ve kamusal kurumların çalışmalarına dayanak oluşturamayacağını savundu.

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, 2008-2009 Adli Yılının başlaması dolayısıyla Yargıtay’da düzenlenen törende yaptığı konuşmasına, Ramazan ayının bütün insanlığa barış, sevgi ve kardeşlik getirmesini dileyerek başladı. Gerçeker, laik bir devlette dinin kişilerin özel hayatı kapsamında vicdanı bir inanç konusu olduğunu ifade ederek, dinsel kuralların devlet ve kamusal kurumların çalışmalarına dayanak oluşturamayacağını söyledi.

‘’Devlet tüm dini inançlar karşısında tarafsızdır’’ diyen Gerçeker, laiklik ile din ve vicdan hürriyeti kavramlarının bu noktada kesiştiğini kaydetti. Seküler bir toplumda tanrıdan nakledildiği öne sürülen ve bu nedenle mutlak gerçek olarak kabul edilen kurallar yerine akla dayalı ilkelerin geçerli olduğunu savunan Gerçeker, bu bakımdan ‘’laik’’ ve ‘’seküler’’ kavramları arasında yakın ilişki bulunduğunu söyledi. Gerçeker, şöyle konuştu:

‘’Gerek laik gerekse seküler toplumda devlet dinler ve dini inançlar arasında bir tercih yapmadığından kişilerin din ve vicdan özgürlüğüne tam bir saygı gösterilmesi söz konusudur. Çeşitli din ve mezhep inanışlarının bulunduğu ülkelerde milli birliği, üniter devlet yapısını koruma konusunda laiklik çok önem taşımaktadır. Ülkemizde de milli birliğin, tek millet, üniter devlet ilkesinin en önemli güvencesi laik cumhuriyet olmuştur.’’

Gerçeker, yeni bir anayasa hazırlanırken, toplumu doğrudan etkileyecek, bütün bireyleri ve kurumları bağlayacak yeni kurallar konulmak istenirken daha şeffaf davranılması, daha geniş kesimlerin katılımının sağlanmasının da gerektiğini vurguladı. Gerçeker, ‘’Ancak ne yazık ki geçmiş günlerde gündeme getirilen gerek anayasa değişikliği paketi gerekse Yargı Reformu Stratejisi Taslağı incelendiğinde içerikleri itibariyle, birçok yönü ile yargı bağımsızlığını daha da geriye götürecek, yargıyı yasama ve yürütmenin daha çok etki alanına sokacak düzenlemeler bulunduğu görülecektir’’ iddiasında bulundu.

Anayasa taslağındaki yargıya ilişkin düzenlemelerden örnekler veren Gerçeker, taslakta Anayasa’nın başlangıç hükümlerinin anayasa metnine dahil olmaktan çıkarılması böylece başlangıç kısmında yer alan Cumhuriyet’in temel ilkeleri ile sıkı sıkıya bağlı olan temel değerlerin korunmasının zayıflatılmış hatta kaldırılmış olması anlamına geldiğini savundu.

Gerçeker, Yargı Reformu Strateji Taslağı’nda yargıç ve savcıların idari yönden Adalet Bakanlığına bağlı olmaya devam ettiğini, mülakatlarda bakanlığın etkinliğinin sürdüğünü, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun bağımsızlığını ve kurumsal yapısını güçlendirici düzenlemelerin yer almadığını ifade etti. Gerçeker, şunları kaydetti:

Yargının sorunlarına da değinen Gerçeker, yaşanan son olayların, hukuk devleti ilkesinden uzaklaşmanın oluşturduğu boşluğun mafya türü çeteleşmelerle nasıl doldurulduğunu açık bir biçimde gösterdiğini belirterek, ‘’Devleti kurtarma düşüncesi ile olsa bile yanlışı yanlışla düzeltme olgusunun topluma ne denli zarar verdiği de bu olaylarla açıkça ortaya çıkmıştır. Kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu tespit etmek ve suçlu görülenlere yasaların öngördüğü yaptırımları uygulamak yargıya ait bir görevdir’’ dedi.

CUMHURBAŞKANI GÜL’ÜN MESAJI

Cumhurbaşkanı Gül de, 2008-2009 Adli Yılının başlaması dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Gül mesajına, ayırım yapılmaksızın ve üstünlük gözetilmeksizin herkesi kapsayan hukuk kurallarının, adaletin sağlanmasının en önemli aracı olduğuna işaret ederek, ‘’Bununla birlikte yargı bağımsızlığını güçlendirecek, adaletin zamanında tecelli etmesini sağlayacak, yurttaşların güven duygusunu pekiştirecek, mahkemelerin iş yükünü azaltacak ve çağdaş standartlar getirecek bir yargı reformuna ihtiyaç olduğu gözardı edilmemelidir’’ dedi.

/ ANKARA

09.09.2008


 

Özok: Bizdeki demokrasi eksik, defolu

TÜRKİYE Barolar Birliği (TBB) Başkanı Özdemir Özok, ‘’Türkiye’nin ve dünyanın geldiği süreçte çağdaş, katılımcı ve çoğulcu demokrasinin ulaştığı bu evrede, hala ülkemizde parti kapatma davaları açılıyor olması, eksik defolu demokrasimizin bir sonucu olması yanında son derece üzüntü verici bir durumdur’’ dedi.

Yargıtay’da düzenlenen yeni adli yıl açılış töreninde konuşan Özok, 2007-2008 adli yılında yargının ‘’hiç hak etmediği olumsuzluklar yaşandığını’’ söyledi.

AKP’nin kapatılması talebiyle açılan dava sonrasında yaşananların Türk yargı sistemi tarihinde ders alınması gereken önemli bir süreç olduğunu ifade eden Özok, bu süreçte yurt içi ve dışından yapılan haksız, dayanaksız ve hukuk dışı saldırılar nedeniyle yargı adına büyük olumsuzluklar yaşandığını kaydetti. Özok, Anayasa Mahkemesinin, AKP’nin ‘’laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu’’ yönünde hüküm verdiğini ve bu hükmün partiye yönelik kesin bir uyarı olduğunu ifade etti.

Özok, ‘’Türkiye’nin ve dünyanın geldiği süreçte çağdaş, katılımcı ve çoğulcu demokrasinin ulaştığı bu evrede, hala ülkemizde parti kapatma davaları açılıyor olması, eksik defolu demokrasimizin bir sonucu olması yanında son derece üzüntü verici bir durumdur’’ dedi.

Yargının yaşadığı sorunların ‘’Ergenekon’’ davası görülmeye başlandıktan sonra tekrarlanacağını düşündüğünü belirten Özok, Birlik olarak kapatma davasında olduğu gibi bu davada da objektif bir duruş sergileyeceklerini ancak sergiledikleri tavrın da bazı kesimler tarafından eleştirileceğini bildiklerini söyledi.

Özok, yargının tespit edilen ve yıllardır giderilemeyen sorunlarının kurumsal bir ‘’yargı reformu’’ ile çözümlenebileceğini anlatttı.

/ ANKARA

09.09.2008


 

Uzan’a ‘öfke kontrol’ cezası

GENÇ Parti (GP) Genel Başkanı Cem Uzan’a, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı mahkemece bir rehber eşliğinde ‘’öfke kontrol sistemi’’ programına katılma ve 5 yayın okutma cezası verildi.

Alınan bilgiye göre, partisinin 2003 yılında Bursa’da düzenlediği mitingde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesince 8 ay hapis, 693 milyon 569 bin lira para cezasına çarptırılan Cem Uzan, kararın Yargıtayca bozulmasının ardından Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinde yeniden yargılandı. Mahkeme, Uzan’a Denetimli Serbestlik Yasası uyarınca bir rehber eşliğinde ‘’öfke kontrol sistemi’’ programına katılma ve 5 yayın okuma cezası verdi.

/ BURSA

09.09.2008


 

Ergenekon ziyaretine şikâyet

MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Av. Emrullah Beytar, Ergenekon soruşturması kapsamında Kandıra Cezaevinde tutuklu bulunan emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’u ziyaret eden Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi’ye hukuka aykırı izin veren Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı ve Kandıra F Tipi Cezaevinden Sorumlu Cumhuriyet Savcısı hakkında Adalet Bakanlığ’ına şikâyette bulundu.

Av. Emrullah Beytar, Adalet Bakanlığı ek binası önünde yaptığı açıklamada, daha önce aynı komutanları Nur Serter’in ziyaret etmek istediğini fakat izin verilmediğini belirterek, “Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklu bulunan şüpheliler, emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon hakkında daha önce Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca ziyaret yasağı kararı verilmiş ve CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter’in, avukatı eşliğinde yapmak istediği ziyarete izin verilmemiş ve buna gerekçe olarak da savcılığın daha önce almış olduğu ziyaret yasağı kararı gösterilmiştir” dedi.

Eruygur ve Tolon’u ziyaret etmek maksadıyla Korgeneral Galip Mendi’ye izin verilip verilmediğinin sorulmasına rağmen bir cevap alamadıklarını ifade eden Beytar, şunları söyledi:

“Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheliler hakkında verilmiş bir ziyaret yasağı olmasına rağmen Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklu bulunan, emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’u TSK adına ziyaret etmek isteyen Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi’ye izin verilmiş mi, verilmişse hangi nedenlerle izin verildiğini öğrenmek amacıyla Kocaeli Şubemizin yöneticilerinden Nigar Gümrükçüoğlu Bilgi Edinme Yasası çerçevesinde gerek Kocaeli Başsavcılığına ve gerekse de Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne yapmış olduğu başvurularda henüz herhangi bir cevap alamamıştır.”

Beytar, Kocaeli Savcılığının Galip Mendi’ye izin vermesinin TCK’nın 257. maddesine göre suç olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı Ergenekon soruşturması çerçevesinde tutuklu olarak bulunan Emekli Orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’u TSK adına ziyaret etmiş bulunan Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi’ye izin vermiş olduğu takdirde bu izin kararının evrensel hukuk normlarına, Anayasa Mahkeme’sinin hukuk devleti anlayışına, AİHM’in hukukun üstünlüğü ilkesi kriterine ve anayasanın 10. maddesine aykırı bir işlem olduğu gibi bu kararı ile 5237 sayılı yasanın 257. maddesinde tanımı yapılmış bulunan ‘görevi kötüye kullanma’ suçunu işledikleri açıktır.”

MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Beytar, açıkamanın ardından şikâyet dilekçesini Adalet Bakanlığı’na verdi.

Cemil YÜZER / ANKARA

09.09.2008


 

Talat, Brüksel’de temaslarda bulunacak

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, çeşitli temaslarda bulunmak üzere bugün Eylül’de Brüksel`e gidecek. Talat, Brüksel’de Olli Rehn ve Avrupa Birliği üye ülkelerin daimi temsilcileri ile görüşecek.

Cumhurbaşkanı Talat, Brüksel`deki temasları çerçevesinde European Policy Centre`da Kıbrıs sorunu ile ilgili bir konferans verecek. Talat, Brüksel’de Avrupa Birliği`nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn ile akşam yemeğinde bir araya gelecek ve Kıbrıs`taki son gelişmeleri değerlendirecek. Mehmet Ali Talat, Brüksel`de ayrıca, Avrupa Birliği dönem başkanı Fransa da dahil olmak üzere, çeşitli Avrupa Birliği üyesi ülkelerin daimi temsilcileri ile bir araya gelecek. Cumhurbaşkanı Talat`a Brüksel temasları sırasında Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Asım Akansoy eşlik edecek. Talat’ın, temaslarını tamamlamasının ardından yarın akşam Kıbrıs`a dönmesi bekleniyor.

/ LEFKOŞA

09.09.2008


 

Bugüne kadar niçin susuldu?

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan ile Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan arasında sert suçlamalar Sabah gazetesi yazarı Umur Talu, “Büyük iktidar” ile “Büyük medya” arasında (nihayet) açıkta patlayan “kavga” olarak nitelendirdiği tartışmayı ibretlik olarak yorumladı.

Olaya, Başbakan Erdoğan ve Aydın Doğan açısından bakan Talu, yazısında durumun vahim olduğunu belirterek, şu değerendirmelerde bulundu: * Ülkenin tek parti iktidarı ile en büyük medya grubu, birbirlerini şantajcılıkla, menfaatçilikle suçluyor. Belki de haklılar! * Başbakan da eleştiriden hoşlanmıyor, büyük medya patronu da. * Birinin devlet ve iktidar gücünü, diğerinin medya ve para gücünü kullanmayacağının ahlaki ve hukuki garantisi yok. * Başbakan’ın daha suskun basın istediği anlaşılıyor; ama bundan yakınan büyük medya grubunun da kendini, gazetecilerini susturabildiğinin çok örneği var. * Anlıyoruz ki, medya gücü ile başka sektörlerdeki işler kovalanıyor (Anlamamışsak salağız zaten!). Medyaya başka sektörlerden gelenler de. Ama başka sektörlere medyadan uzayanlar da. * Anlıyoruz ki, Doğan Grubu ile Başbakan arasında böyle çok görüşme olmuş, çok elçi gitmiş gelmiş. Kimler acaba? Gazeteciler var mı? Niye? Hangi meslekî, ahlakî sorumlulukla? * Anlıyoruz ki, bunları ikisi de topluma açık etmemiş, gizlemiş. * Bir Başbakan’ın, “Bundan sonra saygılı götürelim, gizli götürelim yok” lafı, gaf değil, facia. Birincisi; ne demek bugüne kadar “gizli götürmek”? Neyi, ne hakla gizlediniz? Aranızdaki “saygılı ve gizli ilişki, temas, mutabakat, müzakere, götürme” neydi? İkincisi, “Bundan sonra yok” lafını kızgın aile babası veya herhangi bir baba söyler de, Başbakan nasıl diyebilir! * ”Her şeyi açık şekilde millete duyuracağız” nasıl diyebilir Başbakan? Bugüne kadar duyurmamanız suç değil mi? Neden duyurmadınız? Sustukları için mi? Sustunuz mu sahi? * Başbakanların da şantaja hakkı yok; medyanın da. Ama bunu söyleyebilmek için, gazetecilikle hiç şantaj yapmamış, şantajcıları sağınızda solunuzda konuşlandırmamış olmanız gerekir. Oysa bu medya “şantaj çağı”na çoktan girdi ve oraya battı. * ”Türk basınında tehlike... basın özgürlüğünün geleceğinde endişe” gibi sözlerin sebebi sadece “azarlayan” Başbakan değil, daha ziyade gazeteciliği “pazarlayan” medya zihniyeti.

YENİ ASYA / İSTANBUL

09.09.2008


 

Bakan Eker’in annesi vefat etti

TARIM ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in annesi Fehime Eker, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

Böbrek ve solunum yetmezliği sebebiyle 4 gündür Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören Fehime Eker, tedaviye cevap vermeyerek dün sabaha doğru vefat etti. Uçakla Ankara’dan Diyarbakır’a getirilen cenaze, Ulucami’de öğle namazını müteakip kılınan namazın ardından Bismil’in Tepe Beldesi’nde toprağa verildi. Öte yandan, aynı uçakla Diyarbakır’a gelen Bakan Eker ise Kara Yolları 9. Bölge Müdürlüğü Salonu’nda taziyeleri kabul etti.

/ DİYARBAKIR

09.09.2008


 

Antalya'ya rekor turist

HAVA yoluyla son bir haftada 300 bin turistin geldiği Antalya’ya yılbaşından bu yana gelen turist sayısı 7 milyona yaklaştı.

Antalya Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, eylül ayının ilk haftasında hava yoluyla Antalya Hava Limanı Dış Hatlar Terminali’nden 300 bin 369 turist giriş yaptı. Yılbaşından bu yana Antalya’ya gelen turist sayısı 6 milyon 836 bin 921’e ulaştı. Geçen yıl 1 Ocak7 Eylül tarihleri arasında 5 milyon 724 bin 86 turistin Antalya’yı ziyaret ettiğini belirten yetkililer, yıllık artışın yüzde 19 olduğunu kaydettiler.

/ ANTALYA

09.09.2008


 

Türklerin oturduğu bina kundaklandı

ALMANYA'NIN Mainz şehrinde, Türklerin bir işyeri ve bir evinin bulunduğu bina kundaklandı.

Mainz Savcılığı, dün sabah erken saatlerde kimliği belirsiz kişilerin binaya yanıcı madde attığını ve binanın ön kısmının alev aldığını bildirdi. Binada Türklerden başka yabancıların da oturduğu belirtildi. Olay yerine gelen itfaiye ekibinin kısa sürede söndürdüğü yangında yaralanan olmadığı ifade edildi. Kundaklamanın kimler tarafından yapıldığının henüz bilinmediği, soruşturmanın sürdürüldüğü kaydedildi.

/ BERLİN

09.09.2008


 

Gürcistar'a yardım

“KİMSE Yok Mu Derneği’’, çatışmalarda mağdur olan Gürcü ve Oset halkına ulaştırılmak üzere bölgeye yardım TIR’ı gönderdi.

Dernekten yapılan yazılı açıklamada, evsiz kalan yaklaşık 150 bin Gürcü ve Oset halkı için başlatılan yardım seferberliği kapsamında ayni yardım malzemesi taşıyan TIR’ın bölgeye hareket ettiği bildirildi.

/ İSTANBUL

09.09.2008


 

Ders zili onlar için çalmadı

İLKÖĞRETİM ve liselerde okuyan toplam 14 milyon öğrenci ve 662 bin öğretmen dün ders başı yaptı. 2008-2009 eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla illerde, öğrencilerin ve öğretmenlerin katıldığı törenler düzenlendi. Öğrencilere, ders ve çalışma kitapları, öğretmenlere de kılavuz kitaplar dağıtıldı.

Yeni eğitim öğretim yılının başladığı ilk günde, binlerce öğrenci okul sıralarını doldurup, okulları, arkadaşları ve öğretmenlerine kavuşurken, tarım işçisi çocuklar yine tarladaydı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan göç ederek, ekmek parası uğruna başta Çukurova olmak üzere yurdun çeşitli bölgelerine giderek tarım işçiliği yapan ailelerin çocukları, son yıllardaki eğitim ataklarıyla okula kazandırılmalarına rağmen tarlalardan kopamıyorlar. Aileleri güçlükle ikna edilerek okullu olan çocuklar, yarım gün okula gidip, arta kalan zamanlarında yine tarlalara giderek, aileleriyle omuz omuza pamuk toplayıp, aile bütçesine katkı sağlıyorlar.

Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) iş birliğiyle 2005-2007 yılları arasında gerçekleştirilen, proje bitiminde ise Adana’nın Karataş İlçesi Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nce sürdürülen ‘’Pamuk kadar beyaz gelecek için’’ sloganlı çalışma kapsamında, çocuklar okullu olmaya devam ediyor.

Projenin sosyal destek uzmanlarından Kazım İlkkan Kertmen, yaptığı açıklamada, binbir güçlükle okula kazandırdıkları çocukların tarlalardan tamamen kopmasını engelleyemediklerini söyledi.

BİR AYAKLARI TARLADA,BİR AYAKLARI OKULDA

Bir ayağı tarlada, bir ayağı okulda olan çocukların yeterli düzeyde eğitim alamadığını anlatan Kertmen, şunları söyledi: ’’Çocuklar aileleriyle birlikte, ekonomik nedenlerle sürekli başka illere gitmek zorunda kaldıkları için eğitimden de tam anlamıyla yararlanamıyorlar. Bu durumda 9-10 yaşındaki bazı çocukların arasında bile okuma yazma bilmeyenler çıkıyor. Anne ve babaların yardımıyla da bu çocukların eğitimlerine önem verilmesi, bu çocukların diğer öğrencilerle arasındaki eğitim açığının kapatılması ve tarla ile bağlarının tamamen koparılması gerekir.’’

Kertmen, yaşadıkları çeşitli sorunlara rağmen daha çok çocuğu eğitime kazandırmayı amaç edindiklerini, bugüne kadar yörede eğitime kazandırılacak 6 bin çocuğu tesbit ettiklerini, ancak bunun yüzde 15’ini hâlâ eğitime kazandıramadıklarını söyledi. Kertmen, hızla devam eden proje kapsamında bugüne kadar 4 bin 800 çocuğu okula kazandırdıklarını, bu yıl 5 bini geçmeyi hedeflediklerini kaydetti.

AİLELER ÇALIŞTIRMAKTA ISRARCI

Kertmen, ‘’Aileler, (çocuklarımız çalışmazsa bizim kazandığımız para karnımızı doyurmaya yetmez) diyorlar. Biraz daha ısrarlı davransak, devlet polisiye tedbirler alıp bu çocukları tarlalardan men etse bile bu çalışmaya engel olmak mümkün değil. Bu defa çocukları büsbütün okuldan koparmış oluruz. Biz ailelere (yaz tatillerinde, hafta sonralarında yine çocuklarınız çalışır, yeter ki eğitimden mahrum bırakmayın) diyoruz. Başka türlü ikna olmuyorlar’’ dedi. Kertmen, önlük, ayakkabı, çanta ve kırtasiye malzemeleri yardımında bulunulan çocukların okula devamlarının sağlandığını vurgulayarak, ‘’Ancak, bu çocukların çoğunluğu, gerek hafta içinde ve gerekse hafta sonları yine tarlaya götürülerek çalıştırılıyor. Çocukların çalıştırılması engellenemiyor’’ diye konuştu.

HASADIN BİTMESİNİ BEKLİYORLAR

Düzce’ye, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden fındık toplamaya gelen işçilerin çocukları, yeni eğitim-öğretim yılı başlamasına rağmen, okullarından uzak oldukları için dersbaşı yapamadılar. Çoğunlukla, Diyarbakır, Batman, Adıyaman, Mersin ve Şanlıurfa’dan fındık işçisi aileleri ile birlikte Düzce’ye gelen ilköğretim çağındaki çocuklar, okullarına kavuşmak için hasat sonunu bekleyecek.

Fındık işçilerinden Nezahat Şirin, yaptığı açıklamada, iki çocuğunun ilköğretim eğitimi gördüğünü belirterek, okulların başlamasına rağmen çocuklarını okula gönderememenin burukluğunu yaşadığını ifade etti. Çocuklarının da kendileriyle beraber gurbete çıktığını anlatan Şirin, ‘’Bir anne olarak ben de isterdim kızlarımın bugün okula gitmelerini. Ama geçim derdi, başka yapacak işimiz yok’’ diye konuştu. İşçi çavuşu Muhammet Usta da çocuklarının yaklaşık 10 gün geç dersbaşı yapacağını belirterek, hasadın bitmesinin ve bahçe sahiplerinden paralarını almalarının 10 günü bulacağını kaydetti. 20 YTL yevmiyeye günde 12 saat çalıştıklarını aktaran Usta, ’’Bahçe sahipleri fındık fiyatının ucuz olması nedeniyle zarar ettiklerini söylüyor. Bu bize de yansıyor. Paramızı almakta çoğu zaman zorlanıyoruz. Paramızı alır almaz memleketimize dönüp, çocuklarımızın okul hazırlıklarını yapacağız’’ diye konuştu.

İLK YARI 9 GÜN TATİL VAR

Eylül ayının 3. haftasının ‘’İlköğretim Haftası’’ olması dolayısıyla Türkiye genelinde bazı faaliyetler yapılacak. Bütün okullarda 15 Eylül 2008 tarihinde şenlikler düzenlenecek. Şenliklere veliler, emekli öğretmenler ile eğitim fakültesi öğrencilerinin katılımı sağlanacak, ayrıca okul civarında yaşayan kişiler de şenliğe dâvet edilecek. Öğrenciler, 2008-2009 eğitim-öğretim yılının ilk döneminde, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve yılbaşı dolayısıyla toplam 9 gün tatil yapacak.

2008-2009 eğitim-öğretim yılının birinci dönemi 23 Ocak 2009’da sona erecek. Öğrenciler ve öğretmenler 26 Ocak-6 Şubat 2009 arasında yarı yıl tatili yapacak. İkinci dönem ise 9 Şubat 2009’da başlayacak. 2008-2009 eğitim-öğretim yılının son ders zili 12 Haziran 2009’da çalacak. 2009-2010 eğitim-öğretim yılının başlama tarihi ise 7 Eylül 2009 olarak belirlendi.

/ ANKARA/ADANA/DÜZCE

09.09.2008


 

84 yıldır aş dağıtıyor

KIZILAY Dr. Naki Akkerman Aşevi, 84 yıldır evine sıcak yemek götürmek isteyen ihtiyaç sahibi vatandaşlara hizmet veriyor.

Günde 1500 kişilik sıcak yemek servisi yapan aşevinde tencereler, kuru gıda, kurban ve nakdi yardımda bulunan bağışçıların yardımlarıyla kaynıyor. Aşevine yemek almak için gelenler, burada gönüllü olarak da çalışıyor. Kimi zaman mutfağa girip sebze ayıklayan vatandaşlar, kimi zaman da servise yardım ediyor.

Yakın çevrede oturan yaklaşık 700 ailenin faydalandığı aşevinde, her gün 75 kilo bakliyat, 35 kilo et kullanılarak 2 çeşit yemek pişiriliyor. Bütün yemeği bir bağışçının karşıladığı günlerde, onun isteğine göre yemek çeşidi artabiliyor. Yoksul vatandaşlara, her gün kuru gıda kolileri ile taze et de dağıtılıyor. Aşevine gelemeyecek kadar ağır hasta olanların gıda kolileri evlerine kadar teslim ediliyor. Aşevinde Ramazanda 2-3 kat daha fazla yemek pişiriliyor ve seyyar mutfaklar aracılığıyla çevre ilçelerdeki vatandaşlara da sıcak yemek servisi yapılıyor. Ekmekten, sebzeye, etten, kuru erzağa kadar her türlü bağışın kabul edildiği aşevinde, isteyen vatandaşlar, o gün pişen yemeğin masraflarını karşılayarak yoksul sofralarına katkıda bulunabiliyorlar. 1500 kişilik 2 çeşit sıcak yemek ikramında bulunmak isteyenlerin bin YTL’lik bağışta bulunması gerekiyor. Aşevinin, Kurtuluş Savaşı yıllarında askere sıcak yemek sağlamak için kurulduğunu belirten Kızılay Ankara Şube Başkanı Ahmet Hizanlıoğlu, 1924’ten itibaren de Hilal-i Ahmer Ankara Şefkat Ocağı adıyla savaştan çıkan yoksul halka sıcak yemek dağıtımına başlandığını anlattı. Aşevinin 84 yıldır 365 gün boyunca maddî durumu yetersiz kişilere hizmet verdiğini belirten Hizanlıoğlu, ‘’Aşevimiz, Ankara halkının merhamet elidir. Kazanımız, bağışçılar sayesinde kaynıyor. Yoksul sofralarındaki bir tas sıcak yemekte tuzu bulunsun isteyenleri buraya bekliyoruz’’ diye konuştu.

/ ANKARA

09.09.2008


 

Selimiye’ye ziyaretçi akını

Osmanlı döneminin en önemli mimarî yapılarından biri olan Selimiye Camiini binlerce insan ziyaret ediyor. Ramazan ayının başlaması ile birlikte Edirne’deki tarihî camiler insanlarla dolup taşıyor.

Yılın her döneminde yerli ve yabancı ziyaretçileri eksik olmayan Selimiye Camii ise Ramazan ayında tavan yapıyor. Dışarıdan gelen insanlar bir yandan ibadetlerini yaparken bir yandan ise ihtişamlı caminin mimarî yapısını inceliyor. Ramazan’ın ilk hafta sonu olması sebebiyle İstanbul başta olmak üzere civar illerden gelen insanlar gruplar halinde camiye akın etti.

/ EDİRNE

09.09.2008


 

Amerika’da, reklâmlar gökyüzüne çıktı

ABD'DE, şirketlerin geniş kitlelere ulaşmak için başvurduğu pazarlama ve tanıtım yöntemlerinin başında ‘’gökyüzü reklamları’’ geliyor.

Reklâmcılığın gökyüzünde 5 bin metre yükseklikte uygulandığı bu farklı ve dikkat çekici tanıtım şeklinde, uçaklar dumanla gökyüzüne ‘’yazı yazıyor’’. Yazılar, petrol bazlı bir çeşit sıvının uçağın motoru aracılığıyla 1500 derecede buharlaşması ve motor ısısının bu gazı beyaza dönüştürmesiyle elde ediliyor. Çevre kriterlerine de uygun olan gökyüzü yazılarında, her harf yaklaşık 1,5 kilometre yüksekliğe kadar ulaşıyor. Uçakların bir harfi gökyüzüne yazmaları 60-90 saniye kadar sürüyor. Ortalama 6 harflik bir yazı gökyüzünde 10 kilometrelik bir alana yayılıyor ve yazılar 45 kilometre uzaklığa kadar insan gözüyle seçilebiliyor. Aynı anda 4 ya da 5 uçak tarafından yazılan bu dev yazılar son derece dikkat çekici oluyor. Yollara asılan reklâm panoları gibi sınırlı bir alana sahip olmayan ve pek çok havacılık şirketinin hizmet verdiği reklâmcılığın bu farklı alanında fiyatlar ise 1500 dolardan başlıyor.

/ NEW YORK

09.09.2008


 

Kurbağaları kızdırmayın

HARVARD Üniversitesi araştırmacıları, Afrika kurbağalarının kendilerini savunmaları gerektiğinde parmaklarını pençeye dönüştürebildiklerini belirledi.

TÜBİTAK’ın popüler bilim dergisi “Bilim ve Teknik”in Eylül sayısında yer verilen habere göre, Harvard Üniversitesinden biyolog David C. Blackburn ve arkadaşları, bazı Afrika kurbağalarının alışılmadık bir gizli silâha sahip olduğunu belirledi. Araştırmacılar, bu kurbağaların tehdit altında kaldıklarında parmak kemiklerini, derilerini yırtarak dışarı çıkarıp düşmanı yaralayacak kadar sivri ve keskin pençelere dönüştürebildiklerini ortaya koydu. Kurbağalar arasında nadir görülen pençelerin yapısal farklılıklarını belirleyen araştırmacıların bulgularına göre, keratin kaplamadan yoksun çıplak kemikten oluşan pençeler, kullanılmadıkları sürece tümüyle parmağın içine gömülü olarak duruyor. Acil bir durumla karşı karşıya kalındığında kemikten pençe, kurbağanın parmak dokusu ve derisini yırtarak kullanıma hazır hâle geliyor.

09.09.2008


 

Camiye çıplak ayakla gelene, ücretsiz çorap

TURİSTİK belde Side’de çıplak ayakla camiye girilmesini önlemek için ücretsiz çorap veriliyor.

Side Fatih Camii’nde başlatılan uygulama ile halılara hastalıklı ayaklarla basılmaması hedefleniyor. Şadırvanda abdest alındıktan sonra çorapsız namaz kılmak için içeri girmek isteyenler cami girişinde çorap giymesi için uyarılıyor. Çorapsız olanlara ücretsiz çorap veriliyor. Yine camiyi gezmeye gelen turistlere de çorap hediye edilerek mabet gezdiriliyor. Her gün en az 60 çift çorabı hazır bulundurduklarını belirten Fatih Camii imam hatibi Hasan Hüseyin Güner, 7 ay önce başlattıkları uygulamayla çıplak ayakla namaz kılmanın önüne geçtiklerin söyledi. Ayağında mantar bulunan birinin camiye çorapsız girmesi durumunda bu hastalığı secde eden cemaate bulaştırma riskinin olduğunu anlatan Güner, “Çok çeşit ayak hastalıkları var. Ayak yarılmasından ötürü iltihap irini, kanı veya deri kabuğu halıya dökülebilir. Nasıl soğan ve sarımsak yiyerek camiye gelmek istenmeyen bir durum ise, çorapsız gelmekte aynı. Çünkü namaz kılarken cami içinde herkes alnını farklı farklı secdeye götürüyor. Hangi mü'min Rabbine en yakın olduğu secde anında halıda ayak kokusu olmasını ister?” diye konuştu. Ücretsiz çorapları Sideli hayırseverler karşılıyor.

/ SİDE

09.09.2008


 

İsveç’te alkollü araç kullanma cezası arttırılıyor

İSVEÇ'TE alkollü araç kullanmanın cezası arttırılıyor. Alkollü şoföre cezaların arttırılması konusunda düğmeye basan İsveç Adalet Bakanı Beatrice Ask’ın, konuyu önümüzdeki günlerde meclise taşıması bekleniyor.

Beatrice Ask’ın düzenlemelerine göre, İsveç’te alkollü bir sürücünün birinin ölümüne sebep olmasının cezası, 6 aydan 1 yıl hapis cezasına çıkarılıyor. Meclise sunulacak yeni uygulamaya göre tekrarlanan alkollü sürüşlerde artık o sürücünün aracı bile elinden alınabilecek. İsveç’te “adam öldürmelerin” yüzde 70’inin, trafikte alkollü araç kullanımından kaynaklandığı ifade ediliyor. Diğer yüzde 30’luk ölümlerin ise, şiddet ve dayaktan kaynaklandığı kaydediliyor. İsveç hükümetinin önümüzdeki yasa döneminde bu konuda cezaları arttırıcı düzenlemelere gitmeye hazırlandığı bilgisi İsveçli gazetelerde geniş yer bulurken, İsveç Adalet Bakanı Beatrice Ask adına basına bilgi veren Martin Valfridsson, “Cezaları artık arttıracağız. Şu anda başkasının ölümüne sebep olan alkollü sürücülerin cezası ortalama 2 - 2,5 yıl hapis cezası” şeklinde konuştu. Ancak kanunun, 2010 yılından önce yürürlüğe giremeyeceği ifade ediliyor.

/ STOCKHOLM

09.09.2008


 

Ağaçtan apartman, camdan otel

UYGULADIĞI çevre programlarıyla Avrupa ülkeleri arasında en yeşil şehir seçilen İsveç’in Vexjö şehrinde Avrupa’nın en yüksek ahşap binası inşa ediliyor.

Çevre uygulamalarıyla birlikte İsveç’in Vexjö şehri bir ilke de imza atmak istiyor. Göl kenarında 8 katlı bir binayı temeli hariç ahşaptan inşa ediyor. Duvarları, döşeme malzemeleri, tavanı tamamen ahşap olan bu bina da dünyada çok büyük ilgi çekiyor. 2 oda bir salon, mutfak, banyo ve iki balkondan oluşan daireler yerden ısıtılıyor ve yangın tedbirleri de son sistemlerle alınıyor. Yan yana 4 ahşap apartmanda 134 daire bulunurken, beton binalara göre karbondioksit atığı daha aza indirilmeye çalışılıyor. Göl manzaralı lüks evlere gösterilen talep doğrultusunda bölgede bulunan inşaat firmaları da ağaç evlerle ilgili yeni projeler hazırlamaya başladı. Smoland bölgesindeki cam fabrikalarından biri de dünyanın ilk kristal cam otelini Vexjö’da açmaya hazırlanıyor. İnşaatı halen devam eden otelin odaları, havuzu ile birlikte otel içinde kullanılacak her şeyi camdan tasarlandı. 1 Haziran 2009’da açılışı yapılacak olan otelde 100 ton değişik cinste cam kullanılacak.

/ STOCKHOLM

09.09.2008


 

Gripten bir ömür koruyacak aşı

BİLİMADAMLARI tek doz uygulanacak ve bütün türlerine karşı ömür boyu koruma sağlayacak grip aşısı geliştirdi.

The Daily Mail gazetesinin haberinde, Oxford Üniversitesi bilimadamları tarafından yapılan araştırmalar sonucunda geliştirilen aşının klinik denemelerinin başlatıldığı belirtildi. Klinik denemelerde başarı sağlanması ve yaygın üretime geçilmesi halinde her yıl grip aşısı ihtiyacının ortadan kalkacağını kaydeden gazete, “Eğer aşının denemeleri başarıya ulaşırsa, bu, her yıl değişik türde aşı geliştirme ihtiyacını ortadan kaldırdığı gibi, önceden aşı stoku yapılabilmesine de imkân verecek” diye yazdı.

/ LONDRA

09.09.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün haberler

Site yöneticisi | Editör
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır