"Gerçekten" haber verir 13 Eylül 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Savcıya soruşturma izni yok

Adalet Bakanlığı, “Ergenekon” soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcıları hakkında soruşturma izni vermedi. Yapılan açıklamada, Cumhuriyet Savcıları ile hakimin hak ve yetkilerini herhangi bir şekilde kötüye kullandıklarına dair delil elde edilemediği anlaşıldığından, ilgililer hakkında soruşturma izni verilmediği bildirildi.

Adalet Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamada, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan bazı sanıklar ve avukatlarının, tarihli ve tarihsiz şikâyet dilekçeleri üzerine söz konusu soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcıları ve ilgili hakim hakkında Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün inceleme başlattığı ve incelemeyi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü hatırlatıldı. Bu süreçte, avukat Turgut Kazan ile bazı tutuklular ve avukatlarının da tarihli ve tarihsiz şikayet dilekçeleri ile söz konusu soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcıları ve ilgili hakim hakkında şikayet ve ihbarda bulunduğu ifade edilen açıklamada, bazı gazetelerde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcılarının hatalı işlemler yaptıklarına ilişkin haberlerin ihbar kabul edilerek önceki şikayetlerle birlikte Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün inceleme dosyasına kaydedildiği bildirildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, kapsamlı bir inceleme yapılması ve ayrıntılı görüş bildirilmesi sebebiyle, Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün (105.34-1092-2008) sayılı dosyasının, (105.34-2936-2007) sayılı dosya ile birleştirildiği ve yapılan değerlendirme sonucu, bakanlık ‘Olur’uyla İstanbul Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve ilgili Cumhuriyet savcısı ile bu yer ilgili hakimi haklarında işlem yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Bu kararın taraflara tebliğ işlemleri devam etmektedir. Söz konusu ihbar ve şikâyetler üzerine 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu çerçevesinde gerekli inceleme yaptırılmış olup, ilgili Cumhuriyet Savcıları ve hakim hakkında ileri sürülen iddiaların, ‘Cumhuriyet Savcısının delillerin toplanması, değerlendirilmesi ve suçun vasıflandırılması, hakimin ise yargı yetkisi ve takdir hakkı kapsamında kaldığı, adı geçen Cumhuriyet Savcıları ile hakimin bu hak ve yetkilerini herhangi bir şekilde kötüye kullandıklarına dair delil elde edilemediği’ anlaşıldığından, ilgililer hakkında soruşturma izni verilmemiştir.”

Ergenekonculardan

Adalet Bakanlığı'na dâvâ

“Ergenekon” dâvâsı sanıklarından gazeteci Vedat Yenerer’in avukatı Vural Ergül, “soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz hakkında yapılan suç duyurularını 7 aydır dikkate almadığını” öne sürdüğü Adalet Bakanlığı hakkında dâvâ açtığını bildirdi. Ergül, Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Savcı Zekeriya Öz için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) kendisinin 2, diğer avukatların da 7 olmak üzere toplam 9 suç duyurusu yapıldığını söyledi. Ergül, Adalet Bakanlığı’nın HSYK’na soruşturma izni vermediğini belirterek, “suç duyurularını yaptıkları 60 günlük yasal süre içerisinde de kendilerine herhangi bir bildirimde bulunulmadığını” öne sürdü. Yasalara göre 60 günlük süre içerisinde cevap verilmemesinin suç duyurularının reddedildiği anlamına geldiğini ifade eden Ergül, bu gerekçeyle HSYK’na soruşturma izni vermeyen Adalet Bakanlığı hakkında Ankara İdare Mahkemesi’nde dâvâ açtığını söyledi.

/ Ankara

13.09.2008


 

YORUMLAR FARKLI FARKLI OLABİLİR

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in “din kurallarının yorumlanabileceği” şeklindeki açıklamasını değerlendiren Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, “Devletin yasama organlarının, diğer organlarının bir konuyu farklı görmesi din kurallarının da ona ayak uydurması anlamına gelmez. Biri o konuda herhangi bir yorum yaptı diye diğerinin ona göre kendini uyarlaması gerekmez” dedi.

Dİyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, devletin yasama organlarının, diğer organlarının bir konuyu farklı görmesi din kurallarının da ona ayak uydurması anlamına gelemeyeceğini belirtti.

Bardakoğlu, önceki gün Diyanet İşleri Başkanlığı binasında basın mensuplarına verdiği iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, Başkanlık olarak dinin doğru bilgisini kaynaklara dayanarak vermeye çalıştıklarını, açık ve şeffaf hizmet anlayışı benimsediklerini söyledi. Sosyal açılımlı din hizmetini öne çıkardıklarını vurgulayan Bardakoğlu, bu kapsamda din görevlilerinden sadece ezan okuyup, namaz kıldırmalarını beklemediklerini, sosyal sorumluluk içeren projelerde yer almalarını istediklerini belirtti. Bir gazetecinin ‘’Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in adli yıl açılışında laiklikle ilgili yaptığı konuşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz’’ sorusu üzerine Bardakoğlu, konuşmada doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığını ilgilendiren bir durum olmadığını söyledi. Gerçeker’in ‘’din kurallarının yorumlanabileceği’’ yönünde açıklamalarda bulunduğunu hatırlatan Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığının insanların din kurallarını yorumlamasını önleyen, onun önüne set çeken ve ‘’din yorumlanacaksa bunu sadece ben yorumlayabilirim’’ şeklinde tekel oluşturan bir kurum olmadığını ifade etti. Tüm vatandaşların dinlerini yorumlama ve inşa etme hakkı olduğuna işaret eden Bardakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’İnsanların dindarlıklarını ve dinlerini anlamaları üzerine tekel ve baskı kuracak, onları belli kalıplara zorlayacak değiliz. Her insan kendi dinini kendi Müslümanlığını veya kendi dini hayatını dilediği gibi düzenleme inşa etme, Kur’ân âyetlerini, din kurallarını istediği gibi anlama ve algılama hakkına sahiptir. Biz ona saygı duyarız, ama bize sordukları vakit biz de nasıl anladığımızı ve bunların nasıl yorumlanması gerektiğini insanlarla paylaşırız. Kaldı ki laiklik Diyanet İşleri Başkanlığı da dahil bu toplumun ortak paydalarından birisidir. Diyanet, laiklikle sorunu olmayan kurumların belki de başında gelir. Biz laikliği din özgürlüğünün güvencesi, devletin dinlere eşit mesafede durması olarak görmekteyiz. Bizim özgürlükten şikâyetimiz olmaz.’’ Özgürlüklerin gelişmesinin barışın, hoşgörünün, insan sevgisinin gelişmesi ve insanların birbirlerine daha çok saygı göstermesini sağlayacağını belirten Bardakoğlu, ‘’Özgüveni olan insan özgürlükten korkmaz kaldı ki bu coğrafyada laiklik sadece Cumhuriyet ile başlamış bir kavram ve anlayış değildir ta Osmanlı’ya kadar uzanan tarihi derin bir geçmişi vardır. Bizim toplulumuzda artık kavram, ilke ve prensip olarak tartışılan değil üzerinde mutabakat sağlanan bir prensip, ilke ve tavır olmuştur’’ diye konuştu.

İNSANLAR KENDİ SINIRLARINDA KALSINLAR

Laİklİğİn din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olduğunu dile getiren Bardakoğlu, şunları kaydetti: ‘’Devletin yasama organlarının, diğer organlarının bir konuyu farklı görmesi din kurallarının da ona ayak uydurması anlamına gelmez. İkisi ayrı mecrada yürür. Biri o konuda herhangi bir yorum yaptı diye diğerinin ona göre kendini uyarlaması yerine, herkesin kendi işini kendi alanında yapması ve kimsenin kimseye karışmaması her halde doğrusudur. Bu bakımdan ne din adamları ve din konusunda konuşanlar, devlet işlerini kendi fikirleri doğrultusunda uygulanmasını beklesin, ne de devlet ricali kendi uygulamalarının kendi düşüncelerinin yorumlarının din kuralları açısında da uygun olduğunu belirten ifadeleri talep etsin. Yani herkes kendi işini yaparsa çatışmalar olmaz. Yeter ki insanlar kendi sınırlarında kalsınlar. Madem laiklik de bir sınır çiziyor ki Diyanet İşleri Başkanlığının da görevi İslam dininin inanç, ibadet, ahlak prensipleri konusunda toplumu aydınlatmaktır. Diyanet, dinin ana kaynaklarının doğru bilgisini topluma verir. Devletin diğer organları da yasama, yürütme ve yargı organları da kendi alanlarında rasyonel şekilde uygulamalarını icraatlarını yaparlar ve herkes yoluna devam eder.’’

/ Ankara

13.09.2008


 

Kenan Evren ismi okullardan kaldırılsın

Ege 78’ler Dayanışma ve Demokrasi Derneği,”Kenan Evren” ve “12 Eylül” isimlerinin okullardan kaldırılması için İzmir İdare Mahkemesine başvurdu.

Dernek Başkanı Timur Taşdemir, İzmir Adliye Sarayı önünde, dernek üyelerinin de katıldığı basın açıklaması yaptı. “12 Eylül ve darbecilerinin isimlerinin verildiği okullardan” bu isimlerin kaldırılması amacıyla 8 Temmuz 2007 tarihinde İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bir dilekçe sunduklarını hatırlatan Taşdemir, dilekçeye yasal süresi olan 60 gün içinde herhangi bir cevap verilmediğini bildirdi. Taşdemir, “darbeler ve darbeciler dünyanın her yerinde yargılanıp mahkum olurken ülkemizde hala korunmakta, hatta dönem dönem bazı sivil kuruluşlar tarafından darbe çağrıları dahi yapılabilmektedir. Bu darbe kültüründen kurtulmadan demokrasiye ulaşmak mümkün görünmüyor. Bunun da tek yolu darbecilerle hesaplaşmak ve onları yargılamaktan geçiyor” diye konuştu. Bugün AKP hükümetinin “Ergenekon” adı altında darbecilerin yargılanacağı gibi bir hava estirmeye çalıştığını savunan Taşdemir, “hazırlanan iddianamenin ne derece ciddi olduğu, nereye kadar gideceğinin kuşkulu olduğunu” söyledi. Taşdemir, şu görüşleri dile getirdi:

“Ergenekon gibi yapılanmalar elbette yargılanmalıdır. Ancak AK Parti gerçekten Ergenekon’u yargılayabilir mi? Darbecileri yargılama konusunda gerçekten samimiyse, darbeye teşebbüs edenlerin yanı sıra darbe yapanları da yargılamalıdır. 12 Eylül darbecilerini yargılamak için öyle yeni kanıtlara, belgelere de ihtiyaç yok.”

/ İzmir

13.09.2008


 

Cumhurbaşkanlığı: Deniz Feneri’ne yardım yapmadık

CUMHURBAŞKANLIĞI Basın Merkezinden yapılan açıklamada, “Dışişleri Konutu’ndaki tadilat çalışmalarında herhangi bir yardım kuruluşuna eşya bağışlanması söz konusu olmadığı” belirtilerek, Cumhurbaşkanlığı tarafından da herhangi bir yardım kuruluşuna herhangi bir zamanda eşya bağışı yapılmamıştır” denildi.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi açıklamasında, bir televizyon kanalının önceki gün akşamki ana haber bülteninde, “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanlığı döneminde Dışişleri Konutu’nda yapılan tadilat sırasında çok sayıda eşyanın Deniz Feneri Derneği’ne bağışlandığı yolunda bütünüyle yalan bir habere yer verildiği” kaydedildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Öncelikle vurgulamak gerekir ki, Dışişleri Konutu’ndaki tadilat çalışmalarında, ne adı geçen derneğe ne de başka bir yardım kuruluşuna herhangi bir eşyanın bağışlanması söz konusudur. Star Televizyonu, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in iddialarını haber yaparken, ne yazık ki konuyla ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı’na iddiaların gerçek olup olmadığını sormamış, dolayısıyla gazeteciliğin en temel ilkesini dahi yerine getirmemiştir. Ayrıca Çankaya Köşkü’nün önünden yapılan yayında, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, ‘Cumhurbaşkanlığı’ndaki tadilat sırasında çıkan ve yenileriyle değiştirilen eşyanın Deniz Feneri Derneği’ne bağışlanıp bağışlanmadığı’ sorusu da gündeme taşınmıştır. Kesin olarak altı çizilmelidir ki, Cumhurbaşkanlığı tarafından da herhangi bir yardım kuruluşuna, herhangi bir zamanda eşya bağışı yapılmamıştır.”

/ Ankara

13.09.2008


 

Soylu: Tarım, girdi maliyetlerinin altında eziliyor

DEMOKRAT Parti Genel Başkanı Süleyman Soylu, Türk tarımının girdi maliyetlerinin altında ezildiğini söyledi.

DP lideri Soylu Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar’ı ziyaret etti. Türkiye’nin tarımı en stratejik sektörlerden biri olarak görmesi gerektiğini anlatan Soylu, son açıklanan gayri safi yurtiçi hasıla rakamlarının bazı sektörlerde yaşanan daralma ve yavaşlamayı ortaya koyduğuna dikkat çekti. Soylu, Türk tarımının 2007 yılını yüzde 7.3 küçülerek talihsiz bir şekilde kapattığını anımsatırken, son açıklanan GSYH rakamlarının şartlarının bu sene daha uygun olabileceğini düşündüğü tarım sektörünü açısından kendilerini endişeye sevk ettiğini bildirdi. Son yıllardaki kırılganlıktan en çok etkilenen sektörün tarım olduğunu kaydeden Soylu, girdi maliyetlerine dikkat çekerek “Tarım girdi maliyetlerinin altında ezilmektedir. Maliyetlerdeki artışlar çiftçiye diz çökertmiştir” dedi.

Soylu, üreticileri memnun etmeyen son fındık fiyatlarına da değindi. “Türkiye’nin kanayan yarası fındıkta tepkiler devam ediyor” diyen Soylu, “Bu yıl açıklanan fiyatlar sadece maliyetleri karşılamaya yetmektedir. Bu fiyatlar çiftçiyi rahatsız etmiştir. Hükümet fındık üreticisini tefeciye teslim etmiştir” açıklamasında bulundu.

Soylu, fındıkta üreticiden iki yıl öncesinin rövanşının alındığı izlenimi taşıdığını ifade etti. Ziyarette Soylu’ya DP Genel Başkan Yardımcıları Nevzat Ceylan, Mehmet Nuri Yılmaz, Erdoğan Sezgin, Sabri Erdil, GİK üyeleri Tuncer Başoğlu, Ayfer Arat eşlik etti.

CEMİL YÜZER / Ankara

13.09.2008


 

Babacan: Tarihimizle yüzleşmeye hazırız

DIşİşlerİ Bakanı Ali Babacan, 1915 olaylarıyla ilgili olarak, “Biz her an tarihimizle yüzleşmeye hazırız. Tarihimizden asla korkacak bir şeyimiz yok” dedi.

İsviçre’nin başşehri Bern’deki temaslarını tamamlamasının ardından soruları cevaplayan Babacan, iki ülke ilişkilerini dönem dönem olumsuz etkileyen iki ana meselenin varlığına ve bunlardan birincisinin 1915 olayları olduğuna dikkati çekti. “Biliyorsunuz 2003 yılında İsviçre parlamentosunun bu konuyla ilgili attığı bir adım var” diyen Babacan, bunun da ancak parlamenterler arası daha yoğun temaslarla ve konuyu İsviçrelilerin daha iyi anlamasını sağlayarak aşılacak bir sorun olduğunu düşündüğünü ifade etti. Türkiye’nin ortak tarih komisyonu teklifinin de halen masada olduğuna işaret ederek, İsviçre Ulusal Meclis Başkanı Andre Bugnon ile görüşmesinde de bunu tekrar hatırlattığını aktaran Babacan, “Tarihimizden asla korkacak bir şeyimiz yok ve bu tarih komisyonunun belgeler üzerindeki çalışmasındaki sonuçlara Türkiye olarak şimdiden yüzleşmeye hazırız. Bunu tekrar kendisine ifade ettim. Tabiî bizim bu teklifimiz dünyanın her yerinde çok olumlu tepki alıyor” dedi.

/ Bern

13.09.2008


 

İTÜ’de olaylı eğitim açılışı

İstanbul Teknik Üniversitesi 2008-2009 eğitim-öğretim yılının açılışı dolayısıyla düzenlenen tören sırasında protesto gösterisi yapan gruba polislerce müdahale edildi; 18 öğrenci gözaltına alındı.

İTÜ’nün 2008-2009 eğitim-öğretim yılı açılışı dolayısıyla üniversite yerleşkesinde yer alan Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde tören düzenlendi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı tören sırasında, kültür merkezinin yakınında ayrı ayrı gruplar halinde bir araya gelen Türkiye Komünist Partisi (TKP) ile ‘’İTÜ Öğrenci Kolektifi’’ üyeleri, çeşitli döviz ve pankartlar açtı. Bir süre Başbakan Erdoğan ve üniversitenin rektörü aleyhine sloganlar da atan bu gruplardan TKP üyeleri, eylemin ardından dağıldı. Polisin ‘’dağılın’’ uyarılarına aldırmayan diğer gruba ise bölgede tedbir alan polislerce müdahale edildi. Gösteri yapan öğrencilerden 18’i gözaltına alınarak emniyete götürüldü.

/ İstanbul

13.09.2008


 

Sigara düşmanı köyün haklı gururu

TÜRKİYE'DE ilk defa kapalı alanlarda sigara içmenin yasaklandığı Aydın merkeze bağlı Çakırbeyli Köyünde vatandaşlar, sigara yasağıyla ilgili kanunun çıkarılmasından sonra gururlandıklarını söylüyor.

Çakırbeyli Köyü muhtarı Mehmet Demir, yaptığı açıklamada, yaklaşık 3 yıl önce referandumla köyde kapalı alanlarda sigara içme yasağı koyduklarını, referandumda halkın yüzde 98’inin yasağa ‘’evet’’ dediğini belirtti. Köyde özellikle erkekler arasında akciğer kanserinden ölenlerin sayısının fazla olduğunu, buradan yola çıkarak böyle bir yasağı gündeme getirdiklerini kaydeden Demir, referandumdan önce 1 ay boyunca köylünün nabzını yokladıklarını ifade etti. Sigara yasağı kararının 16 Şubat 2006’da alındığını, 4 gün sonra kaymakamlıkça onayladığını bildiren Demir, şöyle konuştu: ’’Köyümüzde sigara yasağı kararı almamızdaki nedenlerden biri, hiç uzağa gitmeyelim, babam 48 yaşında vefat etti, rahatsızlığı akciğer kanseri, annem 33 yıl dul kaldı. Köyde sigaradan kaynaklanan hastalıklardan vefat eden çok insan oldu. Karar almadan önce, 1 ay köylülerle oturduk, konuştuk, tartışmaya açtık. Güzel, olumlu görüşler ortaya çıktı. Sonrasında referandum yaptık. Halkımıza ‘Almış olduğumuz kararın altında sizlerin de imzası olacak, bu referandumu onun için yapıyoruz’ dedik. Gayet güzel sonuç elde ettik, halkımızın yüzde 98’i kapalı alanlarda sigara içilmesini istemedi. Bundan sonra biz de kararımızı aldık.’’ Karar alındıktan sonra ‘’sigara içilmez’’ yazılı levha ve afişler hazırladıklarını belirten Demir, bunların 4 kahvehane, 3 berber dükkânı, 5 bakkal ve diğer kapalı alanlara asıldığını söyledi.

/ Aydın

13.09.2008


 

Üniversiteler 15 Eylül’de açılıyor

ÜNİVERSİTELERDE yeni akademik yıl başlıyor. 42 üniversite 15 Eylül Pazartesi günü açılacak. Yeni eğitim-öğretim yılında bu yıl yeni kayıt yaptıran 505 bin öğrenci üniversiteyle tanışacak.

Üniversitelerin çoğunluğu açılış tarihlerini belirledi. Buna göre, Abant İzzet Baysal, Ahi Evran, Amasya, Anadolu, Ankara, Ardahan, Bingöl, Bozok, Cumhuriyet, Çanakkale Onsekiz Mart, Erciyes, Fırat, Gaziantep, Gaziosmanpaşa, Giresun, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Hitit, Iğdır, İstanbul, İstanbul Teknik, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Kafkas, Karabük, Karadeniz Teknik, Kırıkkale, Kilis 7 Aralık, Marmara, Mehmet Akif Ersoy, Mersin, Muğla, Muş Alparslan, Niğde, Ordu, Rize, Sakarya, Süleyman Demirel, Uludağ, Bilkent, Koç, Ufuk ve Yeditepe üniversiteleri 15 Eylülde açılacak.

Mustafa Kemal ve Ortadoğu Teknik üniversiteleri 17 Eylül, Yalova Üniversitesi 18 Eylül, Adnan Menderes, Afyon Kocatepe, Aksaray, Bitlis Eren, Boğaziçi, Celal Bayar, Çukurova, Galatasaray, Karamanoğlu Mehmet Bey, Kırklareli, Kocaeli, Mimar Sinan Güzel Sanatlar, Osmaniye Korkut Ata, Trakya, Yıldız Teknik, Yüzüncü Yıl, Çankaya, Doğuş, İstanbul Aydın ve Maltepe Üniversiteleri 22 Eylül, Artvin Çoruh, Atatürk, Balıkesir, Bayburt, Kahramanmaraş Sütçü İmam, Kastamonu, Ondokuz Mayıs, Selçuk, Sinop, İstanbul Kültür ve İzmir Ekonomi üniversiteleri ise 6 Ekimde eğitim-öğretime başlayacak. Bu arada, Akdeniz, Mardin Artuklu ve Dicle üniversiteleri 8 Eylül, Dumlupınar Üniversitesi de 11 Eylülde derslere başladı.

Üniversitelerde yeni akademik yılın başlaması dolayısıyla eğitim-öğretime başlanıldığı gün veya başka bir tarihte açılış töreni düzenlenecek. Boğaziçi, Galatasaray ve Başkent üniversitelerinde tören yapılmayacak.

ÖĞRENCİ VE ÖĞRETİM ELEMANLARI

Türkiye’de 93’ü devlet, 36’sı vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 129 üniversite bulunuyor. Vakıf üniversitelerinden 6’sı henüz eğitim-öğretim yapmıyor. Türkiye’de en fazla üniversite bulunan il İstanbul. İstanbul’da 23’ü vakıf, 6’sı devlet toplam 29 üniversite, Ankara’da 4’ü devlet 6’sı vakıf toplam 10, İzmir’de de 4’ü vakıf, 3’ü devlet üniversitesi olmak üzere toplam 7 üniversite bulunuyor. 2007-2008 akademik yılı verilerine göre, üniversitelerde lisans ve ön lisans programlarında toplam 2 milyon 345 bin öğrenci öğrenim görüyor. Üniversitelerde, 13 bin 337’si profesör, 6 bin 665’i doçent, 17 bin 818’i yardımcı doçent, 13 bin 845’i öğretim görevlisi, 6 bin 855’i okutman, 2 bin 789’u uzman, 34 bin 766’sı araştırma görevlisi, 18’i çevirici, 12’si eğitim öğretim planlamacısı olmak üzere toplam 96 bin 105 öğretim elemanı görev yapıyor.

/ Ankara

13.09.2008


 

12 Eylül darbesine sivil tepki

12 Eylül darbesinin 28. yıl dönümü dolayısıyla Şişli’de toplanan Genç Siviller protesto eylemi yaptı. Protestocular, ‘’Bir daha asla’’, “Darbeciler yargılansın’’ şeklinde dövizler açtı. Grup adına basın açıklaması yapan Turgay Oğur, 28 yıl önce bugün saat 03.59’da evlerinde uyurken askerî müdahale dolayısıyla TRT Radyosu’nun sesiyle uyandıklarını belirterek, bu durumu protesto ettiklerini söyledi. “1982 Anayasası ile 28 yıldır her gece bu darbe tekrarlanıyor’’ diyen Oğur, bundan sonra bir daha gece yarıları yataklarından kaldırılmamak için bu gece yataklarından kalktıklarını kaydetti.

İLGİNÇ eylemleri ile dikkat çeken Genç Siviller, 12 Eylül askeri müdahalesinin ilan edildiği saatte TRT Radyosu önünde, aynı saatte darbeyi protesto etti. Harbiye’deki TRT İstanbul Radyosu önünde saat 03.30 sıralarında, toplanan ve kendilerini ‘’Genç Siviller’’ olarak niteleyen gruptakiler, “82 Anayasası, darbe, devam ediyor”, ‘’Bir daha asla’’, ‘’Darbeciler yargılansın’’ şeklinde dövizler açtı. Grup adına Turgay Oğur tarafından yapılan basın açıklamasında, 28 yıl önce sabaha karşı devletin maaşlı askerleri tarafından TRT Radyos’nun basıldığı, binlerce kişinin aynı saatlerde yataklarından uyandırılarak zindanlara sokulduğu belirtildi. “Biz, bundan 28 yıl önce olmuş, bitmiş bir darbeyi değil, hala süren ve sürmeye devam edecek gibi görünen darbeyi kınamaya geldik” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, “Bundan 28 yıl önce, Türkiye’nin üzerine, bugün hâlâ üzerimizden atmaya çalıştığımız karabasan çöktü. Darbayi yapanlar, darbe düzenini 82 Anayası ile otomatik pilota bağladılar. 82 Anayası ile 28 yıldır her gece bu darbe tekrarlanıyor” denildi. Sivil anayasanın artık yapılmasını isteyen Genç Siviller’in açıklamasında şöyle ifadelere yer verildi: “Bu ülkede demokratlar, en az darbeciler ve Ergenekoncular kadar cesur olmadan, bu ülkenin rahat yüzü görmeyeceğini keşfettik. 28 yıl önce bizi yataklarımızdan uyandıran karabasana karşı burada toplandık. Bundan sonra yataklarımızdan kaldırılmamak için bugün yataklarımızdan kalkıp buraya geldik. Bir daha kapılarımızın bu saatlerde çalınmasını istemiyoruz. Bir daha sabaha karşı 03.59’da darbe karşıtı eylem yapmak istemiyoruz.” Gruptakiler, açıklamanın ardından yanlarında getirdikleri fenerleri, “darbe karanlığına” karşı tuttu. Ankara’da da Başkent’te Darbe Karşıtı Platform’a üye bir grup, gece yarısı TRT Ankara Radyosu önünde meşale ve mum yakarak 12 Eylül’ü protesto etti. Polis kontrolünde eylemlerini gerçekleştiren grup üyeleri, radyo önünde saat 04.00’te basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bu anı seçme nedeni, halklarına karşı, insana karşı gece karanlığından yararlanarak, suç işlemeye alışmış darbecileri suç üstü yapma isteğidir” denildi. Açıklamanın ardından gruptakiler olaysız bir şekilde dağıldı.

/ İstanbu-Ankara

13.09.2008


 

Kuraklık eğitimi de vurdu

GÜNEYDOĞU Anadolu Bölgesi’nde etkili olan kuraklık sebebiyle başka bölgelere geçici göç eden ailelerin çocukları 2008-2009 eğitim öğretim dönemi başlamasına rağmen ders başı yapamadı.

Güneydoğu’da her yıl Nisan ayında başlayan mevsimlik işçi göçünün bu yıl bölgedeki kuraklık sebebiyle arttığı bildirildi. Gidenlerin sayısındaki artış okula henüz başlayamayan öğrenci sayısını da arttırdı. Ailelerin dönmemesi sebebiyle çok sayıda öğrenci de henüz ders başı yapamadı. Diyarbakır’da mevsimlik işçi göçünün en yoğun yaşandığı Bismil ve Çınar ilçelerinde ekili alanların yüzde 90’ının kuraklıktan dolayı zarar gördüğünü belirten Çınar Kaymakamı Hasan Tanrıseven, bu yıl düşen yağış miktarının önceki yıllara oranla yüzde 60 oranında azalması sonucu ekili alanların zarar gördüğünü ve vatandaşların başka illere göç etmek durumunda kaldığını söyledi.

Çınar’da 622 bin dekar alan ve 96 kırsal yerleşim biriminin kuraklıktan etkilendiğini ifade eden Tanrıseven, Güneydoğu’da etkili olan kuraklıktan hayvancılıkla uğraşanların da olumsuz etkilendiğini ve bu sebeple hayvancılıkla uğraşanların Doğu Anadolu Bölgesi’ne, çiftçilikle uğraşanların da Türkiye’nin değişik bölgelerine çalışmaya gittiğini bildirdi.

Bölgede yeterli yağış gerçekleşmediği için göç edenlerin henüz geri gelmediğini kaydeden Tanrıseven, bölgenin sosyal bir olgusu haline gelen mevsimlik işçi göçünün eğitimi de olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Tanrıseven şöyle dedi: ’’Tarım bölgesi olan bölgemiz son yılların en büyük kuraklığını yaşadı. Bu nedenle bu bölgede geçim zorlaştı. Bölgemizde her yıl yaşanan mevsimlik işçi göçü eğitimi de olumsuz etkiledi. Özellikle Karacadağ bölgesinde öğrencilerin yüzde 30’u okula geç başlayacak. Fındık hasadına giden öğrencilerimiz dönmeye başladı, ancak pamuk hasadı ile hayvancılıkla uğraşan ve Doğu Anadolu Bölgesine göç edenlerin dönmesi uzun sürecek. İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünce oluşturulan ekipler köylere giderek ailelerle öğrencilerin bir an önce okula başlaması konusunda görüşmeler yapıyor. Biz de kuraklık nedeniyle göç eden öğrencilerimiz geri döndüklerinde yoğunlaştırılmış bir eğitim programı ve düzenleyeceğimiz kurslar ile telâfi eğitimi gerçekleştirerek bu açığı kapatmaya çalışacağız. Çünkü köylerde bu yıl anadolu ve fen liselerini kazanan çok başarılı öğrencilerimiz var. Ailelerine destek olmak için mecburen çalışmaya giden ve bu nedenle eğitim ve öğretime geç başlayan çocuklar öğretmenlerine okula ve arkadaşlarına uyum sorunu yaşıyor. Umudumuz bu yılında kurak geçmemesi. Gelecek yıl olası bir kuraklık tehlikesine karşı alınması gereken önlemleri görüşerek valiliğin onayına sunacağız.’’

ÖĞRENCİLERİN DÖRTTE BİRİ YOK

ÇEVRE İlköğretim Okulu Müdürü Ömer Yıldız da, öğrencilerin yüzde 25’inin henüz ders başı yapamadığını söyledi. Mayıs ayında başlayan mevsimlik işçi göçü nedeniyle eğitim ve öğretime 2 defa başladıklarını belirten Yıldız, eğitim öğretim döneminin başında öğrencilerin büyük bir kısmının olmaması sebebiyle göç eden öğrenciler ders başı yaptıklarında müfredata yeni baştan başlamak zorunda kaldıklarını bildirdi. 2007-2008 eğitim öğretim döneminde okula devam etmeyen öğrencilerin aileleri ile görüşmek amacıyla bir komisyon oluşturduklarını ifade eden Yıldız, şöyle dedi: ’’Bu komisyon bu yıl da kuraklık nedeniyle göç eden aileleri ikna etmek için çalıştı. Aileleri ziyaret ederek eğitimin önemini anlatıyoruz. Bayan öğretmenlerimizin de yer aldığı komisyon çalışmalarımıza muhtarlar ve imamlar da destek verdi. Ayrıca okulumuzda düzenlediğimiz yemekli toplantılarda bayan öğretmenler annelere çocukların eğitimlerini sürdürmesi konusunda görüşmeler yapıyor. Bu çabalarımız sonucu okula kazandırılan kız öğrencilerimizin sayısı yüzde 92 oldu. Komisyon olarak göç eden ailelerle de görüşerek çocuklarının eğitimlerinin aksamaması için çalışmalar yürütmeye devam edeceğiz.’’ Kara Çevre Köyü Muhtarı Mehmet Deniz de, kuraklık sebebiyle köylünün bu yıl büyük sıkıntı çektiğini ve aç kalmamak için başka illere göç etmek zorunda kaldığını söyledi. Köyde 6-7 bin hayvanın çaresizlik sebebiyle satıldığını belirten Deniz, 220 haneli Kara Çevre köyünden 500’ü aşkın kişinin çalışmak amacıyla başka illere göç ettiğini ve halen geri dönmediğini sözlerine ekledi.

/ Diyarbakır

13.09.2008


 

Ezine depremle sallandı

ÇANAKKALE'NİN dün İskele açıklarında 4,1 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünden alınan bilgiye göre, saat 02:12’de merkez üssü Çanakkale’nin Odun iskele açıklarında 4,1 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Afet işleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada ise Çanakkale’nin Ezine ilçesi merkezli 4,2 büyüklüğünde deprem olduğu bildirildi. Kandilli Rasathanesi verilerine göre, ilerleyen saatlerde Ege Denizi’nde 3,1, Çanakkale’nin Bozcaada ilçesinde de 2,8 ve 3,0 büyüklüğünde sarsıntılar kaydedildi.

/ Çanakkale

13.09.2008


 

Çiftçinin geliri düştükçe eğitim seviyesi yükseliyor

MANİSANIN Saruhanlı ilçesine bağlı Koldere beldesi Belediye Başkanı Serdar Yıldırım, çiftçinin gelirinin düştüğü yıllarda beldenin eğitim seviyesinin yükseldiğini savundu.

Serdar Yıldırım, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin en büyük yüz ölçümüne sahip 10 beldesinden Koldere’de 70 bin dönüm tarım arazisi bulunduğunu, beldede geçimin çiftçilikle sağlandığını söyledi.

1970’li yıllara dayanan araştırma yaptırdığını ve ulaştığı ilginç sonucun beldede halen geçerliliğini koruduğunu ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu: ‘’1970 yılından bu yana baktığımızda çiftçinin çok kazandığı yıllarda beldenin eğitim seviyesi düşmüş, az kazandığı yıllarda artmış. Bu olay şunu ortaya koyuyor. Çiftçi çok kazandığı yıl çocuğuna ‘Oğlum okuyup da ne yapacaksın. Dedenden kalan tarla bana yetti. Sana da yeter. Yazın çalış, kışın dinlen. Çiftçilik güzel meslek’ diye öğüt vermiş. Çiftçi, az kazandığı yıllarda ise ‘Aman oğlum, oku adam ol. Bak görüyorsun bizlerin çektiği çileyi. Çiftçilikle karın koymaz. Hiç olmazsa bir memur ol’ diye nasihat vermiş. İşte bu olay, beldenin eğitim seviyesinin bazı yıllar düşmesine, bazı yıllar artmasına sebep olmuş. Eğitimde başarıda da başarısızlıkta da ailenin büyük etkisi oluyor.’’ 2007-2008 yılı hasat döneminde beldedeki üreticilerin kuraklık ve susuzluktan kaynaklanan verim düşüklüğü sebebiyle bol kazanç sağlayamadığını belirten Yıldırım, son iki yılda çiftçinin gelirinin düştüğünü, gelir düşünce de eğitim seviyesinin yükseldiğini kaydetti.

/ Manisa

13.09.2008


 

Vakıfların burs mevsimi geldi

EĞİTİM gönüllüsü binlerce vakıf, her yıl ekonomik durumu iyi olmayan ilk ve ortaöğretim öğrencileri ve üniversiteli gençleri maddi açıdan destekleyerek geleceğe hazırlamaya çalışıyor.

Derlenen bilgilere göre, Vakıflar Genel Müdürlüğü, bu yıl da şehit ve gazi çocukları ile maddî durumu iyi olmayan 10 bin öğrenciye karşılıksız 50’şer YTL burs verecek. Şehit/gazi yakını olduğunu ya da maddî durumunun yeterli olmadığını belgeleyen öğrencilerin bu ayın sonuna kadar, Vakıflar Bölge Müdürlüklerine başvurmaları gerekiyor. Türk Eğitim Vakfı, başarılı ve maddi desteğe ihtiyacı olan öğrencileri bu eğitim ve öğretim döneminde de desteklemeye devam ediyor. Vakıf bu yıl 8 bin öğrenciye burs verecek. Türk Diyanet Vakfı, bu yıl 200 öğrenciye burs veriyor. Burs verilecek öğrencinin babasının Diyanet İşleri personeli olması, anne ve babasından birisinin ya da ikisinin birden vefat etmiş olması, derslerinde başarılı olması şartları aranıyor. Yurt genelindeki burs veren vakıflara ilişkin adres ve telefonlara Vakıflar Genel Müdürlüğünün, ‘’www.vgm.gov.tr’’ adresinden ulaşılabilir.

/ Ankara

13.09.2008


 

Zayıf olmak, sağlıklı olmak demek değil

Ankara Tabip Odası, ‘’Zayıf olmanın her zaman sağlıklı olmak anlamına gelmediğini ve zayıflarken yeterli ve dengeli beslenme kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini’’ bildirdi.

Ankara Tabip Odası, son günlerde kamuoyuna yansıyan ‘’zayıflamak uğruna başvurulan sağlıksız diyet ve uygulamalarla’’ ilgili olarak yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından sağlığın ‘’kişinin bedenen, ruhen ve sosyal olarak tam bir iyilik hâlinde olması’’ şeklinde tanımlandığı belirtildi. Bireylerin zayıflamaları gerektiğine ilişkin karar alınırken Beden Kitle Endeksi’nin (BKİ) yol gösterici olabileceği ifade edilen açıklamada şöyle denildi: ‘’BKİ, vücut ağırlığının kg cinsinden, boy uzunluğunun metre cinsinden değerinin karesine bölümü ile elde edilir. Normal kabul edilen değer aralığı 18,5-24,9 aralığıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, değerlerin 18,5’tan az olması beslenme yetersizliği, 18,5-19,9 aralığı normal kabul edilebilir, 20,0-24,9 normal, 25,0-29,9 kilolu, 30,0 ve üzeri ise şişman olarak kabul edilmektedir.’’

Kişilerin sağlıklı ya da hasta olmasını etkileyen faktörlerin birbirinden farklılık gösterdiğine dikkat çekilen açıklamada, beslenme programının uzman hekim tarafından verilmesi gerektiği bildirildi.

/ ANKARA

13.09.2008


 

Marmaray'da son tünel hazırlığı

MARMARAY Projesi’nde son tüp tünelin iki hafta sonra batırılması planlanıyor. Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinden aldığı bilgiye göre, denizin dibine batırılacak 1 nolu tünel, Marmaray Projesi’nin 11. ve son tüp tüneli olacak.

Tünelin batırılma tarihi ve saati, meteorolojik verilere ve boğazın akıntısına göre daha sonra belirlenecek. 135 metre uzunluğunda ve 15 bin ton ağırlığındaki son tünelin denizin dibinde açılan kanala yerleştirilmesinin ardından, diğer tüneller ile birleştirme işlemi yapılacak, sızdırmazlığı sağlanacak, etrafı doldurulacak ve üstüne beton dökülecek. Daha sonra karadaki tüneller ile denizin dibine batırılmış tüneller birleştirilecek. Projenin tamamlanmasıyla İstanbul’un ulaşım sorununa çözüm bulunması hedefleniyor.

/ İstanbul

13.09.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün haberler

Site yöneticisi | Editör
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır