18 Kasım 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Aile-Sağlık

Tek yaşlar, çift yaşlar

Hayatın akışı ve büyüme serüveni öyle bir sıra izler ki, aşağı yukarı dünyanın her yerinde aynı seyri gösterir. Bireysel farklar olmakla birlikte, çocuğun içine girdiği her yaş dilimi, ona yeni davranış kalıpları ve yeni tutumlar kazandırır. Daha önce yapmadıklarını, bir yaş sonra yapmaya başlar.

Çocuğumuzun hangi yaş diliminde olduğunu ve bu yaşın özelliklerini bilirsek, gereksiz yere panik yapmamış oluruz.

Özellikle okul öncesi yaşlarda, yani 0-6 yaşta bu özellik daha barizdir. Çocuğumuz çift yaşlarda, yani 2,4 ve 6 yaşta daha inatçı, daha olumsuz ve kararsız iken, yani davranışlarına negatiflik daha hakimken, tekli yaşlarda (1, 3 ve 5 yaşta) daha olumlu, söz dinleyen ve kurallara uyumlu davranışlar sergiler. Bu şaşırtıcı sıralama her çocuk için aynı yoğunlukta olmasa da, çoğunlukla benzer bir tablo gösterir.

İki yaşla birlikte, konuşma becerisi artmıştır. Aynı zamanda kendi gücünün ve benliğinin de farkına varmıştır. İki yaş çift yaştır. Bu dönem ilk ergenlik olarak da adlandırılır, çocuk hem bağımsız olmak ister, sürekli inatlaşır, öfke krizleri yaşar, hem de annesini göremezse ağlamaya başlar. İki yaş krizi de diyebileceğimiz dönem, özelikle anne-baba için zorlu geçer. Nasıl davranacaklarını bilemezler. İnadını kırmaya çalışmak, aynı şekilde inatlaşarak karşılık vermek, bu davranışın kalıcı olarak kişiliğe yerleşmesine sebep olur. Dikkatini başka yöne çekmek, farklı materyallerle ilgisini dağıtmak daha sağlıklı olacaktır.

Üç yaş tek yaş olduğu için, bu dönemde çocuk daha olumlu ve daha uyumludur. Anne babasının ve çevredekilerin gözüne girmeye çalışır, dil yeteneği daha da geliştiği için, kendini ifade edebilir. Yaşına uygun sorumlulukların verilmesi için kaçırılmaması gereken bir yaştır.

Dört yaş çocuğu, dört nala giden bir biniciye benzer. Sürekli hareket eder. Kararsızlık ve inatçılık, huzursuzluk nöbetleri yaşayabilir. Ne istediği konusunda o kadar kararsızlık yaşarlar ki, bu bazen resimlerine bile yansır. Kedi çizmek niyetiyle başlar, resmi bir at olarak bitirirler. Bardakla su isterler, bardakla verince kupayla isterler. Dört yaş çocuğu yalnız oynamak istemez, arkadaş ister, fakat birkaç dakika sonra da kavga eder. Okul öncesi eğitime, haftada birkaç günle başlamak için iyi bir zaman olabilir. Dört yaşta çocuk ilk korkularıyla tanışır. Hayatın idamesi ve neslin korunması açısından insanın korkuya da ihtiyacı vardır. Bu yaşta, kelimelere ilgi arttığı için, argo sözcüklere de ilgi duyar. Anlamını bilmediği halde argo ve küfürlü kelimeleri sürekli tekrar eder. Sürekli uyarmak kalıcılığını arttırabilir.

Beş yaş çocuğu hayatından lezzet alır. Kendinden ve çevresinden hoşnuttur. Hareketli ve konuşkandır. Sürekli hareket ve faaliyet içindedir. Olumlu ve keyiflidir. Diğer yaşlar sağlıklı geçirilmişse, inatçılığı da oldukça azalmıştır.

Altı yaş, adeta aşırı uçlar yaşıdır. Bazen bebek gibi, bazen de büyük bir çocuk gibi davranır. İstediği bir şey olduğunda sizi sevdiğini söyler, olmadığında seni sevmiyorum der. Sınırsız enerji yaşıdır. Sürekli hareket eder, hoplar, zıplar. Dört yaşta başlayan korkulara yenileri eklenir. Hayali korkuları olabilir. Sahip oldukları fazla enerjiyi, sağlıklı oyun alanlarında harcamaları fiziksel ve ruhsal sağlıkları açısından oldukça önemlidir.

Her yaş için bahsettiğimiz özellikler, her çocukta bire bir olmayabilir. Bazı çocuklar yaşlarına girdikten üç beş ay sonra o yaşın özelliğini gösterebilirler. Bu süreci bilerek ve tanıyarak yaşamak hem kolaylaştırıcı, hem de ümitlendirici olacaktır. Çocuklarımızın bir daha geri dönmeyecek olan büyüme serüvenine eşlik etmek, eşsiz bir deneyimdir.

BANU YAŞAR / Psikolog&Psikoterapist

yasarbanu@yahoo.com

18.11.2009


Cilt hastalıkları psikolojik sorunların belirtisi olabilir

Dermatoloji Uzmanı Dr. Dilek Peker, ciltte görülen bazı hastalıkların insandaki psikolojik sorunlarının belirtileri olabileceğini söyledi. Peker, toplumda stres ve depresyondaki artışa paralel olarak deri hastalıkları şikâyetlerinden başvuran hasta sayısında yükselme olduğunu dile getirdi.

Farabi Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Dilek Peker, insan derisinin iletişim organı olarak çevreyle olan ilişkileri düzenlediğini söyledi. Dış çevreyle iç hayat arasında görünen sınırı belirleyen derinin adeta bir kimlik kartı görevini üstlendiğini ifade eden Peker, “Yüzümüzün kızarması, solması, terlemesi, tüylerimizin ürpermesi, anlık ruhsal değişikliklerimizin deri yoluyla çevremizdeki insanlara dışa vurum olarak gösterir. Bu yüzden derimize zarar verecek davranışlardan kaçınmalıyız” dedi.

Deri hastalıklarının değerlendirilmesinde, kişinin hastalık sırasındaki ruh halinin büyük önem taşıdığını belirten Uzman Dr. Dilek Peker şu bilgileri verdi: “Ruhsal problemler, bazı deri hastalıklarının belirtilerinin ortaya çıkmasında etken olabilir. Ayrıca cilt hastalıklarının kişilerde psikiyatrik bozukluklara yol açabileceği de bir gerçektir. Özellikle sedef, egzama, vitiligo (ala hastalığı) ve sivilce gibi görünür alanlardaki hastalıklar bireyin sosyal hayatını büyük ölçüde etkilemektedir.”

Ergenlikte görülen sivilcelerin bile gençleri içinden çıkılmaz ruhsal problemlere sürükleyebildiğini belirten Uzman Dr. Dilek Peker, “Ailesiyle veya arkadaşlarıyla problemleri olan insanlar, ilgi toplamak, sorumluluklarından kaçmak veya rahatlama hissiyle kendilerine tırnaklarıyla, sivri aletlerle, sıcak metallerle, asitli yakıcı maddelerle zarar verebiliyor. Kulaktan duyma bilgilerle hareket etmek yerine, doktorunuzla iş birliği yaparak tedavi olabilir, hastalıklarınızı en aza indirebilirsiniz.” diye konuştu.

18.11.2009


İnternet kafelerdeki kabinler zararlı sitelere teşvik ediyor

SAKARYA Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Halkla İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüdaverdi Adam, internet kafelerle ilgili önemli bir ayrıntıya dikkat çekti.

Bilgisayarları kabinle çevrilen kafelerin doluyken, bilgisayarlarda kabini olmayan ve ekranı herkes tarafından görülen kafelerin ise genelde boş olduğunu belirten Adam, “Etrafı kale gibi çevrilen ve adeta ‘bağımsız bir odacık’ haline dönüştürülen kimse tarafından kullanıcı ve bilgisayarın görünmediği o kabinler müstehcen ve zararlı sitelere girmeyi teşvik ediyor ve kolaylaştırıyor” uyarısında bulundu.

Gençliğin ruh ve beden sağlığını bozan 6 milyona yakın müstehcen site tespit edildiğini, bu sitelerin gençlere bir tuş kadar yakın olduğunu ifade eden Adam, zararlı sitelere girilmesinin engellenmesi ve caydırıcı olması bakımından internet kafelerdeki bilgisayarlara kabin yapılmasına izin verilmemesi ve bilgisayar ekranının ve kullanıcısının herkes tarafından görünmesinin faydalı olacağını vurguladı. Bazı internet kafe sahiplerinin daha çok para kazanmak için her bilgisayarı kabinle çevirerek zararlı sitelere girilmesine göz yumduğunu dile getiren Adam, “Bu siteler gençlerin ruh ve beden sağlığını bozuyor. Dikkatlice bakıldığında bilgisayarları kabinle çevrilen ve adeta ‘bağımsız bir odacık’ şeklinde dönüştürülen internet kafeler hep doludur. Ancak bilgisayarın etrafı kabinle çevrilmeyen kullanıcısı ve ekranının göründüğü kafeler genelde boş ya da çok az sayıda müşterisi vardır. Çünkü bilgisayar ekranının görünmesi otokontrolü sağlar. Genç herkesin gördüğü ekranda müstehcen ve diğer zararlı sitelere girmeye çekinir.” diye konuştu.

Gençleri zararlı sitelerden mümkün olduğunca korumak için internet kafelerdeki bilgisayar kabinlerin kaldırılarak ekranın herkes tarafından görünür bir şekilde dizayn edilmesi gerektiğini vurgulayan Adam, bu konuda emniyet güçleri ve zabıtaya görev düştüğünü söyledi. İnternet kafelerdeki kabinlerin kaldırılmasının istenmesi, kaldırmayan kafe sahiplerinin ise ruhsatlarının iptal edilmesinin caydırıcı olacağını kaydeden Adam, şu tavsiyede bulundu: “Bu küçük bir tedbir ama çok önemli. Zaten kabin kullanmayan internet kafe sahipleri, kullanan meslektaşlarından şikâyetçi. Kabin kullananlar gençlerin rahat edebilmesi bahanesine sığınıyorlar. Ancak kulaklık diye bir cihaz var. Ayrıca bilgisayar masaları biraz aralıklı tutulduğunda hiçbir sıkıntı yaşanmaz. Ayrıca internet kafeler sık sık mesai saati içinde ve dışında denetlenmelidir.”

İnternet kafe işleten ve ismini vermek istemeyen bir kafe sahibi ise daha çok para kazanmak uğruna bilgisayarları kabinle çeviren meslektaşlarının gençlerin zararlı sitelere girmesine göz yumduklarını söyledi ve haksız rekabet açısından kabinlerin kaldırılmasını istedi.

18.11.2009


Sigara içmek zatürreye dâvetiye çıkarıyor

BURSA Prof. Dr. Türkan Akyol Göğüs Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Burhanettin Alkan, ileri yaş, sigara kullanmak ve madde bağımlılığının zatürre için risk oluşturduğunu söyledi.

Zatürre ya da tıbbî adıyla pnömoni bakterinin, ‘virüs ve nadiren parazitlerin sebep olduğu akciğer enfeksiyonu’ olarak tanımlandığını belirten Uzm. Dr. Alkan, “Akciğerde meydana gelen bu enfeksiyon ‘alveol’ adı verilen havayla dolu küçük akciğer keseciklerine iltihap hücrelerinin birikmesine ve yine bu alana kan damarlarından gelen serumun dolmasına sebep olur. İçleri serum sıvısı ve iltihap hücreleri ile dolan, yani hava muhtevasını kaybeden alveoller solunum işlevlerini yerine getiremezler. Eğer pnömoni yaygın ise hastada solunum yetersizliği görülebilir. Bağışıklık sistemi normal olan bireylerde pnömoniye sebep olan mikroorganizma hastane ortamından ya da hastane dışı ortamdan akciğere yerleşerek enfeksiyona sebep olabilir. Bu sebeple hastanede yatan bir hastada, yatıştan 48-72 saat sonra meydana gelen pnömoni hastane kökenli pnömoni, buna karşın hastane ile ilgisi olmayan bireylerde meydana gelen pnömoni ise toplum kökenli pnömoni olarak adlandırılır.” dedi.

TOPLUM kökenli pnömoni için risk faktörlerinin ‘ileri yaş, sigara kullanımı, aşırı soğuk havaya maruz kalmak, kronik bir kalp ya da akciğer hastalığının varlığı, alkolizm, madde bağımlılığı, bilinç bozukluğu ile seyreden bazı nörolojik hastalıklar, öksürük refleksinin bozulması, yabancı cisim aspirasyonu ve zararlı gazlara maruz kalmak’ olarak sıralayan Dr. Alkan, zatürrenin genellikle ateş, boğaz ağrısı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu belirtilerini takiben başladığını kaydetti. Hastalarda bu belirtilerden 2- 3 gün sonra yüksek ateş, titreme, hızlı soluk alıp verme, halsizlik, öksürük, balgam çıkarma, nefes almakla batıcı tarzda göğüs ağrısı ve hastalığın ciddiyeti ile ilişkili olarak nefes darlığı, siyanoz gibi semptomlar ortaya çıktığına dikkat çeken Alkan, hastaların birçoğunda dudak ve dudak çevresinde uçuk görülebileceğini vurguladı.

18.11.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.