"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zekâtın kazası nasıl olur?

Süleyman KÖSMENE
21 Ekim 2026, Çarşamba
İzmir’den okuyucumuz: “Zekâtın kazası olur mu? Mallarımızın bir vesile ile elimizden çıkması, zenginlik anında veremediğimiz zekâtlarımız yerine zekât sayılır mı? Yoksa kendi isteğimizle verdiğimiz mallar mı zekât olur?”

Ledün İlmine Göre İbadet İhmallerimiz

Bediüzzaman Hazretleri “Rüyada Bir Hitabe”de Müslümanların Birinci Dünya Harbinde uğradıkları mağlûbiyetlerin ve başarısız savaş musibetinin “görünmeyen” sebeplerini ve “kaderin” bu musibete neden fetva verdiğini, daha önce Hz. Hızır’da da (as) görülen ve Peygamber Efendimiz’in (asm) ümmetine açtığı yollardan birisi olan “ledün ilmi” anahtarıyla çözümler. Ona göre, bu musibet, üç mühim Allah emrine karşı ihmalimizden ileri gelmiştir. Bu emirler; namaz, oruç ve zekâttır. 

Zira, yirmi dört saatten yalnız bir saati Allah beş vakit namaz için bizden istedi. Biz tembellik ettik, namazı kılmadık. Cenab-ı Hak ise beş sene boyunca cepheden cepheye her gün yirmi dört saat talim, meşakkat, sıkıntı ve hareket ile, siperlerde yatırıp kaldırmakla bize milletçe bir nevi namaz kıldırdı. 

Sonra Halikımız nefsimizden, senede bir ay oruç istedi. Biz nefsimize acıdık, oruç tutmadık. Cenab-ı Hak ise, buna kefaret olarak, beş sene cephelerde aç susuz bize oruç tutturdu. 

Nihâyet, Rabbimiz, ihsan ettiği maldan, ondan veya kırktan birisini zekât olarak istedi. Biz cimrilik ettik, nefsimize zulmettik ve zekâtı vermedik. Cenab-ı Hak ise mecburi mal zayiatı vermek suretiyle bizden birikmiş zekâtı birden aldı. 

Milletçe açlıklara ve yokluklara ondan sürüklendik.1

Hac İbadetindeki İhmalimiz

Üstad Hazretleri hac ibadetindeki ihmalimizin ise, Allah’ın gazabını ve kahrını üzerimize çektiğini belirtir. Cezası olarak da günahlara kefaret olan musibetleri değil, günahları artıracak biçimde din kardeşleri aleyhinde ihanetlerde bulunma gibi bir sonuç olduğunu kaydeder.  

Öyle ki, milyonlarca Müslümanın her sene “hac ibadetini” ihmal etmeleri öyle şiddetli bir tokatla neticelenmiştir ki, düşman, milyonlarca Müslümanı Müslüman aleyhinde faaliyetlere sevk etme hainliğini başarı ile yürütmeye zemin bulmuştur. 

Ne vahimdir ki, Hint, Tatar, Arap, Afrika vs. İslâm beldelerindeki Müslümanlar, pederleri olan ve bin yıldır İslam’ın bayraktarlığını yapan Türkleri gaflet içinde, bilmeyerek, zalim düşmana terk etmiş ve maalesef saçını ve başını yolarak ağlamıştır. 

Böylece Müslümanlar, mutlak hayır olan ve hayır getiren hac ibadeti için yolculuk yapmak yerine, mutlak şer olarak düşman bayrağı altında uzun seyahatlere mecbur edilmiştir. Bundan ibret alınmalıdır.2      

Hâdiseyi Doğru Okuyalım

Görüldüğü gibi namaz, oruç, zekât ve hacdaki ihmallerimiz bize hep tokat getirmiştir. Allah’ın böyle geçici dünyevî cezalar ile ebedî ahiret kaybını önlemesi, ceza ne kadar şiddetli olursa olsun, şüphesiz ebediyet lehine Allah’ın şefkatini ve merhametini gösterir.  

Vaktinde zekâtını ödemediğimiz kazançlarımıza karşılık malî kayıp içine girmiş olursak bir gün, bu kaybın borcumuz olan zekâta mahsuben verildiğini düşünebiliriz. Böylece, hâdiseyi doğru yorumlamış oluruz. 

Fakat bu kayıp, zekât borcumuza muafiyet getirir mi?  

Esas olan, bilerek ve elimizle vermektir. Zekât ibadetinin sevabına ancak böyle ulaşabiliriz. 

Bu durumda; daha önce vermediğimiz zekât kalemleri varsa, eğer Allah yeniden malî güç ve imkân lütfederse, geçmiş zekâtlarımızı hesaplayarak hak sahiplerine ulaştırmamız bizim için en çıkar yoldur. Daha önce yaşadığımız mali kaybın da, “sadaka” hükmüne geçmesi –inşallah- böylece mümkün olur. 

Böyle bir toplu ödemeyi gerçekleştirmeye güç yetiremez isek; hiç olmazsa bundan böyle zekât ibadetini yerine getirme çabasında olmalıyız. Eski borç için de, imkânımız ölçüsünde bir şeyler vermeye gayret ederek, Cenab-ı Hakkın affını ummalıyız. 

Unutmayalım ki, mü ‘minin niyeti amelinden hayırlıdır.    

Dipnotlar:

1- Dîvân-ı Harb-i Örfî ve Sünûhât, s. 116

2- Age. 2, s. 123.

Okunma Sayısı: 183
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı