Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 14 Nisan 2007
Mehmet Fırıncı ve Mehmet Kutlular ; Mehmet Emin Birinci'yi anlattı...indirmek ve dinlemek için tıklayınız

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Faruk ÇAKIR

Müzeciliğimiz de mi müzelik?



Tarihî eserler yönünden ‘zengin’ bir ülkeyiz. Üzerinde bulunduğumuz topraklarda onlarca, belki de yüzlerce devlet kurulmuş, medeniyetler gelip göçmüştür. Gelip göçen medeniyetler de tarihi süreç içerisinde ‘eser’ler bırakmış. Türkiye, kendisine emanet edilen bu eserleri muhafaza etme noktasında bir görev ifa ediyor.

Ancak sahip olduğumuz eserleri gerektiği şekilde koruyup muhafaza ettiğimiz ve sonraki nesillere ulaştırabildiğimiz söylenemez. Bilhassa yakın tarihte, pek çok eserin çeşitli sebeplerle tahrip edildiği ve ‘tarihe karıştığı’ bir gerçek. Camilerin satıldığı, bir kısmının da başka maksatlarla kullanıldığı inkâr edilemez bir gerçek. Meselâ, şu anda İstanbul Şirkeci Tren Garı yanında hizmet veren ‘yeni cami’nin yeri 30 yıl önce ‘gazino’ olarak kullanılıyordu. Buradaki “eski cami” yıkılmış ve arsası uzun yıllar başka maksatlarla kullanılmıştır. Hamiyet sahibi kişilerin devreye girmesiyle sonradan bu arsaya yeniden cami yapıldı. Bunun gibi örnekler, yüz değil binlercedir.

Bugün bile geçmişte cami, medrese ya da irfan yuvası olan pek çok mekân muhtemeldir ki başka maksatlarla kullanılıyor. Vakıflardan sorumlu olan ‘yetkililer’in zaman zaman yaptıkları “Vakıflarımız işgal altında” ya da “Sahip olduğumuz mal varlığının, vakıf eserlerinin tam listesi bile elimizde yok” şeklindeki tesbitler bu vak’ayı itiraf anlamına geliyor.

Tarihî eserler bahsi açılınca ‘müze’lerimizi hatırlamamak mümkün değil. Müzelerimizde de çok sayıda tarihî eser var ve onların da kıymetini takdir edemiyoruz. En bilinen müzelerimizden olan Topkapı Sarayı Müzesinin Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı, bu ilgisizliği sık sık dile getiren uzmanlardan biri. Geçen günlerde, “Müzelerimizi herkes ziyaret etmesin. Meraklısı ya da bu eserlerden anlayanlar ziyaret etsin” anlamında bir tesbiti dile getirmişti. “Müze ziyaretlerine sınırlama getirilsin” anlamı çıkabilecek bu tesbite itiraz edenler olabilir. Ancak, müzelerimizi gezenlerin oralardan yeteri kadar istifade edemediği de bir gerçek. Tabiî ki istifade edebilmenin yolu ‘ziyareti sınırlamak’ olmayabilir. Fakat, işin ehli ‘mihmandar’lara şiddetle ihtiyaç olduğu ortada.

İstanbul Sultanahmet’teki “Türk İslâm Eserleri Müzesi”nde açılan “Kutsal Emanetler Sergisi”ni gezen Haşmet Babaoğlu, haklı bir eleştiriyi dile getirmiş. Sergiyi gezenlerin yeteri kadar bilgilenemediğine dikkat çeken Babaoğlu şöyle demiş: “İnanamayacaksınız ama bazı eserlerin ne olduğu hiç belirtilmemiş. Bazılarının önüne alelusul yazılmış fakat eserle ilgisiz notlar iliştirilmiş. Duvara asılı ahşap olduğunu sandığım bir levhanın üzerinde nefis bir hat var. Bütün ziyaretçiler gibi ben de çok merak ediyorum: Nedir, hangi tarihe attir? Bir bilgi yok. Sadece yanına iliştirilmiş bir kâğıt parçasında ‘Kaside-i Bürde’ yazıyor. Yanımdaki öğrenciler (...) ‘Ne güzel değil mi?’ deyip geçiyorlar.” (Vatan, 13 Nisan 2007)

Yolu her hangi bir ‘müze’ye düşüp de, Babaoğlu’nun dile getirdiği tesbite şahit olmayanınız var mı? Hangi ‘müze’de eserler yeterince tanıtılıyor? Meselâ, Topkapı Sarayındaki bazı ‘bilgi levhaları’ neredeyse bir metre genişliğinde satırları ihtiva ediyor ki, okumak isteyen de okuyamıyor. Bunları daha anlaşılır, daha kısa satırlarla anlatmak; sarayı gezenlere bir adet broşür vermek çok mu zor?

Müzeleri, sarayları gezmekten maksat; ‘ibret ve bilgi almak’ ise lütfen bu işleri de şartlarına uygun şekilde yapalım.

14.04.2007

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (13.04.2007) - Böl ve yönet

  (12.04.2007) - Aradaki fark budur!

  (11.04.2007) - Anayasa değişmesin mi?

  (19.02.2007) - Doğru söyleyeni kovmayın!

  (18.02.2007) - Duâya sığınmak

  (17.02.2007) - Modern ‘hurafe’ler

  (16.02.2007) - Çok yönlü tehlike

  (15.02.2007) - Dün 301, bugün 288, yarın?

  (14.02.2007) - Kaç kişi “düşünce suçlusu?”

  (13.02.2007) - Kızlar ayrı sınıfa!

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004