24 Şubat 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Muzaffer KARAHİSAR

Fırtınaları pencereden seyretmek


A+ | A-

Dışarıya akşam karanlığı çökmüş, yağmur olanca hızıyla bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Bulunduğum otelin en üst katında olmam dolayısıyla çatıya hızlı tempo ile düşen yağmur tanelerinin çıkardığı sesleri dinlerken, bir taraftan da tek başıma kaldığım odamın ışığını söndürüp balkon ışığını yaktım. Pencereden fırtınaya benzeyen o muhteşem yağmur manzarasını seyretmeye koyuldum. Karşı taraftaki yüksek kayalıklar ve çam ormanlarıyla kaplı yüksek ve heybetli dağlardan hiçbir şey görünmüyordu. Gündüz, hayretle ve tefekkürle seyrettiğim Allah’ın kudret ve azametini gösteren dağlar akşamın karanlığı ve yağmur perdesi ile kendini, san'atını, güzelliğini gizlemiş, örtmüş, gözden kaybolmuş gibiydi. Oysa gündüz seminer programı sonrasında Antalya Kemer’de arkadaşlarla gezerken gördüğümüz her güzelliğe uzun uzun bakarak; güzelliği veren, icat eden ve yaratan Allah’ın Cemil isminin tecellilerini düşünmüştük. Daha sonra ufuklarla, bulutlarla birleşip yükselen, zirvelerine kadar dumanlarla, sislerle kaplanan dağların vakarlı duruşu ile; Akdeniz’in mavi sularının rüzgârla karışık hırçın dalgalarının sahillere ak köpüklerle vurması ile çıkardığı sesler, insanın yüreğini titretiyor, acizliğini ruhunun en ince noktalarına kadar hissettiriyordu. Sahilleri dövdükten sonra sükûnetle geri dönüp denizde kaybolan dalgaların arkasından bakarken, o büyük, tuzlu denizin bağrında binlerce canlıya ev sahipliği yaptığını, barındırıp beslediğini düşünüyoruz. Kış olması dolayısıyla yapraklarını dökmüş, meyvelerini boşaltmış, çiçeklerinin güzellikleri geride kalmış ağaçların kuru ve cansız duruşları, bahardaki kadar bakışları kendilerine cezbetmiyorlar.

Pencereden akşam seyrettiğim yağmur, hızlıca yağarken çıkardığı sesler, gök gürültüsü ve karanlıkta peş peşe çakan şimşeklerle, denizin dalgaları kadar hırçın; başı dumanlı yüce dağlar kadar azametli ve heybetli şekilde savrularak yere iniyordu. Bu afata benzeyen yağmur manzarası insana acizliğini ve fakirliğini hissettirip esas kuvvet ve kudret sahibi olan Allah’a sığınmamızı hatırlatıyor.

Huzurevine çalışmaya döndüğümde yeni bilgiler, yöntemler ve yaklaşımlarla işe başlayacaktım. Her zaman ülfet perdesi içerisinde yeknesak gördüğüm durumlara başka bir açıdan, yeni bir iş ve ortammış gibi bakarak her zaman görüp fark ettiklerimden öteye göremediklerimi yakalamak ve ona göre yararlı, verimli ve kaliteli bir çalışma yapmaya karar verdim. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar vâkıf olmak, tesbitler yapmak ve çözümler geliştirmeyi planladım.

Her zaman olduğu gibi yaşlıların oturdukları katlara çıktım ve selâm vererek onlara yakınlığımı ve samimiyetimi hissettirdim. Yaşlı ve hasta insanların durumları zahiren son derece elem ve hüzün vereci görünüyordu. Yaşlılıktan ve hastalıklardan bitkinleşmiş, halsizleşmiş zayıf vücutları, ağarmış saçları, kırışmış solgun yüzlerindeki donuk bakışları, titrek elleri ve konuşma güçlüğü içinde anlaşılmayan sözleri ile her bir köşede sevgi, ilgi, şefkat bekleyen yaşlıların sıkıntılı durumlarını gördüm ve düşüncelere daldım. Onlar kış mevsimini yaşıyorlardı. Antalya Kemer’de yaprağını, çiçeğini, meyvesini dökmüş kış mevsimini yaşayan ağaçlar gibi, sevmek bekledikleri nazarlardan gerekli ilgiyi göremiyorlardı. Sıcak bir aile yuvası, evlât ve torun sevgisinden uzak, maddî ve manevî hastalıklarıyla, dertleriyle, elemleriyle baş etmeye çalışıyorlar. Hırçın deniz dalgaları ya da başı dumanlı, vakarlı, heybetli yüce dağlar gibi kaç gecenin sessizliğinde uykusuz, ağrısız, tasasız, gözü yaşsız huzur ve sükûn içinde uyuyabildikleri meçhul.

Böyle sıkıntılı ve karamsar bir atmosferi içimde, ruhumun derinliklerinde hissederek, kalbimin gözyaşlarını içime akıtarak uzun süre hislerimle, hicranımla, vicdanımla yaşadıktan sonra bir çıkış yolu bir teselli aradım. Onlardan çok kendi ruhumun ve kalbimin açlığını, muhtaçlığını fark ettim. Mukadderat cihetine bakarak, “Her şeyin güzel cihetine bakınız” prensibi ile sebebini, hikmetini bilmediğimiz ve müdahale edemediğimiz bir çok hadiseler vardır. Onların karşısında “Neden böyle oluyor, şöyle oluyor?” diye isyan edip ıztırap çekmek yerine, her şeyin neticesini beklemek üzere seyredip, kadere rıza ile teslim olmak gerektiğini anladım.

Onların her birinin ellerinde bulunan tesbihle daima şefkati, merhameti, rahmeti, bereketi bol olan Allah’ın isimlerini zikretmeleri, O’na yönelip, O’na dayanıp güvenmeleri; hatta başkaları için de dua etmeleri... Kış mevsiminde kurumuş ağaç gibi gördüğüm manzaralar ahiret çiçekleri açmak üzere ibadet, dua, zikir tomurcukları olduğunu anladım. “Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah’tan şekva etmemek şartıyla, mü'min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha vardır. Hatta bazı sâbır ve şâkir hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivayet-i sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir.1 En önemlisi de: “İnsan, bu dünyaya yalnız güzel yaşamak için ve rahatla ve safâ ile ömür geçirmek için gelmemiştir” 2

İnsanlar ömürleri süresi içinde karşılaştıkları hırçın dalgalar, fırtınalar ve haşmetli ve azametli dağlar büyüklüğünde ki musîbetlere, olaylara maruz kaldığında isyanlar, itirazlar ve acılara karşı: “Mevlâ görelim neyler/ Neylerse güzel eyler” diyebilmelidir.

Dipnotlar:

1. Lemalar, 25. Lem’a, 2. A.g.e.




Gündemin nabzını tutmak için tıklayın!
www.sentezhaber.com

24.02.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Geri


Önceki Yazıları

  (09.02.2010) - Sessizlik içerisindeki sesler

  (02.02.2010) - Okudu, anladı, anlattı

  (26.01.2010) - Bolvadin seyahatinden kalanlar

  (19.01.2010) - Hastaneden kabre giden yol

  (15.12.2009) - Ömür çizgisi

  (12.12.2009) - O AĞAÇ

  (08.12.2009) - Bir Mehmet Amca vardı

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim oktay usta yemek tarifleri Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl