Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 15 Haziran 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Asıl baş ağrısı

Türkiye için asıl “büyük baş ağrısı” Kıbrıs sorunundan ziyade “demokratik reform süreci”nin tavsaması veya durması olacak. Ekim-Kasım aylarında yayınlanacak “İlerleme Raporu”nun özetini AB Komisyonu’nun “Ortak Tutum Belgesi”ni okuyunca gördük. Türkiye, “demokratik sicil” bakımından iç açıcı bir fotoğraf vermiyor.

Şemdinli, Perihan Mağden davası, duruşma salonundaki utanç verici manzaralar, Elif Şafak hakkında romanı üzerinden açılan soruşturma, Hrant Dink’e ilişkin safahat, zaten iç açıcı olmayan “demokratik sicil”in üzerine tuz biber ekiyor. AB yolunda ilerleyen hiçbir ülkenin “ifade özgürlüğü” hali, pür melali açısından, romanların, makalelerin her an yargının “Damokles’in kılıcı” altında tutulduğu bir hali olamaz. Olamaz. Nokta.

Lüksemburg yolunda ve Lüksemburg’ta sık sık birlikte olabildiğimiz Abdullah Gül, neyse ki, bu “berbat manzara”nın farkında. Kendisinin “ayağımıza ateş etmek” sözünü söylediğini hatırlatıyor. Bakanlar Kurulu’nda arkadaşlarına bunları anlattığını ekliyor. Ve, en önemlisi Türkiye’nin “demokratik reform süreci”ne devam konusunda ciddi bir istekliliği vurguluyor.

Türkiye, bunu becerebildiği yani demokrasi yolunda ciddi mesafe alabildiği, Kemal Kerinçsizleri gündeminden düşürebildiği oranda, AB’deki karşıtlarını da silahsızlandıracak ve Kıbrıs sorununa ilişkin manevra alanını genişletecek. Bu idrak, Lüksemburg yoluna düşen herkesin ortak algılaması oldu.

Her şeye rağmen, dikkate almamız gereken çarpıcı bir gerçek var: AB güzergahında ilerleyen “Türkiye treni”, 17 Aralık 2004, 3 Ekim 2005 istasyonlarından geçerek 12 Haziran 2006 istasyonuna da vasıl oldu.

Bu “tren”, bu “güzergahta” ilerledikçe, “Sincan’da tankların balans ayarı yapması” ihtimalinden uzaklaşıyor.

12 Haziran 2006, Türkiye’nin bundan çok uzun da olmayan bir süre önce inanılamayacak bir noktaya, AB ile “fiili müzakerelere başladığı”, Kıbrıs Rumları’na veto kullandırtmadan, onların istediği hususları onların istedikleri şekilde metinlere geçirtmeden, ilk kez bir “fasılın açılıp kapatılabildiği” bir gün olarak, “tarihi” bir gün olarak kayıtlara düştü.

Bugün, 14.6.2006

Cengiz ÇANDAR

15.06.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Düşünce özgürlüğü: Şevket Eygi ve diğerleri

  Türkiye’nin imaj karnesi

  Asıl baş ağrısı

  Kırmızı çizgiler

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004