Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 04 Ekim 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Gerilim kime yarar?

Cumhurbaşkanı Sezer, 1 saat 15 dakikalık Meclis konuşmasında tam 47 kez “laiklik” dedi. Dün de Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, Başbakan’ın bir gün önceki “İrtica tehdidi yok” sözlerine yanıt verdi: “Türkiye’de irtica tehdidi vardır!”

Org. Büyükanıt’ın konuşması, Türkiye’de güç dengelerini yeniden belirleyecektir.

Bu sert çıkış, mayısta bitecek “Köşk kavgasının ilk el-ensesi” olarak da anılabilir.

Kuvvet komutanlarının peş peşe yaptığı konuşmalardan sonra Org. Büyükanıt bu manifestoyla, “Biz devredeyiz” diyerek son noktayı koydu.

Bu tavır, Org. Hilmi Özkök’ün “tepkiyi kamuoyuna yansıtmama” siyasası sonrasına geldiğinden daha da büyük etki yapacaktır.

Herhalde herkes fark etmiştir:

Havada 28 Şubat kokusu var.

Ve rejim içinde, mevcut gerginliği yatıştırabilecek hiçbir merci yok.

***

Gerginliğin tırmanmasında iktidar kadar muhalefetin de sorumluluğu olduğu kesin... Çünkü TSK’nın en üst düzeyde dile getirdiği kaygıların bir kısmı, toplumun geniş kesimlerince de hissedilen, ancak yeterince üzerinde durulmayan konular...

Dünkü konuşmayı dinleyenlerin bir kısmı Komutan’ın sözlerini, filmlerde kale düşmek üzereyken imdada yetişen askerlerin borazan sesi gibi algıladıysa bunu “Doğa gibi siyaset de boşluk kaldırmaz” ilkesiyle açıklamalıyız.

Sivil refleksler azaldığında askerin refleksinin devreye girdiğini Türkiye tarihinden bilmiyor muyuz?

***

Lakin aynı tarihin verdiği bir başka ders daha var:

Siyasete dışarıdan yapılan müdahaleler, beklenenin tersi yönde sonuçlar doğuruyor ve hangi niyetle yapılırsa yapılsın Türkiye’ye pahalıya mal oluyor.

Hatırlatalım:

27 Mayıs’ta askerlerce devrilen Demokrat Parti çizgisi 60’ların ortasında Adalet Partisi adıyla daha güçlü olarak geri döndü ve eşi görülmedik bir oy üstünlüğüyle tek başına iktidar oldu.

1971’deki müdahale kendisine hedef olarak sol radikalizmi seçmişti. Yapılan ilk seçimde sol, tarihinde olmadığı kadar radikal bir söylemle sandık zaferine kavuştu ve ilk kez iktidar şansı buldu.

1980 darbesi daha kalıcı oldu, ancak en nihayette o müdahalenin gerekçelerinden birini oluşturan Konya mitinginin kahramanını, 12 Eylül yargılamalarının sanığını Başbakanlık koltuğuna taşıdı.

O başbakanlığa son vermek üzere yapılan 28 Şubat müdahalesi ise aynı hareketin tabanını genişletip kemikleştirmesine hizmet ederek, çok daha güçlü bir şekilde iktidara gelmesine olanak sağladı.

***

AKP, Başbakan’ın da kabul ettiği gibi, kamuoyu yoklamalarında iniş eğilimine girmişti.

İktidar yorgunluğu, reformların durması, Erdoğan’ın talihsiz demeçleri, yanlış uygulamalar, bürokraside kadrolaşma AKP’den umudu kesen kitleleri yeni arayışlara itmiş, siyaset çözüm arayışına girmişti.

Askerin sert çıkışı, çözülmeye yüz tutan AKP tabanında yeni bir kenetlenmeye, Avrupa Birliği’nde de “AKP’nin alternatifi asker” gibi bir yanılsamaya yol açarsa, hiç kuşku yok ki bundan en çok Başbakan yararlanır.

Türkiye tarihinde hiç bir mayıs, bu kadar erken başlamamıştı.

Milliyet, 3.10.2006

Can DÜNDAR

04.10.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Değişim sürecine aktif direnç

  Gerilim kime yarar?

  Acı var mı acı? (Darbe var mı darbe?)

  28 Şubat provası

  Hayal kırıklığı

  İrtica vurgusu destek bulmuyor

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004