Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 24 Şubat 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

ABD’nin, Türkiye hesaplaşması

ABD, PKK ile problemleri olan müttefiki Türkiye lehine bir hareket tarzı takip etmemiştir. Kendisinin tarif ettiği terör, terörist ve terörizm kavramları çerçevesinde dünya çapında hareketlenmelere gitmesine ve operasyonlar yapmasına rağmen bunları sadece kendi menfaatleri çerçevesinde yorumlamış ve diğer ülkelerin çekmiş oldukları ıztıraplardan yükselen seslere kayıtsız kalmıştır.

ABD 2006 yılına kadar PKK konusunda adım atma hususunda ayağını sürümüştür. Bunu 2007’de de yapmaya, yani hiçbir şey yapmamaya devam edeceğini hareket tarzı ile göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah Gül’ün 2007 Şubat’ında ABD’ye yaptığı ziyaretle ilgili olarak medyaya yansıyan haberler pek iç açıcı görünmemektedir. Kapalı kapılar ardında ne konuşulduğu ise belli değil. Bu ziyaretin akabinde Avrupa’nın değişik ülkelerinde eş zamanlı olarak PKK’ya karşı gerçekleştirilen polis operasyonları ve buna karşılık olarak ortaya çıkan şiddet olaylarına müdahaleler, banka hesaplarına erişimler ve tutuklamalar ABD’nin hiçbir şey yapmama gayretleri ile ilişkili değerlendirilmelidir. Örgütün bir yetkilisinin Avrupa’yı tehdit etmesi de dengelerin değiştirilmesine yönelik bir tavır olabilir. Avrupa Birliği ve diğer kıt’a ülkelerinde bugüne kadar fazla bir tavır sergilenmemişti. Ancak bu iki olayın kritik bir zamanda birbirini takip eder bir tarzda ortaya çıkması düşündürücüdür.

ABD ve AB bazı konularda farklı düşünmektedir. En azından devletleri sevk ve idare eden gruplar bazı konularda fikir ayrılığı taşımaktadır. ABD, İngiltere ve İsrail ile eşgüdümlü hareket etmekte adeta birinin ihtirası diğerinin sopası olmaktadır. “İktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar demişler.” AB ise 19. ve 20. yüzyılda başaramadığı ve asırlardır denenen, yekvücut olmuş bir süper güç olma amacına 21. yüzyılda ulaşmaya çalışmaktadır. ABD Ortadoğu’da kendisi, İngiltere ve İsrail hesabına planlar yapmakta ve bunu gerçekleştirmek için göz boyayan bir diplomasi ve insanî değer tanımayan bir savaş gücünü kullanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri, içerisinde farklı sesler yükselen ancak bir şekilde tereddütsüz olarak yüksek bir eşgüdümle hareket eden müstakil bir güçtür. AB ülkeleri arasında zahiren köklü bir eşgüdüm olmasa da derin gücü belirli hareketlenmeleri gerçekleştirmektedir.

ABD’nin Türkiye’nin bileğini bükmek için kullandığı bazı meseleler AB’nin kendi hedeflerine ulaşmasını zorlaştıracaktır. AB bazı operasyonlar ile Türkiye’nin içinde bulunduğu zor durumda kendi hesabına Türkiye’ye yardımcı olmakta, terör örgütünü maddî kaynaklardan, geniş hareket sahasından, propaganda imkânından mahrum bırakma yolunda adımlar atmaktadır. Böylece ABD’nin yapmadığını AB başka türlü yapmış olmaktadır. AB bu hareketi ile hem PKK’nın ABD ile organik bağının bulunduğunu, hem de kendi sınırları içerisindeki örgüt bağlantılı kişilerin var olduğunu ve bunlara mühlet tanıdığını, belki kısmen kullandığını, istediği bir şey olmadığında veya istemediği bir şey olduğunda kolaylıkla ve tesirli bir şekilde müdahale edebileceğini göstermektedir. Bu operasyonlar terör örgütünün fizikî ve maddî imkânlarını kısıtlayacağı gibi menfaat analizi yapan belli merkezlerdeki desteğini de azaltacaktır. Bundan sonra neyin geleceği iki tarafın durum değerlendirmesi yapmasından sonra belli olabilir. Bakalım bir sonraki adımda ABD ve AB ne yapacak?

Türkiye ne yapmalıdır? İki pehlivan birbiri ile mücadele ederken küçük bir çocuk ikisini de taciz edebilir hatta dövebilir. Netice itibari ile birisi açıkta diğeri perdeli bu iki gücün mücadelesinde Türkiye Cumhuriyeti taraf olmamalıdır. Himaye edilmek veya sığıntı olmak bize fayda vermez. Birinci Dünya Savaşında taraf olmayıp biraz daha beklenilmesi yönünde kanaati olanlar vardı. O kişiler birbirine çarpan iki testiden birinin kırılacağını diğerinin ise en azından çatlayacağını, çatlayan testiyi ise bizim kırabileceğimizi söylemişlerdi. Savaştan sonraki İngiltere savaştan önceki İngiltere kadar güçlü değildi. Bir tarafta güçlü bir imparatorluk diğer tarafta ise ABD’nin kuyruğundan ayrılmayan bir devlet vardır. Zamanın şartları malûm gidişata sebep olmuş. O zaman geldi geçti. Ama şimdi bu iki gücün birbiri ile mücadelesi zamanında dengeli bir siyaset takip edip, eşgüdümle belirlenmiş makul hedeflere daha geniş daireleri de dahil ederek bir tarafı sıcak bir tarafı soğuk bu ateş çemberinden selâmetle çıkmak mümkündür.

Halil Rıdvan ÖZ

24.02.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Filistin halkı bu aşağılanmayı hak etmiyor

  301 ayrımcılık yasası

  ‘301 kaldırılsın’ yürüyüşü bugün

  Çiçek: Vatandaşın gündeminde 301 yok

  Gül, AB’deki Türk parlamenterle görüşecek

  TBMM’den Washington çıkarması

  DTP il başkanı Aydoğdu tutuklandı

  Araştırma şirketleri seçim rantı peşinde

  Babacan: Önce AB hazır hale gelsin

  Kozan'da hafif deprem

  Atalay: Hedef gerçeğe ulaşmak

  Şiddetten aileler de sorumlu

  ‘Barış annesi’ Sheehan İstanbul’da

  Evren’e protesto

  Emniyet kayıp silâhların peşinde

  Ücret adaletsizliğine son verilsin

  Şehirdeki çocuklar ev hapsinde

  Umre turları başlıyor

  Üniversite talebi seçim yatırımı

  Öğrencilere ‘net’ten takip

  Ortaöğretim başarı puanı OKS’yi etkileyecek

  Huzurevinde ‘huzur’ yok

  Burdur'da kuş gribi şüphesi

  ABD’nin, Türkiye hesaplaşması

  Okullara ulusal bilgi istemi

  Bazı yayınlar rahatsız edici

  Sünnet, AİDS’ten koruyor

  Esenler’de 6 katlı bir bina boşaltıldı

  Dağcılar bu kez küresel ısınma için tırmanacak


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004