Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 25 Nisan 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Gül: Eşimin tercihine saygı gösterilmeli

Adaylığının açıklanmasından sonra düzenlediği basın toplantısında “TBMM beni cumhurbaşkanlığına lâyık görürse, muhakkak ki anayasamızın ilkeleri ve emirleri çerçevesinde hareket edeceğimden kimsenin kuşkusu olmasın” diyen Gül, eşinin başörtüsüyle ilgili soruyu “Bireysel tercihidir. Herkes saygılı olmalı” diye cevapladı.

Dışişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı adaylığı için TBMM Başkanlığına başvurdu.

Gül, adaylık başvurunda bulunmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, “Türk milletini temsil etmenin büyük bir şeref, büyük bir onur ama aynı zamanda büyük bir sorumluluk olduğunu” ifade belirterek, “bu bilinç içinde hareket edeceğinden kimsenin şüphesi olmaması gerektiğini” söyledi. Demokratik toplumlarda farklı siyasi partiler, siyasi görüşler ve kültürel yapılar olduğuna dikkati çeken Gül, “Bütün bu farklılıklarımız Türkiye’nin zenginliğidir” dedi ve Anayasa’da da belirtildiği gibi Cumhurbaşkanının Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil ettiğini, kendisinin de bu çerçeve içerisinde hareket edeceğini kaydetti. “Milletimizin değerleri bizim değerlerimizdir” diyen Gül, halkla bütünleşeceğini ifade etti ve bu tür makamların ve kimliklerin halkla ve değerlerle birleştirici, bütünleştirici boyutuna işaret etti. “Arzumuz Türkiye’yi büyük Atatürk’ün de dediği gibi muasır medeniyetlerin üzerine taşımaktır” diyen Gül, bunun, kimsenin sorgulayamayacağı güçlü bir demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve güçlü bir ekonominin varlığıyla mümkün olacağını, tüm bunların Türkiye’deki tüm kurumların ilkeleri olduğunu bildirdi. Gül, açıklamasının sonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ve partisinin milletvekillerine teşekkür ederek, bütün siyasi partilerle görüşeceğini, bunun demokrasinin olduğu kadar siyasi partilere saygının da bir gereği olduğunu söyledi. Bu süreçte herkesin desteğine ihtiyaç duyduğunu belirten Gül, Cumhurbaşkanlığının çok büyük bir görev olduğunu yineleyerek, “Eğer TBMM beni uygun görür, beni seçerse tüm halkın ve TBMM’nin yardımını bekliyorum” diye konuştu.

Abdulah Gül, eşinin başörtülü olması konusunda ise “Bunlar bireysel tercihlerdir. Buna herkesin saygı göstermesi gerekir” dedi.

Gül’ün yerine Ali Babacan geliyor

Bu arada Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olmasıyla boşalacak Dışişleri Bakanlığı’na Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan’ın getirileceği bildirildi.

/ ANKARA

25.04.2007


 

Çankaya halkıyla bütünleşsin

Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı makamını, Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edecek, halkımızın hukukunu, barış ve huzur içinde yaşama iradesini güçlendirecek, şerefli bir hizmet makamı olarak gördük. İstiyoruz ki Çankaya, halkıyla daha da fazlasıyla bütünleşsin” diyerek Gül’ün adaylığını şöyle açıkladı: “11. Cumhurbaşkanı adaylığı için yaptığım son değerlendirmeler, tüm bu araştırmalar neticesinde bir ismi ortaya çıkardım. O da değerli, bugüne kadar beraber bu yolda olduğumuz, bu hareketi beraber kurduğumuz Abdullah Gül kardeşimizdir.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün AKP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak resmen AKP Grup toplantısında açıkladı. Erdoğan, Gül’ü “Genel kabul görecek, Cumhuriyetimizi de, demokrasimizi de güçlendirecek, milletimizi bütün olarak kucaklayacak Ve liyakatla temsil edecek” bir aday olarak tanıttı.

Sabah saatlerinde TBMM’deki makamında partisinin MYK’sını toplayan Başbakan Erdoğan, yaklaşık bir saatlik görüşmenin ardından grup salonuna inerek AKP Grup toplantısını başlattı. Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Türkiye’yi il il, ilçe ilçe dolaştığını, köylerine kadar giderek halkın nabzını tuttuğunu, sivil toplum kuruluşlarıyla görüştüğünü, kendi partisinin karar organlarıyla bir araya geldiğini, milletvekillerinin de teker teker görüşlerini aldıktan sonra bir kanaatin ortaya çıktığını söyledi. Kamuoyunda sürekli olarak kendisinin isminin tartışıldığını söyleyen Erdoğan, bu durumun aday belirleme sürecini kolaylaştırdığını belirtti. Erdoğan, görüşmeler sonunda ortaya çıkan ismi ‘Genel kabul görecek, Cumhuriyetimizi de, demokrasimizin de güçlendirecek, milletimizi bütün olarak kucaklayacak Ve liyakatla temsil edecek bir Cumhurbaşkanı olacak’ şeklinde değerlendirdi.

Erdoğan konuşmasının son bölümünde Gül’ün adaylığını şu cümlelerle açıkladı: “Netice olarak 11. Cumhurbaşkanı adaylığı için yaptığım son değerlendirmeler, bütün bu araştırmalar neticesinde bir ismi ortaya çıkarmıştır. O da değerli, bugüne kadar bu yolda olduğumuz, bu hareketi beraber kurduğumuz Abdullah Gül kardeşimdir. Değerli arkadaşlar, şüphesiz ki nihai karar yüce Meclisimize ait olacaktır. Meclisimizin kararı da milletimizin kararı olacaktır. Bu seçim ve bu karar inşallah ülkemiz için, milletimiz için 7’den 70’e her bir vatandaşımız için hayırla sonuçlanacaktır, doğru bir karar olacaktır. Anayasamızın amir hükümleri çerçevesinde Meclisimizin seçeceği cumhurbaşkanı, inanıyorum ki tam bir tarafsızlık içinde adalet terazisini hakkaniyetle tutan, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu çağdaşlaşma hedeflerine inanmış, milletimizin iradesine ve Cumhuriyetimizin değerlerine sadakatle bağlı, liyakat sahibi bir cumhurbaşkanı olacaktır. Tekrar vurguluyorum Meclisimizin kararı milletimizin kararı olacaktır. Seçilecek cumhurbaşkanımızın ülkemiz ve devletimizin için, milletimiz için Cumhuriyet ve demokrasimiz için hayırlı olmasını Allah’tan temenni ediyorum.”

GÜL, ERDOĞAN’LA TEBRİKLERİ KABUL ETTİ

Cumhurbaşkanlığına aday gösterilen Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte milletvekillerinin tebriklerini kabul etti.

Gül, TBMM’de gazetecilerin adaylığıyla ilgili soruları üzerine, ‘’Arkadaşlara, genel başkana teşekkür ediyorum. Genel Başkan kendi iradesiyle böyle bir görevden ve makamdan kendisi uzak durdu. Bugünkü makamını tercih etti. Demokrasinin işlediğini herkes görecektir’’ diye konuştu.

Fatih KARAGÖZ / ANKARA

25.04.2007


 

Arınç: Aday olmayacağım

TBMM Başkanı Bülent Arınç, cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını açıkladı.Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM’deki makamına gelerek Dışişleri Bakanı Gül’ü kutladı.

Arınç, gazetecelerin soruları üzerine ‘’Sayın Gül, nitelikleri itibariyle adaylığa çok layık bir insan. Gönülden kutluyorum’’ dedi. Arınç, ayrılırken ise Gül’ün cumhurbaşkanlığına adaylığının açıkladığını hatırlatarak, şunları söyledi: ‘’Bununla ilgili başvuru sanıyorum biraz sonra yapılacak. Hayırlı olmasını diliyorum. Benim de bu sürecin başından bu yana adaylık sürecinin son saatine kadar aday olup olmayacağım konusunda bir açıklama yapacağımı söylemiştim. En son dün akşam resepsiyon sırasında da bu açıklama rezervimi saklı tuttuğumu ifade etmiştim, artık şu andan itibaren aday değilim ve aday olmayacağım.’’

Bu arada, cumhurbaşkanı adayı ve AKP Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay, şu aşamada adaylıktan çekilmeyi düşünmediğini belirterek, ‘’Ben, Abdullah Gül’ün karşısına muhalefetten bir aday çıkması halinde adaylıktan çekileceğim’’ dedi.

/ ANKARA

25.04.2007


 

Muhalefet nasıl karşıladı?

AKP’nin cumhurbaşkanı adayını Abdullah Gül olarak açıklamasının ardından, muhalefetten tepkiler gelmeye başladı. Muhalefet, Gül'ün adaylığına "Hayırlı olsun" dedi.

AKP grup toplantısında Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığının açıklanmasının ardından toplanan grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, konuşmasına Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e teşekkür ederek başladı. Baykal, Cumhurbaşkanı Sezer’in değerinin ileride daha iyi anlaşılacağını savundu. CHP lideri Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığını açıklamaktan vazgeçmesini demokrasinin bir zaferi olduğunu ileri sürerek “14 Nisan’da toplanan 1 milyon insan, bu sonucu almıştır” dedi.

Baykal, “Başbakan, kişisel hesabı yüzünden, süreci kapattı. Yanlış bir emsal getirdi. Bu cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin Anayasal düzenimize getirdiği ilk önemli tahribattır. Yanlış bir geleneğin oluşmasına neden olunmuştur” dedi.

Gül’ün, cumhurbaşkanı aday olarak belirlendiğini ifade eden Baykal, şöyle konuştu:

‘’Kendisini kutluyorum. Adaylığı hayırlı olsun. Bundan sonra, adaylığını, Parlamentonun bir ortak sorumluluğu haline dönüştürme konusunda üzerine düşeni yapar. Bunu bir AKP adaylığı halinde sürdürmeyi, öncelikle kendisi reddeder. Bunu, kendisine hatırlatmayı görev biliyorum. Kendisini bir AKP adayı mantığı içinde sürdürecek olursa, seçilirken de AKP adayı olur. Eğer seçilmeyi başarırsa da Anayasa Mahkemesinden, cumhurbaşkanlığına kadar her noktada önünde çok ciddî sorunlar, engeller kendini gösterir. Onun önünde Türkiye’nin yaşadığı tabloyu görerek, ülkemizi barış ve istikrara kavuşturmak için bir fırsat çıkmıştır. Artık AKP kimliğini bir yana bırakarak, (Cumhuriyet hükümetinin, Türkiye Cumhuriyetinin, Anayasamızın içtenlikli sahibine dönüşme konusunda samîmî bir çabayı sergileyeceğinin) güvenini Türkiye’ye vermek zorundadır. Bunu verirse, kendisi de Türkiye de kazanır. Ama emir kumanda altına girerse, AKP partizanlığının bir uzantısı haline Çankaya’yı dönüştürmeye kalkarsa, bundan kendisi de Türkiye de büyük zarar görür.’’

Mumcu: Beklenen iki adaydan biriydi

ANAVATAN Partisi lideri Erkan Mumcu ise “10 gün önce açıklanmış olsaydı, Türkiye bu kadar gerilmemiş olurdu, daha rahat yaşadığımız bir seçim olurdu. Ama bugün olmuş olması da bir kazançtır. Neticeyi hep birlikte değerlendireceğiz. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ile görüşeceğiz. Zannediyorum konuyu yarın değerlendiririz. Yarından itibaren de değerlendirmelerimizin neticesini kamuoyuyla paylaşırız” dedi. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ile görüşüp görüşmeyeceğine ilişkin soru üzerine de Mumcu, Ağar ile görüşeceğini bildirdi. Daha önce de Ağar ile istişare içinde olacağını açıkladıklarını hatırlatan Mumcu, ‘“Zannediyorum yarın (bugün) değerlendiririz. Yarından (bugün) itibaren de değerlendirmelerimizin neticesini kamuoyuyla paylaşırız’’ dedi.

Kutan: Gül'ün cumhurbaşkanlığı kesin gözüküyor

Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan yaptığı yazılı açıklamada Gül’ün adaylığının AKP TBMM Grup toplantısında açıklandığını hatırlatarak, “AKP’nin TBMM’deki çoğunluğu itibariyle, Gül’ün cumhurbaşkanı olacağı kesin görülmektedir. Bu Cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyoruz’’ dedi.

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ise yazılı açıklamasında partisini kurulduğu günden bu yana cumhurbaşkanını halkın seçmesi gerektiğini savunduğunu belirterek, cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesi halinde, milletin iradesinin doğrudan yansıyacağını, ancak bugün geçerli olan Anayasa’ya göre cumhurbaşkanını seçme yetkisinin TBMM’de olduğunu hatırlattı. Yazıcıoğlu, Gül’ün adaylığı için de ‘’Vatana ve millete hayırlı olsun’’ dedi.

/ ANKARA

25.04.2007


 

Seçim takvimi belirlendi

TBMM Başkanı Bülent Arınç başkanlığında toplanan Danışma Kurulu, cumhurbaşkanı seçim turlarının takvimini belirledi. Cumhurbaşkanı adaylığı başvurusunun 25 Nisan saat 24.00’te sona ermesinin ardından, seçimin ilk turu 27 Nisan Cuma günü yapılacak. 2 Mayıs Çarşamba günü yapılacak 2. turda cumhurbaşkanı seçilememesi halinde, 3. tur oylamaya geçilecek.

Arınç’ın başkanlığında yapılan Danışma Kuruluna, AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ile Anavatan Partisi Grup Başkanvekili Muzaffer Kurtulmuşoğlu katıldı. Danışma Kurulu sonrası açıklama yapan Arınç, cumhurbaşkanı seçimi turlarının takvimi konusunda anlaşma sağlandığını bildirdi. Buna göre, cumhurbaşkanı adaylığı başvurusunun 25 Nisan saat 24.00’te sona ermesinin ardından, seçimin ilk turu 27 Nisan Cuma günü yapılacak. 2 Mayıs Çarşamba günü yapılacak 2. turda cumhurbaşkanı seçilememesi halinde, 3. tur oylamaya geçilecek.

3. tur 9 Mayıs Çarşamba, son tur da 15 Mayıs Salı günü yapılacak. Genel Kurul, her seçim turunda saat 15.00’te açılacak. Cumhurbaşkanı seçimi tamamlanıncaya kadar, Genel Kurulda Başkanlığın sunuşları hariç başka bir konu gündeme alınmayacak. Bu süre tamamlanıncaya kadar TBMM’de yasama çalışması yapılmayacak. Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde parti gruplarının toplanıp toplanmayacağına ilişkin soruyu cevaplandıran Arınç, ‘’Daha önce iki grup başkanvekiliyle konuyu görüştük. Yasama çalışmaları yapılmayacağına göre, durumun nezaketine göre partiler tavır alacak. Grup toplantılarının yapılıp yapılmayacağı, partilerin anlayışına bırakıldı’’ diye konuştu. Arınç, cumhurbaşkanı seçim turları tamamlandıktan sonra seçilecek cumhurbaşkanı için 16 Mayısta Genel Kurulda ant içme töreni yapılacağını bildirdi.

/ ANKARA

25.04.2007


 

Şahin: Kimse eşlerimizin kıyafetleriyle uğraşmasın

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, “Bizim eşlerimizin kılık kıyafeti ile kimse uğraşmasın.Çok ayıp oluyor bu çağda bu tartışmaların olması “ dedi.

Şahin, Dışişleri ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığının açıklanmasının ardından AKP Grup salonunda basın mensuplarının sorularını cevapladı. Şahin, eşi başörtülü birisinin Cumhurbaşkanı olmasıyla ilgili bir soruya ise Şahin, “Türkiye’de yasalar belidir. Kimin hangi yerde hangi kiyafetle olacağı belirlenmiştir. Bizim eşlerimizin kılık kıyafeti ile kimse uğraşmasın. Çok ayıp oluyor bu çağda bu tartışmaların olması “dedi.

Şahin, Abdullah Gül’ün her görevi en iyi şekilde yerine getirdiğinin en yakın canlı tanıklarından birisi olduğunu belirterek, “Eğer TBMM kendisini Cumhurbaşkanı olarak seçerse, seçeciğine inanıyorum. Cumhurbaşkanlığı görevini en iyi şekilde yerine getireceğine yürekten inanıyorum. Tarafsız, Anayasa’da ifadesini bulan şartlar içerisinde bu görevini bu şartlar içeresinde görevini milletimize, devletimize layık şekilmde yerine getireceğine inanıyorum. Şimdiden kendisine başarılar diliyorum” diye konuştu.

/ ANKARA

25.04.2007


 

Belirsizliğin bittiği gün

Türkiye nihayet beklenen adayı öğrendi. Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanı adaylarının Dışişleri Bakanı Abdullah Gül olduğunu açıkladı. Böylece belirsizlik sona erdi.

• Daha bir gece önce TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın ev sahipliğini yaptığı 23 Nisan resepsiyonunda bile bir çok isim konuşuluyordu. Ancak Arınç’ın Başbakanla görüşmesinden sonra “Ben adayı bugün öğrendim. Adayı biliyorum. İçim rahat” sözleri Erdoğan ve Gül’den birinin aday olacağı beklentisini kuvvetlendirdi.

• Zira Arınç’ın bu iki isim dışında, kulislerde dolaşan isimlere karşı tavır takındığı, üçüncü bir ismin adaylığına karşı kendisinin de aday olacağı konusunda net ve açık bir rezervi vardı.

• Dün Meclis’te her zamankinden farklı bir hava vardı. Adayın açıklanacağı beklentisi yüksekti. Meclis bahçesinde tv’lerin canlı yayın araçları sıralanmıştı. Ayrıca 23 Nisan dolayısıyla Meclisi gezmeye gelen ilköğretim öğrencileri de yoğunluğa katkı sağlamıştı.

• Medya dün Meclise olağanüstü ilgi gösterdi. İstanbul gazetecileri de Meclis koridorlarında yerlerini aldı.

• AKP MYK’nın olağanüstü toplanması, ismin açıklanacağı yönünde büyük bir işaret olarak algılandı. Nitekim saat 11’de başlayacak olan grup toplantısının girişi ana baba gününü andırıyordu. MYK’dan çıkan isimlerin etrafı hemen gazetecilerle çevrildi. Ve Erdoğan’ın açıklamasından önce Abdullah Gül isminin belirlendiği gazetecilere fısıldandı.

• Konuşmasına “tarihî toplantı” yaptıklarını söyleyerek başlayan Erdoğan’ın bir gün önce Meclis genel kurulunda Baykal’ın sert ve ortamı geren açıklamasına gönderme yapması ayakta alkışlandı.

• Bu arada gazetecilerin gözü, kameraların objektifi Abdullah Gül’ün üzerindeydi. Gerçekten de Gül’de büyük bir heyecan olduğu çok rahat bir şekilde gözlenebiliyordu. Gül, sık sık su içiyor, yerinde duramıyordu.

• Erdoğan’ın konuşması uzadıkça heyecan zirveye çıktı. Konuşmanın sonunda daha isim zikredilmeden başta kürsünün önündeki foto muhabirleri olmak üzere herkes Abdullah Gül’e yöneldi. Flaşlar Gül’ün üstüne patlamaya başladı.

• Erdoğan’ın konuşması bazı milletvekillerini ağlatırken Gül’ün ismini açıklaması müthiş bir alkışa yol açtı. Erdoğan, Gül’ü, “11. Cumhurbaşkanı adayı bugüne kadar birlikte yürüdüğümüz Abdullah Gül kardeşimizdir. Adalet terazisini hakkaniyetle tutan bir cumhurbaşkanı olacaktır. Gerekli bütün vasıflara haiz, kamuoyu ve yüce Meclis’te genel kabul görecek, Cumhuriyet’i ve demokrasiyi güçlendirecek bir isim” sözleriyle açıkladı.

• Bu sırada bir kişi ön sırada oturan Gül’e doğru koştu. Bir anda ne oluyoruz diye kısa bir süreli telâşın ardından bu kişinin Diyarbakır Milletvekili Fehmi Uyanık olduğu anlaşıldı.

• Dakikalarca süren alkış ve tezahüratlar eşliğinden sonra Erdoğan, Gül’ü yanına çağırdı ve birbirlerine sarıldılar. Daha sonra kürsüde beraberce tebrikleri kabul ettiler.

•Tebrikler sırasında isimleri öne çıkan Abdüllatif Şener ve Vecdi Gönül diğer milletvekillerinin aksine sıraya girerek değil Erdoğan ve Gül’ün yanına giderek ikiliyi tebrik ettiler. Bazı milletvekillerinin Vecdi Gönül’ün de elini sıkma istekleri, Gönül tarafından “tokalaşmam” diyerek geri çevrilmesi anlaşılamadı.

• Cumhurbaşkanlığı adayının açıklanması Avea reklâmlarında olduğu gibi piyasalar başta olmak üzere büyük bir kesime “oh be!” dedirtti. Özellikle Abdullah Gül’ün makul bir isim olarak karşılanması şansını arttırdı.

• 11. Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül, daha sonra adaylık başvurusunu yapmak için TBMM Başkanlığına resmen müracaat etti.

• Bu arada TBMM Danışma Kurulu, cumhurbaşkanı seçim turlarının tarihlerini de belirledi. Buna göre, seçimin ilk turu 27 Nisan Cuma, 2. turu 2 Mayıs Çarşamba 3. turu 9 Mayıs Çarşamba son tur ise 15 Mayıs Salı günü yapılacak.

• Eğer ANAVATAN’la anlaşma sağlanırsa Gül ilk turda cumhurbaşkanı olacak ve daha sonra genel seçimlerin öne alınması tartışmaları başlayacak.

Kemal BENEK

25.04.2007


 

Tuncay Özkan’a soruşturma

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Tuncay Özkan hakkında “kamu görevlisine hakaret” suçundan soruşturma başlattı. Soruşturma Özkan’ın, “Cumhuriyet Mitingi”nde yaptığı konuşmada, “Erdoğan’ın onur, şeref ve saygınlığını rencide eden haksız ve hukuka aykırı ifadelere yer verdiği” gerekçesiyle açıldı.

Alınan bilgiye göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatlarının gazeteci Özkan hakkında, 14 Nisan Cumartesi günü düzenlenen ‘’Cumhuriyet Mitingi’’nde yaptığı konuşma üzerine suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu dilekçesini inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçlarını Soruşturma Bürosu Savcısı Nadi Türkaslan, Özkan hakkında TCK’nın 125/3. maddesinde düzenlenen ‘’kamu görevlisine hakaret’’ suçundan soruşturma başlattı. Erdoğan’ın avukatları Fatih Şahin ve Muammer Cemaloğlu tarafından hazırlanan suç duyurusu dilekçesinde, Özkan’ın, ‘’Cumhuriyet Mitingi’’nde yaptığı konuşmada, ‘’Erdoğan’ın, onur, şeref ve saygınlığını rencide eden haksız ve hukuka aykırı ifadelere yer verdiği’’ iddia edilmişti. Suç duyurusu dilekçesinde, söz konusu konuşmada şu ifadelerin yer aldığı aktarıldı:

‘’Ben nasıl bir cumhurbaşkanı istiyorum onu söyleyeyim gideyim mi aranızdan? Ben kalpazanlıktan dosyası olan cumhurbaşkanı istiyorum. Ben hırsızlıktan sabıkalı bir cumhurbaşkanı istiyorum. Ben oğlunun sünnetinde topladığı paralarla geçinip sonra 5 yıl içerisinde 3 milyon dolara gemi alan 5 milyon liraya 5 tane villa alan bir cumhurbaşkanı istiyorum...’’

Dilekçede, söz konusu ifadelerin eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı belirtilerek, Özkan’ın TCK’nın 125. maddesinde düzenlenen ‘’hakaret’’ suçundan cezalandırılması istenmişti.

/ ANKARA

25.04.2007


 

Türkiye’den Ermeni atağı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ermenistan yönetimine 2005 yılında yapılan, 1915 yılındaki olayları Türk ve Ermeni tarihçilerinden oluşan ortak bir komisyonunun incelemesiyle ilgili teklifi dün ABD’nin en önemli gazetelerinde tam sayfa ilan olarak, “Haydi 1915’de olanlarla ilgili gerçeği birlikte ortaya çıkaralım” başlığıyla verildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ermenistan yönetimine 2005 yılında yapılan, 1915 yılındaki olayları Türk ve Ermeni tarihçilerinden oluşan ortak bir komisyonunun incelemesiyleilgili teklifi bugün ABD’nin en önemli gazetelerinde tam sayfa ilan olarak verildi.

Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği tarafından verilen ilan, bugün New York Times, Washington Times, Los Angeles Times, International Herald Tribune gazetesinin ABD ve Avrupa baskıları ile ABD Kongre çevrelerinin gazetesi Roll Call’da yayınlandı.

“Haydi 1915’de olanlarla ilgili gerçeği birlikte ortaya çıkaralım” başlığıyla çıkan ilanda, Türkiye’nin Ermenistan’ı tarihi gerçekleri birlikte incelemeye ve araştırmaya davet ettiği, bu amaçla Türkiye’nin“Ortak Tarihçiler Komisyonu” kurulmasını Ermenistan’a teklif ettiği hatırlatıldı. İlanda ayrıca kurulması teklif edilen bu komisyonun üçüncü taraflara da açık olmasının öngörüldüğü ifade edildi.

Türkiye’nin tüm arşivlerinin açık olduğu ve arşivlerine ulaşılması konusunda garanti verdiğinin vurgulandığı ilanda, “Biz geçmişimizle ilgili gerçeklerle yüzleşebiliriz ve Ermeniler’i de aynı şeyi yapmayadavet ediyoruz” denildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 Nisan 2005 tarihinde Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan ve Ermeni halkına “1915 yılında olan olayları araştırmak üzere Türk ve Ermeni tarihçilerden ve diğer uzmanlardan oluşanortak bir komisyon kurmayı ve bu amaçla yalnızca Türkiye’de ve Ermenistan’daki arşivleri değil, ilgili üçüncü ülkelerin arşivlerini de kullanmaya ve bulunan gerçekleri uluslararası kamuoyuyla paylaşmaya çağırdığı” hatırlatıldı.

Başbakan Erdoğan’ın “Ülkelerimizin liderleri olarak ana görevimiz gelecek kuşaklara hoşgörünün ve karşılıklı saygının hüküm sürdüğü barışçıl ve dostluk üzerine kurulu bir gelecek bırakmaktır” sözleri ilanda yer aldı.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün de 28 Mart 2007 tarihinde Başbakan Erdoğan’ın yaptığı bu teklifi tekrar teyit ederek, “Ermenistan’dan bu ortak komisyonun kurulmasını ve komisyonun varacağısonuçları kabul ettiğine dair olumlu bir yanıt almayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dediği ve bu kapsamda Gül’ün ABD dahil üçüncü ülkeleri, bu komisyonda çalışacak ve bu trajik olayların aydınlatılması için ciddiyetleçalışacak bilim adamları seçilmesi konusunda katkıda bulunmaya davet ettiği hatırlatıldı.

“Tarihi olaylarla ilgili kanun çıkarmaya yönelik çabaları değil, tarihi inceleme amacı taşıyan çabaları destekleyin” denilen ilanda, ayrıca ABD Başkanı George W. Bush’un Başbakan Erdoğan’nın ortak tarihçiler komisyonukurulması teklifinin Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkiler açısından önemli olduğuna dair yaptığı açıklama da yer aldı.

ABD Başkanı Bush’un yanısıra Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, eski ABD başkanı Bill Clinton ve Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II’nin 1915 olaylarının ancak iki taraf ve iki tarafın tarihçileri tarafından tartışılabileceğini ve bir çözüme kavuşturabileceğini belirten açıklamalarına da ilanda yer verildi.

25.04.2007


 

Kapadokya faciasında bir acı daha

İzmir Zafer İlköğretim Okulu öğrencilerini Kapadokya gezisine götüren yolcu otobüsünün Aksaray’da yaptığı kazada hayatını kaybedenlerin sayısı 34’e çıktı. Kayseri’de tedavisi süren 2 kişiden Begüm Güler adındaki 8 yaşındaki çocuk kurtarılamadı.

Beyin Cerrahi Servisi yoğun bakım ünitesinde tedavi altında bulunan Begüm

Güler (8), kurtarılamadı. Güler’in cenazesi ailesine teslim edilerek uçakla

İstanbul aktarmalı olarak İzmir’e gönderildi.

Kazada yaralanan Berfin Açan’ın (8) ise halen beyin cerrahi servisi yoğun

bakım ünitesinde tedavisi sürüyor. Berfin’in sağlık durumumun iyiye gittiği

belirtildi.

İzmir Zafer İlköğretim Okulu öğrencilerini Kapadokya gezisine götüren yolcu

otobüsünün, Aksaray’ın Eskil ilçesi Bozcamahmut köyü yakınlarında kamyonla

çarpışması sonucu çoğunluğu öğrenci 33 kişi yaşamını yitirmişti.

25.04.2007


 

Kur’ân ve Sünnet bizi irşad ediyor

Uluslararası Kutlu Doğum Sempozyumu’na Pakistan’dan katılan araştırmacı-yazar Amatullah Armstrong Chishti, Peygamberimizi (asm) “mutlak güzelliğin elçisi” olarak tanımlarken, Mısır’dan gelen Prof. Dr. Salah Abd-al Motaal ise, “Hayatta en hakikî mürşid Sünnet ve Kur’ân’dır” diye konuştu.

İslâm Dünyası STK’ları Birliği tarafından birincisi düzenlenen Kutlu Doğum Sempozyumu, dünyanın birçok yerinden ilim adamı, kanaat önderleri ve akademisyenlerin de katılımıyla “Dünya onu (asm) Konuşuyor” sloganı ile 22 Nisan Pazar günü Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı.

Sempozyum, iki bölüm halinde toplam 4 oturum şeklinde gerçekleşti. Doç. Dr. Ahmet Yıldırım’ın başkanlığını yaptığı 1. oturumda, “Müslümanların Peygamber Tasavvuru” konusuyla Diyarbakır Dicle Üniv. İlahiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. H. Musa Bağcı; “Hz. Muhammed’in (asm) Şiddete Bakış Açısı” konusuyla Prof. Dr. Ahmet Ağırakça tebliğde bulundular.

Kahve arasının ardından öğleden önceki 2. oturumun başkanlığını Prof. Dr. Mehmet Akkuş yaptı. İlk tebliği “Günümüz Kadınlarının Hz. Muhammed’e (asm) Bakış Açıları” konusu ile Ankara Üniversitesi İlahiyat Fak. Din Sosyolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. İhsan Toker sundu. İkinci tebliği ise, İran’dan IPIS Uluslararası ilişkiler Baş Danışmanı Zarrin Shajari, “Kur’ân ve Hz. Peygamberin (asm) Sünneti Işığında Adalet Kavramı” konusuyla gerçekleştirdi. Suriye’den katılan Dr. Murat Mawlawi ise “Mevlânâ’nın Gözüyle Hz. Muhammed (asm)” konulu tebliğiyle sempozyuma katıldı.

Yemek ve namaz arasından sonra saat 14.50’de başlayan 3. oturumun başkanlığını Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı yaptı. Üçüncü oturumun ilk tebliğini, “Tasavvufi Yaklaşımda Hz. Peygamber (asm) Tasavvuru” konusuyla Pakistan’dan katılan araştırmacı-yazar Amatullah Armstrong Chishti; ikinci tebliği ise, “Çağımızda Sünneti Yaşamak” konusuyla Mısır İskenderiye Üniversitesi Sosyoloji Kürsüsü’nden Prof. Dr. Salah Abd-al Motaal sundu. Dördüncü ve son oturumun başkanlığını ise Prof. Dr. Yasin Aktay yaptı. Oturumun ilk tebliğini “Amina Hatun Muhammed Ânesi: Mevlid Ve Anneliğin İnşası” konusuyla Balıkesir Üniv. Sosyoloji Kürsüsü’nden Doç. Dr. Vehbi Başer gerçekleştirdi. İkinci ve son olarak ise, ABD’den Muhtedi Hıristiyan Din Adamı Yusuf Estes “Batı Dünyasında Hz. Muhammed (asm) Algısı” konusundaki tebliğiyle söz aldı.

MUTLAK GÜZELLİĞİN ELÇİSİ

Pakistan’dan katılan araştırmacı-yazar Amatullah Armstrong Chishti konuşmasına, “Kendimi İslâm’dan bahsetmeye lâyık görmezken, O’nu nasıl anlatabilirim” sözleriyle başladı ve Peygamberimizi “mutlak güzelliğin elçisi” olarak tanımladı.

Amatullah Armstrong Chishti konuşmasında, “Gerçek bilgi İslâmın kendisindedir. İnsan, ancak Allah’a kendisini teslim etmekle ilme ulaşabilir. Allah ki, güzelliğin kendisidir, Peygamberimiz O’nun elçisidir, Allah’ı anlatmak için gönderilmiştir” dedi. 20 yıldır Müslüman olan Amatullah Armstrong Chishti konuşmasında, “Resul, biz uyurken gelmiş ve bizi hayata döndürmüştür. İnsan, kendisini Yaratana doğru yönelmelidir. Bu çağrıyı da bize Allah’ın Elçisi Peygamberimiz yapıyor” diye konuştu.

“HAYATTA EN HAKİKî MÜRŞİD

SÜNNET VE KUR’ÂN’DIR”

“Çağımızda Sünneti Yaşamak” konusuyla Mısır’dan katılan Prof. Dr. Salah Abd-al Motaal ise “Sünnetin ilkelerini ne kadar yaşıyoruz, hayatımızda ne kadar gösterebiliyoruz ve insanlara ne kadar örnek oluyoruz?” sorularıyla sözlerine başladı. Prof. Dr. Motaal, “Sünnet mükemmel bir refah sunmaktadır; insana, Allah ve kâinat arasındaki bir alâkadan bahseder ve bu ilişki çerçevesinde bir algılayış sunar” dedi.

“Batıdaki insanlara Kur’ân öğretmek yerine, öncelikle Peygamberimizi anlatmalıyız, onu tanıtmalıyız” diyen Prof. Dr. Motaal, “Kur’ân ve Sünnet bizi irşad ediyor, hayatta en hakikî mürşid Sünnet ve Kur’ân’dır, her insan ve Müslüman irşad vazifesinden sorumludur. Kur’ân’ın öğretilerine tabi olmamız gerekiyor, tüm o öğretilerin hayata aksetmesi gerekiyor. Sünneti bir bütün olarak Müslümanın hayatına yansıtması lâzım. Çünkü ibadet sadece namaz kılıp oruç tutmak demek değildir” diye konuştu.

“Sünnet nedir?” diye soran Prof. Dr. Motaal, cevabını da şöyle verdi; “Hz. Aişe validemiz, kendisine Peygamberimiz nasıl biriydi diye soran Sahabelere; ‘Siz hiç Kur’ân okumadınız mı?’ diyor. İşte Sünnet, Müslüman hayatının panoramasını gösteriyor. Allah ile olan ilişkisini ortaya koyuyor.” Prof. Dr. Motaal, Sünnetin hayata geçirilmesiyle birlikte kavgaların, sosyal çatışmaların biteceğini; psikolojik olarak diğer insanlarla eşit olduğumuzu hissettiğimiz zaman toplumsal barışın ortaya çıkacağını ifade etti ve “İnsan yeryüzünün halifesi ise, yeryüzünü düzeltmekle sorumludur, bu da ancak Kur’ân ve Sünnete tâbi olmakla olur” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

“SÜNNETİ, YAŞAYARAK YAYMALIYIZ”

Sempozyumun son konuşmacısı ABD’den teşrif eden Texas’lı Yusuf Estes sevecen, sıcak kanlı duruşu ve hareketleriyle dikkatleri üzerine topladı. 16 yıl önce Müslüman olan Estes, konuşmasına Kelime-i Şehadet getirerek başladı. “Eğer bir kişi aklını kullanmak isterse, Muhammed’i (asm) takip etmelidir” diyen Estes, “On altı yıl önce Hıristiyanlığı ve İncil’i terk ettim. Ama tek bir şeyi terk etmek zorunda değildim, Allah’ı. Ve tabiî ki Hz. İsa’yı” şeklinde konuştu. Yusuf Estes, dünya hayatının Mü’minler için bir imtihan meydanı ve bir zindan hükmünde olduğunu; bu zindanda uyulması gereken kurallar bulunduğunu ifade ederek, haram ve helâlin uygulanması gerektiğini ortaya koydu.

“Biz bugünlerde çok hata yapıyoruz kardeşlerim” diyen Estes, “Bugün Müslümanlar olarak, insanlık olarak niye problemlerimiz var” sorusuna şöyle cevap verdi: “Bu dine ait olmayan yeni bid’atlar çıkardık. Allah’ı anmaktan kendimizi alıkoyduk, peki o zaman diğer din mensuplarından ne farkımız kaldı?”

Yusuf Estes Peygamberimize ve Müslümanlara karşı Batı’da ortaya çıkan olaylardan, biz Müslümanların sorumlu olduğunu; Peygamberimizi, O’nun evrenselliğini, insanlığa mesajını, diğer peygamberleri içine alan bakışını tam olarak aktaramadığımızı ifade etti. Bunun ancak Sünnet’i yaşayarak mümkün olacağını ifade eden Estes; “Dünyanın peşinde koşmaktan çok daha önemli olan Peygamberi anlatma vazifesini hakkıyla yerine getirmeliyiz” dedi.

Yusuf Estes konuşmasını şu sözlerle tamamladı; “Lütfen kardeşlerim, bu dünya Mü’minin zindanıdır, bunu anlamış olmalıyız. Hz. Yunus’un (as) zindanı neydi? Bir balık onu yutmuştu ve çok korkmuştu Hz. Yunus. O’nun hapishanesi O’nu sıkıştırıyordu gittikçe. Ve şöyle duâ etmişti, ‘Senden başka İlâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.’ Bizlerin de duâsı bu olmalı işte, ‘La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin.’”

* “Bizler, hakikî İslâmiyet’i ve İslâmiyet’e lâyık

doğruluğu ef’alimizle izhar etsek (fiillerimizle göstersek), başka milletlerden insanlar fevc fevc (akın akın) İslâmiyet’e tâbi olacaklar” mealindeki sözüyle Bediüzzaman Said Nursî, sempozyuma

manen katılan bir İslâm âlimiydi hiç şüphesiz...

Tuba Nur ARICAN / İSTANBUL

25.04.2007


 

Özürlüler acı çekiyor

İstanbul İl Özel İdaresi ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi, özürlülerin özellikle ulaşımda yaşadıkları sorunları uluslararası bir konferansla gündeme taşıdı. Toplantıda konuşan görme engelli İstanbul Milletvekili Lokman Ayva, toplumun özürlülere yaklaşımındaki yanlışlara dikkat çekerken, özürlülere dair üretilen çözümlerin sorunlu olduğunu dile getirdi.

Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilen “Uluslararası Ulaşılabilir Konferansı”nda söz alan Lokman Ayva, Türkiye’de özürlülerle ilgili dernekler, vakıflar, yerel yönetimlerde özürlülerle ilgili birimler bulunmasına rağmen bu konuda bir arpa boyu yol gidilemediğini söyleyerek, “Acaba özürlülerin sorunları çözümsüz mü? Yoksa özürlülerin sorunları için üretilen çözümler mi sorunlu? Benim acizane yapabildiğim gözlemlerim neticesinde çözümlerin sakat olduğu anlaşılıyor. Yani özürlü körlüğü sebebiyle sorunlar çözülemiyor” şeklinde konuştu.

Şartların özürlülere uygun olmaması sebebiyle özürlülerin acı çektiğini belirten Ayva, bunun, özürlü körlüğünün birinci göstergesi olduğunu ve sistemin özürlüleri kapsar hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Birilerinin, ileride sakat olması korkusuyla özürlülerin haklarını gözetiyor olmasının da özürlü körlüğünün ikinci özelliği olduğunu anlatan Ayva, “Özürlü körlüğünün üçüncü şekli de, özürlülerin kendilerini veya ailelerin özürlü yakınlarını olduğu gibi değil de başkalarının gözüyle algılamasıdır. Meselâ, öğrenmişlerdir, özürlüler acizdir. Problemleri doğru tespit ederek sorunları iyileştirmek için bu körlükleri düzeltmemiz lâzım” dedi.

Konferansta, toplu taşıma araçlarının özürlülere göre düzenlenmesinin önemi hakkında bir konuşma yapan A&M Danışmanlık yetkilisi Ad Van Herk, “Yaşlı, çocuklu, hamile insanları da düşünürsek toplumun yüzde 40’ı için erişilebilirlik önemli” dedi. Toplu taşıma araçlarında eğilme özelliğine sahip olma gibi özelliklerin, istasyonlarda asansörlerin bulunması ve bunlara dair herkesin işitebileceği, okuyabileceği bilgiler olması gerektiğini anlatan Herk, “Erişilebilirlik kaliteyi geliştirmekle eşdeğerdir” dedi. Herk, erişilebilir özelliğe sahip araçların diğerleriyle arasında çok fazla fiyat farkı kalmadığına ve AB’de olduğu gibi Türkiye’de de 2008’den itibaren araçlarda erişilebilirlik şartı aranacağına da dikkat çekti. ABD Arizona Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Sandi Rosenbloom ise, dünya genelinde giderek yaşlı nüfusun arttığını ve bu kişiler için de erişilebilirliğin dikkate alınması gerektiğini anlattı.

Naciye KAYNAK / İSTANBUL

25.04.2007


 

Tarihimizle yüzleşemeyeceğimiz hiçbir şey yok

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürü Yusuf Sarınay, Türkiye’nin tarihiyle yüzleşemeyeceği hiçbir konu olmadığını, ancak tarihin irdelenmesinden başka ülkelerin rahatsız olabileceklerini söyledi.

Sarınay, Almanya’nın başşehri Berlin’deki Türkevinde ‘’Devlet Arşivleri ve Ermeni Sorunu’’ konulu konferans verdi ve katılımcıların sorularını cevaplandırdı. Ermeni soykırımıyla ilgili iddiaların tümünün asılsız olduğunu, bunun Osmanlı arşivlerindeki 135 milyon belge arasından konuyla ilgili yaklaşık bir milyon belgede açık bir şekilde görülebildiğini belirten Sarınay, ‘’Tarihimizle yüzleşemeyeceğimiz hiçbir şey yok, çıkartacağımız hesaplardan başkaları rahatsız olur mu, onu bilemem’’ dedi.

Anadolu’daki Ermeni isyanlarının İngiltere ve Fransa’nın da desteğiyle 1878 yılında başladığını, Ermenilere İngiliz ve Fransız üniformaları giydirildiğini ve Ermeni çetelerin yüzbinlerce Türk’ü öldürmesi üzerine Osmanlı devletinin tehcir kararı aldığını anlatan Sarınay, Osmanlı hükümetinin Ermenilerin mal varlıklarının korunması, yol güvenliği, kendilerine içecek ve yiyecek sağlanması gibi konularda bile genelgeler çıkardığına ilişkin belgeler bulunduğunu ifade etti. Bununla birlikte, Ermeni çetelerin saldırılarına karşı tehcir edilen Ermenilere yönelik intikam saldırıları olduğunu kaydeden Sarınay, Osmanlı devletinin bu durumda da adaletli davranarak, görevini ihmal eden ve olaylara karışan görevlileri bizzat yargıladığını söyledi. Sarınay, kurulan gezgin soruşturma komisyonlarıyla olayların tespit edildiğini, yargılanan 1673 görevliden 528’inin güvenlik, 170’inin kamu görevlisi olduğunu, bu kişilerden 67’sinin idam edildiğini ve 500’den fazla kişinin hapse atıldığını kaydetti.

/ BERLİN

25.04.2007


 

Arkın: Alkol affetmez

Türk sinemasının ünlü aktörü Cüneyt Arkın, TV’lerdeki dizi ve filmlerde içilen sigara ile alkolün gençlerin kafasında ‘içilebilirliği, olabilirliği’ imajı oluşturduğunu söyledi. Arkın, “Maalesef gazete ve televizyonlar bu işe pek dikkat etmiyor” dedi.

Bir işadamının daveti üzerine Adana’ya gelen Arkın, soruları cevapladı. Alkol bağımlısı olmuş; fakat bunu bırakmaya çalışan kimi sevenlerinin zaman zaman kendisini arayarak filmlerdeki alkol götüntülerinden yakındığının altını çizen Arkın, “Alkolden biraz sıyırdığımız insanlar var. Geçen onlardan biri beni özel telefonumdan arıyarak, ‘Abi şu kanaldaki aktör öyle özendirici içki içiyor ki, canım içki istiyor. Ne yapayım?’ Bu bir andır. Vücut delice ister. O zamanı geçirmek çok önemlidir. Nasihat ettim. Faydalı olmuştur” açıklamasını yaptı.

Alkolle genellikle, “Bir bardaktan bir şey olmaz” diye başlanıldığını vurgulayan Arkın, 15 yıldır ülke genelinde bu yönde verdiği mücadelenin geometrik bir şekilde gelişerek etkili neticeler alındığına işaret etti. Arkın, gerçekleştirdiği faaliyetler sonunda gençler tarafından uyuşturucu ve alkole karşı 30 yakın dernek kurduğunu bildirdi.

Kendisinin de bir dönem alkol kullandığını hatırlatan Arkın, “Evet alkol aldım. Devam etseydim, ya ölürdüm veya çıldırırdım. Çünkü alkol afetmez. (Nayır) Tedavi olmadım. Buna vaktim olmadı. Alkolü önünüze koyup, ‘Allah bana senden daha güçlü bir irade vermiştir. Ben seni yeneceğim.’ diyeceksin.” şeklinde konuştu.

/ ADANA

25.04.2007


 

ITC, 12. yaşını Ankara’da kutlayacak

Irak Türkmen Cephesi (ITC) 12. kuruluş yıl dönümünü çeşitli etkinliklerle kutluyor. Kutlamalar kapsamında 28 Nisan Cumartesi günü Ankara’da miting düzenlenecek.

ITC’den yapılan açıklamaya göre, 21 Nisanda başlayan kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında 28 Nisan Cumartesi günü Tandoğan Meydanında miting gerçekleştirilecek. Sivil toplum kuruluşlarının da katılacağı miting, saat 13.00’de başlayacak. Aynı gün, Anatolia Gösteri Merkezi’nde bir konser düzenlenecek. 27 Nisan Cuma günü de Ankara Ticaret Odası salonunda Türkmen sanatçıların eserlerinden oluşan karma resim sergisinin açılışı yapılacak.

Serginin ardından aynı salonda ‘’Irak Türkleri Kültür ve Sanat Değerleri’’ konulu panel gerçekleştirilecek.

/ ANKARA

25.04.2007


 

Zehirlenme şüphesi

Van’ın Çaldıran ilçesinde 1 çocuğun ölümüne, 72 kişinin de hastalanmasına sebep olan hastalığın ardından taşımalı sistemle eğitim verilen Çubuklu köyündeki okulda eğitime ara verildiği bildirildi.

Van Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, 8 yaşındaki Heybetullah Koçeroğlu’nun yüksek ateş, bulantı ve kusma şikâyetleriyle 22 Nisanda Çubuklu köyünden Çaldıran’a getirildiği sırada öldüğü hatırlatıldı. Açıklamada, köydeki diğer çocuklarda da benzer şikâyetlerin artması üzerine Çubuklu köyüne sağlık müdür yardımcısıyla birlikte 1 çocuk uzmanı, 1 halk sağlığı uzmanı ve 1 pratisyen hekimden oluşan 4 kişilik ekip gönderildiği belirtildi. Köydeki sağlık ekibinin yaptığı ön muayeneden sonra ateş, bulantı ve konjiktivadan kızarma şikâyeti olan hastaların Muradiye Devlet Hastahanesi ile Van Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastahanesine yönlendirildiğinin belirtildiği açıklamada, Van’da 72 hastanın tedavilerinin devam ettiği, bunlar arasında sağlık durumu ağır olan hasta bulunmadığı ifade edildi.

/ VAN

25.04.2007


 

Sürücü kurslarına baskın

İstanbul’da, 25 sınav salonu ve 17 sürücü kursuna düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan 106 kişi adliyeye sevk edildi.

İstanbul’un çeşitli semtlerinde bulunan bazı sürücü kurslarında, sahte belgelerle ehliyet verildiği ve ehliyet imtihanlarına gerçek kişilerin yerine başkalarının girdiği yönünde ihbarları değerlendiren Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, bu kurslara yönelik çalışma başlattı. İl Jandarma Alay Komutanlığı ekiplerinin katılımıyla belirlenen 25 sınav salonu ve 17 sürücü kursuna yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonlarda kurs sahipleri ve idarecilerinin de aralarında bulunduğu 112 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlardan 6’sı emniyetteki sorgularının ardından serbest bırakıldı. 11’i kadın 106 kişi de çevik kuvvet otobüsleriyle Sultanahmet’teki İstanbul Adliyesi’ne gönderildi.

/ İSTANBUL

25.04.2007


 

Karayolundaki uçak şaşırttı

Samsun’da, 3 kişilik bir uçağın cipin arkasına takılarak taşınması görenleri şaşırttı. Samsun Havacılık Kulübü Üyesi Yusuf Kahvecioğlu, 3 kişilik uçağını cipin arkasına bağlayarak karayolunda taşıdı.

Samsun eski Havaalanı’nda bulunan 3 kişilik uçağı cipin arkasına bağlayarak Samsun-Sinop karayolundan 19 Mayıs ilçesi Engiz Havaalanı’na götürülmesi yolda ilginç görüntü oluşturdu. Karayolunda cipin arkasında seyir eden uçağı görenler şaşkınlığını gizleyemedi. Samsun-Sinop karayolunda 35 kilometre boyunca taşınarak Engiz Havaalanı’na götürülen uçağın kanatlarının yol kenarındaki araçlar veevlere çarpmaması için büyük çaba sarf edildi.

/ SAMSUN

25.04.2007


 

Adalar’ın doğalgaz rüyası gerçekleşti

Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden, denizden 9 bin 540 metre boru geçirilerek doğal gaza kavuşturulan Adalar’ın ‘’bir rüyasının’’ gerçekleştiğini belirterek, ‘’Doğal gaz, Adalar’ın sosyal ve ekonomik yapısını tamamen değiştirecek’’ dedi.

Açıklamalarda bulunan Özden, Türkiye’de ilk kez uygulanan bir sistemle Adalar’a doğal gazın getirildiğini ve geçen Şubat ayında kullanılmaya başlandığını bildirdi. Türkiye’de ilk kez deniz geçilerek doğal gaz verilmesi hizmetinin Adalar’da gerçekleştirildiğini belirten Özden, şöyle konuştu: ‘’Doğal gaz, Adalar’ın rüyasıydı. Yani bir deniz geçerek bir adaya doğal gaz getirmek ve yakmak, çok ciddî ve değişik bir olaydı. İGDAŞ için de çok önemli bir olaydı. İGDAŞ da burada bir ilki gerçekleştirdi. Yani denizi geçerek karşıdan, Dragos’tan Adalar’a doğal gazı getirdi.’’

/ İSTANBUL

25.04.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004