Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 08 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Kariyer

Her makasın kesemediği “ülfet” perdesi

Risâle-i Nur Enstitüsü Ankara Şubesinin düzenlediği "Risâle-i Nur'u Anlama Seminerlerinin konularından biri de "Risâle-i Nur'da Kavramlar" konulu seminerleri idi.

Birincisinde 17 kavramın açılımının yapıldığı programın ikincisinde üzerinde durulan kavramlar 33’ü buluyordu. İleride daha bir çok kavram açılımı yapılacaktır inşallah.

Her kavramın doğru anlaşılmasının önemi elbette büyüktür.. Prof. Dr. Mehmet Aybak'ın sunumunu yaptığı "Risâle-i Nur'da Kavramlar" seminerinde hatırımda kalan bir bölümü paylaşmak istiyorum. Dikkatimi çok çeken ifade etmekte zorlandığım bu "ülfet" konusu hakkında aldığım dersi paylaşmak istiyorum.

Ülfetin önemini anlayamamak da ülfetten kaynaklanıyor.

"Cehl-i mürekkebin hemşiresi, nazar-ı sathinin annesi" olarak veciz ifadesi ne kadar dikkatimizi çekiyor kendimizi sorgulamamız lâzımdır.

İnsanlar için en büyük ve tehlikeli hastalık bilmediğini bilmemesi ve kendisini bilir zannetmesidir. Cehl-i mürekkep veya ultra cahillik durumu bu haldir.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri "….öyle okusalar anlamazlar, bilmezler ve kendilerini bilir zannederler" meâlinde dediği ilim etiket olarak ilim adamı sayılan insanlardır.

İlmi enaniyet sahibi, kendi sahasında ve belirli bir alanda derinlemesine vukufiyet kazananlar, detaylarda boğulduğu için hayatın diğer alanlarındaki cehaletinin farkına varmazlar.

Halbuki tefekkürün asıl olması gereken şekli; afakî konularda geniş dairede yüzeysel tefekkür, enfüsi konular denilen, yani nefis muhasebesi, öz eleştiride ise detaylara inmek gerekir. Derinlemesine kendimizi sorgulamak, sorular sormak….

Pozitif ilimle iştigal edenlerdeki ülfet perdesidir ki, bir zerrede, bir hücrede, canlılar, cansızlar, kâinattaki sistemi inceleyenler detaylarda boğulduklarından ve ülfet perdesinin kalınlığından o muazzam san’at eserinden San’atkârını göremiyorlar. Her bir zerreye bir ilâh sıfatı yükleyebilecek kadar cehalet kuyusunda boğuluyorlar.. Bu saçma yaklaşımlarına da "bilimsellik" kılıfına sarıyorlar.

Tıp, fizik, kimya gibi pozitif ilimlerle iştigal eden ve bu alanda muazzam keşifler yapan bilim adamlarının gafletini anlamakta hep zorlanmışımdır.

Evet "ülfet" perdesi gerçekten çok dayanıklı bir kumaştan dokunmaktadır. Her insan kendi ülfet perdesinin kumaşını kendisi dokumaktadır. Her makas kesemediği kumaştan dokunmuştur.

Risâle-i Nur ülfet perdesini kaldırmada en tesirli yöntem, en kuvvetli aydınlatan projeksiyondur.

Ülfet perdesi ile algılamanın kapalı olup olmama durumunun ayrımı "farkındalık" ve "şuurluluk" , "uyanıklık", hâlidir.

Bakmak ile görmek arasındaki fark gibi bir şeydir. Her gözü açık olan her şeyi görmez. Bakıyordur ama göremiyordur. Algılama, yorumlama, değerlendirme ve gerekiyorsa uygun tepki verme hali insanın farkındalık halidir. Bunun aksi "gaflet" halidir.

Ülfet ve gafletin en tehlikelisi de, "cehli mürekkebin hemşiresi "olarak tanımlanan şekli; bilmediğini bilmemek ve kendini bilir zannetmektir. Bu bölgeye ultra veya konta cehalet bölgesi denilir.

Adam tıp profesörü olup da insan denilen harika cihazın sadece fiziksel yönüne vakıf olup da Yaratıcıyı inkâr etse (Allah muhafaza) bundan daha büyük cehalet nasıl olabilir.

Risâle okuyanların da kendilerini ülfet perdesinden kurtuldukları zehabına kapılmaları da ülfet perdesi altında kalma durumudur. Bilhassa yıllardır Risâle okuyan bizim jenereasyon -kırk yaşların üzerindekilerde; Risâlelerin neresinde ne var biliyor olmanın getirdiği güven duygusu bile ülfet perdesi oluşturabilir. Elbette bu hal herkes için değildir.

Halbuki Risâle-i Nur'un özelliği, her yeni muhatap oluşumuzda uzaydan gelmiş ve bu metinleri ilk defa okuyor gibi pür dikkat ve merakla okunduğunda yeni açılımlar fark edilebiliyor. "Vay be!.... Sanki ilk defa farkına varıyorum" şeklinde hayret durumlarını yaşamışızdır.

Her an her yerde bu farkındalık şuuru canlı olmalı. Her gün her zaman rutin tekrar eden yaşama ve davranışları bilerek, düşünerek yapmak ülfet perdesini kaldırmanın basit ve etkili yöntemleridir.

Peygamberimiz (asm) "Gittiğin yoldan gelme farklı yoldan gel" Camide dahi deve alışkanlığı olan her zaman aynı yerde namaz kılma" meâlinde öğütleri önemli bir uyarıdır.

Risâle-i Nur Enstitüsünü tebrik ediyorum. Allah ülfetten ve gafletten muhafaza etsin.

dursunsivri@gmail.com

Dursun SİVRİ

08.09.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Başlıklar

  Beynin ana ve yabancı dil merkezleri

  Yalan acı verir

  Her makasın kesemediği “ülfet” perdesi

  Tanıtım faaliyetleri ve MAYES toplantılarına katılım


 Son Dakika Haberleri