Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 06 Kasım 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Pakistan darbesi ve biz

Maç izlerken gelen bir telefondan Pakistan’da darbeci Devlet Başkanı Pervez Müşerref’in yeni bir darbe gerçekleştirdiğini öğreniyoruz. (...) Kanallarda Pakistan’da Müşerref darbesiyle ilgili haberleri izlemeye başlıyoruz.

İlk gözümüze çarpan bizim Türk kanallarının Pakistan darbesine pek önem, bırakın önemi yer ve haber dahi vermedikleri gerçeği; Pakistan’daki yeni askeri darbeye yönelik bu ilgisizliğin nedeni bizim televizyon izleyecileri kesiminin dış politika konularına pek itibar etmemelerinden mi, yoksa Müşerref’in bu yaptığının artık kanımsanmaya başlamasından mı kaynaklandığını doğrusu kestiremiyoruz.

Otomatik olarak yabancı kanallara geçiyoruz ve özellikle BBC World’den süreci tüm detayları ile izlemeye başlıyoruz.

Darbeci Devlet Başkanı Pervez Müşerref ulusal bir kanaldan ‘ulusa sesleniş’ konuşması yapıyor ve Pakistan’ın içine düştüğü zor durumu, birilerinin Pakistan’ın ulusal bütünlüğüne kastettiğini, terör ve güvensizlik ortamının vatandaşları canlarından bezdirdiğini ve kötü niyetli basın organlarının bu ortamı kendi çıkarlarına hizmet için nasıl sömürdüklerini ve basının bu tavrının da ekoonmiye nasıl zarar verdiğini anlatıyor.

Biz de, sanırım urduca yapılan bu konuşmayı, BBC’den izliyoruz ve ekrandan altyazılarla darbeci generalin ne dediğini öğreniyoruz.

Darbeci general Müşerref’in ilk dikkatimi çeken yanı abartılı bir biçimde fönlenmiş saçlarının kendine verdiği o eski türk filmlerindeki Muzaffer Tema türü yaşlı kart çapkın görüntüsü.

Altyazıları izlerken de kendimi bir zaman ve mekan tünelinde hissediyorum zira Müşerref’in söyledikleri içerik ve üslup olarak bizim kuşağın çok iyi tanıdığı, bildiği argümanlar, sözler, ifadeler; Müşerref’in askerlik kariyerinin üç senesini Ankara’da geçirmiş olmasının bu üslup benzerliğinde katkısı nedir bilemiyorum.

Kendimi bir anda 12 Eylül günü ekran karşısına çakılan Türklerden biri olarak hissediyorum ama hakkını yemeyelim, Kenan Paşa’nın saçları bu kadar komik değildi.

Darbeci general Pervez Müşerref’in yaptığı vurgular, yeni darbesine meşruiyet kazandırmak için söyledikleri, bizim kuşağın çok yakından bildiği kalıplar.

Birazdan Müşerref nedendir bilinmez, urduca konuşmayı bırakıp ingilizceye dönüyor ve bu kez ‘deja vu’ olgusu daha da netleşiyor.

Müşerref’in söyledikleri, öyle 1980 gibi çok uzaklara gitmeye gerek yok, altı ay önceki e-muhtıra üslubuna da çok yakın.

BBC’yi birlikte izlediğimiz arkadaşlar zaman zaman Müşerref’in söylediklerine çok gülüyorlar, tuhaf buluyorlar ve ben de onları ‘ne çabuk da demokrasiye alıştınız da bu üsluba gülüyorsunuz’ diye uyarıyorum ve onlar da bana hak veriyorlar.

(...)

Yine BBC’ye dönüyoruz ve meselenin detayları ortaya çıkmaya başlıyor.

Pakistan’ın güvenliği, vatanın bölünmezliği, basının kötü niyetinin ekonomiye olumsuz etkisi, ‘önce vatan’ (evet aynen böyle söyledi, Pakistan comes first) ifadelerinin altında aslında bir gün sonra Yüksek Mahkeme’nin kendisinin üniformalı Devlet Başkanlığı konusunda vermesi beklenen kararının yattığı anlaşıldı ve ‘olağanüstü hal’ kararına onurlu bir direniş gösteren, başta Başyargıç Chaudri olmak üzere, tüm mahkeme üyeleri tutuklanıp bilinmeyen bir yere götürülüyorlar ve Mahkeme’nin başına da Müşerref’in çok güvendiği başka bir yargıç getiriliyor.

İnsanın ağzının torba olmadığı gibi, hafızası da değil, tutamıyorsunuz ve aklınıza bizde 12 Eylül sonrası yani Anayasa’nın iptali sonrası Evren’in elini öpmeye giden Anayasa Mahkemesi yargıçları geliyor.

Star, 5.11.2007

Eser KARAKAŞ

06.11.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Hangi barış, ne katkısı?

  Pakistan darbesi ve biz

  Ah paşam...

  Avrupa’nın Türkiye’ye bakışı niye değişti?


 Son Dakika Haberleri