Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 06 Şubat 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Önce üniversiteyi özgürleştirsek...

Biliyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi, ‘Tamam türban bir sorun ama ondan önce daha acil sorunlar var, onlarla ilgilenseniz’ diyenlere kızıyorlar ama ben yine de demeden edemeyeceğim: Keşke üniversitemizin en büyük ve öncelikli sorunu türbana özgürlük olsaydı da, şimdi onu da çözerek durumumuzu mükemmel hale getiriyor olsaydık.

Bana soracak olursanız üniversitemizin en önemli sorunu, üniversitenin üniversite olmamasıdır. Orası üniversite değil de bir ‘yükseköğrenim kurumu’ olduğu için, yani bir çeşit yüksek lise olarak görüldüğü için, üstelik de tek merkezden yönetildiği için, sorunlar çözümsüz kalıyor.

Daha önce de bu örneği vermiştim, bugün tekrar edeceğim: Bizim 12 Eylül darbe rejiminin eseri olan 2547 sayılı ünlü Yükseköğrenim Kanunu’muzun 4. maddesi aynen şöyle başlar: “Yükseköğretimin amacı: a. Öğrencilerini; 1. ATATÜRK inkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı; 2. Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan; 3. Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu; 4. Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren; 5. Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı...”

Görüyor musunuz, yasamız yükseköğretimin amacını anlatırken ‘bilim’ kelimesine, ‘hür düşünce’ye ancak beşinci bende geldiğinde yer bulabilmiş.

Celal Şengör’ün mektubu sayesinde ‘bilimsel düşünce’-’dogma’ mücadelesi konusunda yazışma fırsatımız oldu. Acaba Celal Şengör bu yasayı görmüş müdür, okumuş mudur?

‘Atatürk inkılap ve ilkeleri doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı’ öğrenci yetiştirme amacı üniversitenin amacı olabilir mi?

Atatürk’ü eleştirmeye yeltenen profesörün hapis cezasına çarptırıldığı bir ülkede başka ‘dogma’ aramaya gerek var mıdır?

Düşünebiliyor musunuz, Amerika’da Harvard veya Yale’in, İngiltere’de Cambridge veya Oxford’un ‘Bizim amacımız falanca kişinin

görüş ve ilkeleri çerçevesinde düşünen öğrenciler yetiştirmektir’ dediğini, demekle kalmayıp bunu yasasına koyduğunu?

Türk üniversitelerinde de iyi kötü yabancı uyruklu öğrenciler eğitim görüyor. Onları ‘Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren’ bireylere çevirmek mi amacımız?

Orası üniversite mi, beyin yıkama, faydalı vatandaşlar yetiştirme merkezi mi?

Lafı fazla uzatmayacağım, demek istediğimi anlatabildim sanırım.

Bizim önce üniversitemizi ÜNİVERSİTE yapmamız lazım.

Üniversite, başka her şeyden önce sınırsız özgürlükler ortamı demektir. İnsanların beynine peşinen, biz şöyle böyle öğrenciler yetiştireceğiz diyerek ipotek konulmayan yerin adıdır üniversite.

Siz üniversiteye özgürlüğünü ve kendi ayaklarının üstünde durup gelişmesini sağlayacak mali özerkliğini verirsiniz, sonra kenara çekilirsiniz. Üniversite işlerini kendi bildiği gibi yapar.

Bunu sağlamadan üniversitemizin sorunlarını çözmeye de başlamamış olursunuz; çünkü bu sorunları çözecek platformu yaratamamış olursunuz.

Üniversiteniz özgür olduğunda, merak etmeyin içindeki öğrenciler de özgür olur zaten. Ve ‘üniversite’ sıfatını hak eden bir üniversite, öğrencisinin saçıyla sakalıyla, kılığıyla kıyafetiyle, siyasi görüşüyle veya görüşsüzlüğüyle uğraşmaktan utanır zaten.

Radikal, 5.2.2008

İsmet Berkan

06.02.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Önce üniversiteyi özgürleştirsek...

  Türkiye, yasakçı rektörlere teslim olmamalı

  Rektörler ve zorba virüsü

  Teennîye davet

  301’e ne oldu?


 Son Dakika Haberleri