Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 22 Mayıs 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Dizi Yazı

Mustafa GÖKMEN

Birliklerin faiz borçları silinsin

Kuruluşundan günümüze Çukobirlik’i anlatır mısınız? Ne zaman, hangi amaçla kuruldu? Çukurova Pamuk, Yerfıstığı ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Çukobirlik), Çukurova bölgesinde pamuk üreticilerinin ürünlerini değerlendirmek ve üreticiye destek sağlamak amacı ile1940 yılında 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Yasası’na göre; Adana, Ceyhan ve Tarsus Tarım Satış Kooperatifleri’nin bir araya gelmesiyle kuruldu.

Kuruluşundan sonra büyümesini sürdüren Çukobirlik 1985 tarihinde yürürlüğe giren 3186 sayılı yasaya göre yeniden yapılandırıldı. Merkezi Mersin’de bulunan Yerfıstığı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği, 3186 sayılı yasanın verdiği yetkiye dayanılarak bakanlık talimatları çerçevesinde 1989 tarihinde Çukobirlik ile birleştirildi. Kurumun; faaliyet alanına kütlü pamuğun yanı sıra yerfıstığı da dahil edilmiş oldu. Daha sonra soya fasulyesi de dahil edildi. Birliğin faaliyet alanına Birlik Genel Kurulları’nda alınan kararlar ile 2004/2005 kampanyasından itibaren ayçiçeğini, 2006/2007 kampanyasından itibaren de kanolayı dahil etti.

Çukobirlik diğer birlikler gibi 16 Haziran 2000 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “4572 Sayılı yeni Tarım Satış Kooperatifi ve Birlikleri” Kanunu ile özerk yapıya kavuştu. Çukobirlik bugün Mersin’den (İçel) Şırnak’a, Elazığ’dan Hatay’a kadar uzanan ve 12 ili kapsayan bir alanda 35 kooperatifi ile yaklaşık 65 bin üretici ortağına hizmet vermektedir.

Dolayısıyla Çukobirlik ortak üreticilerinden piyasa şartlarından aldığı kütlü pamuk, soya, ayçiçeği ve kanolayı kendi tesislerinde işleyerek, yine iç ve dış borsa fiyatları üzerinden pazarlara sunarak katma değer meydana getirerek, ürünler için belirlediği alım fiyatları sayesinde de, tüm çiftçilerin serbest piyasada aracıya ezdirilmesini önlemektedir.

Bağlı kooperatifleri aracılığı ile aldığı pamuğu kendi tesislerinde işleyen Çukobirlik’in 8 sawgın, 2 rollergin prese işletmesi, ayrıca Adana-Mersin karayolunun 19. kilometresinde kurulu yağ fabrikası ile buna bağlı faaliyet gösteren Ceyhan’da kurulu yağ fabrikası vardır.

Çukobirlik’in amacı; ekimden satıma kadar her aşamada ortaklarına hizmet vermektir. Birlik; ortaklarının pamuğunu, soyasını, ayçiçeğini, kanolasını, yerfıstığını satın alarak onları serbest piyasa şartlarında haksız rekabetten korumayı hedefliyor. Aynı zamanda ekim döneminden hasada kadar geçen süre içerisinde çiftçinin ihtiyaç duyduğu zirai ilaç, zirai gübre ve tohumluk gibi ihtiyaçlarını kaliteli, yeterince ve uygun fiyatlarla temin ederek dağıtımını gerçekleştiriyor. Kısaca birliği bu şekilde özetleyebiliriz.

Çukurova ve bu bölge için pamuk neyi ifade

ediyor sizce?

Çukurova denilince akla pamuk geliyor. 1940’ta kurulan Çukobirlik bu haliyle Çukurova’nın dışına taşmış durumda.

Çukobirlik kurulduğu gibi kalmamıştır zamanla bu yöredeki diğer kooperatifleri de bünyesine katarak genişlemiştir. O zamanlar tabi ki Çukurova’nın tamamına yakını pamukla kaplı. Böyle olunca da pamuk milli bir ürün haline gelmiş. Çünkü tekstilin ana hammaddesi. Doğal hammaddesi. Aslında tüm dünyada pamuk önemli bir ürün. Şu anda biliyorsunuz dünya kimyasal ve polyester elyaflardan kaçıyor. Bunun yanında Çukobirlik büyünmesi devamlı sürdürmüş. 1970’li yıllarda Amik Ovası, Antep, Maraş, Adıyaman, Urfa, Batman, Diyarbakır, Mardin gibi illerimizin ilçelerinde de kooperatifler kurmuş. Buralarda da bizim fabrikalarımız var. Yani bu coğrafyada bir bakıma Türkiye’nin pamuk üretiminin yüzde 68’i Çukobirlik’in hinterlandında üretilmektedir. Çukobirlik’in bu yörede 65 bin ortağı vardır. Özellikle yağlı tohum üreticileri Çukobirlik’in ortağıdır.

Nedir yağlı tohumlar, Türkiye’nin açığı olan ürünlerdir. Soya fasulyesi, yer fıstığı, pamuk.

Pamuk biliyorsunuz elyafından (yününden) faydalanıldığı gibi aynı zamanda küsbesi ile yemin lokomotifidir. Çiğidin içerisindeki yağıyla da yağın lokomotifidir. Bunun yanında elyafıylada tekstil sektöründeki en önemli maddesidir. Pamuk aynı zamanda yağın ve yemin de lokomotifidir.

2000 yılından itibaren birlikler yeniden yapılandırıldı. Bu yeniden yapılandırma Çukobirlik’e neler getirdi?

Uzun yıllar Çukobirlik siyasi iktidarlar tarafından bir istihdam havuzu olarak görülmüş. Çukobirlik’in istihdamı yıllara göre 8 bin 500’lere kadar çıkmıştır. 2000 yılından önceki süreçte burası iktidarların istihdam havuzu olmuş. Bu gördüğümüz entegresyonda tam 8 bin 500 kişi çalıştırmışlar. Yani fabrika müdürü olmaycak, hayatında hiç fabrikayı görmemiş insanları fabrika müdürü yapmışlar. Çiftçinin müessesi siyasi partilerin delegelerinin oyuncağı olmuş. Yani hükümet değişmiş aynı gece Çukobirlik’in genel müdürü değişmiş. (....)

İşin vehametini anlamak açısından söylüyorum 2000 yılından önceki 13 yıllık zaman içerisende Çukobirlik’e 985 milyon dolar para gelmiş. Yani yıllara göre 80 milyon dolar civarında bir para gelmiş. Bu 985 milyon dolardan bir kuruş yatırım olmamış. Bir kuruş devlete ödenmemiş. Destekleme İstikrar Fiyat Fonun’dan (DİFİF) devlet adına ürün alıyorlar. Ama ondan sonra ne mal dönüyor ne para dönüyor. Depoda mal yok, kasada para yok. Devlete para ödenmemiş. Yatırım yapılmamış. Gelen paranın yüzde 8-10’unu teşkil ediyor personel giderleri. Para çok büyük miktarda. Ve çiftçiye giden esas hizmet edilmesi gereken üreticilere çiftçilere giden miktar ne kadar biliyor musun: Yıllık ortalama 3 bin ton gübre dağıtılmış. Bu paranın içinde düşündüğünde yüzde 1’i bile tutmuyor. Yani tamamı çiftçiye gitmesi gerekirken, gitmiyor. Böyle 2000’e kadar olan tablo bu.

İdari ve mali özerklik kanundan sonra siz nasıl bir uygulamaya gittiniz?

Biz şimdi devletten ayrıyız. Bağımsız özerk bir yapımız var. Kendi öz kaynaklarıyla ayakta durmaya çalışan bir müessesiyiz şimdi. Bu kıt imkânlarımızla 150 ila 200 bin ton gübre dağıtıyoruz. O zaman 3 bin ton gübre dağıtıyorlardı çiftçiye. Aradaki farkı görüyor musunuz. Gübre, ilaç, tohum, hepsi o paralelde arttı. Şimdi 40-50 tirilyonluk destek dağıtırken o zaman bir tirilyon dağıtılıyordu. Yani biz asli görevimizle çiftçimize 50 katı destek olmaya başladık. Çiftçiye olan hizmet ve kooperatifçilik çemberi içerisinde 50 kat büyümüşüz. Şimdi çiftçilere gittiğiniz zaman “Çukobirlik’ten bir şikâyetiniz var mı?” dedeğiniz zaman daha henüz basına yansımış bir şikâyet yok. Şu anda iki seçimden tek liste gidiyoruz seçime. 12 vilayeti zaptetmek öyle kolay değil. Ancak hizmeti insanlara sağlık sıhat ve adelet içerisinde verirsen insanlar sana saygı duyuyor yanında oluyor.

Geleceği görebiliyor musunuz? Birlikerin yüklü miktarda borçlarının olduğunu biliyoruz. Biz şu anda aldığımız borcumuzu ödüyoruz. Tam kârın içerisindeyiz diyemeyiz. Yüksek kâr marjı ile iş gören yerler değiliz. Yeniden yapılandırma sürecini yaşadığımız için daha yüksek kârı göremedik. Yeniden yapılandırmanın devlet tarafından ayrılan bir havuzu var. 250 milyon dolarlık bir havuzdur bu.

Ben şunu da söylemek isterim. Bu 250 milyonun küçüklüğünü algılamanız açısından. Birliklerin devlete maliyeti 2000 yılından önceki süreçte ortalama 600 milyon dolardı. 17 birliğin maliyeti buydu. Sadece Çukobirlik’in maliyetinin 80 milyon dolar Gerçeğini ben biliyorum burda. Yıllık ortalaması bu geçmiş yılların. 2000 yılından sonra birlikler özerk oldu.

Birlikler kendi ayakları üzerinde durabilmek ve mali yapılarını güçlendirmek için gayri menkulleri başta olmak üzere her türlü varlıklarını değerlendirme yolunu seçti. Yasa zarar eden birimlerin de kapatılmasını öngörüyordu. Kanun bize tekstille işiniz yok dedi. Tekstili tektstilci yapsın dedi. 2000’den sonra birliklerin yeniden yapılandırılması ile ilgili bir üst kurul oluşturuldu. Üst kurul performansına göre birliklerin karnesini oluşturuyor.

Birlikler karne notlarına göre mi kredi alabiliyor bu sözünü ettiğiniz havuzdan?

Yani çeşitli kriterleri var. Bunlar mali yapı, parsonel yapısı, yani her şeyi kapsıyor. Bu kriterleri yerine getiren 75 puanı aşan birliklere kredi veriliyor. Üst kurul kendi havuzunda bulunan 250 milyon dolardan birlikleri finansa ediyor.

Kurul, krediyi veriyor ve faizli olarak geri alıyor yıl sonunda bizden. Biz de o kredimizi sağlıklı bir şekilde ödüyoruz. Yani devlete bu havuzunda biriken borç para ne kadar oldu biliyor musunuz? 800 trilyon oldu. Yani bu birlikler 8 yıldır faaliyetlerini yürütüyor. Devletin bu birliklere ayırdığı para sadece 250 tirilyon. 8 yıllık faaliyetin tamamı. Ve o havuzda da 800 trilyon oluşmuş. Yani biz resmen faize boğuluyoruz.

Bu faizden kurtulmak için birlikler için ne yapılmalı sizce?

Onun için birliklerin isteği burada şudur: Buradaki borçların tahkim edilmesi. Devletin burada büyük zararı yok çünkü. Faiz borçlarının silinmesini istiyoruz. 2000 yılından sonra biriken faiz borçlarının silinmesini birlikler gönülden istiyor. Bunu da zaten ekonomiden sorumlu devlet bakanına da bildirdik. Bunlar birlikler arası toplantılarda da dile getirildi. Sonuç bildirgelerine de alındı.

***NEDEN PAMUK DOSYASI?***

Türkiye’nin en önemli tarım sanayi ürünü pamuk. Pamuk tarlaları son yıllarda her ne kadar küçülse de binlerce çiftçi hâlâ geçimini pamuk tarlalarından sağlıyor. Pamuk sadece tekstil sektörün hammaddesi değil, aynı zamanda yağ sanayine hammadde sağlıyor. Fabrikalarda ortaya çıkan atık maddeler içindeki yüksek proteğin bakımından çok değerli bir hayvan yemi. Bu yönüylede hayvancılık sektörüne çok büyük katkı sağlıyor. Milyonlarca kişiye iş imkânı sağlayan pamuk mutlaka ama mutlaka desteklenmeli. Bu çalışma kapsamında bir zamanlar “beyaz altın diyarı” olarak ün yapan, Türkiye’nin en önemli pamuk üretim sahası olan Çukurova’ya gittik. Adana ile birlikte Güneydoğu illerinide kapsayan 12 ilde ortakları ve fabrikaları bulunan Çukobirlik’i ziyaret edip, tesislerinde incelemelerde bulunduk. Yine Antalya’da faaliyetlerini sürdüren Antbirlik’i ziyaret edip, yetkililerden Antalya’nın verimli ovalarındaki pamuk tarımının geldiği son noktayı konuştuk. Binlerce ton pamuk üretilen pamuk tarlalarına meyve ağaçlarının dikilmeye başladığını gördük. Pamuk üretimine vurulan ağır darbenin Türk tekstil sanayine ve vurlan bir darebe olduğunu müşahade ettik. Birlik “küçülerek yoluna devam etme” kararlığında. Birlikler, ellerindeki gayrimenkulleri değerlendirme yoluna gitmiş. Devlete olan borçlarını ödeyen birlikler, bunca sıkıntının arasında Türkiye’nin bitkisel yağ açığını gördükleri için bu sahaya yatırım yapmış durumda. Çukobirlik, kanola üretimini teşvik edip, modern bir biodizel tesisi kurmuş. Meclis’ten çıkacak kanuna göre, ortaklarına “yağlı tohumunu getir, mazotunu götür” demeye hazırlanıyor.

***EGE’YE SELÂM, TARİŞ’E

SİTEM***

Aslında bu çalışma kapsamında Ege Bölgesi’nin ovalarındaki pamuk üreticilerinin ortak olduğu TARİŞ ile de görüşmek istedik. Ancak TARİŞ yetkilileri görüşme talebimizi başta kabul etmelerine rağmen, sonradan fikir değiştirip randevu talebimize olumsuz cevap verdiler. Diğer birlik yetkililerinden edindiğimiz bilgilere göre TARİŞ’in kendi içinde çok ciddi sorunları var. Muhtemelen TARİŞ yetkilileri bu sebeple gazetemize konuşmaktan çekindiler. Türkiye’deki pamuk üretiminin yaklaşık yüzde 25-30’unu üreten Ege Bölgesi’ni bu çalışmaya dahil etmeyi, onların görüşlerine de gazetemiz sayfalarında yer vermeyi arzuluyorduk ancak, yetkililer konuşmak istemediler. Kararlarına saygı duyarken, sayfalarımızın kendilerine de açık olduğunu belirtmek isterim. Bu arada TARİŞ bünyesinde pamuğun yanı sıra üzüm, incir ile birlikte zeytin ve zeytin yağı birlikleri de mevcut. Ancak zeytin ve zeytin yağı birliği iç bünyedeki sıkıntılar sebebiyle ayrı bir genel müdürlük olarak faaliyetlerini yürütüyor. Edindiğimiz bilgilere göre tekrar TARİŞ bünyesine dahil edilmesi gündemde. Marmarabirlik Genel Müdürü İsmail Muzaffer Eren’in bu birlikte daha önce genel müdür olarak görev yapmış olması bize TARİŞ ile ilgili bilgileri birinci elde etmekte büyük imkan oldu. TARİŞ yetkililere her ne kadar konuşmak istemese de eski genel müdürlerinden TARİŞ hakkında doyurucu bilgiler edinmiş olduk. Buraya bu notu düşmekteki amacımız okuyucularımızın aklına gelebilecek “Ege Bölgesi’ni neden işlemediniz?”

şeklindeki soruları şimdiden cevaplamaktır.

YARIN: BEREKETLİ TOPRAKLARIMIZIN ÇOK İYİ PLANLANMASI LAZIM

Mustafa GÖKMEN / İstanbul

22.05.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Dizi Yazı

  (21.05.2008) - Organik pamukta dünya lideriyiz

  (16.05.2008) - Eğitimci Aydın Üneşi: Kemalizm birlikte yaşamayı dinamitledi

  (15.05.2008) - Batman eski Baro Başkanı Sabih Ataç: Çoğulcu Osmanlı’da sorun yoktu

  (14.05.2008) - PKK ve Hizbullah’a Nurcular set oldu

  (13.05.2008) - İnsanlar özgürce kendini ifade edebilmeli

  (12.05.2008) - Emekli vaiz Sadullah Hatipoğlu: Din burada çok hakimdir

  (11.05.2008) - Emekli müftü Salih Ocak: Bin senedir beraber yaşadık

  (10.05.2008) - Irk öne çıkarıldı, din engellendi

  (07.05.2008) - Sudan, Afrika'nın 'Dubai'si olmaya aday

  (06.05.2008) - Camiler hayatın merkezinde

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Kutlu Doğum Haftası Pdf
© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır