21 Ekim 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Görüş

Sonbaharda gelen misafir

İnsan ömrü doğum ve ölüm arasındaki zaman çizgisi kadardır. Doğarken çığlık çığlığa ağlayan bebeğin etrafındaki sevinçli ve mutlu insanlar; ölüm anında matemli ve ağlayan insanlar olur. İnsanların gelişi de gidişi de sessiz ve yalnız olan yerler de vardır, yeryüzünde. O mekânlardan birisi de huzurevleridir. Etrafınızdaki insanlar ne geldiğinize sevinir, ne de öldüğünüze üzülür. Devam edip giden hayat ritmi içerisinde acılar ve sevinçler kalbinizin derinliklerinde, gizemli dünyanızda saklı kalır. Ancak Allah’ın sevgisini, rahmetini, şefkat ve dostluğunu bulanlar müstesna...

Sonbaharın hırçın rüzgârları, bahçedeki ağaçların sarı yapraklarını oradan oraya savurup sürüklerken sonbahar manzaralarını seyre dalmıştım. Uzaktan bir kişi belirdi. Elindeki valiz bize misafir geldiğinin işaretiydi. Rüzgârlı bir havada, sular gibi durgun, sessiz ve yılların yorgunluğunu anlatan aheste adımlarla bize yaklaştı. Uzun boylu, ak sakallı ve vakur bir duruşu vardı. Selâm verdi. Selâmını sevgi ve içtenlikle alarak, kendisini. odaya buyur ettim. Çok sempatik, vakur ve şefkatli bir sıcaklık okunuyordu yüzünden. Koltuğa oturdu ve derin bir nefes aldı. Köstekli saatini yeleğinin cebinden çıkardı, baktı. İlk olarak “Vakit dar, mescit var mı?” diye sordu. Onu mescide götürürken Isparta, Sütçülerden olduğunu söyledi.

Mustafa Amca namaz kılıncaya kadar, güller ve nurlar diyarı Isparta kahramanları hayalimden geçti bir bir... İman, Kur’ân hizmetinde gönüller sultanı, asırların beklediği, asrın Kur’ân müfessiri Bediüzzaman’ın etrafında inanmış, sebat etmiş, sadakat, feragat ve fedakârlıklarla halka olmuş bir avuç ihlâslı insanlara “Isparta Kahramanları” denmiştir. Açlık, yokluk, baskı, zulüm, hapis, hatta ölüm onları korkutamamış, kahramanca yaptıkları Kur’ân hizmetine mani olamamıştır.

Namaz sonrası Mustafa Amcaya, Ispartalı olması dolayısıyla, Bediüzzaman ve talebelerini tanıyıp tanımadığını sordum. O çok kısa bir cümle ile Hüsrev Ağabeyi eskiden iyi tanıdığını, ahbabı olduğunu söyledikten sonra; “Yıllar ayırdı bizi, o hizmete, yazmaya devam etti, ben tarikata” dedi.

Mustafa Amcayı mescidin yakınında bir odaya yerleştirdim. Bir evlât sıcaklığı ve samimiyeti ile rahat etmesini, ihtiyacı olduğunda beni haberdar etmesini söylediğimde, bana esas rahat ve huzurun ahirette, olduğunu söyledi. Onun ahiret için çok ciddî çalıştığını sonraki zamanlarda hep gördüm. Elinden Kur’ân-ı Kerim’i, Cevşen’i hiç eksik etmezdi. Her hareketiyle Peygamberimizin Sünnetini yaşamaya ciddî gayret gösterirdi.

İki sene böyle geçti. Bir sonbahar günü Mustafa Amca odama gelerek kendisine belediyeden hususî, ücretli bir kabir temin etmemi rica etti. Ben “Allah uzun ömür versin. Daha çok erken, alırız İnşallah” desem de o ciddî bir eda ve ısrarla çabuk olmasını istiyordu. Böyle ısrar edince, ben de belediyeden kabir araştırırken, Mustafa Amca bu arada görüştüğü hacı arkadaşı ile karşılaşmış. O arkadaşı belediyeden kabir almasına gerek olmadığını, kendi aile kabrinde bir kişilik misafir kabir bulunduğunu, Mustafa Amcayı oraya misafir etmek istemesi üzerine, belediyeden kabir almaktan vazgeçtik. Kendisine her gördüğümde “Nedir bu acele, nedir bu telâş?” diye takıldığımda, o “Her gelecek yakındır” diye cevap veriyordu.

Bu telâş ve aceleden iki hafta sonra Mustafa Amca devlet hastanesinin önünde trafik kazası geçirdi ve komaya girdi. Hastanenin acil servisinde sağlıkçılar sürekli sesleniyorlar, iğne, ilâç, serum veriyorlardı.. O söylenenleri hiç duymuyor, tepki vermiyordu. Sadece dudakları kıpırdıyordu... Bir saat içinde ruhunu Rahmana teslim ederek ömür çizgisini noktalamıştı Mustafa Amca.

Kader-i İlâhînin tazahürleri devam ediyordu. Mustafa Amcaya çarpan araç, Hüsrev Ağabeyin cemaatine ait vakfın inşaatına malzeme götüren bir pikaptı. Bu sebeple vakfın ileri gelenleri cenazenin her şeyi ile ilgilendi. Aile yakınlarının cenazeyi Isparta Sütçüler’e götürmek istemeleri üzerine Afyonkarahisardan, Isparta’dan katılanlarla birlikte kalabalık bir Nur cemaatı Mustafa Amcayı eller üstünde, sağanak yağan yağmurla birlikte memleketindeki kabrine defnettiler... Okunan duâlar, hatimler ve cevşenlerle birlikte...

Bütün işler bittikten sonra, vakıf mensupları huzurevine ziyaret ve taziye için geldiler. Mustafa Amcanın çok muhterem ve takva sahibi bir insan olduğundan, ölmeden önce ısrarla kabir istediğinden epey bahsettikten sonra, rahmetlinin Hüsrev Ağabeyin eskiden ahbabı olduğunu, iyi tanıştıklarını öğrenince herkes hayret etti ve duygulandı.

İşte hayat, Cenâb-ı Hakk tarafından takdir edilmiş sürprizlerle dolu olduğunu hep birlikte gördük. Sonbaharda gelen misafiri, başka bir sonbaharda uğurladık.

[email protected]

MUZAFFER KARAHİSAR

21.10.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.