"Gerçekten" haber verir 12 Ağustos 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Süleyman KÖSMENE

Muhtelif cevaplar



Ömer Aloç: “1- Hamileler oruç tutamazlarsa ne zaman tutarlar? 2- Key ödemelerinin kullanılması dinen caiz mi? 3- Ramazan ayında evlenmenin dinen bir sakıncası var mıdır?”

1- HAMİLELER için zaten, hamilelik süresince oruç tutma yükümlülüğü yoktur. Çünkü bebeklerini beslemekle yükümlüdürler. Hamilelik süresince tutamadıkları oruçlarını bebek dünyaya geldikten sonra, yine bebeğe zarar vermeden kaza ederler. Eğer bebek zarar görecekse, yani annesi oruçlu olması dolayısıyla süt, beslenme ve gelişim açısından bebek olumsuz etkilenecekse anne peş peşe değil, belirli aralıklarla oruç tutabilir, ya da bebeği anneden bağımsız beslenir duruma gelinceye kadar kazayı erteleyebilir.

Bu arada eğer ekonomik olarak zor gelmeyecekse, tutamadığı oruç günleri için, gününe gün fidye verir. Verilen fidye, kaza yapıncaya kadar kendisi için yeterli olur. Ancak kaza yapar hâle gelince, fidye verip vermediğine bakmaksızın orucunu yeniden kaza eder.

2- Key ödemelerinin harcanmasında dinen bir sakınca yoktur. Bu, devletin sosyal niteliğinden kaynaklanan bir tasarruftur. Memurun hakkıdır. Kendisinden zorunlu kesilen paranın, bir miktar nemalandırılıp iadesinden başka bir şey değildir. Nema miktarı enflasyon farkından fazla olmazsa zararı yoktur. Nema miktarı enflasyon farkından fazla olması halinde, fazla miktar çıkarılır; geri kalanı harcanır.

3- Ramazan ayında evlenmekte dinen bir sakınca yoktur. Ancak insanlar oruçlu olacaklar. Düğün sahiplerinin ikramı sınırlı ve kayıtlı olacak. Akşam iftar, namaz vs. herkeste bir telâş olacak. Bunları düşünmek lâzım.

***

Kevser Karataş: “Bazı kimseler insanın hastalanmasının ve bu sebeple ölmesinin Allah’ın (cc) bileceği bir iş olması sebebiyle organ bağışında bulunarak bu kadere karşı çıkıldığına dair bilgiler yaymaktadır. Ben ise Allah’ın (cc) başkasının derdine çare olabilecekken seyredip beklemeye razı olacağına inanmıyorum. Allah rızası için öldükten sonra alınması üzere organ bağışında bulundum. Dinde yeri nedir? Günah olduğu söyleniyor. Ben ise aksine Allah rızasını gözeterek bağışta bulundum. Hatta tüm ailemi de buna teşvik ettim. Gönlüm rahat değil eğer günahsa ailemin de günahına girdim. Bana detaylı bir bilgi verebilir misiniz?”

İslâmiyet’te tevekkül elimizden geleni yaptıktan sonra Allah’a güvenmek, dayanmak ve sığınmaktır. Elimizden geleni yapmayarak Allah’a teslim olduğunu söylemek, ya da atmamız gereken meşrû adımı atarsak kadere karşı çıkmış olacağımızı zannetmek teslimiyet değil; tembelliktir, bilgisizliktir, işten kaçmaktır ve aslında Allah’ın verdiği imkânların kadrini bilmemektir, şükürsüzlüktür.

Allah rızası için öldükten sonra alınmak kaydıyla, güvenilir bir tıp kurumuna organ bağışında bulunmanın veya bunu teşvik etmenin dinen hiçbir sakıncası yoktur. Siz yapılması gerekeni, bir Müslüman’a yakışanı, imanın güzelliğinin gerektirdiği şeyi yapmışsınız. Organ bağışının, güvenilir bir kuruma yapılması ve öldükten sonra alınması şartıyla, günah olduğunu söylemeye imkân yoktur. Ancak organ mafyası gibi bir çete alır ve organı alıp satmaya kalkarsa, yani kişi buna âlet olursa, bu günah olur. Bunun dışında güvenilir bir kuruma yapılan bağış sadakadır. Günah değil, sevaptır.

***

Arda Yalçın: “Kabir’de azap olacaksa cesedi kabirde olmayanlar ne olacak?

Herkesin cesedi kendi kabrinde, ruhu da berzah âlemindedir. Dört başı mamur bir kabir herkese nasip olmayabilir şüphesiz. Ancak sorgu ve hesap için dört başı mamur bir kabre ihtiyaç yoktur. Orası mânâ âlemidir. Orada insan kaybolmaz.

Cesedinin bulunduğu yer, kişinin kendi kabridir. Cesedin taşınması veya toprağa defni gecikmiş olsa bile o bundan etkilenmez. Münker ve Nekir adlı melekler onu bulurlar ve soracaklarını sorarlar, gereğini yaparlar. Çünkü berzah âlemine girmiş kişi için artık berzah âleminde hayat başlamıştır.

***

Afra Aksu: “Bayanlarda Ramazan ayında âdetin bitmesi gündüze rastlarsa, hemen niyetimizi getirip oruca başlasak ve sonraki gün sabah erkenden gusül abdesti alsak, o günkü orucumuz kabul olur mu?”

Âdetin biteceği gün niyetlenip, gündüz kaba kuşluktan önce kan kesilirse o an (akşamı beklemeden) gusül abdesti alabilir ve oruca devam edebilirsiniz. Gusül alırken su yutmazsanız o günkü orucunuz zarar görmez. Eğer o an gusül almaz ve geceye bırakırsanız, ibadet usulüne uygun olmayan bir iş yapmış olursunuz. Çünkü sadece oruç değil, bu arada kılmanız gereken namazlar da vardır.

Netice itibariyle, kan kesildikten sonra guslü geciktirmek caiz değildir.

12.08.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (10.08.2008) - Kısa kısa hükümler

  (09.08.2008) - Kaza namazı üzerine

  (08.08.2008) - Cuma günü oruç

  (07.08.2008) - Kabirde suâl ve hayat

  (06.08.2008) - Ölüm yaratılmıştır

  (05.08.2008) - Allah'ın emir ve iradesinin hâkimiyeti

  (04.08.2008) - Allah'ın emri ve dilemesi

  (03.08.2008) - Sosyal ilişkilerimiz

  (02.08.2008) - Kalbin teslimiyeti

  (01.08.2008) - Duâlarımızı ihmal etmeyelim

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Site yöneticisi | Editör
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır