Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 11 Mart 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Sağlık

“İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir”

Yeis, yani ümitsizlik, umutsuzluk çağımızın ciddî bir manevî, ya da diğer bir tabirle, ruh hastalığıdır. Hayattan zevk alamama, kendi durumuyla ilgili endişeler, gelecekle ilgili kaygılar ve endişeler içerir. Kişi, kimsenin kendisine yardım edemeyeceğini düşünür, tam bir güvensizlik ve çaresizlik halidir.

Ümitsizliğin sebepleri nelerdir?

• Başa gelen musibet ve belâların algılanış şekli.

• Kişide var olan istemediği bir durumun (hastalıklar v.s.) düzelmeyeceğine inanması.

• Kişinin üzerine düşen önemli vazifeleri yapmaması, gelecekte ondan ceza göreceğinden dolayı, ümitsizliğe yol açar.

• Kişinin gerek şimdiki zamanla alâkalı, gerekse gelecekteki olayları kontrol altına alamaması, diğer bir tabirle acizlik.

• Her olumsuz görülen şeyde kaderin suçlanması.

Daha birçok sebep sayılabilir, ancak hepsini ihtiva edecek şekilde, genel olarak, ümitsizliğin sebepleri bunlardır.

Ümitsizlik nelere sebep olur?

Kişisel açıdan bakıldığında;

• İnsanın dünya saadetini yok eder, hatta daha ileri aşamalarında kişi intihara başvurabilir.

• Kişinin bir takım yanlış düşünceler içine girmesine sebep olur. Böyle kişiler bâtılı hak görebilir.

• İnsanların kendilerini geliştirmelerine engel olur.

• Kişinin iç enerjisini azaltır, bu da o kişinin kendisi ve toplumu için faydalı işler üretmesine engel olur. İnsanı tembelliğe atar.

Toplumsal açıdan bakıldığında;

• İnsanların birbirlerine olan güvenleri sarsılır. Bu da toplumdaki birlik ve beraberliği zedeler.

• Çalışma verimliliğini düşürerek toplumun kalkınmasını büyük ölçüde azaltır.

• Toplumsal faydadan daha çok kişisel menfaatleri ön plana çıkarır.

Görüldüğü gibi, ümitsizlik hastalığı birçok istenmeyen durumlara yol açmaktadır. Bunlardan bir tanesini intihar olarak zikretmiştik. Şimdi bu konuda yapılan bazı araştırmalara göz atalım.

Bir psikiyatri dergisinde yayınlanmış makalede lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan bir grupta intihar araştırması yapılmıştır. Sonuç olarak intihara sebep olan sebeplerden en çok pay sahibi olan ölçek, umutsuzluk olarak bulunmuştur.

Bir diğer çalışma ise, Beck ve arkadaşlarının yaptıkları şu çalışmadır:

“Beck (1974) bir umutsuzluk ölçeği (BUÖ) geliştirmiştir. Dyer ve Kreitmann (1984), Beck, Kovaks, Welssmann (1975). Wetzel (1976) Minkoff, Bergmann, Beck (1973) bu ölçeği kullanarak umutsuzluk, depresyon ve intihar arasındaki ilişkileri araştırmışlardır. Araştırmalarında şu noktalarda görüş birliği bulunmaktadır:

• Geleceğe ilişkin olumsuz beklentiler ile intihar ciddiyeti arasında anlamlı bir korelasyon bulunmaktadır.

• İntiharın ciddiyetini depresyondan çok umutsuzluk belirler. Ciddî intihar düşünceleri umutsuzluk ile depresyona kıyasla daha yakın bir ilişki içindedirler.

• Umutsuzluk depresyon ile intihar arasında bağlayıcı bir etmen konumundadır. Umutsuzluğun kontrol edilmesi durumunda depresyon ile intihar arasındaki korelasyon kaybolmaktadır. Buna karşın depresyonun kontrolü durumunda umutsuzluk ve intihar arasındaki korelasyonda bir değişiklik belirlenmektedir.

Umutsuzluk intiharın önemli bir belirleyicisidir.”

Peki insanları bu kadar kötü durumlara sevk eden ümitsizliğin tedavisi, çaresi yok mudur? Elbette ki vardır. İnşaallah o tedavilerden ve çarelerden haftaya yazımızda bahsedelim.

Dr. Selçuk CANSIZ

11.03.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Başlıklar

  Bir güzel tabiptir Hz. Azrail

  “İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir”

  19. Devâ


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004