Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 27 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Lahika

ÂYET-İ KERİME MEÂLİ

İblis, "Ben ondan daha hayırlıyım" dedi. "Beni ateşten, onu da çamurdan yarattın."

Sâd Sûresi: 76

27.01.2008


HADİS-İ ŞERİF MEÂLİ

Size idâreci kılınan kişi, isterse başı siyah bir üzüm tanesine benzeyen Habeşli bir köle olsun, emirlerine kulak veriniz, onlara itaat ediniz.

Câmiü's-Sağîr, c: 1, no: 598

27.01.2008


Ehl-i hakikatin sohbetine zaman ve mekân mâni olmaz

Aziz, sıddık, mübarek kardeşlerim ve hizmet-i Kur'âniye ve imaniyede ihlâslı ve kuvvetli ve şanlı arkadaşlarım, Cenâb-ı Hakka hadsiz şükür ve hamd ederim ki, İhtiyarlar Risâlesindeki ümidimi ve Müdafaat Risâlesindeki iddiamı sizinle tasdik ettirdi.

Evet, "Ezelden ebede kadar bütün zerreler sayısınca Allah'a hamd olsun" sizinle otuz bine mukabil gelen otuz Abdurrahman'ı, belki yüz otuz, belki bin yüz otuz Abdurrahman'ı Risâletü'n-Nur'a ihsan etti. Hem unutulmayan, her vakit yanımda bulunan kardeşlerim, Risâle-i Nur'a sizin gibi pek ciddî sahip ve muhafız ve vâris ve hakikatbîn ve kıymetşinas zatların benim yerimde benden daha kuvvetli, ihlâslı olarak vazife-i Kur'âniye ve imaniyede çalıştıklarını gördüğümden, kemal-i ferah ve sürur ve itminan ve istirahat-i kalble ecelimi ve mevtimi ve kabrimi karşılıyorum, bekliyorum.

Ben, sizi yazılarınızda ve hatırımdan çıkmayan hidemâtınızda günde müteaddit defalar görüyorum. Ve size olan iştiyakımı tatmin ediyorum. Siz de bu biçare kardeşinizi risâlelerde görüp sohbet edebilirsiniz. Ehl-i hakikatin sohbetine zaman, mekân mâni olmaz; manevî radyo hükmünde biri şarkta, biri garpta, biri dünyada, biri berzahta olsa da rabıta-i Kur'âniye ve imaniye onları birbiriyle konuşturur.

Mâşaallah, barekallah "Kerâmât-ı Aleviye"nin Risâletü'n-Nur'a imzasını bu zamanda tam tasdik ettiren kerâmât-ı kalem-i Alevî (Ali) ve Kur'ân'a çok kıymettar hizmeti ve Mucizat-ı Ahmediyenin (asm) harika bir kerâmetini gözlere gösteren ve Kur'ân'ın altın bir anahtarı olan kalem-i Hüsrevî değil yalnız bizleri, belki ruhânîleri ve melekleri de sevindiriyorlar.

Bu defa elmas kalemli mübarekler tarafından bir suâl var. Şimdilik cevap elimde değil. Eğer elime verilse, size gelir. Hergün hatırımda bulunan Rüştü, Refet, Süleyman, B. M. ve H. K. ve Abdullah ve sâir isimlerini beyan etmediğim kıymettar kardeşlerimle hususî konuşmadığımdan gücenmesinler. Çünkü hizmetinizin azameti ve ehemmiyeti ve muârızların kuvveti ve şeytaneti nispetinde ihtiyata ve dikkate mecburuz.

Hafız Ali ile Hüsrev'in birbirleriyle ciddî bir mahviyet içinde kardeşlik irtibatları, Risâle-i İhlâsın tam sırrına mazhar olduğunuzu bana ihsas etti, ümitlerimi fevkalâde kuvvetlendirdi.

Ben daha ziyade yazacaktım, fakat şimdi birisi postahaneye gitmek üzere olduğu için acele ettiğinden kısa kestim.

Kastamonu Lâhikası, s. 8

Lügatçe:

ehl-i hakikat: Hakikat ve gerçekleri bulan kimseler.

rabıta-i Kur'âniye ve imaniye: Kur'ânî ve imanî bağ.

kerâmât-ı Aleviye: Hz. Ali'nin (ra) kerâmetleri.

kerâmât-ı kalem-i Alevî: Ali'nin kalemiyle gelen kerâmetler.

hakikatbîn: Hakikati gören.

mevt: Ölüm.

hidemât: Hizmetler.

Bediüzzaman Said NURSÎ

27.01.2008


EY NEFİS BİL Kİ!

Ölümdür sana en büyük nasihat

Mal mülk sevgisi olmuş barikat,

Biriktirdiğin her şey kalır dünyada,

Unutma! İman ve namaz büyük hakikat.

Sen de geçeceksin sırat köprüsünden,

Amellerin geçecek hesap terazisinden.

Dayanabileceğin kadar günah işle,

Kaçış yok ki Kahhar'ın Cehenneminden.

İstersen olur, Allah sana yâr,

Cenneti vaad etmiş, sözünü tutar.

Olmamış hiçbir zaman aciz ve cahil

Odur Adil, Kadir, Rahim ve Cebbar.

Aşma sen Şefîk'in bâhir şefkatini

Kesme Rahim'in rahmetinden ümidini,

Olursun dünyada zelil ve me'yus,

Bilmezsen imanın kadr-u kıymetini.

Yalan dolan her şey vardır dünyada,

Yeter ki sen onların içine dalma.

Daha çoktur dünyanın güzel ciheti,

İçini bulandırıp kötüye bakma.

Dünya neden olsun bize tedennî,

Allah'ın rahmeti verir teselli.

Olur mu hiç Allah bundan bîhaber?

Edecektir bir gün Kudret tecellî.

Gün gelir hayat sana da güler,

Zalimler dünyada safasını sürer.

Rahat istersen eğer, bekle Cenneti,

Olacak bir gün hakikat muzaffer.

Bilâl NACİR

27.01.2008


Cennetten ev almak

Basra'da dayanılmaz bir kıtlığın hüküm sürdüğü ve meşhur velilerden Habib-i Acemi'nin Basra'da bulunduğu kıtlık yılında bir gün, Horasanlı bir adam, evini on bin dirheme satarak, ailesiyle birlikte Basra'ya geldi. Basra'dan bir ev satın alacak, buraya yerleşecek ve buradan hacca gidecekti.

Fakat hac zamanı gelip çattığından, elindeki parayı bırakmak için güvenilir birini aradı. Derken Habib-i Acemî'yi buldu ve ona şöyle rica etti:

"Ben hacca gidiyorum. Şu on bin dirhem parayı sana emanet ediyorum. Basra'da bulursan benim için uygun bir ev al."

Horasanlı parayı teslim etti ve ailesiyle birlikte Mekke'nin yolunu tuttu. Habib-i Acemi Hazretleri parayı emanetine aldı almasına. Ama paranın kilitli kasalarda hapsedileceği bir zaman değildi. Basra yanıyordu. Ortalık açtan, çaresizden geçilmiyordu.

Habib-i Acemî elindeki emanet parayla, mecburen, sahibinin hayrına gıda maddeleri aldı ve muhtaçlara dağıttı. Fakir fukara bir nefes aldı.

Adamın rızası olmazsa, parasını ödemeye de kendi kendine söz verdi. Nihayet Horasanlı hac dönüşünde çıkıp geldi. Habib-i Acemiye: "Bir ev bulup aldın mı?" diye sordu. Habib-i Acemi: "Rabbimden sana Cennet'te bahçeli bir ev alıverdim" dedi. Adam düşündü, taşındı. Ardından: "Ya tapusu?" dedi. Habib-i Acemî bu defa şöyle bir senet yazıp adamın eline verdi:

"Bismillahirrahmanirrahim. Bu senet, Habib'in Horasanlı için Rabbinden aldığı evin tapusudur. Umarım ki, Allahu Teâlâ bu evi Cennette Horasanlı'ya vere. Ve Habib'i borcundan kurtara."

Bu senedi aldıktan sonra adamcağız kırk gün yaşadı.

Ölmek üzereyken, bu tapu senedinin kefenine konulmasını vasiyet etti. Öyle yaptılar.

Adam ölüp kabre konulunca, kabrinde parlak bir levha gördüler. Levhada şunlar yazılıydı:

"Habib Ebû Muhammed'in falan Horasanlı için on bin dirheme aldığı evin beratıdır. Rabbi, Habib'in istediği evi Horasanlı'ya verdi ve Habib'i borcundan kurtardı."

Habib Hazretleri bu yazıyı alıp okuyunca levhayı öptü ve ağladı.

Süleyman KÖSMENE

27.01.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

 Son Dakika Haberleri