Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 27 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Dizi Yazı

Mustafa ÖZCAN

Kongo, Darfur'dan daha beter

Dünden devam

Halihazırda Kongo'ya dünyanın en bedbaht ülkesi demek mümkündür. Bu, hem korkunç hem de talihsiz anlamına geliyor. Zira 1998 yılında başlayan ve 2002'de perdelerini kapatan ikinci büyük iç savaş milyonları genç bir ekin gibi hasat ediyor ve biçiyor. Lübnan iç savaşı gibi değil. Lübnan iç savaşı 15 yıl sürse bile Kongo iç savaşlarının yanında çocuk oyuncağı veya tenezzüh yani gezinti makamında kalır. Oysaki 1998 yılından itibaren Batı Avrupa yüzülçömüne denk olan Kongo 2007 yılına kadar tam Danimarka çapında yani 5.4 milyon nüfusunu iç savaşa vermiş ve kaybetmiştir. Halen de yaklaşık olarak ayda 45 bin kişi, savaş ve onun yol açtığı sebeplerden vefat ediyor. Dolayısıyla bu ülke ne Lübnan ne de Afganistan'la ne de başka bir ülkeyle mukayese edilebilir. Bu açıdan sefalette eşsiz bir konumu var. Uluslararası Kurtarma Komitesi (IRC) rakamlarına göre, iç savaşın kötüleştirdiği önlenebilir hastalık ve açlık sebebiyle ülke 1998 yılında başlayan İkinci Kongo iç savaşı boyunca Danimarka çapında bir nüfusunu kaybetmiş. Bu herhangi bir kişinin söylediği tahmini rakam değil. Uluslararası itibarı olan Uluslararası Kurtarma Komitesi'nin resmî rakamları. Sıtma, ishal, zatürre, kötü beslenme halen devam ediyor ve ayda binlerce can alıyor. Ocak 2006 ile Nisan 2007 arasında yapılan Kongo çapındaki bir alan taramasında ölenlerin yarısının henüz beş yaşını doldurmamış çocuklar olduğu anlaşılıyor. Bu nisbet ve oran ülke nüfusunun yüzde 19'una tekabül ediyor. Ölümlerin çoğu bulaşıcı hastalıklar, yetersiz beslenme ve gebelik ve doğumla ilgili olumsuz şartlar sebebiyle gerçekleşiyor. Anlaşmazlığın ve iç savaşın sebep olduğu ekonomik yetersizlikler ve sosyal çöküntü de ölüm oranlarının artışında önemli bir faktör. Sağlık hizmetleri yetersiz olduğu gibi aynı zamanda gıda güvenliği de yok. Özellikle de Kongo halkı CIA işbirlikçisi Mobutu Sese Seko döneminde yapılan ihmalin ağır bedelini ödüyor. Seko'nun ihmali sebebiyle ülkenin esasında olmayan altyapısı iyice çökmüş. Halkın bir kısmı barınaktan yoksun. Bundan dolayı da önlenebilir hastalıklar olmasına rağmen çocuklar yine de bu hastalıkların pençesinde körpecik bedenlerine veda ediyorlar. IRC kaynakları evlerine dönebilen insanların da su eksikliği, sağlık kliniklerinin yetersizliği ve tahrip edilmiş çiftlikler gibi problemlerle karşılaştığını ifade ediyor. Silâhlı çapulcu çeteleri (Marauding bands of armed) toplu iğtisap yani tecavüz suçlarından sorumlu. Özellikle de Müslümanların çoğunlukta olduğu Kuzey Kivu gibi doğu bölgelerinde.

BATININ ÇİFTE STANDARDI

Batılılar Darfur'da Cancavitlerin tecavüzlerini habbeyi kubbe yapma şeklinde abartırken Kongo ile ilgilenen bile yok. Batılıların çifte standartlarından birisi, Doğu'ya özgü ifadesi ve bu ifadenin çağrıştırdığı ayrımdır. Çifte standarttır. 'Bon Pour L'Orient/Şark'a yeter veya özgü' yaklaşımı bugün 'Müslümanlara yeter' şeklinde tecelli etmektedir. Dolayısıyla Darfur'da Batılıların rakamlarına göre kıtlıktan ve onun yol açtığı sebeplerden dolayı 200 bin kişi ölünce dünyayı ayağa kaldırıyorlar ve dünyanın polisini ve askerini bölgeye yığmak için seferber oluyorlar. Ama Kongo'lular 19 bin barış gücü askerinin sayısını artırmak için yalvarınca oralı bile olmuyorlar. Halbuki Kosova gibi dünyanın en küçük bölgelerinden birinde bile 16 bin barış gücü askeri var. IRC'nin temsilcilerinden Dr. Richard Brennan, Darfur ve Kongo mukayesesinde korkunç şeyler söylüyor. Darfur'un Kongo ile mukayese bile edilemeyeceğini dile getiren Dr. Brennan, Newsweek dergisine Darfur'daki şartların iyi olduğunu ifade ediyor. Onunla da kalmıyor İncilci Hıristiyanların Darfur'daki kavganın Afrikalı Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında cereyan ettiği şeklinde algıladıklarını ve bu algılamanın da uluslararası seferberliğin zeminini teşkil ettiğini söylüyor. Bakın bir yanlış algılamadan ve Hıristiyanlık taassubu ve dürtüleri yüzünden Kongo ile Darfur arasında ortaya çıkan yaklaşım farkını veya çifte standartı görüyorsunuz. Yine İsrail ve İncilci Hıristiyanlar sebebiyle Darfur'da yaşanılanlara jenosit ve soykırım damgası vurulduğunu ifade ediyor. Yani adamlar keyifleri öyle istediği için Darfur'daki kabile kavgalarına Müslümanların irtikap ettikleri bir soykırım damgası vuruyorlar. Gerçekten de Irak'ta bir milyondan fazla insanı öldüren ve milyonlarcasının da yerlerini yurtlarını terk etmelerine sebep olan, Bush'u harekete geçiren de bu İncilci Hıristiyan liderlerin feryadları. Bush'u teşvikleri ve ona yazdıkları mektuplar olmuştur. İkincisi Kongo'da insanlar oldukları yerlerde imha edilirken Darfur'da güvensiz bölgelerden kaçıp gelen mülteciler toplu mülteci kamplarına yerleştiriliyorlar ve bu toplu mülteci görüntüsü de dünyayı yanıltıyor. Dikkatlerin bu soruna çekilmesine ve Sudan devletinin suçlanmasına yol açıyor.

BATILI DEVLETLERİN KABAHATİ

Kongo'nun kırılmasına yine Batılı devletlerin büyük suçu ve kabahatı var. Sömürgecilik dönemi için günah çıkartacakları yerde Hıristiyanlık taassuplarıyla hâlâ kıt'adaki Müslümanlarla uğraşıyorlar. Halbuki kıt'a geride bıraktıkları belâlar yüzünden kırılıyor. Özellikle de Fransa'nın. Sebebine gelince, aslında Kongo'daki iç savaşın sebebi Ruanda'daki Tutsi ile Hutu'ların iç savaşının bir yansımasıdır. Fransızların göz yummasıyla başlayan soykırım sırasında Tutsi'lerden bazıları sınır bölgesini aşarak Kongo'nun doğu bölgesindeki ormanlık alanlara sığınıyorlar. 1960 yılında bağımsızlık sırasında da Tutsi'lerden bazıları Belçika'nın göz yummasıyla Kongo sınırları içine sızmışlar ve bunların toplamı 1994'deki iç savaşın ilk kıvılcımı oluyor. 1994 Ruanda iç savaşı sırasında bunlardan bir kısmı örgütlenerek silâhlı bir isyan hareketi başlatmışlar. Bunun neticesinde zaten Mobutu'nun ihmal ettiği ülke kaynamaya başlamış ve bu kaynamanın ve fokurdamanın sonucunda Laurant Kabila başı boş askerleri örgütleyerek Mobutu'yu devirmişti. Ama daha sonra Kabila da yine Tutsi faktöründen dolayı Ruanda, Burundi ve Uganda gibi ülkelerin boy hedefi haline gelmiş. Bu ülkeler Anglosaksonların uç beyliğini ve bölgesel taşeronluğunu yapmaya başlamış ve bu anlamda Tutsi isyancılarını da desteklemişler. Hatta bazıları bundan dolayı Büyük Göller bögesi havzasında yer alan Kongo'nun doğu bölgesinin bu ülkeler tarafından koparılmaya ve bağımsız bir devlet haline getirilmeye çalışıldığını düşünüyor. Darfur, Çad ilişkisi gibi Doğu Kongo, Ruanda ilişkisinden bahsediliyor. Bu itibarla, isyancıların bu ülkeler tarafından kışkırtıldıklarına inanılıyor.

ALTYAPI TAHRİP EDİLMİŞ

Richard Brennan altyapısı tahrip edilen ülkenin bu vartadan kurtulması için hızlı ve hazır bir çözümün bulunmadığına işaret ediyor. Kongo'da ölüm oranlarının hızının yavaşlaması için yabancı finans desteğinin devam etmesi ve hükümetin istikrarlı bir şekilde sağlık sektörüne yatırım yapması gerek. İnkitasız bir çalışma dönemi gerekiyor. Ülkenin korkunç derecede bir malî desteğe ihtiyacı var. Ölüm hızının azalması için Kuzey Kivu'da mutlaka bir barış anlaşmasına ulaşılması ve bunu da barış atmosferinin ve huzur ve istikrarın takip etmesi gerekir.

Özellikle savaş bu bölgede yani Kuzey Kivu'da sürüyor. Kuzey Kivu'da silâhlı isyan hareketini başlatan Tutsi azınlıktan general Laurant Nkunda. Ruandalı Hutu grupları onun savaş suçları sebebiyle uluslararası bir mahkemede yargılanmasını istiyorlar. Sierra Leone'deki eski asi liderlerden Taylor gibi. Burada Mai Mai gibi kimi gruplar isyanlarına devam ediyorlar. Laurant Nkunda ise hükümetle birlikte oturdukları barış masasında ilerleme kaydedildiğini ve prensip anlaşmasına ulaştıklarını saklamıyor. Bununla birlikte, onun temsilcisi Kambasu Ngeve asker firarisi ve isyancı mensupları için af istiyor. Bu gibi teknik konuların çözümlenmesi belki de zaman alacak. Ülkede 2006 yılında genel seçimler yapılmış ancak bu seçimlerden sonra da muhalefet temsilcilerinden bazıları kazan kaldırmışlardı. Nkunda'nın milisleri isyancılar arasında sayıca en çok olanı ve köylüleri terörize etmek, kadınların ırzına geçmek ve gençleri zorla alıkoymak ve milislerine katılmaya zorlamakla suçlanıyor. Goma şehrinde yapılan hükümet ile isyancılar arasındaki görüşmelere taraflardan yaklaşık 1.300 temsilci katıldı. Görüşmeler iki hafta sürdü. Asilerin lideri Nkunda ise eski bir ordu mensubu daha doğrusu ordudan disiplinsizliği sebebiyle atılmış bir asker. Ve Kongo iç savaşının nihayete erdiği 2002 yılından sonra kendi milis gücünü kurarak doğu bögesine müsellah isyan başlatmış. Gerekçesi de Tutsi azınlığı korumak ve çıkarlarını garanti altına almak.

KONGO ÇOCUKLARININ YÜZDE 20'Sİ ÖLDÜ

Kongo beş yaşına gelmeden çocukların yüzde 20'sinin öldüğü dünyadaki 11 ülkeden birisi. Sierra Leone'de doğan bir çocuğun 5 yaşına kadar hayatta kalması neredeyse imkânsız gibi. Geçen yıl beş yaşından küçük olarak ölen dünyadaki 9.7 milyon çocuğun ölüm sebebi hastalık veya yetersiz beslenme. Sierra Leone de, 11 yıllık bir iç savaştan çıkmış ülke. 1000 çocuktan 270'i daha beş yaşına varmadan vefat ediyor. Halbuki gelişmiş ülkelerde bu sayı 1000'de sadece 6.

Çocuk ölümlerinin yüksek olduğu 30 ülkenin 28'inin Büyük Sahra'nın altındaki ülkelerden olması tesadüf veya rastlantı değil. Kongo da Sierra Leone ve Angola gibi ülkelerin kuşağında yer alıyor. Kuzey Kivu'da yapılan alan taramasında 16 ay içinde 20 evden 15 ölü çıktığı tesbit edilmiş. Bu korkunç bir rakam. 5.4 milyonluk iç savaş kayıplarının 1.5 milyonu son iki yıl içinde gerçekleşmiş. Gerçekten de rakamlar korkunç. Mobutu Sese Seko döneminde devlet sektöründe çalışanların sayısı 14 bin iken bu sayı 6 bine gerilemiş. Batı, Kongo'nun yaralarını sarmaya yardım edeceği yerde Darfur'la uğraşıyor. Bizim basın da Batı'dan öğrendiklerini bize satıyor. Bunun da ötesinde gerçekten de sadece Sudan ile Kongo bütün Afrika'ya bakabilecek potansiyele sahip. Ama savaşlar yüzünden bu potansiyel heder oluyor ve kendi çocukları bile açlıktan kırılıyor. Bu ülkeler bütün Afrika'yı doyurabilir; yeter ki düzen ve huzur iklimi tesis edilebilsin.

BİTİRİRKEN

Gerçekten de Orta Afrika'nın bu sorunlu ülkesinde bizim yaşadıklarımızın bu ülke insanlarının yaşadıklarının yanında lâfı bile edilmez. Bu güzelim ülkeyi bu hâle getiren ise, İslâm güneşinden sonra, yerine karanlığı getiren Batı sömürgeciliğidir. Hâlâ da onun geride bıraktığı maddî ve manevî hastalıklarla dağlanıyor ve boğuşuyor. Her zaman dediğim gibi, Müslümanlar bu dünyanın kayyumiyet sırrına mazharlar. Onlar dünyadan çekildiklerinde, el etek çektiklerinde geride hayat ve canlılık belirtisi kalmayacak ve Müslüman ümmetin ölümü kıyametin gongu olacaktır. Bundan dolayı Müslümanlar, Afrika'yı açlığa, yokluğa ve daha ötesinde kışkırtıcı İncilci kuşağa terk edemezler. Aksi takdirde, görevlerini yapmamış olurlar ve Kongo'lar hiç bitmez. İşte gençlerimizin bu şuur içinde olmaları gerekiyor...

-SON-

Mustafa ÖZCAN

27.01.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Dizi Yazı

  (26.01.2008) - Dünyadaki saklı Türk yurtları

  (25.01.2008) - Afrika büyük bir pazar

  (24.01.2008) - Mekke Kilisesi'nden Papa Muhammed'e

  (23.01.2008) - Kinşasa'yı özgürce dolaştık

  (22.01.2008) - Kongo'da iyi niyet başa belâ

  (21.01.2008) - Ortalama ömür 50 yıl

  (20.01.2008) - Kurban kültürü yaygınlaşmalı

  (19.01.2008) - Sarkozy olumsuz propaganda yapıyor

  (18.01.2008) - YARDIM YERİNE YATIRIM YAPILMALI

  (17.01.2008) - Afrika'da misyonerler oldukça etkili

 

 Son Dakika Haberleri