Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 03 Şubat 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Özgür üniversiteye destek çığ gibi

Üniversitelerdeki yasaklara karşı çıkan öğretim üyelerinin “Özgürlük manifestosu”na katılım hızla artıyor. Manifestoyu imzalayan öğretim üyelerinin sayısı 1000'i geçti. universitedeozgurluk.blogspot.com adresinde yayınlanan manifestoda, “İstisnasız her demokratik ülkede olduğu gibi üniversitelerimizde de kılık-kıyafet serbestliğinin” bütün öğrencilere tanınması gerektiğine dikkat çekiliyor.

AKP ve MHP’nin üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılması için hazırladığı teklif kamuoyunda tartışılırken, Türkiye’nin dört bir yanından öğretim üyeleri üniversitelerde özgürlüklerin sağlanması ve yasakların biran önce kalkması için harekete geçti. http://universitedeozgurluk.blogspot.com internet sitesinden ‘özgürlük manifestosu’ yayınlayan öğretim üyeleri istisnasız her ülkede olduğu gibi üniversitelerimizde de kılık kıyafet serbestliğinin hiçbir din, inanç, düşünce, ırk, grup ve cinsiyet ayrımı yapılmadan tanınması gerektiği belirtti.

ÜNİVERSİTE TARİHİNDE BİR İLK

Prof. Dr. İhsan Dağı, Prof. Dr. Yasin Aktay ve Doç Dr. Şaban çalış öncülüğünde başlatılan kampanyaya destek çığ gibi büyüyor. Üniversite tarihinde bir ilk olan bu girişime destek veren öğretim üyelerinin sayısı bini geçti. Bildiride şu ifadelere yer veriliyor:

“Öğretim üyeleri olarak bizler kılık-kıyafet konusunda yıllardır uygulanan politikaları ve son günlerde yapılan tartışmaları yakından ve kaygıyla takip ediyoruz. Üniversitelerin düşünce, ifade, din ve inanç özgürlükleri ile eğitim ve öğretim gibi en temel insan hakları karşısında yasakçı değil özgürlükçü bir tavır alması gereken kurumlar olduğunu düşünüyoruz. Üniversitelerimizin çağdaş uygar toplumlara yaraşır biçimde, özgürlüklerle ve bilim üretimiyle anılmasını istiyoruz. İstisnasız her demokratik ülkede olduğu gibi üniversitelerimizde de kılık-kıyafet serbestliğinin; hiçbir din, inanç, düşünce, ırk, grup ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın bütün öğrencilere tanınması gereğine inanıyor; aksi yöndeki tüm düzenleme ve uygulamalara bir an önce son verilmesini talep ediyoruz.”

YASAK BANA AYKIRI GELİYOR

Manifestoyu imzalayan isimlerden yazar Aziz Nesin’in oğlu İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ali Nesin de yaptığı açıklamada, özgürlükten yana olduğunu belirterek, “Özellikle üniversitelerde bir bilim kurumunda her türlü özgürlüğün olması gerektiğini düşünüyorum. Doğrusu ben de kaygılara katılıyorum. Öte yandan türbanı yasaklamak bana öylesine aykırı geliyor ki, kendimi hiçbir biçimde bir öğrencinin eğitimine engel olma hakkını kendimde görmüyorum. Türban yüzünden ya da herhangi bir giysi yüzünden” dedi.

Başörtüsünün kendisini de rahatsız ettiğini ifade eden Prof. Dr. Nesin, “Ama ne yapalım ki demokrasi böyle bir şey” diye konuştu.

Yeni Asya / İSTANBUL

03.02.2008


 

ÖZGÜRLÜK VE BİLİMSEL ÜRETİM

Erciyes Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Öztürk, bazı öğretim üyelerinin hukuken uygunsuz zeminlerde amacını aşan açıklamalar yapmasını uygun bulmadıklarını belirterek, “Üniversiteler yasaklar ve çıkar çatışmalarıyla değil, özgürlükler ve bilimsel üretimle anılması gereken yerlerdir. Akademisyenleri çağdışı yasakları değil, bilimin namusunu korumaya davet ediyoruz” dedi.

Üniversiteler Arası Kurul’un (ÜAK) önceki gün yayınladığı bildiriye Erciyes Üniversitesi akademisyenlerinden büyük tepki geldi. Erciyes Üniversitesi öğretim üyelerinin oluşturduğu Erciyes Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Öztürk, ÜAK tarafından yayınlanan yasakçı bildiriye özgürlükçü bir açıklama yaparak tepki gösterdi. Kurul tarafından, çağdışı yasakları savunmak için yayınlanan bildirinin ve yapılan açıklamaların tüm öğretim üyelerinin görüşü olmadığını belirten Öztürk, “Kimsenin kendi siyası görüşlerini bütün akademik camianın ortak görüşüymüş gibi gösterip bu aziz milleti tedirgin etmeye, moralini bozmaya, ülkesini ve devletine olan inancını sarsmaya hakkı yoktur” dedi.

Prof. Dr. Öztürk, üniversitelerin yasaklar, kavgalar ve çıkar çatışmalarıyla değil özgürlükle, bilimsel üretimle anılmasını gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:

“Yüksek öğrenim hakkından her öğrencinin, en son satırına kadar faydalanması gerektiğine inanıyoruz. Hiçbir öğrencimizi, kılığından, kıyafetinden, söylediğinden ve düşündüğünden dolayı ‘öteki’ olarak görmüyoruz, her öğretim üyesinin de bu şekilde davranmasının gerekliliği elzemdir. Üniversiteler projelerin üretildiği, özgür düşüncenin serbestçe ifade edildiği, bilimsel üretimin olduğu eğitim kurumlarıdır. Türkiye’nin yıllardır gelişmiş ülkeler karşısında, bir kambur gibi sırtında taşıdığı antidemokratik yükü bir an evvel üzerinden atıp, Atatürk’ün hedef gösterdiği muasır medeniyetler düzeyine çok daha hızlı adımlarla yükselmesini istiyoruz. Bu nedenle akademisyen meslektaşlarımızı Türkiye’nin önünü tıkamak için üretilmiş çağdışı yasakları değil, bilimin namusunu korumaya davet ediyoruz.”

Prof. Dr. Öztürk, başörtüsü konusunun Meclis gündemine taşındığını, Meclisin konuyu anayasa ve hukuk çerçevesi içerisinde çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Demokratik ülkelerde bu tür problemlerin çözüm yerinin parlamentolar olduğunun altını çizen Prof. Dr. Öztürk, şöyle devam etti: “Şu andan itibaren milli iradenin tecelli ediş sürecini dikkate izleyip, sonucu olgunlukla karşılamak demokratik sorumluluğun gereğidir. Çünkü bütün gerçek demokrasilerde, en temsil prensip seçilmişlerden oluşan meclisin kararlarına saygı duymak olarak kabul edilir. Meclisin, dolayısıyla milli iradenin üstünlüğünü sorgulamaya kalkmaksa, demokratik değerlerle asla bağdaşmaz.”

ÜAK toplantısındaki gerginliğe de değinen Prof. Dr. Öztürk, hukuki şartlar çerçevesinde görev gelen Yüksek Öğrenim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’a yapılan davranışları ‘çirkin’ olarak nitelendirerek şiddetle kınadıklarını açıkladı.

/ KAYSERİ

03.02.2008


 

Bu yasak Türkiye’yi zayıflatıyor

Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, başörtüsünün yükseköğretimde serbest bırakılmasına ilişkin tartışmaların Türkiye’yi dışarıda görünüm olarak zayıflattığını ve ortaya konan tezlerin evrensel hukuk kurallarıyla bazen son derece çeliştiğini söyledi.

İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) İcra Komitesinin Cidde’de bugün yapılacak toplantısına katılmak üzere Suudi Arabistan’a hareket eden Babacan, Esenboğa havalimanında basın toplantısı düzenledi. Babacan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin üniversitelere başörtüsüyle girilmeyeceğine dair kararının ve yükseköğretimde türbanın serbest bırakılmasına ilişkin tartışmaların hatırlatılması üzerine, şunları kaydetti: “Görevim gereği dış dünyayla çok yakın ilişkisi olan biri olarak, Türkiye’de bugünlerde yaşanan bu tartışmaların önemli bir bölümü maalesef Türkiye’yi dışarıda görünüm olarak zayıflatmaktadır. Türkiye, özgürlükler ve haklar alanında ileri gitmek zorunda olan bir ülkedir. Türkiye, kendisine seçtiği AB’ye tam üyeliği yakalamak için siyasi reformlar yapmak zorunda olan bir ülkedir.”

Babacan, hukukun üstünlüğü ilkesi, temel hak ve özgürlükler ile demokrasinin birinci sınıf bir demokrasi olmasının, siyasi reformların temel unsurlarını oluşturduğunu söyledi. Türkiye’deki özgürlüklerin her alanda doyasıya yaşanmasının hükümetin

temel kriteri olduğunu belirten Babacan, şöyle konuştu:

“Artık Türkiye’nin bu yeni dönemde gerçekten dışa açık bir dünya ülkesi olması için hep beraber çalışmamız gerekiyor. Bu tartışmaların içeriğine ve niteliğine bakacak olursak maalesef ortaya konan tezler evrensel hukuk kurallarıyla bazen son derece çelişmekte. Bu da Türkiye’yi dışarıya karşı daha farklı göstermektedir.”

Bu sorunların hızla çözülmesi ve Türkiye’nin ileriye bakması gerektiğini söyleyen Babacan, bu tartışmaların Türkiye’nin ekonomik gücüne ve dünyada hızla artan etkinliğine gölge düşürmemesi gerektiğini kaydetti. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının en iyisine layık olduğunu düşündüklerini belirten Babacan, “Nasıl pek çok gelişmiş ülkede bu tür sorunlar gündemde değilse Türkiye’nin de gündeminden bu tür sorunların hızla uzaklaşması gerekiyor” dedi.

/ ANKARA

03.02.2008


 

Halka hesap vermeyenlerin baskısına hayır diyeceğiz

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, toplumun yüzde 78’inin yasağın kalkmasından yana görüş bildirdiğini hatırlatarak, “Halka hesap vermeyen insanların bizim üzerimizde baskı kurmasına izin vermemeliyiz” dedi.

Çiçek, TBMM Anayasa Komisyonunda, başörtüsünün yüksek öğretimde serbest bırakılmasını içeren Anayasa değişikliği teklifi üzerindeki görüşmeler sırasında yaptığı konuşmada, konunun, ‘’Birilerinin rejime sadakatini sınanacağı bir konu olmadığını’’ belirterek, bir hukuk devletinde niyetler üzerinde değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, demokratik sistemde kimsenin kendi görüşünün doğruluğunu bir başkasına onaylatma mecburiyetinde olmadığını bildirdi.

Ortada bir problem olduğunu, uygulamada ayrımcılık olduğu görüşüne sahip olduklarını anlatan Çiçek, en temel hak olan eğitim ve öğretim hakkıyla ilgili toplumda sorun olduğunu ve bunu çözmeye çalıştıklarını ifade etti.

Sosyolog Nilüfer Göle’nin konuya yaklaşımı ve Tarhan Erdem tarafından yapılan kamuoyu yoklamasına da değinen Çiçek, toplumun yüzde 78’inin yasağın kalkmasından yana görüş bildirdiğini anlattı. Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, ‘’O zaman referanduma götürün’’ demesi üzerine Çiçek, temel hak ve özgürlüklerin referanduma sunulmasının sakıncalara yol açacağını belirterek, şunları kaydetti: “Yaşama hakkını halka mı soracağız? Halka hesap vermeyen insanların bizim üzerimizde baskı kurmasına izin vermemeliyiz. Eğer kaygı, bunun yarın kötüye kullanılmasıysa, bunu yapan başına bela alır. İsteniyorsa ve var olanlar yeterli bulunmuyorsa, bunun hükmünü de koyalım yasaya. Ama ne olur bunun üzerinden siyaset yapmayalım. Vatandaşın bizden beklentisi sorunun çözülmesidir. Yoksa bu, bir bilek güreşi değildir. Ben kimseyle bilek güreşine girmem. Laik demokratik Cumhuriyet olmasa ben burada konuşamazdım. Buna karşı olan hiçbir şeyin de altına imza atmam.’’

/ ANKARA

03.02.2008


 

Kutan: Kaş yapayım derken göz çıkarmayın

Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, başörtüsü konusunda getirilen düzenlemenin beklentilere cevap vermediğini belirterek, “Düzenleme, yasağı sadece yüksek öğrenim hakkıyla sınırlamaktadır. Biz ısrarla şunu söylüyoruz: Bu, tarihi bir hatadır. Bu, kaş yapayım derken göz çıkarmaktır” dedi.

Kutan, partisinin Ankara İl Başkanlığında düzenlenen ‘’İl Başkanları ve İl Müfettişleri Toplantısı’’nda yaptığı konuşmada, başörtüsü konusunda AKP ve MHP heyetlerinin üzerinde anlaştıkları yasal değişikliklerin, ‘’yasağı daha da derinleştireceğini’’ söyledi. TBMM Başkanlığına sunulan Anayasa değişikliği teklifinde kılık kıyafet

düzenlemesine ilişkin net bir ifade yer almadığını ifade eden Kutan, ‘’Sadece YÖK Kanunu’nu düzenleyen ek 17. maddede bu konuda bir düzenlemeye yer verilmiştir. Ancak bu madde de Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesine kapı açmaktadır’’ diye konuştu.

Kutan, düzenlemenin milletin beklentilerine cevap vermediğini kaydederek, şöyle konuştu:

‘’Düzenleme, yasağı sadece yüksek öğrenim hakkıyla sınırlamaktadır. Biz ısrarla şunu söylüyoruz: Bu, tarihi bir hatadır. Bu, kaş yapayım derken göz çıkarmaktır. Yasağı sadece yüksek öğrenim hakkıyla sınırlandırmak, böylesi haksız bir zulmü, açık liselerde, özel kurslarda, dershanelerde yani üniversite dışındaki her yerde meşru hale getirmek demektir. Hatta daha ötesi anayasal suç kapsamına almak demektir.’’

İnanç özgürlüğünün, pazarlığı, şartı, şerhi, yasağı olmayacağını ifade eden Kutan, inanç özgürlüğünün önündeki bütün engellerin hiçbir ayrım gözetmeksizin ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi. Kutan, bu konuda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile TBMM’de grubu bulunan bütün partilere bir öneri mektubu gönderdiklerini belirterek, ‘’Bu yasağı ortadan kaldırmakta samimiyseniz, Anayasa’nın 24 maddesinin 1. fıkrasının sonuna ‘kimse dini inancından ve inancına uygun kılık ve kıyafetinden dolayı Anayasa’da açıkça belirtilen haller dışında hiçbir temel haktan mahrum edilemez’ ifadesini koyun’’ diye konuştu.

/ ANKARA

03.02.2008


 

Başörtüsü tektipleştirilmesin

Üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılmasına yönelik Anayasa değişikliği çalışmalarını ‘’başörtüsünü tektipleştirme’’ olarak değerlendiren İnanç Platformu üyeleri, kararı başlarına geçirdikleri kesekâğıdı ile protesto etti.

Aylardır başörtüsü yasağının kaldırılması için Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı’nda cumartesi günleri eylem düzenleyen İnanç Platformu üyeleri başörtüsü yasağının kaldırılmaya çalışıldığı şu günlerde ilginç bir eyleme imza attı. AKP ve MHP’nin yasağın kaldırılmasına yönelik önerisiyle ‘’çene altında bağlama’’ tartışmalarına katılan İnanç Platformu üyeleri, bu şekilde başörtü kızların tektipleştirilmeye çalışıldığını öne sürdüler. Bunu başlarına geçirdikleri kesekağıdıyla dile getiren Mazlum-Der’in de aralarında bulunduğu sivil toplum kuruluşları, Üniversitelerarası Kurul tarafından yayınlanan bildiriyi de kınadı. En büyük yasakçıların üniversiteleri yöneten bazı rektörlerin olduğunu söyleyen protestocular, asıl baskıyı bu kişilerin inancı gereği başını örten genç kızlara yaptıklarını dile getirdiler. Grup yapılan basın açıklamalarının ardından olaysız bir şekilde dağıldı.

/ ANKARA

03.02.2008


 

Çene altı dayatması da yanlış

Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, başörtüsü düzenlemesinin anayasada yapılmasını eleştirerek, “Nasıl bağlanacağını dayatmak, başörtüsünü yasaklamaktan daha büyük ihlâl” dedi.

Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, bianet’e yaptığı değerlendirmede, AKP ile MHP’nin “başörtüsü sorunu”nun çözümü için anlaştığı hukuki düzenlemenin anayasal sisteme aykırı olduğunu savundu. Başörtüsünün bir anayasa konusu olmadığını ifade eden Kaboğlu, “Eğer yine de bu yolla düzenlenecekse başörtüsünün nerede serbest olmadığının belirtilmesi lazım, örneğin kamu dairelerinde, ilkokulda ve liselerde serbest olmadığının açıkça yazılması gerekir” dedi.

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Kanunundaki “Çene altından bağlanmalı” ifadesinde sakıncalar bulunduğunu ifade eden Kaboğlu, şunları kaydetti:

“Eğer başörtüsü dinsel bir emirse, kanundaki ifadenin gerekçesi dinsel buyruğa yani Kur’ân’a gönderme yaparak belirlenmeli. Bu yapılabilir mi? Laik bir rejimde yapılamaz. Bir kaynağa gönderme yapmadıkları için “çene altı” sınırlaması yöneticilerin kendi yaklaşımlarına göre yaptıkları bir belirleme olarak algılanır. Bunun özgürlükler açısından sakıncaları var: Farklı takmak isteyenlerin bu hakkının hangi nedenle sınırlandığı makul bir gerekçeyle açıklanmalı.

Başörtüsünün nasıl bağlanacağı konusunda kural koymak ve bunu dayatmak yasaktan daha ağır bir özgürlük ihlali. Çünkü siz kadının teni üzerinde, erkek olarak belirleme yapıyorsunuz.”

Düzenlemenin “kadınlar üzerindeki egemenlik arayışının sergisi” olduğunu kaydeden Kaboğlu, değişikliğin, özgürlükler alanında götürüsü getirisinden çok daha fazla olacağını ifade etti. Kaboğlu, “Başörtüsünün sınırını iktidarın belirlemesi, başörtüsü kullananları rencide etmek ve reşit olmadıklarını ortaya koymak demek” diye konuştu.

/ İSTANBUL

03.02.2008


 

Rejim tartışmaları bilimsellikten uzak

Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, ‘’Özgürlük açılımlarına karşı rejim tartışmaları başlatmak, akılcılık ve bilimsellikten uzak bir tavırdır’’ dedi.

Uslu, yaptığı yazılı açıklamada, ‘’TÜSİAD’ın başlattığı ve Üniversitelerarası Kurul’un tırmandırdığı kontrollü gerilimi hayret ve ibretle izlediklerini’’ belirterek, toplumun önündeki kişi ve kurumların gelişmeleri soğukkanlı, demokratik terbiye ve olgunluğa uygun biçimde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. ‘’Özgürlük açılımlarına karşı rejim tartışmaları başlatmak, akılcılık ve bilimsellikten uzak bir tavırdır’’ diyen Uslu, şunları kaydetti:

‘’Kadınların eğitimi ve iş gücüne katılımı konusundaki eksikliklerimizin sür'atle giderilmesi ve engellerin kaldırılmasını talep etmesi gerekenlerin dışlayıcı, yasaklayıcı bir tutum takınmaları modern toplumdan çok, gerici ve totaliter bir anlayışın göstergesidir. Bilimin çoğulculuğu ve kuşkuculuğunu reddeden, yeni ve dinamik bir parlamentonun iradesini tehdit etmeye yeltenen, toplumun farklılıklarını

normal gören hoşgörüsünü yok sayan, değişimden ve çoğulculuktan korkan bu tutumun halkımızda hiçbir karşılığı yoktur.

Zaten üniversitelerde başörtü serbestisi konusunda da genel bir kabul vardır. Tartışılması gereken konu, başörtüsünden çok toplumun değerleri ve parlamento iradesine karşı yasakçılığın sürdürülmesini savunan kişilerin ruh halleri ve özgürlüklere karşı aldıkları pozisyondur.’’

/ ANKARA

03.02.2008


 

“Yayla’ya ceza insan haklarıyla bağdaşmıyor”

Prof. Dr. Atilla Yayla’nın İzmir’de yaptığı bir konuşmada Atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılması Ankara’da protesto edildi.

Kızılay Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen Hürriyet Hukuk Höşgörü (3H) Hareketi üyeleri, Yüksel’deki İnsan Hakları Bildirisi okuyan kadın heykel önünde Yayla’ya destek çıktı. 3H Hareketi adına yapılan açıklamada, Prof. Dr. Yayla’ya verilen cezanın insan haklarıyla bağdaşmadığı ve Türkiye’yi daha yasakçı bir ülke haline getirdiği dile getirilerek, ifade özgürlüğü alanının daha da genişletilmesi gerektiği belirtildi.

Gösteri yapan grup, başörtüsü yasağının kalkması yönünde de görüş bildirdi. Yapılan basın açıklamasının ardından grup olaysız bir şekilde dağıldı.

/ ANKARA

03.02.2008


 

Cumhurbaşkanı Gül, Katar’a gidecek

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 5s7 Şubat tarihleri arasında Katar Emiri Şeyh Hamad Bin Khalifa Al Thani’nin davetlisi olarak Katar’a resmi ziyarette bulunacak.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Gül’ün Katar Emiri ile yapacağı görüşmelerde ikili konular, bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı bildirildi. Bu çerçevede, ikili ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, enerji alanında işbirliği, Türkiye’nin Körfez İşbirliği Konseyi ile ilişkilerinin de ele alınacağı ifade edilen açıklamada, Orta Doğu barış süreci, Filistin, Lübnan ve Irak’taki durum, terörizmle mücadelede uluslararası alanda sürdürülen işbirliği dahil çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunulacağı kaydedildi.

/ ANKARA

03.02.2008


 

Gazze için İKÖ harekete geçmeli

İHH İnsanî Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, Gazze için acilen İslâm Konferansı Örgütü’nün harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

İHH ve Filistin Dayanışma Derneği’nin (FİDDER) düzenlediği “Gazze İnsanî Durum Raporu” toplantısında konuşan Yıldırım, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekti. Hastaneler ve devlet kurumları da dahil olmak üzere günlerdir elektriğin verilmediği Gazze’de yaşananlara Müslüman ülkelerin seyirci kalmamalarını önemle vurgulayan Yıldırım, acilen İslâm Konferansı Örgütü’nün (İKÖ) harekete geçmesi gerektiğini söyledi. Toplantıya katılan Filistin Büyükelçisi Nebil Maruf da Türkiye’nin Filistin konusunda gösterdiği duyarlılıktan çok memnun olduklarını belirterek, Filistin Hükümeti ve halkı adına Türkiye Hükümeti’ne ve halkına teşekkür ettiğini ifade etti. Maruf: “Filistin halkı 1000 sene işgal altında kalsa da, 1000 yıl haklı olan mücadelesini sürdürecektir” dedi.

Yeni Asya / İSTANBUL

03.02.2008


 

Asarlık 100. Yıl İlköğretim Okulu Think.com’da

Çeşitli ülkelerdeki öğrencilere etkileşimli öğrenim araçları sağlayan bir eğitim portalı olan “www.think.com”a, İzmir ve ilçelerinden 10 okul dahil edildi.

Bunlardan biri de Menemen ilçesi Asarlık bölgesindeki, genellikle kırsal kesimden gelen ailelerin çocuklarının okuduğu Asarlık 100. İlköğretim Okulu. Müdür Özortakcı, “Bu projede yer alan 10 okulun müdürleri ve bilgisayar formatörleri, İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü think.com koordinatörü Didem Demir tarafından eğitimden geçirildi. Okul olarak birçok projemizi ABD, İngiltere, Kanada, Brezilya, Fransa ve Malezya gibi dünyanın dört tarafında bulunan 50 ülkenin öğrenci ve öğretmenleriyle paylaşmaktan mutlu olacağız” dedi.

/ İZMİR

03.02.2008


 

Özürlü çocuğu olanlara davranış eğitimi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Özürlüler Müdürlüğü İSÖM’ün yürüttüğü ve 0–6 yaş arası gelişimsel geriliği bulunan çocuk sahibi ailelerin ücretsiz olarak katılabileceği ‘Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı’ kayıtları başladı.

Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı” kapsamındaki konuların anlatımları ise İstanbul ve Marmara Üniversitesi öğrencileri tarafından yapılıyor. Eğitim programlarına katılmak isteyen aileler İSÖM’ün 0212 449 96 56 numaralı proje telefonunu arayarak bilgi alarak kayıt yaptırabiliyor.

Yeni Asya / İSTANBUL

03.02.2008


 

Doğu’da, Sibirya soğukları sürüyor

Doğu Anadolu Bölgesi’nde Sibirya soğukları etkisini sürdürüyor. En düşük hava sıcaklığı eksi 32 dereceyle Erzurum’da ölçüldü

Meteoroloji Bölge Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Sibirya’dan gelen soğuk hava akımının etkisi altında olan Doğu Anadolu Bölgesi’nde gece en düşük hava sıcaklığı eksi 32 dereceyle Erzurum’da ölçüldü. Gecenin en düşük hava sıcaklığı Ağrı’da eksi 28, Kars’ta eksi 23, Ardahan’da eksi 18, Erzincan’da eksi 16, Iğdır’da eksi 12 derece olarak kaydedildi. Bölgede günün en yüksek hava sıcaklıklarının ise Erzurum’da eksi 15, Ağrı’da eksi 12, Kars’ta eksi 9, Ardahan’da eksi 7, Erzincan’da eksi 5, Iğdır’da da sıfır derece olması bekleniyor. Kar kalınlıklarının Kars’ta 40, Ağrı’da 38, Ardahan’da 37, Erzincan’da 32, Erzurum’da da 28 santimetre olduğu bildirildi. Bölgede, Sibirya üzerinden gelen soğuk hava kütlesinin bir hafta boyunca etkili olmasının beklendiği de kaydedildi.

/ ERZURUM

03.02.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri