Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 21 Şubat 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Röportaj

Ahmet Turan Söyler

Sivas, Türkiye’nin mozaiği

Sivas’ın, Türkiye’nin mozaiği olduğunu belirten Sivas Platformu Başkanı İsmail Erdem, kültür veya mezhep farklılıkların, insanlarımızın zenginliği olarak algılanması gerektiğini kaydetti.

*Sivas, Anadolu medeniyetinin en eski yerleşim birimlerinden biri. Cumhuriyetin temelleri bu şehirde atıldı. Jeopolitik olarak da çok önemli konuma sahip olan Sivas, bu değerleri yeterince değerlendirebiliyor mu?

Cumhuriyetin 80 yıllık tarihine baktığımız zaman, Sivas’ın konjonktürel varlığından faydalandık mı? Bunun için geçmişte bazı talihsizlikler yaşadık Sivas adına. Malûmunuz Sivas Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin temeli bu şehirde atılmıştır. Sivas olarak milletimizi seven bir halk olmuşuz. Devletimizin kuruluşunda Sivas halkının tümü maddî ve manevî destek olmuştur. İç Anadolu’nun merkezindeyiz. Bizim çocukluk yıllarımızda (60’lı yıllar), Sivas, ticarette o bölgenin merkezi noktasındaydı. Ekonomik geçmişimize baktığımızda Yozgat, Amasya, Tokat, Kayseri ve Erzincan ticareti birinci derecede Sivas merkezli gerçekleştiriyordu. Ama biz, Sivas halkı olarak, hem teknolojileşmeye, hem de sanayileşmeye pek ayak uyduramadık. Bir de Sivas’ta yetişen insanlarımızı, Sivas’ta tutmasını başaramadık. İstanbul’a, büyük şehirlere gelen birçok hemşehrimiz burada iş hayatına başladı. Sivas’ı ihmal ettiler. Burada belli bir noktayı yakalamış iş adamlarımız var. Bunlar, en azından imalathanesinin, ticarethanesinin, işletmesinin bir şubesini Sivas’ı tercih ederek kullanmış olsaydı, Sivas, bir Kayseri olabilirdi. Ama yarına bakmak lâzım.

Sivas’ta yerel yönetim olarak, özellikle alt yapı noktasında son 20 yılda büyük hizmetler oldu. Sivas sanayiciyi, İstanbul’daki müteşebbisini Sivas’a çekmek adına sanayi bölgeleri oluşturdu. Bu konuda, son bir kaç yıldır Sivas Sanayi Ticaret Odası ile Sivas Valiliği’nin büyük gayretleri var. Sayısı yüze varan işletme faaliyete geçti. Yeni sanayi tesislerin temelleri atıldı. Ümit ediyoruz ki, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin de katkılarıyla beraber, yerel yönetimler ve valilik, Sivas’taki yatırımları teşvik eder, sahiplenir ve sahip çıkarlar. İstanbul’daki insanlarımız da, oradaki yatırımcılarımız da şehrine sahip çıkmalı. Ekonomik olarak belli bir gücü yakalamış insanlarımızın Anadolu’ya yönelmesi lâzım.

Sivas’ın en büyük problemlerinden bir tanesi göç. Göçün önünü istihdam sağlayarak alabiliriz. Şu an 700 bin civarında insanımız yaşıyor, ama Anadolu’ya açıldığımız zaman, onlarca 700 bin insan da göç etmiş. Farklı vilayetlerde yaşıyorlar. Bir buçuk milyon insanımız İstanbul’da yaşıyor. Sivas’ta şimdiki imkânlar eskiye oranla daha güzel. Havayolu ve demiryolu ulaşımı var ve karayolu ulaşımımızda bir problem yok. Köylerimize varana kadar yollar asfaltlanmış. Bu hayvancılıktan ziraata, tarımdan meyveciliğe kadar, Sivas her alanda kendini yenileyebilir ve geliştirebilir. Bu tür teşvikleri sürekli yapmamız ve her yerde de konuşmamız lâzım.

SİVASLILIĞIMIZI KAYBETMEDEN İYİ BİR

İSTANBULLU OLMALIYIZ

* Sivas Platformu hakkında bilgi verir misiniz? Ne zaman kuruldu, işleyişi ve kuruluş amacı nedir? Bundan sonraki projeleriniz hakkında okuyucularımızı bilgilendirir misiniz?

Platformun amacı, gayesi, çıkış noktası var. Bizim kuruluş “anayasamız” var. Oradaki birinci adım Sivas’ı tanımak ve tanıtmaktır. İstanbul’da 1,5 milyon insanımız Sivas’ı tam anlamıyla bilmiyor, bir kısmı hiç gitmemiş. İstanbul’da yaşayan insanlarımızın şehir kültürü kazanımı noktasında bilincin yükseltilmesi ve bu bilinci yakalaması lâzım. İstanbul’da oturuyorum derken, hepimiz köylüyüz. Ben köyde doğdum, köylü olmaktan her zaman gurur duyuyorum, ama köylü olarak yaşamak istemiyorum. Dünyanın en büyük metropollerinden birinde yaşıyor isek, o zaman her Sivaslı İstanbullu gibi yaşamak durumundadır.

Bu da eğitimle olacak, yayınlarla olacak, çevredeki gelişmelerle olacak. Yani şehircilik anlamında İstanbulluların tümünün, diğer Anadolu kentlerinden gelen insanların bu kültürü yakalaması lâzım. Sivaslığımızı kaybetmeden, iyi bir şehir insanı olabilmemiz lâzım. Bu çerçevede yapacağımız çalışmalar var. Önümüzdeki günlerde göç olayını da irdeleyeceğiz. Bu, aynı zamanda Türkiye’nin problemi. Göçle ilgili olarak farklı sebepler de var. Sivas’ta bazı çevresel baskı unsurları da var. Bunların da irdelenmesi lâzım. Sivas’tan göçü durdurmayı ve tersine göçü sağlamalıyız.

BİRLİKTE NASIL

YAŞANABİLECEĞİNİ GÖSTERİYORUZ

Diğer bir önemli husus da toplumsal uzlaşmanın sağlanması noktasında. Bu da tüm Türkiye’yi ilgilendiren bir mesele. Farklı düşünen, konuşan, yaşayan insanlarımızın bir arada nasıl yaşayabileceğini Sivas Platformu olarak gösteriyoruz. Farklı düşünüyoruz, farklı konuşuyoruz, farklı da yaşıyoruz ama aynı çatı altında bir aradayız. Millet olarak 1000 yıldır beraber yaşıyoruz. Bunu önünüzdeki 1000 yıl daha nasıl devam ettirebiliriz? Derdimiz bu. Şu anda ülkemizde terör kâbusu var. Bunu birileri Türk-Kürt çatışmasına dönüştürmek istiyor, ama biz Kürtlerle Türkler bu tarihi bir arada yaşamışız, yarın da yaşayacağız. Sivas’ta Alevîler de, Sünnîler de beraber yaşamış, yarın da bunu yaşatmamız lâzım. Toplumsal uzlaşma noktasında bunun açılması lâzım. Sivas Platformu ideolojik düşünmüyor. Sivas Platformu nedir, diye sorduğunuz zaman; insan sevgisi, toplum sevgisi ülkeye hizmettir.

*İlkini 2007 Nisan ayında düzenlediğiniz ve yoğun katılımın da olduğu “Ulusal Sivas Sempozyumu”nda neyi amaçlamıştınız? Sonuçlarını değerlendirir misiniz?

Sivas Platformu olarak diyoruz ki, “Sivas’ın kimliğini, karakterini, tarihteki kültürel kazanımındaki merkeziyle birlikte 17 ilçeyi kamuoyuna taşıyabiliriz.” O inançla yola çıktık. 22 Nisan 2007’de ilk adımımızı atarak 1. Ulusal Sivas Sempozyumu’nu yaptık. Sivas Platformu olarak, burada Sivas’ın hem Selçuklu, hem de Cumhuriyet dönemi tarihini bir oturumda hocalarımız müzakereye açtı. Bir oturumda da kültürünü, edebiyatını tebliğ olarak sundular. Sonra da sosyal ekonomik durumunu ele aldılar. Sivas’ın geçmişiyle geleceğini bir bütün olarak dışa açılım noktasında ele alan bir programın yapılması çok büyük ilgi gördü. Birinci derecede biz bunun duyurusunu yaptık. Sivas’ta yaşayanları dâvet ettik. İkincisi Sivas’ta bulunan başta Cumhuriyet Üniversitesi olmak üzere, valimiz, belediye başkanımız, yerel yöneticiler, bu çalışmadan dolayı bilgi sahibi oldular. Üniversiteden 20 civarında hocamız ve rektörümüz de geldi. Sempozyuma sivil toplum kuruluşları, vakıf, dernek, federasyon başkanları ile üniversite çevresi ve talebelerinden katılım oldu. Sempozyumdaki tebliğler bir araya getirilerek kitap yapılacak ve bir kaynak eser olacak. Sivas’ta ki il özel idareleri, millî eğitim müdürlükleri, kütüphaneler, sivil toplum kuruluşlarına ve isteyen herkese gönderilecek. Bugüne kadar Sivas’la ilgili bir çok eser mevcut, ama hepsinin farklı anlatımları var. Biz bunu, ileriye yönelik iyi bir yatırım olarak görüyoruz. Bu sempozyumda Sivas kamuoyuna taşındı. İstanbul’daki Sivaslılar Sivas’ın geçmişini tartıştı. Geriye baktığımızda, bugüne kadar yapılmayan bir çalışmaydı ve katkılarından dolayı herkese teşekkürlerimi iletiyorum.

İLK YÖRESEL DERNEĞİ 1947 YILINDA

SİVASLILAR KURDU

*Hemşehri dernekleri bekleneni verebiliyor mu? Derneklerin işlevi ne olmalı?

İstanbul’da 700’e yakın hemşehri derneği var. İstanbul’da en fazla yöresel derneği olan vilayet Sivas’tır. Bu büyük bir zenginliktir. Büyük bir enerjinin dışarıya yansıması olarak da görülebilir. İstanbul’da ilk yöresel derneği 1947 yılında Sivaslılar kurmuştur. Hepsi Sivas’a ve Sivaslılara maddî, manevî katkıda bulunmuştur. Dernekler Ramazanda, yaz dönemlerinde, cenaze ve düğünlerde çalışmalarıyla hizmetlerini yapmaktalar.

Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının en büyük sıkıntısı nitelikli elemanın olmamasıdır. Diğer taraftan, zengin iş adamları dernekçilikte fazla sorumluluk almamıştır. Vakıf ve dernekler yapısal olarak kendilerini yenilemeli, daha fazla dışarıya açılmalı, halkayı daha geniş tutmalıdır. Küçük olsun, benim olsun mantığıyla hareket etmemeleri lâzım. Özellikle kendini yetiştirmiş, birikimi olan değerlerden istifade etmek lâzım. Maalesef Türkiye’de bunu göremiyoruz.

*Sivaslılar, İstanbul’da en yoğun nüfusa sahip olmasına rağmen, İstanbul’un yönetiminde çok da aktif olmadıklarını görüyoruz. Sadece bir tane ilçe belediye başkanı var. Sizce bunun sebebi nedir?

İstanbul’da 1,5 milyon Sivaslı bulunuyor. İstanbul’un 32 ilçesinden 16’sında seçmen bazında en fazla Sivaslı var. Kâğıthane, Sarıyer, Ümraniye, Bağcılar, Kadıköy bunlara örnektir. Bana göre, bu 16 ilçede en az 5 ya da 6, 41 beldede ise yine asgarî 5 veya 6 tane Sivaslı belediye başkanı olmalı. Ama sadece sayısal çoğunluk yeterli değil, siyasetin kendi içinde dinamikleri var. Parti teşkilâtlarında Sivaslı hemşehrilerimizin aktif rol alması, üst noktalara çıkması lâzım. Sivas halkımızın da yöneticilerine maddî, manevî destek vermesi gerekli. Sivaslılar hangi kulvarda yürürlerse yürüsünler, kendilerine inanmalı, kendilerini yetiştirmeli ve büyük düşünmeleri lâzım. Toplum içinde her alanda Sivaslı biri ön plana çıkmalı. Ama öncelikle insanın ferdî gayretleri gerekli. Bunun gerçekleşmesi için de çok çalışmak lâzım. Öncelikle kendi çalışması, çevre edinmesi ve lojistik desteği Sivaslı hemşehrilerimize vermek lâzım.

*Sivas denince aklınıza ne geliyor?

Sivas denince, Sivas’ın tarihi geliyor akla. Sivas’ın turizm potansiyelini açığa çıkarmak lâzım. Meselâ, yaz ve kış turizminde kullanılabilecek Koyulhisar ilçesindeki Eğriçimen yaylası var. Potansiyelini sürekli güncellemek gerekir. Yine yaz dönemi sıcak çermiğe gidiliyor. Düşünüyorum da, neden sadece yazın gidiliyor,12 ay boyunca gidilmiyor? Sivaslı hemşehrilerimiz tatil yöreleri yerine, neden Sivas’a gitmiyor? Bunu irdelemek lâzım. Oteller, evler ve mekânlar yapılması lâzım.

FARKLILIKLARI ZENGİNLİK

OLARAK ALGILIYORUZ

Sivas, Türkiye’nin mozaiğidir diyoruz. Sivas’ta ki kültürel veya mezhepsel farklılıklar, bölgemizin, insanlarımızın zenginliği olarak algılanmalı. Hiçbir zaman bunlardan sıkıntı duymamışız. Bugün de duymuyoruz, yarın da duymayacağız. Bu bizim güzelliğimiz. Yani doğaya çıktığımız zaman farklı renkte çiçekler görüyorsunuz. Hepsinin ayrı bir güzelliği, hepsinin ayrı kokusu var ve birbirini tamamlıyorlar. Biz de Sivas halkı olarak, tarih boyu bir arada yaşamış halklar olarak bir sıkıntımız olmamış. Bu kültürel zenginliği aslında sosyal faaliyetlerde üretime dönüştürebilmeliyiz, kültürel varlığımızı, zenginliğimizi hayata yansıtabilmeliyiz. Bu aynı zamanda bizi ekonomik olarak da destekler. Yani fikrî olarak aykırı düşünceler, ekonomik olarak da zenginliktir.

*Sizin bu konuda bir çalışmanız var mı?

Sivas Platformu’nu kurarken, iki yılı aşkın alt yapı oluşturmak için çalıştık. Platformu hangi çerçeveye oturtalım, kimler görev alsın, hangi yapıda insanlarla yola gidebiliriz ve Sivas’ı kimler temsil edebilir? Bu soru işaretleriyle yola çıktık. Öyle bir çalışma yaptık ki, şu anda platform yönetimimizde 40 arkadaşımız, danışma kurulumuzda da 70 arkadaşımız var. Sivas’ımızın merkezi de dâhil, 17 ilçesinden, her tür düşünceden, her siyasî partiden, Alevîsi, Sünnîsi, Çerkez’i insanımız var. Burada Sivas’ın bütününü kucaklayacak yapıyı nasıl inşa edebiliriz diye düşünüp, bu alanda çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. İyi bir envanter oluşturduk. Biz bunları bir araya getirebildiğimiz için son derece mutluyuz. Kuruluş aşamasında sivil toplum kuruluşu başkanlarımızı da dâvet ettik. İlçe ve il adına kurulu, dernek ve vakıf başkanlarımız da yönetimde var. Yine bürokraside üst seviyede görev almış, milletine hizmet eden çok sayıda insanımız var, Sivaslı olarak. Bunların içersinden arkadaşlarımızı da yönetime aldık, böyle bir hamur yaptık. Şu anda birbirimizden ayrılamaz bir parça olduk.

İsmail Erdem kimdir?

Sivas'ın Koyulhisar ilçesinde doğdu, 15 yaşında İstanbul’a geldi. Farklı partilerde uzun süre siyasetle uğraştı. Bununla beraber, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev aldı. 18 Haziran 2006’da kuruluşunu tamamladıkları Sivas Platformunun kurucu başkanı olarak görev yapıyor. Sosyal Bilimler Bölümü mezunu, inşaat sektöründe faaliyet gösteren firması var. Evli ve4 çocuk babası.

Ahmet Turan Söyler

21.02.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Röportaj

  (16.02.2008) - Yardımlarla kardeşlik köprüleri kuruluyor

  (11.02.2008) - Uzlaşmanın dağılmasına izin vermeyelim

  (06.02.2008) - Kontrolsüz üretim ve haksız rekabet var

  (04.02.2008) - Başörtüsü serbestisi modernleşmeyi hızlandırır

  (31.01.2008) - Duvarlar yıkılacak, Filistin kurtulacak

  (29.01.2008) - Tasfiye edilen Gladio mu, başkaları mı?

  (21.01.2008) - “Türkiye, tabuları yıkmaya başladı”

  (14.01.2008) - “301’i en çok Genelkurmay kullanıyor”

  (11.01.2008) - Geniş bir şûrâ oluşturup kararlarına teslim olacağız

  (08.01.2008) - Sigara dumanı trafik kazalarından da beter

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri