"Gerçekten" haber verir 26 Kasım 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Cevher İLHAN

Kriz “itirafı” ve “önlemler”in akıbeti...



Siyasette bir dizi çarpıcı itiraf olmakta. Bunlardan biri, baştan beri başbakan ve bakanların “Bizi teğet geçer“ dedikleri ve bir türlü kabul etmedikleri “küresel ekonomik kriz”in Türkiye’yi de vurduğu itirafı.

Başbakan ve ilgili bakanlar, krizin “finansal” olduğunu ve reel ekonomiyi vurmayacağını uzun süre ileri sürüp kamuoyunu oyaladılar. Öylesine ki malûm medyatik mihraklar, Erdoğan’ın “Hamdolsun!” kelimesini tezyif edip dillerine doladılar. Tıpkı “Velev ki siyasî simge de olsa” çıkışında olduğu gibi inanç değerlerinin aleyhine istimal ettiler.

Ancak AKP siyasî iktidarı aynı yanlışı popülist hesaplarla IMF için de yaptı. Başbakan önce “IMF’ye ihtiyacımız yok” dedi. Meseleyi ekonomiden sorumlu Devlet Bakanına havale etti; zahiren uzak durdu. Hatta AB’ye olduğu gibi IMF’ye de “rest” çekti; kamuoyu nezdinde “Helâl olsun, IMF’ye hiç temennâsı yok!” havasını verdirdi.

Oysa hükümetin alttan alta IMF ile görüşmeleri devam ediyordu. Başbakan’ın, “Arkadaşlarımıza IMF’ye şunu söyleyin dedim; IMF eğer ümüğümüzü sıkmazsa eyvallah, bir esneklik çerçevesinde oturur anlaşırız” ifadesi, bunun örtülü ikrarı idi.

Kısacası altı yıldır Kemal Derviş’in IMF ile yaptığı mukaveleyi harfiyyen tatbik eden AKP hükümeti, yine “IMF’ye devam” diyordu. Ancak görünürde “karşı” gözükme taktiğiyle buna psikolojik ve politik ortam oluşturmaya çalışıyordu. Tıpkı krizi kabulde olduğu gibi…

KAN KAYBEDEN EKONOMİYE

ÂCİL TEDBİRLER ALINMALI…

Türkiye, uluslar arası boyutta “alarm” veren ve aylardır “geliyorum!” diyen tehlikeye karşı AKP hükümetinin yerel seçimler gailesiyle “krizi inkâr”la kayıtsız kalmasının ceremesini çekiyor.

Başbakan’ın “Tepeyi aşıyoruz” dediği sırada kriz tırmandı, yurdun dört bir yanında yüzlerce fabrika ve işyeri kapandı; resmî rakamlarla 10.1’e ulaşan işsizler ordusuna binler, on binler eklendi. Tekstilden otomotive birçok sektörün çökme noktasına geldiği ilân edildi.

Ne zaman ki Başbakan Amerika’ya gitti, IMF ve Dünya Bankası yetkilileriyle görüştü; “vaziyet” açığa çıktı. Erdoğan’ın “IMF bir akreditasyon kuruluşudur, sizi akredite ederse dünya finans kuruluşlarından kredi alırsınız” ifadesi, IMF ile anlaşmanın ilk sinyaliydi.

Ve Başbakan, iki milyona yakın insanın katledildiği Irak’ı işgalle küresel krizi tetikleyen Bush’la Amerika’da “kriz”i konuşurken, Çalışma Bakanının, binlerce işçinin işten çıkarıldığını, pahalılığın fiyatlara yansıdığını söylemesi, krizin kabulüydü.

Keza bu süreçte Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı’nın “Amerika ihraç ürünleri arasına krizi de kattı; kimsenin bunu almam deme şansı yoktur” cümlesi, Türkiye’nin ABD’den türeyen küresel ekonomik kriz tsunamisine tutulduğunun tesciliydi.

Nihayetinde Başbakan’ın Amerika dönüşü, “ülkemizde şu anda böyle anlatıldığı şekilde bir kriz sözkonusu değil” tekrarından sonra, “Ama tabiî ki bu esinti, bu dalga bizleri de tesiri altına alabilir, özellikle de yeni yılın ilk altı ayında sıkıntı yaşayabiliriz” cümlesi, bakanlarca peşpeşe deklâre edilen krizin “resmen” onayı oldu…

Neticede ekonomi kan kaybediyor. Ekonomistler aylardır âcil tedbirlerde bulunuyorlar. Ekonominin çarklarının döndürülebilmesi için öncelikle reel sektöre destek verilmesi, işten çıkarmaların önünün alınması gerektiğini belirtiyorlar. Çiftçiye ve esnafa faizsiz destek tedbirlerini sıralıyorlar.

Piyasaların canlanması ve talebin güçlendirilmesi için memurların, işçilerin, sabit gelirlilerin maaşlarının arttırılmasını zarurî buluyorlar. Son bir yıldır doğal gazdan elektriğe üstüste gelen ve bütün kalemlere sıçrayan zamlara karşı en azından ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, vatandaşların prim ve vergi yükünden kurtarılmasının gereğini anlatıyorlar…

TUZU KURU “TAVSİYELER”LE

GEÇİŞTİRİLMESİN…

Ne var ki hükümette hâlâ hareket yok, hâlâ tutuk. Enerji Bakanı, yüzde 70’lere varan zamların geri alınmayacağını açıklıyor. Mâliye Bakanı yüksünmeden peşinen “vergilerde hiçbir indirim olmayacak” diye kesip atıyor. Sanki iktidar değilmişçesine ortadaki krizin kendilerini ilgilendirmediğini tuzu kuru fütûrsuzluklarla açıklıyor. “Herkes kendi tedbirini alsın!” diye âdeta “krizden bize ne!” tavrıyla sorumluluğu sektörlerin üzerine yıkma sorumsuzluğunu sergiliyor…

Başbakan ise gittiği Yeni Delhi’de, daha yeni yeni örtülü bir biçimde kabul ettiği krizden “Bizim elimizde sihirli bir değnek yok, bütün kuruluşlarımızı âbâd edeceğiz diye bir şey söz konusu da değil; herkes programını kararlı, ciddî bir şekilde yürütecek” tutumuyla yine örtülü bir biçimde işin içinden sıyrılmaya çalışıyor.

Dahası “büyüyen küresel ekonominin rekabetçi dünyası”nda finans sektörüne, “Bakın yanlış yapıyorsunuz; kredileri geri çağırmayın, müşterilerinizi köşeye sıkıştırıp faizleri yükseltmeyin; reel sektörün şikâyetleri var, yatırım taleplerine kapılarınızı kapamayın” çağrısıyla yetiniyor. “Hiçbir sektör hiçbir zaman bunları tehdit unsuru olarak bir fırsata dönüştürmemeli” tavsiyesiyle kalıyor…

Böylece önce inkâr ettiği, ancak aylar sonra telâffuz edip, “önümüzdeki dönemde bizi de vurabilir” diye kabul ettiği derinleşen ekonomik krize karşı köklü yasal tedbirleri almak ve âcilen uygulamak yerine, hükûmet lâkayt kalmaya devam ediyor…

Bakalım, tâ Hindistan’dan “Seçimlerde partim ikinci olursa genel başkanlığı bırakırım” diye gündemi değiştirme oltasını atan Başbakan ve hükümeti, bir türlü öngörmediği krize hangi tedbirleri alacak? Haftalardır alınacağı söylenen ve oldukça geciken bu “önlemler”in akıbeti ne olacak; nasıl bir “çözüm” çıkacak?

26.11.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (26.11.2008) - Kriz “itirafı” ve “önlemler”in akıbeti...

  (25.11.2008) - Kadük devrimler…

  (24.11.2008) - Satır aralarında kalanlar…

  (23.11.2008) - AKP, Kemalizm ve “ılımlı İslâm” projesi

  (22.11.2008) - AKP ne kadar dik durdu?

  (20.11.2008) - Amerika ve muammalar...

  (18.11.2008) - Fırsat ve milât…

  (17.11.2008) - Aleviliği İslâmın dışına itme tuzağı

  (15.11.2008) - Demokrat Parti alternatifi…

  (14.11.2008) - ‘Vekilini kendin seç’ kampanyası…

 
Ufo ısıtıcılar, infrared ısıtıcı, kumtel ısıtıcılar.
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır