20 Temmuz 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

M. Latif SALİHOĞLU

Korsan bilgiler


A+ | A-

Fikir sahasında yaşanan en anlamsız, en faydasız, en gereksiz tartışmalar, tahkik edilmeden ortaya atılan bilgi kırıntılarına dayanıyor.

Bunlara, aynı zamanda "korsan bilgiler" de denilebilir.

Yani, birilerine isnat edilerek ortaya atılan bir fikrin, bir bilginin, yahut bir iddianın, gerçekte sahibi yoktur.

Ama, sahipsiz olmasına rağmen, o söz veya fikir korsanlar tarafından birilerine mal ediliyor ve üzerinde hararetli tartışmalar yapılabiliyor.

Fikrî tarışmaların, ilmî müzakerelerin mutlak faydasına inananlardanız.

Lâkin, işin içinde kaçak oynamak, korsan davranmak olmamak şartıyla...

* * *

Türkiye medyasında, hararetli tartışma konuları eksik olmaz.

Bunların bir kısmı, son derece yararlıdır. Zira, tarafların gizlisi, saklısı yoktur. Yalansız ve maskesiz konuşurlar.

Tartışmaların diğer bir kısmı ise, can sıkmanın ötesinde bir kıymet–i harbiyesi yoktur. Çünkü, doğru dayanaktan, sahih kaynaktan yoksundurlar. Kelimeler, ağızdan ağıza, kulaktan kulağa dolaşarak, bir dizi yalana, yanlışa bulanmışlardır.

Asıl mânâsından saptırılmış, hatta yer yer tersine döndürülmüş bir fikrin nesini konuşacak, nesini tartışacaksınız?

Ortada doğrudan eser kalmamış ki, konuşup da doğru bir hedefe varasınız...

İşte size birkaç misâl.

Hakiki Türklükle hiç alâkası olmayan bir Frenkmeşrep Türkçü, meselâ çıkıp diyor ki: "Kürtçü ve bölücü olan Said Nursî, Türk talebelerine evlenmemelerini öğütlerken, Kürtlere ise çokça evlenmeleri ve nüfus itibariyle çoğalmaları tavsiyesinde bulunmuş."

Şimdi tutup da bu safsatanın nesini tartışacak ve bu zırvanın neresini tevil edeceksiniz?

Zira, bu iddianın dayandırıldığı bir delil yok, bir kaynak ismi yok.

O halde, bu tür saçmalıklar için zaman ve enerji harcamaya da gerek yok.

* * *

Bir başka misâl de şudur: Asabiyet damarının kabarması sebebiyle muvazeneyi kaybetmiş bir Kürtçü de çıkıp diyor ki: "Said Nursî, esasında Şeyh Said kıyamına (1925) katılmak istemiş de, buna muvaffak olamamış. Bundan dolayı da çok üzülmüş, falan."

Al birini, vur ötekine...

Bu da, aynı diğeri gibi delilsiz, kaynaksız, tahkiksiz, kuru bir saçmalıktan ibaret. Üzerinde durmaya hiç gerek yok.

Zira, Said Nursî'nin sergüzeşt–i hayatı gibi, eserleri de meydanda.

O zât, hayatının hiçbir safhasında ve 130 adet eserinin hiçbir yerinde ne ırkçılık fikrine iltifat etmiş, ne de şiddete dayalı hareketlere taraftar olmuştur.

Keza, çıkarılmış olduğu hiçbir mahkeme tarafından, bu cihette bir suçu bulunamamış ve cezalandırılmamıştır.

Şayet, ırkçılık, bölücülük ve kan dökmeye yönelik en ufak bir fikri, bir hareketi tesbit edilmiş olsaydı, hiç şüphesiz, onu idam ve imha etmek isteyenler, bunu tepe tepe kullanarak, dâvâsını lekedar etmeye çalışacaklardı.

O halde, hiçbir mahkemenin isnat edemediği bir suçu, başkası niçin isnat etmeye yelteniyor?

Demek ki, ortada bir kaçak, bir korsanlık hareketi var ki, buna beş para değer vermeye gelmez. Bu korsan müfteriler, bırakalım iftiralarıyla başbaşa kalsınlar.

Tarihin yorumu

20 Temmuz 1402

Fetrete yol açan Ankara Savaşı

Ankara yakınlarındaki Çubuk Ovasında 20 Temmuz 1402'de Timur Han ile Yıldırım Bayezid Hanın kuvvetleri arasında yaşanan savaş, Osmanlı ve Anadolu tarihinin seyri açısından ciddî bir kırılmaya sebebiyet verdi.

O gün 14 saat müddetle göğüs göğüse yaşanan savaşta Osmanlı tarafının yenilmesi sebebiyle, Osmanlı fütûhatı sekteye uğradı. En az on yıl süren bir fetret devresine girilmiş oldu. Bu fetret kâbusu, aynı zamanda şezadeler arasındaki taht mücadelesine yol açtı.

* * *

Savaşın sonlarına doğru, Anadolu Beylerinin Timur tarafına geçmesi, Niğbolu kahramanı Yıldırım Bayezid'in işini zorlaştırdı.

Yalnızlığa mahkûm edilen Sultan Bayezid, neticede esir düşmekten kurtulamadı. Esaret hayatının kahrına dayanamayınca da, kısa bir süre sonra vefat etti.

* * *

Osmanlı'nın Ankara mağlubiyeti, sağlanmak üzere bulunan Anadolu birliğinin yeniden bozulmasına yol açtı. Beylikler, eski dağınık ve çekişmeli hallerine geri döndü.

En önemli husu ise, fetih maksadıyla ara ara kuşatma altına alınan İstanbul (Konstantiniye), fetih sürecinden uzaklaşmış oldu.

Osmanlı şehzadeleri, birbiriyle uğraşmaktan, bu dönemde hiçbir fetih hareketiyle ilgilenemedi.

Aksine, Selanik gibi mühim bazı şehirler kaybedildi ve fetret devrini sonuna kadar Bizans'ın eline geçmiş oldu.

* * *

Ankara Şavaşı, ikisi de Türk ve Müslüman olan iki taraf arasında bir kuvvet ve hakimiyet mücadelesiydi. Neticede, zarar üstüne zarar yaşandı.

Kardeş kavgası iki tarafa da yaramadı. En az 50 bin insanın hayatına mal olan bu savaş, hiçbir meseleye kalıcı bir çözüm getirmedi. Üstelik, sultanlar da, bu tarihten sonra huzurlu bir hayatı yaşayamadı.

Sultan Bayezid, savaştan bir sene sonra (1403), Timur Han da iki sene kadar sonra (1405) dünyaya vedâ edip gittiler.

Hasıl olan tahribatın tamiri ve zararların telâfisi ise, 20 seneden fazla bir zaman aldı.

Dünden bugüne gelecek olursak, şunu diyebiliriz: Ankara savaşlarının kimseye bir faydası yok. Dahilî çekişme arenasından uzak durulmalı. Zira, zemin kaygan ve kırılgan. Dengeler, hiç umulmadık şekilde değişebiliyor.

20.07.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (19.07.2010) - Küçük dairede büyük hizmet

  (16.07.2010) - Din, siyasete âlet edilmez

  (15.07.2010) - Duânın abdesti

  (13.07.2010) - Nur Talebelerinin imtihanı

  (12.07.2010) - Siyasette "12 Temmuz" çatlağı

  (09.07.2010) - Nasıl okumalı?

  (08.07.2010) - Âyetü'l–Kübrâ'nın fütûhâtı

  (07.07.2010) - Risâle–i harikayı tavsiye

  (05.07.2010) - Fikirlerin er meydanı

  (02.07.2010) - Övünülecek ne kaldı?


Son Dakika Haberleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.