Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 27 Ekim 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Basından Seçmeler

Ağar’ın hamleleri

DYP lideri Mehmet Ağar’ın siyasi bir tırmanış gerçekleştirdiği açık. Medyadaki yer alış oranına bakıldığında bile bu açıkça görülebilir. Kaldı ki Ağar, Türkiye’yi iddialı biçimde turluyor. Medya ilişkileri de oldukça başarılı.

Ağar’ın çıkışları hangi alanda dikkat çekiyor?

1. Ağar Türkiye’nin en tartışmalı alanlarından birisi olan inanç özgürlükleri konusunda özgürlüklerden yana duruyor. Başörtüsü konusunda üniversite öğrencilerinin başörtüsü özgürlüğünü savunuyor. (...)

Ağar’ın “irtica” tartışmalarında CHP çizgisinde olmadığı açık. Bu alandaki duruşu, geniş halk kesimlerinin beklentisine uygun.

2. Ağar, hükümete yönelik tavrında, Ak Parti tabanını rencide edici bir üslup sergilememeye dikkat ediyor. CHP üslubunda bir eleştiri ortaya koymuyor. Hükümetle rejim tartışmalarına girmiyor. Hükümeti rejimi tehdit etmekle suçlamıyor. Anti demokratik hesaplara net biçimde kapalı duruyor, onları reddediyor. Ağar’ın hükümetle ilgili en net eleştirisi, köylünün, çiftçinin ezilmesi dışında, hükümetin dışardan aldığı meşruiyyetle iktidarını sürdürdüğü değerlendirmesi. Ağar bunun iç - dış milli meselelerde Türkiye’yi zaafa uğrattığının altını çiziyor.

Neyi amaçlıyor bu tutumuyla Ağar?

Sanırım şunu: Ağar ve arkadaşları, Türkiye’de Demokrat Parti ile gelen büyük ortak bir sosyal taban bulunduğunu düşünüyor. İslami duyarlılık bu sosyal tabanın belirgin rengi. Ak Parti, evet, islami duyarlılığı daha belirgin bir siyasi mecradan geliyor ama, sonuçta bu büyük tabanla buluştu ve büyüdü. Ağar, DP’nin, AP’nin ve dünkü DYP’nin de o büyük tabanla buluşabildiği ölçüde büyüdüğünü düşünüyor. Öyleyse o büyük tabanın koordinatlarını iyi okumak gerekiyor. CHP muhalefeti, o büyük tabanla çatışıyor. Hükümete, o büyük tabanla ortak temas noktalarında muhalefet etmek, CHP’ye yaklaştıracaktır. O büyük tabanın sorunlarına sahip çıkmak ise, hükümetin zaafa düşmesi ölçüsünde size yolları açacaktır. İktidar veya iktidar ortağı olarak. Ağar bu alanda sabırla çalışıyor, bu, sağda bir muhalefet demek ve Türkiye’nin iktidar alternatifi hep sağda olacak demek.

3. Doğu, Güneydoğu’daki sancıya nasıl bakıyor Ağar? Bu noktada Ağar’ın bir geçmişi var. Yer yer “örtülü operasyonlar” diye suçlanan yoğun mücadeleler içinden gelmiş. Muhtemelen bölgede çok tutulmayan bir geçmişi var. Ama Ağar, oraya yönelik yeni bir çıkış içinde. En son “Dağda silah taşıyacaklarına ovada siyaset yapsınlar” açıklaması, “Hükümet bir öneri getirirse risk üstlenirim” sözü ve “Çocuğu ölen analar arasında ayrım yapmama” çizgisi, tartışma getirdi. İlginçtir bu duruş, Ağar’ın dünlerdeki misyonuna sahip çıkacak olan “ulusalcı” kesimin tepkisine sebep oldu, buna karşılık hükümet nezdinde ve bölge insanında olumlu karşılık gördü.

Peki bu konuda ne yapıyor Ağar?

Şöyle bir soru var:

-Acaba Ağar’ın bu çıkışı, Amerika’nın koordinatör göndermesi ile bağlantılı mı? Yani sorunla ilgili olarak uluslararası bir proje çerçevesinde bazı adımlar atılmaya başlandı da Ağar buna paralel bir duruş mu sergiledi?

Bölge, Kuzey Irak, PKK, Kürt meselesi... Bunların uluslararası bir nitelik taşıdığı açık. Sorunun Türkiye’nin ABD ile ve AB ile ilişkilerinin de kritik alanlarından biri olduğu belli. Onun için sayılan konularla ilgili tüm projelerin uluslararası bir boyutu olacak. Bölge eksenli Kürt hareketi de uluslararası enstrümanları devrede tutuyor. Bu durumda ortaya koyacağınız tüm tavırlar, varıp bir uluslararası planla ilişkilendirilecek. Ağar’ın veya Hükümetin duruşlarının da uluslararası hesaplarla ilintilenmesi tabii.

Ama bu çıkışların uluslararası hesaplarla ilintilenmesi mutlak yanlışlığı anlamına gelmeyebilir. Nihai planda ortaya konan önerinin içerde sorun çözücü muhtevasının bulunup bulunmadığına bakmak lazım.

Ağar’ın çıkışına böyle bakıldığında ne söylenebilir?

Ortada henüz çok net bir plan bulunmadığı açık.

Ağar,

Bir, dağdakilere silahı bırakıp ovaya inme çağrısı yapıyor, belki bir siyaset yapma imkanı sunulabileceğini vaad ediyor,

İki, dağda çocuğu bulunan analara ulaşmak için “Sizin acınızı anlıyorum” gibi bir jestte bulunuyor,

Üç, Ağar henüz hükümet olmadığı için bu konuda hükümetin atacağı adımlara destek çıkacağını söylüyor.

Çıkışın bu niteliği, dağdan şehire nasıl inileceği, inenlerin adli bir takibata tabi olup olmayacağı, kimin nasıl bir muamele göreceği, siyasetin niteliğinin ne olacağı (DTP siyasetinin sorunlu yapısı dikkate alındığında...) noktalarında net değil. “Anaların acısında fark gözetmeyiz” yaklaşımı, “Dağdakilerin anaları” ile “Şehit anaları” gibi bir çatışma ortamı doğurabilir. Genelkurmay Başkanı’nın çıkışı bu polemiği zaten patlatmış durumda.

Hükümeti rahatlatma konusu ise, Ağar’ın Ak Parti tabanı ile sıcak temaslar yaklaşımının tabii uzantısı... Özellikle bu meseledeki yaklaşımı, eğer bir adım atma niyeti taşıyorsa, hükümete can simidi niteliği arzediyor.

Bir de şu: Hatip Dicle, etnik bir siyasi hareket hüviyetinde görünen DTP’nin Kürt oylarının ancak yüzde 25’ini aldığını, geriye kalan yüzde 75’in islami duyarlılığa sahip olduğunu söyledi. Demek orada, yüzde 75’lik bir Kürt oyu daha var ki, o henüz DTP’nin etki alanına girmemiş bulunuyor. Kaldı ki gene Hatip Dicle, DTP’ye oy verenlerde bile islami duyarlılığın önemli bir motif olduğunu belirtiyor. Sonuçta Ak Parti orada DTP’den fazla oy aldı. Vaktiyle Refah oyları da kayda değer miktardaydı. Ağar’la DYP’nin de bölge insanıyla his buluşması sağlamaya yöneldiğini düşünmek mümkün. Nitekim Ağar’ın son konuşmaları, özellikle bölgede sıcak yansımalar buldu. CHP, Ağar’ın çıkışını negatif propaganda için kullanıyor. Bu da ilginç. Böylece CHP, Ağar’ın “devletle ilgisi”nden öte bir “devlet partisi” niteliği taşıdığını görüntülüyor. Üstelik hiçbir çözüm projesi ortaya koymadan. Bu, “reaktif” davranışın tipik örneği...

Ağar, DYP’de sorumluluk aldığından şu ana kadarki yürüyüşünde dikkatli adımlar atıyor. Söyleminde henüz flu - netleşmemiş alanlar olmakla birlikte, söylediklerinde itina var.

Bakalım sonraları ne olur?

Farklı çevrelerden sorulan

sorular nasıl karşılık bulur?

Türkiye’de siyasetçiler, soruyu soranın durduğu, yani mesajın ulaşacağı yere göre de tavır alırlar... Genelde halka başka, farklı çevrelere başka mesajlar bu sebeple verilir. Siyasetçi sınavdadır. İzlenir ve notları ona göre verilir. Ağar da hem halk tarafından hem güç odakları tarafından izleniyor. Bakalım nereye varılacak?

ahmettasgetiren.com.tr, 26.10.2006

Ahmet TAŞGETİREN

27.10.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler

Başlıklar

  Ağar’ın hamleleri

  Siyaset gerçek hizasını buluyor

  Ağar ve Türkiye’nin ihtiyacı

  Mesajlar


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004