Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 12 Şubat 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Haberler

 

Devlet, “Benim psikopatım iyidir” diyor

Dink'in katil zanlısı Ogün Samast’ın Türk bayrağı önünde çekilen fotoğrafını Yeni Asya’ya yorumlayan Psikiyatrist Doç. Dr. Kemal Sayar, “Bu maalesef devlet görevlileri eliyle psikopatinin onaylanması anlamına geliyor. Bu geçmişte de oldu. Maalesef devlet ‘Benim psikopatım iyidir’ tarzında bir anlayışla idare edildi. Devletin bazı organlarında çalışan personelin şiddeti öven hareketleri kamuoyunda teşhir edilirse, toplumdaki şiddet olaylarının önünü alamayız. O zaman yeni Ogünler, ucuz kahramanlık heveslisi insanlar ortaya çıkar” dedi.

Türkiye’de yükselenin milliyetçilik değil, hamaset ve kabilecilik olduğunu ifade eden Sayar, “Halbuki milliyetçiliğin her zaman kötü mânâda ele alınması gerekmez. Kültürel anlamda bir milliyetçilikten söz edilebilir. Milliyetçiliğe, ‘milliyetini ve milletini oluşturan etnik unsurları ayırım gözetmeden sevme, onlarla aynı ruh, aynı ideal etrafında buluşma’ gibi tanımlar da getirilebilir. Bunun ayrımcılıkla, şovenlikle alâkası yoktur. Burada ırk esaslı bir millet tarifi yoktur. Aynı vatanı ortak ülküler ve idealler doğrultusunda sevme kabiliyeti diyebiliriz” diye konuştu.

DEVAMI RÖPORTAJ SAYFASINDA

asan Hüseyin KEMAL

12.02.2007


 

12 yılda 303 milyar dolar iç borç faizi

Ankara Ticaret Odasının raporuna göre, Hazine 1995-2006 yıllarını kapsayan dönemde toplam 302,5 milyar YTL (303 milyar dolar) iç borç faizi ödedi. Eğer Hazine bu yıllarda enflasyona endeksli olarak borçlanıp yıllık ortalama enflasyon düzeyinde faiz (sıfır reel faiz) ödeseydi toplam iç borç faiz ödemeleri 165,9 milyar YTL’de (176,7 milyar dolar) kalacaktı. Yani Hazine 136,6 milyar YTL (126,4 milyar dolar) daha az faiz ödeyecekti. Buna göre Hazine’nin bu dönemde ödediği her 100 liralık faizin 45 lirasını faizin reel kısmı oluşturdu.

Eğer reel faiz yüzde 5’te kalsaydı Türkiye 87 milyar, yüzde 8 düzeyinde kalsaydı 63 milyar dolar daha az faiz ödeyecekti.

Ankara Ticaret Odası (ATO) ‘’Reel Faiz, Reel Soygun’’ adıyla hazırladığı raporun sonuçlarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, reel faizin Türkiye ekonomisine doğrudan maliyetini ortaya koydu. Raporda, Türkiye’nin 1995-2006 yıllarını kapsayan dönemde yüzde 6,1-37,9 arasında değişen oranlarda reel faiz ödediği, gerçekleşen reel faizin 2006 yılında yüzde 6,1’e indikten sonra yeniden tırmanmaya başladığı kaydedildi.

‘’Piyasa’’nın, 2006 yılında umduğundan daha az bir reel faiz elde etmesinin faturasını, enflasyonun yüzde 4’e indirilmesi hedeflenen bir ortamda Hazineye borcu ancak yüzde 20-23 arasında bir nominal faiz vererek fazlasıyla ödettirdiklerine dikkat çekildi.

HER 100 LİRALIK FAİZİN 45 LİRASI REEL

Raporda, Türkiye’nin 1994 krizini izleyen yıllarda reel faiz olarak ne kadar bir bedel ödediği de hesaplandı. Araştırmanın bazı sonuçları şöyle:

-Hazine, 1995-2006 yıllarını kapsayan dönemde toplam 302,5 milyar YTL (303 milyar dolar) iç borç faizi ödedi.

-Eğer Hazine bu yıllarda enflasyona endeksli olarak borçlanıp yıllık ortalama enflasyon düzeyinde faiz (sıfır reel faiz) ödeseydi toplam iç borç faiz ödemeleri 165,9 milyar YTL’de (176,7 milyar dolar) kalacaktı. Yani Hazine 136,6 milyar YTL (126,4 milyar dolar) daha az faiz ödeyecekti.

- Hazinenin, bu dönemde ödediği her 100 liralık faizin 45 lirasını faizin reel kısmı oluşturdu.

- 12 yıllık dönemde, eğer reel faiz yüzde 5’te kalsaydı Türkiye 87 milyar, yüzde 8 düzeyinde kalsaydı 63 milyar dolar daha az faiz ödeyecekti.

DEVLET BORÇLANIP FAİZ ÖDEDİ

-Türkiye’nin iç borçlanmasını diğer ülkelere göre oldukça yüksek faiz oranlarıyla gerçekleştirmesi iç borç stokunu hızla büyüttü. 1994 yılında 799 milyon YTL (20,8 milyar dolar) olan iç borç stoku, 2006 yılı sonunda 251,5 milyar YTL’ye (179 milyar dolara) kadar tırmandı.

-Son 12 yıllık dönemde bütçe toplam 164,2 milyar YTL faiz dışı fazla verdi. Buna göre söz konusu dönemde Hazine 302,5 milyar YTL olan faiz ödemelerinin yüzde 42’sini bütçe gelirleriyle öderken, geri kalan 175 milyar YTL’sini (yüzde 58’ini) yeniden borçlanarak borç stokuna ekledi. Aynı dönemde Türkiye’nin bütçesi ise yine 175 milyar YTL açık verdi. Diğer bir ifadeyle bütçe açığının tümü faiz ödemelerinden kaynaklandı.

-Hazine 1995-2006 yıllarını kapsayan dönemde toplam 774,3 milyar YTL anapara ve 302,5 milyar YTL faiz ödemesi yaptı. Anapara ve faiz olarak toplam iç borç ödemesi 1 trilyon 76,8 milyar YTL’yi buldu.

Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan ATO Başkanı Sinan Aygün, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2006 yılı bütçe sonuçları ve kamu borçlarının GSMH’ye oranının düşmesiyle övündüğünü hatırlatarak, ‘’Bütçe açığı ve borç oranlarının düşmesiyle biz de övünelim ancak, niçin hala dünyanın en yüksek reel faiziyle soyulduğumuzu da sorgulayalım’’ dedi.

/ ANKARA

12.02.2007


 

Yasağa boyun eğmek yok

Mazlumder Genel Başkanı Ayhan Bilgen yaptığı açıklamada, keyfi olarak sürdürülen başörtüsü yasağının devam ettiği sürece sivil tolum kuruluşlarının da haklı tepkilerini dile getireceklerini belirtti.

Türkiye’de devam eden, başörtülülere yönelik ayrımcı uygulamaların Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya ülkelerinde de yasakçı uygulamalara örnek oluşturduğunun altını çizen Bilgen, “Açık bir din özgürlüğü, kadına yönelik ayrımcılık sorunu olan başörtüsü yasağı öğrenim ve çalışma hayatında on binlerce kişinin ihlale, haksızlığa uğramasına sebep olmuştur” diye konuştu. “Hiçbir yasal engel olmamasına rağmen sürdürülen bu keyfi yasak perukla üniversiteye alınmama gibi ilginç uygulamalara dönüşmüştür. Bugüne kadar yasağın kalkmasına yönelik bütün toplumsal talepler göz ardı edilmiştir” ifadelerini kullanan Ayhan Bilgen sözlerini şöyle sürdürdü: “Yasak tümüyle ortadan kalkana kadar birlikte bütün sivil toplum kuruluşlarının haklı tepkileri devam edecektir. Savunulan hakkın elde edilmesi, talebin güçlü ve ortak bir sese dönüşmesi ile mümkün olacaktır. Bu sesin daha da etkin biçimde ulusal ve uluslar arası kamuoyuna taşınması hak ve özgürlükten yana olan herkesin sorumluluğudur.”

12.02.2007


 

Gül geldi, Büyükanıt gitti

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün dönmesinin ardından dün de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ABD’ye gitti.

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Peter Pace’in resmi konuğu olarak ABD’ye giden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile de bir araya gelecek. Türk Hava Yolları (THY) uçağıyla saat 11.20’de New York’a hareket eden Orgeneral Büyükanıt, yarın Washington’a geçerek Türk büyükelçiliğinde verilecek resepsiyona katılacak. Orgeneral Büyükanıt, 14 Şubat Çarşamba günü Dick Cheney, 15 Şubat Perşembe Pentagon’da Orgeneral Pace, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Eric Edelman ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Peter Schoomaker ile bir araya gelecek 16 Şubat Cuma günü bir düşünce kuruluşunun toplantısında konuşacak olan Orgeneral Büyükanıt’ın, aynı gün temaslarının sonunda basın toplantısı düzenlemesi öngörülüyor.

Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın Washington temaslarında, iki ülke arasındaki askerî konuların yanı sıra Irak, terör, Orta Doğu ve sözde Ermeni soykırımı tasarısı gibi konuların ele alınması bekleniyor.

/ İSTANBUL

12.02.2007


 

Özgürlük olmadan laiklik olmaz

TBMM Başkanı Bülent Arınç, yasama yetkilerine bazı kurumlar tarafından müdahale edilebildiğini, edilmek istendiğini ifade ederek, ‘’Keşke yasamaya bari tek başına başkalarının müdahalesi olmadan sahip olsak diye düşünüyorum’’ dedi.

Arınç, Kanal 7’de yayınlanan ‘’Başkent Kulisi’’ programında gündemdeki konulara ilişkin soruları cevapladı. Hrant Dink cinayetinin ‘’üzücü ve Türkiye için çok büyük bir kayıp olduğunu’’ ifade eden Arınç, Dink’e sıkılan kurşunun ‘’aynı zamanda Türkiye’nin huzuruna, geleceğine, barışına ve dış vizyonuna sıkıldığını’’ söyledi. Cinayeti, ‘’kimin, neden işlediği, arkasında kimlerin olduğu, derin devletin bulunup bulunmadığı, Türkiye’nin gücünün bölünmek mi istendiği yönünde kafalarda bir çok soru bulunduğuna’’ işaret eden Arınç, failin kısa sürede yakalanmasının sevindirici olduğunu söyledi. Arınç, olaydan sonra azmettirici, muhbir, çekilen fotoğraflar, sırt sıvazlamalar, teşvik edici ‘’aslanım, kaplanım’’ ifadelerinin ortaya çıktığını dile getirerek, bütün bunların cinayet kadar vahim, çirkin, düşündürücü olduğunu söyledi.

“BUNA KARŞI DURUYORUZ’’

Geçmişte de bu konularla ilgili komisyonlar kurulduğunu, ancak yaptırımın olmadığının belirtilmesi üzerine Arınç, TBMM’nin 40 yıl öncesine kadar egemenlik hakkını tek başına kullandığını hatırlattı. Son anayasayla birlikte egemenlik hakkının erkler arasında paylaşıldığını anlattı. Arınç, şöyle devam etti:

‘’Yasamayla ilgili bana soracağınız sorulara yeterli cevaplar verebilirim. Keşke yasamaya bari tek başına başkalarının müdahalesi olmadan sahip olsak diye de zaman zaman düşünürüm. Çünkü bu yetkimize bile bazı kurumlar tarafından müdahale edilebiliyor, edilmek isteniyor ve kuşatılmak arzu ediliyor. Buna karşı duruyoruz. Herkes kendi yetkisini kullanmalı. Kimse kimseye müdahale etmemeli. Yetkilerin paylaşımı konusunda anayasal kurallar dikkate alınmalı.’’

Arınç, Meclis Araştırma komisyonlarının çalışmalarında, önlerine ‘’devlet’’ ve ‘’ticari sır’’ kavramlarının engel olarak çıktığını belirterek, 4 yıldır bu ‘’sır’’ kavramına açıklık getirilmesini istediklerini söyledi. Arınç, ‘’ticari ve devlet sırrı duvarı’’na çarptıklarında bunun ilerisine geçemediklerini kaydetti.

“TAM BİR KLİNİK VAK'A”

Kuvayı Milliye Derneğinin açılışından önce tabancaya el konularak, ‘’ölmek de öldürmek de var’’ şeklinde yemin ettirilmesine ilişkin değerlendirmesinin istenmesi üzerine Arınç, olaydan sonra görüntüdeki kişilerin basın toplantısı düzenlediğini ve tam bir klinik vak'a olduğunu kaydetti. Arınç, görüntülerin ‘’korkunç ve iğren璒 olduğunu ifade etti.

‘’Laiklik din ve vicdan özgürlüğü değildir’’ sözünün yanlış olduğunu belirten Arınç, şöyle devam etti:

‘’Şöyle söylense, ‘laiklik sadece din ve vicdan özgürlüğü değildir’ denilirse, başka özgürlükler de içerdiğini söylemek anlamında onu kabul ederim. Ama din ve vicdan özgürlüğü, hatta fikir özgürlüğü laiklik için olmazsa olmaz şartlardan birisidir.’ Temel hak ve özgürlükler, laiklik açısından kısıtlanabilir’ buna da katılmak mümkün değil.”

CUMHURBAŞKANI AKP’DEN OLACAK

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı seçimi için gerekli çoğunluğu elinde bulunduran AKP varken, hiçbir AKP’li milletvekilinin ‘’dışardan birini seçelim’’ diye düşünmeyeceğini belirterek, ‘’İçerden olacak, milletvekili olacak ve AK Parti’den olacak. Ben şimdi onların içinde milletvekili olsaydım öyle düşünürdüm, onların da böyle düşüneceğine eminim’’ dedi.

Cumhurbaşkanlığı adayları arasında kendisinin de isminin geçtiğinin belirtilmesi ve ‘’Bu sizi heyecanlandırıyor mu, ne tür duygular, düşünceler yaşıyorsunuz?’’ sorusu üzerine TBMM Başkanı Arınç, Cumhurbaşkanlığı adaylığının ‘’önemli bir konu’’ olduğunu belirtti.

Arınç, ‘’Birileri yakıştırıyor olabilir, bundan kimse şikâyetçi olmaz. Bunlara teşekkür edilir. Ama biz çoluk çocuk değiliz, bu konunun önemli olduğunu, seçecek olanın TBMM olduğunu biliyoruz. Gerçekçi dürüst ve samimi olmak lâzım’’ diye konuştu.

/ ANKARA

12.02.2007


 

Ders zili çalıyor

İlköğretim ve orta öğretim okullarında ikinci yarıyıl bugün başlıyor. 14 milyon öğrenci ile 600 bine yakın öğretmenin ikinci dönemdeki ders maratonu yaklaşık 4 ay sürecek.

Öğrenciler, 19 Haziran 2007 Salı günü karne alarak, 3 aylık yaz tatiline girecekler. Öğrenciler açısından 2006-2007 eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı, sınavlar sebebiyle ilk yarıyıldan daha yoğun geçecek.

Anadolu, fen ve sosyal bilimler liselerinde okumak isteyen ilköğretim son sınıf öğrencileri, 10 Haziranda gerçekleştirilecek OKS, İlköğretim okullarının 5, 6 ve 7. sınıf öğrencileri ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında okuyan öğrenciler, 6 Mayısta Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı’na girecekler.

/ ANKARA

12.02.2007


 

ÖSS maratonu başlıyor

Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ile meslek yüksek okullarına sınavsız geçiş için başvurular bugün başlıyor.

2007-ÖSS’ye lise son sınıf öğrencileri, lise son sınıfta beklemeli olanlar, orta öğretim kurumlarının dışardan bitirme sınavına girenler, lise mezunları ve orta öğretimlerini yabancı ülkelerde yapanlar başvurabilecek. Ayrıca durumları bu şartlardan birine uyan yabancı uyruklu ve uyruksuz adaylar da başvuruda bulunabilecekler. Ancak bu adaylar, ÖSS puanlarına göre 2007 ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nda yer alacak yüksek öğretim programlarına yerleştirilemeyecek.

Lise son sınıfta okuyan öğrenciler, okullarının bağlı olduğu başvuru merkezlerinden ya da mezun durumda olanlar istedikleri herhangi bir başvuru merkezinden içinde 2007 ÖSYS Aday Bilgi Formu da bulunan 2007-ÖSYS Kılavuzu’nu 2 YTL karşılığında alabilecekler. 2007-ÖSS’ye başvurulara (sınavsız geçiş dahil) ilişkin başvurma, sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili kurallar ve işlemler 2007-ÖSYS Kılavuzu’nda yer alıyor.

/ ANKARA

12.02.2007


 

ÖSS sistemi adaletsiz

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, eğitim sorunlarını belirlemek amacıyla lise öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen anketin, öğrencilerin yüzde 52’sinin ÖSS sisteminin mevcut durumundan memnun olmadığını ortaya koyduğunu söyledi.

Yaklaşık 7 ay süren ankete farklı ekonomik düzeylere sahip yüzde 62.2’si kız, yüzde 37.8’i erkek olmak üzere toplam bin 203 lise öğrencisinin katıldığını belirten Özcan, öğrencilerin yüzde 64.6’sının genel lise, yüzde 18.9’unun meslek lisesi, yüzde 5.2’sinin ise Anadolu liselerinde okuduklarını anlattı. “Ankete katılan öğrencilerin yüzde 52’si ÖSS sisteminin mevcut durumundan memnun olmadığını belirtirken, yüzde 48’i memnun olduğunu bildirmiştir’’ diyen Özcan, meslek lisesi öğrencilerinin büyük bir bölümünün ise ÖSS sistemini ‘’adaletsiz’’ olarak nitelendirdiklerini ifade etti. Özcan, şunları kaydetti: ‘’Ankete katılan öğrencilerin dershaneye gitmeden ÖSS’yi kazanamayacağına inananların oranı yüzde 63.5 iken, kazanabileceğine inananların oranı yüzde 36.5’tir. Öğrencilerin yüzde 43.9’u okulla birlikte dershaneye gitmenin ÖSS için kendisine fayda sağlayacağına inanmaktadır. Yine ankete katılan öğrencilerin yüzde 27.7’si okulla birlikte dershaneye gitmenin faydalı olduğunu ve derslerine katkı sağlayacağını, yüzde 21.2’si de okul ve dershanenin birarada yürütülmesinin sağlık açısından zararlı olduğunu, ancak sınav için gitmek zorunda kaldığını belirtmiştir.’’

/ ANKARA

12.02.2007


 

Doğuda çetin kış şartları

Doğu Anadolu Bölgesi’nde soğuk hava etkisini sürdürüyor. Meteoroloji Erzurum Bölge Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, bölgede gece en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında 26 dereceyle Ardahan ve Ağrı’da yaşandı.

Diğer illerde ise gece ölçülen en düşük hava sıcaklıkları sıfırın altında olmak üzere Erzurum’da 25, Erzincan’da 7, Kars’ta 20 ve Iğdır’da 9 derece oldu. Gündüz en yüksek hava sıcaklığının da Erzurum’da eksi 7, Erzincan’da 4, Ağrı’da eksi 8, Kars ve Ardahan’da eksi 6 ve Iğdır’da 6 derece olması bekleniyor. Kar yağışı sebebiyle bazı köy yolları da ulaşıma kapandı. Erzurum’da 16, Muş’ta 29, Tunceli’de 34 olmak üzere toplam 79 köyle ulaşım sağlanamıyor. Kapalı köy yollarının açılması için çalışmalar devam ediyor.

/ ERZURUM

12.02.2007


 

Sağlıkta çalışma sürelerine iptal dâvâsı

Türk Sağlık-Sen tarafından, sağlık hizmetleri sınıfında görev yapan personelin haftada 45 saat olan çalışma sürelerinin diğer kamu çalışanları gibi 40 saat olarak düzenlenmesi için Ankara İdare Mahkemesine dâvâ açıldı.

Türk Sağlık-Sen’in bir süre önce Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğüne yaptığı başvuruda, ‘’Sağlık hizmetleri sınıfındaki personelin haftalık 45 saat olarak düzenlenen çalışma sürelerinin diğer kamu görevlileri gibi 40 saat olması gerektiği, aksi uygulamanın Anayasa’nın 10, 17, 49 ve 50. maddeleri ile Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 1977 tarih ve 149 sayılı Sağlık Çalışanları Sözleşmesinin 6. maddesine aykırı olduğu’’ savunulmuştu. Söz konusu genel müdürlüğün başvuruya olumsuz cevap vermesi üzerine, Türk Sağlık-Sen konuyu yargıya taşıdı.

/ ANKARA

12.02.2007


 

Batman’da korkulan olmadı

Batman’ın Gerçüş ilçesine bağlı Boğazköy köyündeki olayda 4. vak'adan alınan örneklerin de negatif çıktığı açıklandı.

Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Gercüş Devlet Hastahanesinde gözlem altında tutulan 3 çocuktan alınan örneklerin negatif çıktığı ve çocukların taburcu edildiği hatırlatıldı. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde gözlem altında tutulan dördüncü çocuğun da iki defa incelenen laboratuvar sonuçlarının negatif çıktığı belirtilen açıklamada, bölgedeki bütün yerleşim birimlerini kapsayan sağlık taramasının sürdürüldüğü kaydedildi.

/ ANKARA

12.02.2007


 

BBP: AB süreci durdurulmalı

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun başkanlığında Antalya'da toplanan BBP Merkez Karar ve Yürütme Kurulu (MKYK) üyeleri, il ve ilçe başkanları ile partiye katılan yeni üyelerle birlikte yapılan Danışma Toplantısı'nda alınan kararlar açıklandı.

BBP Genel Merkezi yaptığı yazılı açıklamada, Antalya Kampı'nda alınan 10 maddelik kararları açıkladı. Sonuç bildirgesinde, son günlerde Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığına, Türk Milliyetçiliği'ne ve BBP'ye karşı yapılan saldırılar 'kötü niyetli bir planın uygulamalar' olarak nitelendirildi. Türkiye'nin üniter ve millî devlet yapısının sürdürmenin yolunun Türk Milliyetçiliği olduğunu belirten bildirgede, "Türkiye'nin, millî birliği ve millî güvenliği tehlikeye sokan AB giriş sürecini durdurması, bunun yerine acilen Türk Devletleri Birliği için gerekli çalışmalar yapması gerektiği" ifade edildi.

Bu arada BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, toplantının kapanış yemeğinde konuşan Gazeteci Hrant Dink cinayetine değinerek şöyle konuştu:

‘’Bir cinayet oldu ve bunun arkasından emniyet, jandarma, MİT her şeyi birbirine karıştırdı. Önce ‘derin devlet’ denildi, sonra ‘devlet milletsiz olmaz’ dediler. Daha sonra da ‘derin milleti’ tartışalım dediler ve bu kez de Büyük Birlik Partisi akla geldi. İktidar yolu açıldığı için bunun gibi bir yığın iftiralar, rahatsızlıklar ve karşı koymalar olacaktır.’’

/ ANKARA

12.02.2007


 

THY uçağında arıza son anda fark edildi

THY’nin İstanbul-Stockholm seferini yapmak üzere pist başına gelen uçağı, motor arızası sebebiyle kalkış yapamadı.

Alınan bilgiye göre, THY’nin İstanbul’dan Stockholm’e gidecek olan TK 1793 sefer sayılı yolcu uçağı, 151 yolcusuyla Atatürk Havalimanı’ndan kalkış yapmak üzere saat 10.20’de pist başına geldi. Uçak, kalkış için pistte ilerlediği sırada ‘’motor kontrol arıza sinyali’’nin yanması üzerine kaptan pilot, uçağı durdurdu. Teknik ekibin gelmesinin ardından yapılan anonsta motor arızası olduğu yolculara duyuruldu. Uçak teknik bakıma alınırken, yolcular THY’nin başka bir uçağıyla Stockholm’e gönderilmek üzere bekleme bölümüne alındı.

/ İSTANBUL

12.02.2007


 

Memur-Sen’den 200 selzedeye yardım

Memur-Sen Diyarbakır Şubesi, Kasım ayında yaşanan sel felâketi mağduru 200 aileye gıda yardımında bulundu.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 3 Kasım 2006 tarihinde yaşanan sel felâketi, Diyarbakır’ın Çınar ve Bismil ilçelerinde de etkili olmuştu. Memur-Sen Diyarbakır İl Temsilcisi Hasan Yosulkaya, selden bu yana ilçe temsilcilerinin tesbit ettiği fakir ailelere gıda yardımında bulunduklarını söyledi.

Sel felaketi sonrasında başta Kimse Yok mu Derneği, Kızılay ve Deniz Feneri olmak üzere birçok gönüllü yardım kuruluşu ile kamu kurumları selzedelere gıda, giyim ve ev malzemesi yardımında bulunmuştu.

/ DİYARBAKIR

12.02.2007


 

Ulusalcılar tek çatıda birleşti

Meslek odaları ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla oluşturulan “Ulusal Birlik Hareketi (UBH)Platformu’’ basın toplantısıyla tanıtıldı.

Taksim Savoy Otel’de düzenlenen basın toplantısında konuşan platformun ve Kağızman Gençlik Derneği’nin Başkanı Semih Tufan Gülaltay, kendilerini güçlerini birleştirmeye iten sebepler arasında, “siyasi parti genel başkanlarının vatandaşlara vekillerini önceden belirlenmiş isimler arasından seçim yapmaya zorlamaları’’ olduğunu söyledi Tufan Gülaltay, “Bugünden sonra Ulusal Birlik Hareketi Platformu olarak birer kuvayı milliyeci olacağız. Platform olarak temsil ettiğimiz halk kitlesi adına politikacılara bu sivil ikazı en baştan yapmayı ve derhal hatalarından dönmelerini ikaz ederiz’’ diye konuştu. Ulusal Birlik Hareketi Platformu, 38 dernek, meslek odası ve bazı spor kulüplerinden oluşuyor. Bunlar arasında Hacıbektaşı Veli Kültür Vakfı, Milliyetçi Gençler Derneği, Şair ve Halk Ozanları Derneği, Ulusal Birlik Derneği, Türkiye Kooperatif Birliği, Anadolu Folklor Araştırma Derneği, İstanbul Motorsuz Kara Taşıtları Esnaf Odası gibi daha çok yerel düzeyde faaliyet gösteren örgütler bulunuyor.

/ İSTANBUL

12.02.2007


 

Meclis’in gündemi yoğun

TBMM’yi bu hafta yoğun bir mesai bekliyor. Genel Kurulda, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu hakkında verilen gensoru önergesi ile küresel ısınma konusundaki Meclis Araştırma önergesi yarın günü ele alınacak.

Salı günü, ANAVATAN Grubunun Bakan Aksu hakkında, ‘’Terör ve asayiş olaylarındaki artış, ahlâki çöküntü ve asayiş önlemlerinin alınmaması’’ gerekçeleriyle verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmamasının görüşmelerinden sonra küresel ısınma TBMM gündemine gelecek. Küresel ısınmanın Türkiye’ye etkilerinin belirlenmesi için Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önerge ile Türkçe’deki bozulmanın sebeblerinin belirlenerek, gerekli tedbirlerin alınmasına ilişkin Meclis Araştırması açılması önergesi de yarın TBMM Genel Kurulunda tartışılacak. Genel Kurul, 14 Şubat Çarşamba ve 15 Şubat Perşembe günleri görüşmeleri yarım kalan yabancı doktorların Türkiye’de çalışmasına da imkân sağlayan Temel Sağlık Hizmetleri Kanununda Değişiklik yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının görüşmelerine devam edecek.

Meclis, yarın 15.00’de toplanarak, gensoru ve araştırma önergelerinin görüşmeleri bitene kadar çalışacak. Meclisin Çarşamba ve Perşembe günlerindeki mesaisi ise 14.00-20.00 saatleri arasında olacak.

/ ANKARA

12.02.2007


 

Deprem dâvâlarında zaman aşımı 17 Şubat’ta doluyor

Marmara depremi sebebiyle açılan ve henüz karara bağlanmamış davalar, Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre 17 Şubat’ta zaman aşımına uğrayacak

Kocaeli Baro Başkanı Ersayın Işık, Marmara Depremi’nin ardından Kocaeli, Yalova, Düzce, Sakarya ve İstanbul’da çok sayıda müteahhit, mimar ve mühendis hakkında 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 383. maddesinde düzenlenen “dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek” suçundan dava açıldığını, davaların çoğunluğunun sonuçlandığını, geri kalanların ise karar aşamasında olduğunu söyledi. Eski TCK’nın 383. maddesinin 5 yıla kadar hapis cezası öngördüğünü, Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre 5 yıla kadar hapis cezası öngören davaların zaman aşımının 7,5 yıl ile sınırlı olduğunu ifade eden Işık, şunları kaydetti:

“Yasa 5 yıla kadar hapis cezası öngören dâvâlarda zaman aşımını 7,5 yıl ile sınırlıyor. Buna göre Marmara depreminin ardından açılan davalar 17 Ağustos 1999 tarihi esas alındığında 17 Şubat’ta zaman aşımına girecek. Böylece felâketin izleri 17 Şubat’ta zaman aşımı sebebiyle adli açıdan da ortadan kalkmış olacak. Bu durum müdahiller, evleri yıkılmış, yakınlarını kaybetmiş olanlar tarafından tepkiyle; yargılananlar açısından ise sevinçle karşılanıyor.” Kocaeli’de 7,5 yıl içinde yaklaşık 80 dava açıldığını, dâvâlarda 3 inşaat mühendisi ve 1 mimar hakkında hapis cezası verildiğini, 2 inşaat mühendisi hakkındaki kararın kesinleştiğini, 2 yılın altında verilen bazı hapis cezalarının ise ertelendiğini dile getiren Işık, devam eden dâvâların 17 Şubat itibariyle zaman aşımına uğrayacağını belirtti.

Yeni TCK’da “dikkatsizlik ve tedbirsizlik nedeniyle ölüme sebebiyet vermek” suçunun daha ağır hükümlere bağlandığını ifade eden Işık, sanık lehine olduğu gerekçesiyle eski TCK hükümlerinin geçerli olduğunu kaydetti.

/ KOCAELİ

12.02.2007


 

Turizm Bakanlığı’ndan Amerika’da tanıtım atağı

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2007 yılında Türkiye’yi Amerika’da yazılı ve görsel basında tanıtabilmek için atağa geçiyor.

Güney ve Kuzey Amerika kıt'alarının birçok ülkesinde bu yıl Türkiye’nin hem tarihi zenginliği hem de turistik güzellikleri tanıtılacak. ABD ile birlikte Kanada, Meksika, Arjantin, Kolombiya, Brezilya, Şili ile Venezuella’da ratingi yüksek TV’lerde, yüksek tirajlı gazete ve dergilerde Türkiye’nin reklâmları yer alacak. Bakanlık reklamda en çok yapı CNN’e ayırdı. Bu Tv kanalında 4 ay boyunca toplam 5 saat ve her biri 40’ar saniyelik reklâmlar yayınlanacak. Reklamların ilki ünlü gazeteci Andersoon Cooper’in programında yayınlanacak. Amerika’nın en çok izlenen diğer Tv kanalları olan ABC, CBS, NBC ve FOX’ da ise reklâmlar Mart ayında başlayacak. CSI: Miami(CBS), House (FOX), Criminal Minds (CBS), Lost (ABC), Desperate Housewives, Home Edition, Low Order (NBC) gibi izlenme oranı yüksek toplam 20 dizi ve programda Türkiye’yi tanıtan reklâmlar olacak. Yine bu ülkede New York Times, New York Times Travel, Los Angeles Times, Washington Post ve Amerika kıtasında toplam 30 gezi ve magazin dergisinde Türkiye reklâmları yer alacak.

11 Eylül sonrasında Türkiye’yi ziyaret eden Amerikalı turist sayısında yaşanan düşüş durdu. 2006 yılı rakamlarına göre Türkiye’ye giden Amerikalı turist sayısı 11 Eylül öncesindeki rakamları dahi geçmiş durumda.

/ ANKARA

12.02.2007


 

12 taksitle kefen-tabut

Adana’da bir işyeri, kredi kartına 12 ay taksitle cenaze malzemeleri satıyor, cenaze hizmetleri veriyor.

Hayatımızın her alanına giren ve birçok insanın borçtan dolayı hayatını kaybetmesine sebep olan kredi kartıyla şimdi de cenaze malzemelerini satın almak mümkün. Adana’da cenaze malzemeleri satan ve sahibi kadın olan Talay Cenaze Malzemeleri adlı işyeri, kredi kartıyla 12 ay taksitle satışlara başladı.

İşyeri sahibi 2 çocuk annesi Cemile Talay, cenaze malzemeleri satarak geçimini sağladığını söyledi. Yaptığı işten dolayı eleştirilerin yanı sıra takdir de aldığını belirten Talay, “İlk açtığım sıralar dükkânda yalnız kaldığım zaman tabuttan korkuyordum. Bu nedenle çocuklarımı yanıma çağırıyordum. Onlar da korkuyordu ama şimdi alıştık” dedi.

/ ADANA

12.02.2007


 

Diyarbakır çöreği görücüye çıkacak

Diyarbakır Turizm ve Tanıtma Derneği, şehrin asırlık geleneği olan Diyarbakır çöreğini EMITT Fuarı’nda tanıtacak.

Diyarbakır Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Nedim Çizmeci, 15-18 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’na (EMITT) katılacaklarını belirterek, TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezinde düzenlenecek fuara çok sayıda yabancı ülkenin yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanından katılımın olacağını söyledi.

/ DİYARBAKIR

12.02.2007


 

Lokum, AB yolunda kitap oldu

Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’nca ‘’AB İletişim Projesi’’ çerçevesinde hazırlanan ‘’Lokum’la Avrupa’ya’’ kitabı Avrupa Birliği’nin kuruluşunu ve yapısını çocuklara tanıtmayı amaçlıyor.

16 sayfalık kitapta miniklere kitabın baş karakteri, Türkiye’nin geleneksel şekerlemelerinden lokumun ağzından sesleniliyor.

Kitabın ilk sayfasında çocuklara, ‘’bazen fıstıklı, bazen fındıklı, güllü lokum’’ diyerek kendini tanıtan ‘’lokum’’, AB’nin kuruluş hikâyesini masal üslûbuyla anlatıyor. Çocukların hikâyeye katılımını sağlamak için sorular soruluyor. 9 Mayıs’ın AB’nin doğum günü olduğunun belirtildiği bölümde, ‘’AB’nin doğum günü için güzel bir hediye bulalım. En güzel hediye ne olabilir?’’ diye soruluyor.

/ ANKARA

12.02.2007


 

Çocuklar savaşa zorlanıyor

“Hiç kimse hayata şiddet dolu gelmiyor. Afrika’da, Latin Amerika ya da Asya’daki hiçbir çocuk savaşların bir parçası olmak istemiyor. Ama yaşadıkları travma ve devamlı verilen uyuşturucularla artık şiddet bildikleri tek gerçek haline geliyor ve alışkanlığa dönüşüyor.”

Çocukların silâhlı çatışmalarda kullanılmasına karşı tedbirlerin tartışılacağı iki günlük konferansta katılımcılara seslenen Sierra Leoneli eski bir çocuk asker, İsmail Beah böyle diyor.

Fransız hükümeti ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) işbirliğiyle düzenlenen “Çocukları Savaştan Kurtarın” başlıklı konferansa sorunun yaşandığı ve destek veren 55 ülkeden temsilciler katılıyor.

Konferansın sonunda çocukların asker olarak kullanılmasını sona erdirmek ve buna maruz kalanları tekrar topluma kazandırmak üzere bir dizi yeni tedbir ve ilke belirlenecek.

1996’da ülkedeki iç savaşta askerken UNICEF destekli bir programla kurtulan ve şimdi 26 yaşında olan Baeh “Bir çocuğun asker olması kolay ama insanlığını geri kazanmak o kadar basit değil” diye ekliyor, “Ama mümkün.”

“250 BİN ÇOCUK ASKER VAR”

Beah, devlet ve hükümet başkanlarından çocuk askerlerin rehabilitasyonu için oluşturulan programlara desteklerini arttırmalarını istedi.

Çocukların silâhlı gruplarca asker olarak kullanılmasına son vermek üzere yapılması gerekenlerin konuşulduğu konferansı açan Fransız Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy, “Çocuk askerler için başka bir hayatın mümkün olduğunu göstermek zorundayız” dedi.

UNICEF Direktörü Ann M. Veneman da “Dünyada tahminen 250 bin çocuk silâhlı mücadelelerde kullanılıyor. Asker olarak, ulak olarak; casus, taşıyıcı, aşçı olarak kullanılıyorlar ve çocukluklarını yaşayamadıkları gibi en temel haklarından mahrum kalıyorlar” diye ekledi.

Bunların yanında özellikle kız çocukları da çoğu zaman silâhlı gruplarca seks kölesi olarak kullanılıyor.

YAPTIRIM EKSİKLİĞİ

Geçtiğimiz yüzyılda çocuk askerliğine karşı birçok BM kararı ve uluslar arası hukuk standardı çıkmış olsa da, yasal boşluklar ve yaptırım eksikleri sebebiyle sorunun önlenmesinde beklenen ilerleme kaydedilemedi.

Çocukların savaşlarda kullanılması Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından suç kabul ediliyor. Mahkeme ilk kez 2002 yılında çocukların savaşta kullanılmasını “savaş suçu” olarak tanımladı ve geçen hafta ilk kez bir kişinin bu sebepden yargılanacağını duyurdu. Kongolu milis lideri Thomas Lubanga 1998-2003 arasındaki iç savaş sırasında çocukları asker olarak kullanmaktan yargıç önüne çıkacak.

Öte yandan, uyarı ve kınamalara rağmen çocuk asker kullanmaya devam eden ve muhtemel yaptırımlar için durumu BM Güvenlik Konseyi’nde görüşülmeyi bekleyen altı ülke var. Beşi Afrika’da bulunan bu ülkeler şöyle: Birmanya, Burundi, Fildişi Sahili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Somali ve Sudan.

Öte yandan BM’nin bu konuda yeterince duyarlı davranmadığını düşünenler de var.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) geçtiğimiz yıl Kasım ayında çocuk asker kullandığı BM raporlarınca belirlenen ülkelere Güvenlik Konseyi’nden bir yaptırım çıkmaması üzerine eleştirilerini yoğunlaştırmıştı.

Eski Genel Sekreter Kofi Annan’ın görevden ayrılmadan önce hazırladığı son raporda tüm dünyada 12 ülkeden 38 silâhlı grup ve hükümetin çocukları askere aldığı ve çatışma alanında kullandığı yer almıştı.

12.02.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004