Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 20 Nisan 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Dizi Yazı

Umut YAVUZ

Kıbrıs’ın gerçek fotoğrafı

DEMOKRASİ KAHVEHANESİ

17. yüzyılda inşa edilmiş olan Kumarcılar Hanı’nın (Osmanlı yapısı olan bu Han’ın neden bu ismi aldığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Çünkü ne yazık ki Kıbrıs aynı zamanda bir kumar merkezi olarak da biliniyor) hemen bir sokak ilerisinde ilginç bir kahvehane bulunuyor: Demokrasi Kahvehanesi.

Demokrasi Kahvehanesi, öz Kıbrıslı Türklerin gerçek fotoğrafını yansıtması açısından ilginç bir mekân. Burada Mehmet Kadiri adlı vatandaşla konuşuyoruz ilk olarak. Demokrasi Kahvehanesi adından da anlaşılacağı üzere, sıradan bir kahvehane değil. Burada toplanan insanlar her türden siyasî meseleyi özgürce konuşabiliyormuş. Kadiri’nin söylediği şu: “Biz parti yahut görüş ayrımı yapmadan insanların gelip burada Kıbrıs’ın her türlü problemini konuşmasını istiyoruz. Bu sebeple kahvehaneye bu ismi verdik.”

Kahvehane’nin duvarları her türlü siyasî söylemle dolu. Kıbrıs’ın bağımsızlığını savunandan tutun da, Rumlarla birlikteliğe kadar farklı siyasî görüşlerde insanlar buraya gelip tartışıyorlarmış. En önemli şey ise, genelde öz Kıbrıslıların burada bulunması. Bu açıdan burada Kıbrıslıların şikâyetlerini ve görüşlerini öğrenme fırsatı buluyoruz.

Buradaki Kıbrıslı vatandaşların en büyük şikâyetleri Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusundan gelen göçlerin Kıbrıs’ın kültür yapısını bozması. “Daha önce burada hiçbir asayiş olayı yaşanmazdı, göçlerden sonra akşamları sokağa rahat çıkamaz olduk” diyor kahvehanedeki bir başka Mehmet Bey.

Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusundan gelen, eğitim ve gelir düzeyi düşük TC vatandaşları, Kıbrıs’ı kendilerine yeni bir ekmek kapısı olarak görüyorlar haliyle. Ancak buraya gelirken, buranın Türkiye’den daha farklı bir kültür yapısına sahip olduğunu göz ardı ederek geliyor ve bir bakıma kendileri dönüşmek yerine, Kıbrıs’ı dönüştürmeyi tercih ediyorlar. İşte öz Kıbrıslı vatandaşların şikâyetleri de bu noktada düğümleniyor. Biraz da eğitim seviyesinin düşüklüğünden olsa gerek, asayiş olaylarına da en fazla Türkiye’den buraya gelen insanların karışması, Adalıları bir hayli rahatsız etmişe benziyor.

Adalıların bir başka şikâyeti ise, Türkiye’nin gölgesinde olmaktan bıkmaları. Kendilerinin bağımsız bir devlet gibi değil de, Türkiye’nin bir vilayeti gibi görülmesinden epey rahatsız olduklarını dile getiriyorlar. Başbakanlık binalarının hemen karşısında bulunan Türkiye Büyükelçiliğini de Türkiye’nin gölgesi altında kalmalarına delil olarak gösteriyorlar. Mehmet Bey şunları söylüyor: “Biz Türk askerinin bizi korumasından şikâyetçi değiliz, bilâkis bundan memnun olabiliriz. Ancak asıl şikâyetimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iç işlerimize müdahale etmesi.”

Kıbrıslı vatandaşlarda “asker sadece sınırlarımızı beklesin” tarzında bir görüşün hakim olduğunu görüyoruz. Bu ilk bakışta biraz bencilce geliyor, hatta daha ileri tabirle nankörlük diye nitelendirebilecekler bile çıkabilir. Ancak gelin, dilerseniz onları dinlemeye devam edelim. Meselâ Mehmet Bey diyor ki: “Bizim hükümetlerimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kukla hükümeti gibi. Biz kendimizi yönetenleri kendimiz seçemiyoruz.”

Sonra da soruyor Mehmet Bey? “Bunun neresi bağımsızlık?”

İşte Demokrasi Kahvehanesi’nden yükselen aykırı sesler bu şekilde. Oradan ayrılırken kahvehanedekiler, “Bunları yazacaksanız doğru yazın. Türkiye’den gelen hiç bir gazeteci bizim dediklerimizi yazmıyor. Bari siz doğru yazın” diye de tembihlediler. Ben de onların dediklerini noktasına, virgülüne dokunmadan yazdım.

Demokrasi Kahvehanesi neden önemli?

Demokrasi Kahvehanesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) ülkemizde pek de zikredilmeyen fotoğrafını yansıtması açısından önem taşıyor. Çünkü burada Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî Kıbrıs ideolojisiyle örtüşmeyen, radikal olarak nitelendirilebilecek görüşler seslendiriliyor genelde. Adının Demokrasi Kahvehanesi olması hasebiyle böyle bir duruş normal karşılanabilir. Zira demokrasinin asıl mânâsı her türlü görüşün özgür bir şekilde ifade edilebilmesidir aynı zamanda. Bunun yanında resmî ideolojiler genelde, temsil ettiklerini iddia ettikleri halkın görüşlerini dikkate almazlar ve “Biz onlardan daha iyi biliriz” tavrını takınırlar. Halbuki demokratik cumhuriyetten kasıt 'halkın kendi kendini idare etmesidir' ve nasıl yönetileceğine kendisinin karar vermesidir.

İşte bu kahvehanede belirtilen görüşler bu çerçevede ele alınmalıdır. Kıbrıslılar kendilerinin ve çocuklarının geleceklerini elbette kendileri belirleyeceklerdir. Buna ne dışardan bir müdahale olması ne de bazı şeylerin dikte edilmesi normal karşılanamaz. Bu hususta küresel bir takım hesaplar da herhangi bir müdahaleye bahane edilemez.

Devam edecek

Umut YAVUZ

20.04.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Dizi Yazı

  (19.04.2007) - Kıbrıs'ı doğru anlamak lâzım

  (17.02.2007) - İttihad-ı İslâma ihtiyaç var

  (16.02.2007) - Türkiye de hedef tahtasında

  (15.02.2007) - Yerli işbirlikçiler

  (14.02.2007) - Çağdaş Şerif Hüseyinler

  (13.02.2007) - Ayrışan İslâm dünyası

  (03.02.2007) - Konya’dan sonra Hanya’yı da gördük

  (02.02.2007) - Beyaz Atina, AB fonlarıyla süslenmiş

  (01.02.2007) - Üsküp’te Müslümanlara ikinci sınıf muamele

  (31.01.2007) - Kosova’da Türk gücünün varlığı çok önemli

 

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004