12 Mayıs 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Ahmet BATTAL

Toplantılar ve hükümet komiserleri


A+ | A-

Gazetedeki ilânlardan da takip ettiniz. Geçen Pazar günü Trabzon’da düzenlenen “Yüz yıllık süreçte demokratikleşme ve Bediüzzaman” konulu panelde konuşmacılardan biri idik.

Panelden önce “Işık Doğudan Yükselir” adlı kısa film gösterisini izledik. Sinevizyonun bir yerinde Bediüzzaman’ın kayda değer maddî varlığının bulunmadığı ve manevî mirasının altı bin sayfalık Risâle-i Nur külliyatı olduğu söylendi.

O âna kadar, salondaki dâvetlileri, biz konuşmacıları izlemeye gelen bir kitle olarak görme eğiliminde idim. Ama bu mirası işini duyunca gözlerim açıldı. “Dinleyici” sandığım kitlenin, aslında “sıradan” dinleyiciler değil de “miras paylaşmak isteyen” mirasçılar olduğunu anladım.

Dâvetlilerin her biri, bu taksimden kendilerine daha çok pay düşmesi için tam bir ciddiyetle dinliyordu. Hiçbirinin, “Paylaşanların sayısı artarsa benim payıma düşen azalır” diye bir endişesi yoktu. “Mirasyedi”lik yapmak isteyen kimse de görmedim.

Bıraktığı mirasın paylaşılması sırasında evlâtlarını bu şekilde memnun eden kaç baba geçti bu dünyadan acaba?

Yukarıda ve hedefte oturduğum için olsa gerek, bir ara, kendimi, bu mirası paylaştıran bir hakem gibi görmeye başladım, ama hemen ardından bundan vazgeçtim ve aslında hakeme ihtiyaç olmadığını fark edip Bediüzzaman’ın mirasından kendi payıma düşmüş olanı muhataplarıma aktarmaya yöneldim.

Fakat salonda bir sürpriz vardı. En önde oturan bir bey, yakasına “hükümet komiseri” yazılı bir kart asmıştı. Niçin buradaydı? Acaba mirası hakkıyla paylaştırma işini o mu yapacaktı?

Ama ortada, bir kooperatifin daireleri ya da bir şirketin yıllık kârı gibi, paylaşınca azalan türden maddî kârlar yoktu ki hükümet komiserinin gözlemine ve hakemliğine ihtiyaç olsun!

Bunun üzerine bendeniz fırsatı kaçırmadım ve kendisinin şahsında bilumum düşünce komiserlerine ve ayrıca da hükümete en derin saygılarımı sundum.

Hatta dinleyicilerden gelen sorulardan birinde, hükümetin bir bakanının Ayasofya’nın müze olarak kalması gerektiği yolundaki görüşü hakkında düşüncelerim sorulduğunda, cevaben “Hükümetin temsilcisi, hem de başkomiser seviyesinde temsilcisi burada, sorunun muhatabı aslında kendisidir” deyiverdim, ama komiser beyi bir ter bastı, anlatamam. Böyle zor soruları kendisine havale ettiğim için de bana biraz gönül koydu. Mamafih programdan sonra şahsıyla ve şahsiyetiyle barıştık, helâlleştik.

Komiserim bana, toplantıya katılma sebebinin tamamen resmî görevlendirme olduğunu, toplantının provoke edilmesi ihtimaline karşı ve gerektiğinde müdahale için emniyet kuvvetlerine talimat vermek üzere burada olduğunu, biz konuşmacıların kendisinin varlığından rahatsızlık duymaması gerektiğini güzel güzel anlattı. (Doğrusu zaten bunları biliyordum).

Ama bu arada, Yeni Asya Gazetesi Trabzon temsilciliğinin bu programı “izin alarak” yaptığını, Trabzon hükümeti tarafından izin verilmeseydi yapamayacağını da söyledi ki; işte orada anlaşamadık kendisiyle. Hatta kendisine, bu görüşünde ısrar eder ve buna göre icraat yaparsa suç işlemiş sayılabileceğini de söyledim.

Bakınız neden?

Bu kötü haliyle dahi, anayasa’mızın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” başlıklı 34. maddesi der ki;

“Herkes, önceden izin almadan, silâhsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. ./. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, … kanunla sınırlanabilir. ./. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usûller kanunda gösterilir.”

Özetle, “toplanmak” izne bağlı değildir, mahallî hükümete “bildirmek” yeterlidir.

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun “Toplantının ertelenmesi veya bazı hâllerde yasaklanması” başlıklı 17. maddesi ise şöyledir:

“… vali veya kaymakam, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması hâlinde yasaklayabilir.”

Gördüğünüz gibi bir toplantıyı yasaklamak ancak “suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlikenin mevcut olması” halinde mümkündür.

Üstelik 29. maddede de “Toplantı veya yürüyüş yapılmasına engel olan … kimse, … bir yıl altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır” denilmiştir. Bu engelleme fiilî mukavemetle olabileceği gibi, aslında yetkisi olmayan resmî kişinin, bir toplantının düzenlenmesini, “izne bağlı” diyerek engellemesi de bu kapsamda suçtur.

Yine şunu da bilelim ki Türk Ceza Kanununun “İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme” başlıklı 115. maddesine göre “Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini … açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ./. Dinî ibadet ve ayinlerin toplu olarak yapılmasının, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre ceza verilir.”

Toplantı düzenleyeceklere ve onlara engel olmaya kalkışacak olanlara duyurulur!

12.05.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Geri


Önceki Yazıları

  (04.05.2010) - Memur mu, işçi mi?

  (22.04.2010) - Medenî dediğin...

  (20.04.2010) - Maddî ve manevî anonim şirketler

  (15.04.2010) - Proje adı: Kardeşlik (ama nasıl)

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Yeni Asya Gazetesi - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat-Promosyon - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım